Göç, Sürgün, Soykırım

By Şubat 28, 2016 358 0

21 Mayıs anma programları, özellikle diasporada, ilk organize edilmeye başlandığı yıllardan itibaren içerik ve söylem bağlamında hep tartışıla gelmiştir... Bir dönem “göç” veya “zorunlu göç” gibi kavramlarla ifade edilen tarihimizin en önemli kırılma noktası, uzunca bir süredir sürgün olarak adlandırılıyor...

Bu kavramları eksiğiyle fazlasıyla bir gözden geçirip doğru isimlendirmeyi yapma ve fonksiyonel bir şekilde organize olma zamanı geldi de geçiyor bile...

Göç kavramının, “dini, iktisadi, siyasi, sosyal ve diğer sebeplerden dolayı insan topluluklarının bir yerden bir başka yere gitmesi” olarak tanımlandığını göz önünde bulundurduğumuzda, söz konusu topluluğun isteğe bağlı olarak yer değiştirmesi anlamını doğurabileceğinden yaşanan vakayı ifade etmediği ortaya çıkmaktadır... Kitlesel olarak katliama uğramış, zorlayerinden yurdundan edilmiş bir toplumun yaşadığı olayları göç olarak adlandırmak görüldüğü gibi “abesle iştigal”dir...

Sürgün ise 21 Mayıs 1864 sonrasında yaşanan olayları anlatmak için doğru bir isimlendirme olsa da bütünsellik arz etmediği için “eksiktir”. Sürgün öncesi çekilen acıları dikkate almayan, sadece “21 Mayıs 1864” günüyle sembolleşmiş sürgün yıllarını temel alan bu adlandırma, görüldüğü gibi hem kendi toplumumuza hem de dünyaya, yaşanan acıların bütününü anlatacak anlamı tam olarak barındırmamaktadır.


Halkımızın yaşadığı hazin olayları tam anlamıyla karşılayan ve sürgün acısını da içerisinde barındıran yegâne kavram “soykırım”dır... Uluslararası yasalarda da insanlığa karşı suç olarak adlandırılan bu kavram dünyaya kendi yaşadıklarımızı anlatabileceğimiz en sağlıklı verileri de içerisinde barındırmaktadır... Ayrıca bize uygulanan kitlesel katliamları, toplu sürgünleri yaşayan küçük büyük bütün olayları incelediğimizde toplumumuza 145 yıl önce yaşatılanların bu uluslararası tanımlamaya nasıl da karşılık geldiği “berrak zihinler” tarafından hemen anlaşılacaktır...

Toplumumuza karşı soykırım suçu işleyen, kültürel, siyasi, ekonomik gelişimimizi engelleyen ve bu çabalarını (yönetimler değişse de, ara dönemler olsa da) zihinsel ve aksiyoner anlamda hiç değiştirmeden devam ettiren esas faili gözden uzak tutmak için yapılan bir tartışma daha vardır ki; hem kendi toplumunu gizli bir “aşağılama”, hem de tarihi olayları saptırma ve sulandırma maharetini içerisinde barındırmaktadır... Yaşanan olayları Osmanlı Devleti’nin gönderdiği sayılı “yefendi”ye bağlamak abesle iştigalinde ötesinde saplantılı bir ruh halini sergilemektedir...

Sovyet sempatizanlığı gözlerini bürümüş bir grup diaspora cengaveri tarafından Soğuk Savaş yıllarında bolca dillendirilen bu söylemin, tüm gerçeklerin gün yüzüne çıkmış olmasına rağmen hala dillendiriliyor olması şüpheyle yaklaşılması gereken bu ruh halinin göstergesidir...

Ayrıca yüz binlerce insanın toplu olarak yer değiştirmesine bir kaç “yefendi’nin sebep olduğunu dillendirmek toplumuzun genelinin “saf” olduğunu ve her söylenene kandığını iddia etmek değil midir? Bu söylem aynı zamanda toplumumuzu aşağılayan bir detayı da içerisinde barındırmıyor mu?

Sovyet Rusya döneminde Rusya tarihi boyunca gerçekleştirilen toplu sürgün ve katliamların üzerini örtmek için çeşitli şekillerde tarihi olayları saptırma girişimleri olduğu bilinmektedir... Bu tarz çalışmaların günümüzde gerek 450. yıl saçmalıklarıyla gerekse 21 Mayıs anmalarının içini boşaltma çabalarıyla hem anavatanda hem diasporada tekrar ısıtılmasının sebepleri ve olası siyasi sonuçları, toplumu ve geleceği için düşünen “samimi” Kafkasyalıların sorgulaması gereken önemli konulardır.

Özellikle diasporada yaşayan Kafkasyalıların üzerinde düşünmesi ve araştırması gereken konu bu gün neden burada yaşadığımızdır. Bir grup “yefendi”ye kandığı söylenen atalarının yüzünden mi, yoksa katliamlarına Kafkasya’da hala devam eden, birilerinin “büyük abisi” Rusya yüzünden mi?

Bu soruya tarihi belgeler, toplumsal hafızamız ve günümüzde halen görmek isteyenin gördüğü hukuksuzluklar cevabını zaten vermektedir. Toplumumuzu gerçeklerden uzaklaştırmak için konsolosluk koridorlarında hazırlanan ve bir kesim “kerameti kendinden menkul diaspora thamadesi” tarafından uygulanmaya çalışılan toplum mühendisliği örneği çalışmalar belki mide bulandırabilir ancak toplumsal hafızamızı değiştirmeye yetmeyecek, beyhude çabaların ötesine geçemeyecektir.

Birileri Kefken’deki mezarlıkta yatan atalarımızın kemiklerini sızlatacak “mesnetsiz” barış çağrılarını bu topluma yutturmaya çalışabilir. Ancak bizler 24 Mayıs Pazar günü tam da atalarımıza yaşatılan ve halen devam etmekte olan soykırımların bir numaralı müsebbibi olan Rusya’nın Taksim’deki konsolosluğu önünde olacağız ve senelerdir yaptığımızın aksine bu sefer ağlamayacağız, yumruğumuzu sıkıp gür bir sesle tüm dünyaya haykıracağız:

“21 Mayıs Çerkes Soykırımı Günü teslimiyetin değil, direnişin günüdür!”

Yekuaş Kuban KURAL
05 Mayıs 2009
Kafkasya Forumu

Yorum yapın

(*) ile işaretlenmiş zorunlu alanların tümünü doldurduğunuzdan emin olun. HTML kodları kullanılamaz.

Hakkımızda

ÇerkesyaCerkesya.org Çerkesler ve Kafkasya hakkında güncel haberler, Çerkes Kültürü ile ilgili her türlü görsel ve yazılı materyallerin bir arada bulunduğu, Çerkes Kültürünü gelecek nesillere aktarmayı amaç edinmiş hiç bir kurum ve kuruluşla bağı olmayan sadece Kuzey Kafkasya Halklarına taraf bir portaldır.

Çok Okunanlar

Çerkesler Türk mü?

Çerkesler Türk mü?

Ara 02, 2018 Rate: 0.00

Kafkasya Neresidir?

Kafkasya Neresidir?

Ara 10, 2018 Rate: 0.00

Kabardey Aile Armaları

Oca 25, 2019 Rate: 0.00

Son Twetler

Değerli büyüğümüz Yismeyl Özdemir Özbay'a Allah'tan Rahmet ailesine ve camiamıza baş sağlığı dileriz. https://t.co/568Ue3bIPa
RT @profdrhalukkoc: Rusya Fed.Ank B.elçisi Aleksey Yerhov;1820-1870 yıllarında her türlü eziyet,baskı ve zorla topraklarından sürdükleri Ka…
https://t.co/z2AVKFGjVf
Adıge Cumhuriyeti'nin Kuruluş Yıl Dönümü Kutlu Olsun https://t.co/10PUan3hJA
Follow Çerkesya on Twitter

Post Gallery

Çerkes Parası ve Kaffed'in Kozmik Aklı

Çerkeslerin Mitolojik Kahramanı Nart Sosruko Mobil Oyun Oluyor

Eski Kafkas halkları, Amerikan yerlileri ve Sibirya halklarıyla akrabaymış

Belgesel Film Gösterimi-Çerkes Atının Öyküsü Şağdi

Hayriye Melek Hunç Anısına Kitap Günleri

Adıgey Halkı Anadilde Eğitim İstedi

Sarıkamış’tan Bir Şehit Öyküsü

Efsanevi Kabardey Atları Dörtnala Geri Dönüyor

Çerkes Kültürüne Son Bir Yaşam Alanı