Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti

Şubat 1917'de Çarlık Rusyasının yıkılması sonrasında Kuzey Kafkasya'da kurulan devlet. Uzun yıllar boyu Rus istilası altında sömürge olarak bulunan Kuzey Kafkasya halklarına mensup aydınların girişimi ve sürükleyiciliği ile 11 Mayıs 1918'de resmen ilan edildi.

Çarlığın yıkılışını takip eden günlerde Terekkale'de (Vladikavkaz) 5-6 Mart 1917 tarihlerinde Kuzey Kafkasya'nın geleceği üzerine yapılan değerlendirme toplantıları bu devletin ilanına gidecek sürecin başlangıcını oluşturdu. Bu toplantıda, başkanlığını bir sosyalist devrimci olan hukukçu Basiat Şahan'ın yaptığı Birleşik Kafkas Dağlıları Birliği Geçici Yönetimi oluşturuldu ve Kuzey Kafkasya'da “eyalet komiteleri”nin oluşturulması ve kamuoyunun genel eğilimini belirlemek üzere I. Genel Kuzey Kafkasya Kongresi'nin toplanması kararlaştırıldı.

1-9 Mayıs 1917'de tarihlerinde Terekkale'deki (Vladikavkaz) Olginski Kız Lisesi'nde Hazar'dan Karadeniz'e kadar bütün Kafkas halklarından toplam 500'den fazla temsilcinin katıldığı ve Terekkale Kurultayı olarak da anılan I. Genel Kuzey Kafkasya Kongresi'nde çeşitli komisyonlar oluşturularak ülkenin geleceğine ilişkin görüşler sistematize edildi, yönetsel-politik yetkilerle donatılan Kuzey Kafkasya Merkez Komitesi olarak adlandırılan icra organı tesis edildi ve siyasi programın başına, o dönem Rusya'nın diğer halklarının da tercihine benzer şekilde, Kuzey Kafkasya’nın da ayrı devlet statüsünde katılacağı, Rusya'da yeni bir federal cumhuriyetin kurulması talebi koyuldu. Bu kongrenin sonuç bildirgesi “devrimin getirdiği özgürlükleri güçlendirmeyi, demokrasi ilkelerini hayata geçirmeyi, politik, milli, kültürel kazanımları korumayı ve Kuzey Kafkasya halklarının birliğini” ön plana almaktaydı.

Bu dönemde Kafkasya bölgesi, Çarlık Rusyasının çöküşüne paralel olarak çözülen Kafkas cephesi dolayısıyla başıbozuk birimlerin gözlerinin dikildiği bir bölge olmuştu. Dağılan Rus ordusunun uzantıları özellikle temel gereksinimlerin yeterli şekilde karşılanabileceği Kuzey Kafkasya'ya ulaşmaya çalışıyordu. Cepheden demiryolu ile Kuzey Kafkaslara ve deniz yolu ile Sohum, Soçi, Tuapse ve Anapa gibi yerleşim birimlerine ulaşan onbinlerce silahlı asker ve denizci, yerli nüfusa yönelik hareketlere girişmişti. Kuzey Kafkasya'nın doğusunda da Kafkas cephesinden asker kaçakları olarak dönen Kazak alayları da ciddi tehditler sergilemekteydi. RSDİP(b)'nin de (Rusya Sosyal Demokrat-Bolşevik İşçi Partisi) bölgede Rus etnik grubu üzerinden giriştiği örgütlenme ve propoganda çalışmaları Kuzey Kafkasya sahasında siyasal ayrışmaları hızlandırmada önemli bir faktör oluşturmuştu. Bu tehditler karşısında Kuzey Kafkasya Merkez Komitesi pratik bir adımla Rus Ordusunda muvazzaf bir güç olarak bulunan yüksek vurucu güce sahip Kafkas Süvari Tümeni'nin ülkeye çekilmesini karara bağlayarak Petrograd’taki “Geçici Hükümet” nezdinde temaslar gerçekleştirdi. Ağustos 1917 boyunca Kuzey Kafkasya Merkez Komitesi üyeleri,ülkenin değişik yörelerinde bir dizi toplantı yaparak 2. Genel Kuzey Kafkasya Kongresi’nin 18 Eylül 1917'de Andi'de toplanması takvime bağlanarak, delegasyonlar belirlendi.

18 Eylül 1917’de kalabalık bir izleyici kitlesinin önünde 1500 delegenin katılımıyla başlayan ve Andi Kurultayı olarak da bilinen bu kongrede geçici bir anayasa hazırlanarak Kuzey Kafkasya Merkez Komitesi'ne "ulusal ordu kurma", "temel tüketim mallarının ihracını yasaklama", "uygun zamanda Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti'nin bağımsızlığını ilan etme" gibi olağanüstü yetkiler verildi.

Gregoryen takvimine göre 25 Ekim 1917'de (Miladi: 7 Kasım 1917) Petrograd'da Lenin liderliğindeki bolşeviklerin darbe ile iktidarı ele geçirmeleri sonrasında, Rusya'dan ayrılacağını kesin hatlarla ortaya koyan Kuzey Kafkasya Merkez Komitesi'nin kararı, komşu Transkafkasya’da, bolşevik iktidarı oybirliğiyle reddeden milliyetçi partilerin tavrıyla büyük ölçüde çakışıyordu. Bu gelişmelere paralel olarak, bölgesel gelişmelerin dışında kalmanın getirebileceği muhtemel sıkıntılarını dikkate alan komite Transkafkasya ile güç birliği arayışı çerçevesinde, Mart 1918'de Bakü ve Tiflis'te girişimlerde bulundu ve aynı ay içinde Trabzon Konferansı'na gözlemci olarak katıldı. İstanbul'da Osmanlı yetkilileri ile siyasal temaslar gerçekleştirildi. Kuzey Kafkasya Parlamentosu'nda ülkenin bağımsızlığının ilanı yönünde karar alınması üzerine, 11 Mayıs 1918 günü yayınlanan Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti Bağımsızlık Bildirisi ile Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti'nin kuruluşu ilan edildi.

Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti Hükümetleri

Abdülmecid Tapa Çermoy kabinesi (11 Mayıs 1918-15 Aralık 1918)

Devlet ve Hükümet Başkanı: Abdülmecid Tapa Çermoy

Başkan Yardımcısı: Pşimaho Kosok

İçişleri Bakanı: Reşid Han Kaplan

Dışişleri Bakanı:Haydar Bammat

Savunma Bakanı: Nuh Bek Tarkovski

Maliye Bakanı: Vassan Girey Cabağı

Ulaştırma Bakanı: İbrahim Haydar

 

I. Pşimaho Kosok kabinesi (15 Aralık 1918-25 Mart 1919)

Devlet ve Hükümet Başkanı: Pşimaho Kosok

İçişleri Bakanı: Reşid Han Kaplan

Dışişleri Bakanı: Haydar Bammat

Savunma Bakanı: Nuh Bek Tarkovski

Maliye Bakanı: Vassan Girey Cabağı

Ulaştırma Bakanı: İbrahim Haydar

Ticaret ve Sanayi Bakanı: Bahadur Malaçihan

Milli Eğitim Bakanı: Nur Mahmed Şahsuvar

Tarım ve Emlak Bakanı: Aslanbek Butatı.

 

II. Pşimaho Kosok kabinesi (25 Mart 1919-12 Mayıs 1919)

Devlet ve Hükümet Başkanı: Pşimaho Kosok

İçişleri Bakanı: Reşid Han Kaplan

Dışişleri Bakanı: Haydar Bammat

Savunma Bakanı: Saraceddin Musala

Milli Ekonomi Bakanı: Aslanbek Butatı

Ulaştırma Posta ve Telgraf Bakanı: Zubeyr Temirhan

Milli Eğitim Bakanı: Nur Mahmed Şahsuvar

Adalet Bakanı: Taceddin Penzulai

Dini İşler Bakanı: Necmeddin Gotinski

Mikail Halil kabinesi (12 Mayıs 1919-29 Eylül 1919)

kabine oluşturulamamıştır.

 

Referanslar

Haydar Bammat - The Caucasus Problem, Berne, 1919.

Haydar Bammat - La Caucase et la Revolution Russe, Paris, 1929.

Pşimaho Kosok - Kuzey Kafkasya Hürriyet ve İstiklal Savaşı Tarihinden Yapraklar, İstanbul, 1960.

Pşimaho Kosok - “Revolution and Sovietization in the Northern Caucasus”, Caucasian Review, Münih, 1955 ve 1956, No:1 ve 3.;

Vassan Girey Cabağı - “Kuzey Kafkasya'nın İstiklal Savaşı”, Serbest Kafkasya, Münih, 1952, No:1.

Vassan Girey Cabağı - Kafkas Rus Mücadelesi, Baha Matbaası, İstanbul, 1967.

Yılmaz Nevruz Karaçaylı - “Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti”, Birleşik Kafkasya, İstanbul,1964, No:1.

Barasbi Baytugan - Kuzey Kafkasya, Samsun, 1978?

Said Şamil - Montagnards du Caucase, Paris, 1930.

Şerafettin Erel - Dağıstan ve Dağıstanlılar, İstanbul, 1961.

Ahmet Hazer Hızal - Kuzey Kafkasya Hürriyet ve İstiklal Davası, Orkun Yay., Ankara, 1961.

Ahmet Hazer Hızal - “Kuzey Kafkasya İstiklali ve Türkiye Matbuatı”, Birleşik Kafkasya, İstanbul, 1964-1965, No:2,3 ve 4.

Stefanos Yerasimos - Türk-Sovyet İlişkileri, Ekim Devriminden Milli Mücadeleye, Gözlem Yay., İstanbul, 1979.

(Haydar Bammat-Aziz Meker)- Circassia and Daghestan, Lozan, 191(9)?.

Ali Sultan - “11 Mayıs 1918”, Severnıy Kavkaz, Varşova, 1934, No:1.

Hüseyin Tosun Şhaplı - Aperçu Historique Ciscaucasiens pendent La Guerre Mondaile, İstanbul, 1918.

Hüseyin Tosun Şhaplı - Compte-Rendu des Assembles des Peoples de la Ciscaucasie et de Leurs Travaux Legislatifs, İstanbul, 1918.

Cem Kumuk – Neredesin Prometheus?, Alfa Yay., İstanbul, 2004.

Sefer E. Berzeg - Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti (1917-1922), (I.cilt), Birleşik Kafkasya Derneği Yay., İstanbul, 2003.

Sefer E. Berzeg - Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti (1917-1922), (II.cilt), Birleşik Kafkasya Derneği Yay., İstanbul, 2004.

Sefer E. Berzeg - Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti (1917-1922), (III.cilt), Birleşik Kafkasya Derneği Yay., İstanbul, 2006.

Çerkesler hakkında

Aralık 08, 2018

Efsane

Efsaneye göre, Tanrı yeryüzünü yarattığında, yeryüzüne dağıtmak için dağları içine koyduğu bir torba taşıyormuş. Bunu gören şeytan torbanın dibinde bir delik açmış ve tüm dağlar Kara Deniz ile Hazar Denizi arasındaki bölgeye dökülmüş. Bunun üzerine Tanrı bu bölgeyi dünyada şeytanın giremeyeceği ve insanları yoldan çıkaramayacağı tek yer olarak yaratmış, çünkü zaten hayat bu hali ile burada yaşayan insanlar için yeterince zormuş.

Büyüleyici ormaları, bereketli ırmak ve gölleri, tepesi sonsuza kadar karla kaplı kalacak gibi duran dağları ve yamaçlarındaki otlakları ile bir tabiat güzelliği ve canlılığı sergileyen Kafkasya ziyaretçileri tarafından “cennet” olarak tarif edilir. Shakespeare bir eserinde Alp Dağlarını cüceleştirerek “bunlar donmuş Kafkaslardır” demiştir. Efsaneye göre Avrupa’nın en yüksek dağı olan Elbruz Dağının iki tepesinin ortasında Ağrı Dağına giden Nuhun Gemisi bulunmaktadır. Prometheus, Yunan mitolojisinde Altın Postun bulunduğu yerde, Kazbek'e zincirlenmiştir. Puşkin, Tolstoy, Lermantov buralardan ilham almıştır. Güzellikleri, fizikleri, atcılıkları, uzun ömürleri ve dört dörtlük tavırları ile tanınan Çerkesler işte bu ülkeden gelmiştir.

Kafkasya

Avrupa ve Asya’yı birbirinden ayıran Kafkasya, Kuzey Kafkasya ve Güney Kafkasya (Transkafkasya) olarak iki ana bölgeden oluşmaktadır. Genel olarak dağlık ve engebeli toprakları olan Kuzey Kafkasya bölgesi Maniç Çukurundan başlayarak güneye inmekte, buradan da Kafkas sıradağlarına ulaşarak son bulmaktadır. Kafkas sıradağları kuzeydoğudan güneydoğuya uzanır ve en yüksek noktaları Elbruz Dağı (5642 m) ve Kazbek Dağıdır (5047 m).

Kafkas Dağları başta Mamison (Oset Askeri Yolu) ve Daryal olmak üzere pek çok geçitle kesilmekte olup bu geçitler Kuzey Kafkasya’yı Transkafkasya’ya bağlamaktadır. Bu bölge Kafkas dağlarının güney yamaçları ile büyük çöküntü alanlarını Ermenistan Platosunu bağlayan kısmı içine almaktadır. Bu bölge Avrupa, Orta Asya ve Orta Doğu medeniyetlerinin buluştuğu bir nokta olup, bu kültürlerle birlikte sadece kendine özgü kültürleri de barındırmaktadır.

Kafkasya'nın doğal güzellikleri Rus edebiyatına mal olmuştur. Örneğin, Puşkin’in “Kafkas Mahkumu” adlı şiiri, Lermontov’un “Çağımızın Bir Kahramanı” adlı romanı ve Tolstoy’un “Kazaklar” ile “ Hacı Murat” adlı romanlarında bu güzelliklerden bahsedilir. Kafkasya’nın yüksek dağları ve derin vadileri kadim halk efsanelerine de ilham kaynağı olmuştur. Prometheus bu topraklarda zincire vurulmuş, Argonotlar altın postun yatağını buralarda aramış, ilahiliğin ve sonsuzluğun sembolü olan mitolojik kuş Simurg Kafkas dağlarının yüksek tepelerinde uçmuştur.

Kafkasya, Avrasya’nın etnografik açıdan en karmaşık bölgesini oluşturmaktadır. “Dilller Dağı” olarak da bilinen Kafkas Dağları, farklılıkları ile insanı şaşırtan pek çok etnik topluluğa ev sahipliği yapmaktadır. Bu toplulukların bazıları çok eski çağlardan beri bu bölgede yaşayagelmiştir. Bu gruplarca aşağı yukarı elli dil konuşulmakta olup bunların çoğunun dünya üzerindeki diğer dillerle hiç bir akrabalığı bulunmamadığı gibi karmaşık ve egzotik karakterleri ile Avrasya’nın diğer dillerinden de farklıdır. Bölgede üç farklı yerli dil ailesi bulunmaktadır; Güney-Kartvel, Kuzeydoğu ve Kuzeybatı. Kuzeybatı dilleri olan, Abhazca/Abazaca, Ubıhca ve Adığece bölgenin belki de en karmaşık dillerindendir. Bu halklar genellikle “Çerkes” olarak adlandırılmaktadır.

Günümüzde Kuzey Kafkasya’da Adığey Cumhuriyeti, Karaçay Çerkes Cumhuriyeti, Kabardey Balkar Cumhuriyeti, Kuzey Osetya-Alanya, İnguşetya, Çeçenya, Dağıstan Cumhuriyeti, Krasnodar Bölgesi, Stravropol Bölgesi ve Kalmık’ın bazı kesimleri ile Rostov bölgesi bulunur. Transkafkasya Bölgesi’nde de Gürcistan, Azerbaycan, Ermenistan bulunmaktadır. Abhazya ve Güney Osetya ise coğrafi açıdan Transkafkasya bölgesinde yer alırken, tarihsel ve kültürel açılardan Kuzey Kafkasya’ya dahildir.

Çerkesler

Çerkesler Kafkasların yerli (otokton) halkı olup ezelden beri bu topraklarda yaşamışlardır. Konuştukları benzersiz dilleri bir insanın çıkarabileceği tüm sesleri barındırır. Kafkas dağlarının güzellik, cesaret ve gizemini yansıtan büyüleyici bir kültürleri vardır.

Çerkesler tarihleri boyunca acımasız saldırılara karşı ülkelerini ve bağımsızlıklarını korumuştur. Çarlık Rusyası'nın 18. yüzyılda başlattığı saldırılara kadar tüm istilacılara karşı direnen Çerkesler, kendi ülkelerinde tarihsel kültürlerini koruyabilmişlerdir. Çarlık İmparatorluğu'na karşı düzensiz bir ordu ve dış destek almaksızın yüzyıldan uzun bir süre ülkelerini büyük bir dirençle son ana kadar savunmuşlardır. Ancak 19. yüzyıl ortalarındaki yenilgilerinden sonra bu özgürlük aşığı halk büyük kitleler halinde yabancı topraklara sürgün edilmiştir. Çerkes halkının sürgünü modern zamanların en büyük sürgünüdür. Nüfusun yaklaşık yüzde doksanı sürgün edilmiş ve bunların üçte biri sürgünde açlık ve hastalıktan yok olmuştur. Sürgünde sağ kalanlar farklı ülkelere dağıtılmıştır. Tüm acılara ve güçlüklere rağmen Çerkesler bir topluluk olarak hayatta kalmayı başarmışlardır. Günümüzde Çerkesler anavatanları ile diaspora arasında yakın bağların kurulması ve geliştirilmesi için çalışırken sadece kültürlerini korumayı, dillerini konuşmayı, özgür, mutluluk ve barış içinde yaşamayı istemektedirler.

Kısa Tarih

Dünyadaki uygarlıkların merkezlerinden dik yamaçlı Kafkas Dağları, uçsuz bucaksız Hazar Denizi ve Kara Deniz ve Büyük Bozkırlar ile ayrılan Kuzey Kafkasya insanlık tarihinin ilk dönemlerinde antik kültürün en parlak merkezlerinden biri olmuştur.

Uygun iklimi, doğal kaynakları ve bereketli toprakları, ilk ilkel ekonomilerin oluşumunu ve gelişimin için tüm koşullarını sağlamıştır. Bu bölgede erken demir çağı, Mezapotamya ve Kuzey Irak ile aynı dönemde, milattan önce 6 bin yıllarında başlamıştır.

Adını Adığey Cumhuriyeti başkenti Maykop’ta bulunan en zengin kurgandan (gömüt) alan Erken Bronz Çağı Maykop Kültürü Kuzey Kafkasya’nın hemen hemen tüm bölgelerine Kuzeybatıdaki Taman yarım adasından Güneydoğudaki Dağıstan'a kadar yayılmıştı. Maykop Kültürü, tüm Avrupa ve Avrasya Bronz Çağının en muhteşem kültürünü temsil eder. Bronz Çağın bitiminden sonra M.Ö. 2000’in sonunda Kuzey Kafkasya metal üretiminde en büyük merkezi halini almıştır.

Bronz eserlerindeki çarpıcı sanatı ile ününü duyuran özgün Kuban Kültürü Kafkas Dağlarında ve kuzey yamaçlarında doğmuştur. Yerel silahlar ve aletlerin zengin çeşitliliği arasında Transkafkasya ve Yakın Doğu modellerini ayırd etmek hiç de güç değildir. Bu durum Kuban kabileleri ile Transkafkasya ve Yakın Doğu ülkeleri arasındaki yakın ekonomik ve kültürel ilişkileri işaret etmektedir.

M.Ö. 1000 yıllarında Çerkes halklarının ataları olan Meotlar, Sindler, Akhaylar, Zikhler ve diğer Kuzey Kafkasya kabilelerinin isimleri ile karşılaşılmaktadır. Yunan ve Roma kaynaklarında hepsi topluca Meot olarak tanımlanan bu topluluklar, Kara Deniz'in doğu kıyıları ile Azak Denizi ve Kuban Vadisine kadar yayılmışlardı.

M.Ö. 5. yüzyılda Meotik kabilelerden Sindlerin ülkesinde zenaat ve ticaret merkezi olan şehirlerin oluşumu ve gelişimi gözlenmiştir. Sindlerde sınıfların ve devletlerin oluşumunu Yunanlılarla iletişimleri hızlandırmıştı. M.Ö. 5. yüzyılın sonunda Sindika güçlü bir kraliyet halini aldı. Sindler antik Yunanlılarla, özelikle de Atinalılarla, ticari ve kültürel açıdan yakın ilişkiler kurmuş, hatta olimpiyatlara katılmışlardır. Kafkas Dağlarında zincire vurulan Prometheus efsanesi, Kafkas ve Yunan kabileleri arasındaki yakın kültürel bağları göstermektedir.

M.S. 6. ve 8. yüzyıllar arasında Kuzeybatı Kafkasya kabileleleri Zikhler etrafında toplanarak birleşmiş ve Adığe halkını oluşturmuşlardır. Abhazya Krallığı'nın 10. yüzyılda kurulması ile Abhazya'daki tüm kabile ve boyların (Apsiller, Abazgiler, Sanigler, vb) Abhaz halkı olarak bütünleşmesi sağlanmıştır.

Bizanslıların etkisi ile kıyı bölgesinde yaşayan Çerkesler 6. yüzyılda hristiyan olmuştur. Hristiyanlık etkisini 15. yüzyılda -1453 yılında İstanbul’un fethinden sonra- kaybetmeye başlamıştır. Sunni müslümanlık Kırım tatar hanları vasıtası ile Çerkesler arasında yayılmıştır. Ancak Çerkeslerin çoğu 19. yüzyılın sonuna kadar geleneksel pagan inançlarını korumuşlardır.

Antik çağlardan 18. yüzyıla kadar pek çok devlet ve istilacı Çerkeslerin ülkesine saldırdı: Yunanlılar, Romalılar, Bizanslılar, Hunlar, Hazarlar, Moğollar, İranlılar, Araplar, Kırımlılar…. Tüm bu saldırılara karşı Çerkesler vatanları ve özgürlükleri için kahramanca savaştı, geri çekilmek zorunda kaldıklarında Kafkas Dağlarının erişilmez vadilerine sığındılar.

Rus istilasına karşı Çerkesler 1763 ve 1864 yılları arasında yüzyıldan fazla direndi. 1860'larda direnişin kırılması büyük soykırım ve sürgüne dönüştü. Kara Deniz üzerinden Osmanlı topraklarına gerçekleşen sürgünde nüfusun büyük bir kısmı yaşamını kaybetti. Sürgün sonucu günümüzde pek çok Çerkes Türkiye, Suriye, Ürdün ve İsrail’de yaşamaktadır. Çarlık rejimi, boşaltılan ve yakılıp yıkılan Çerkeslerin topraklarına Rus, Ukraynalı, Ermeni, Gürcü ve diğer topluluklardan insanlar yerleştirildi.

Kafkasya’da 1922 ve 1991 yılları arasındaki Sovyetler Birliği döneminde, çeşitli özerk cumhuriyet ve bölgeler kurulmuştur. 1991 yılına gelindiğinde Adığey, Karaçay Çerkes, Kabardey Balkar, Kuzey Osetya, Çeçen-İnguş ve Dağısatan Rusya SFSC'nde, Abhazya ve Güney Osetya ise Gürcistan SSC'de yer alıyordu. Mayıs 1991'de Çeçen –İnguş Cumhuriyeti barışcıl biçimde Çeçen Cumhuriyeti ve İnguş Cumhuriyeti olarak ikiye ayrıldı.

Çeçen Cumhuriyeti'nin bağımsızlığını ilan etmesinin ardından 1994 yılında Rusya Federasyonu askeri müdehalede bulundu. Halen devam eden acımasız savaş sonucu binlerce masum sivil yaşamını yitirdi. Milliyetci Gürcü kuvvetlerinin 1990 başlarında gerçekleştirdikleri saldırılardan sonra Abhazya ve Güney Ossetya bağımsızlarını ilan etmişlerdir. Abhazya ve Güney Osetya BDT’nin uyguladığı sıkı ambargo ve Gürcistan’ın sürekli askeri tehditlerine rağmen 15 yılı aşkın bir süre varlıklarını devam ettirdiler. Ağustos 2008 tarihinde Gürcistan’ın Güney Osetya yaptığı saldırının ardından, bu devletlerin bağımsızlıları, aralarında Rusya Federasyonu’nun da olduğu bazı devletler tarafından tanınmıştır.

Sürgün-Soykırım

19 yüzyılın ortalarında Çerkeslerin anayurtlarından sürgünü insanlık tarihinin en trajik olaylarından biridir. Çarlık Rusyası'nın 18. yüzyılda başlayan istilasına karşı uzun süren direnen Çerkeslerin bir kısmı dağlık bölgelere çekilmiş, büyük çoğunluğu da Osmanlı topraklarına sürgün edilmiştir.

1856'daki Kırım Savaşı ve 1859'da Kuzey-doğu Kafkasya’da direnişin kırılmasından sonra, Rus ordusu son fethi için tüm kuvvetlerini Çerkesya'ya yönlendirmiştir. 21 Mayıs 1864 Çerkeslerin Soykırım ve Sürgün Günü olarak tarihe geçmiştir.

Bir yüzyıl süren savaşlarda Çerkes halklarına boyun eğdiremeyen Çar, bu halkların ya İmparatorluğun başka bölgelerine ya da Osmanlı topraklarına sürgün edilmesini istedi. Bu politikanın uygulanmasından General Yevdokimov sorumlu oldu. Rus askerleri tarafından Çerkes köylerini sistemli bir biçimde yakılıp yıkıldı. Çerkesya'yı yerli halklarından temizlenmesi amacı ile yapılan sistemli politikalar sonucu Çerkeslerin çoğu (o zamanki nüfusun yüzde doksanı) Kafkasya’dan kısa bir zaman zarfında ve son derece kötü koşullar altında sürgün edildi.

Çerkesler Osmanlı İmparatorluğu'nun elindeki Anadolu ve Rumeli topraklarına yerleştirildi. Ancak Rumeli’ye yerleştirilen (yaklaşık 200.000 kişi) 1877-1878 yılındaki Osmanlı-Rus Savaşı'nın ardından, Anadolu’ya, Suriye , Ürdün ve Filistin’e tekrar sürgün edildi.

Çerkesler Anadolu’da Güney Marmara'da İstanbul’dan başlayıp İzmit, Adapazarı, Düzce, Bursa, Balıkesir ve Çanakkale bölgesine yerleştirilmişlerdir. Yerleşimin diğer bir kolu da Karadeniz bölgesinde Sinop-Samsun’dan başlayarak Ürdün–Amman’a uzanmış hat üzerinde, Samsun, Amasya, Tokat, Yozgat, Çorum, Sivas, Kayseri, Maraş, Adana ve Hatay bölgelerinde yoğunlukta olmak üzere, yerleştirilmiştir.

Osmanlı topraklarına sürgün edilen Çerkeslerin sayısı kesin olarak bilinmemekte olup, 500,000 ile 2,000,000 arasında olduğu tahmin edilmektedir. Güvenilir arşiv kaynaklarına dayanan çalışmalara göre bu sayı 1.5 milyon kişi olarak hesaplanmıştır. Ancak bu nüfusun yaklaşık üçte biri yollarda ve yerleştirildikleri bölgelerde, hastalık, açlık ve kötü yaşam koşulları nedenleri ile yok olmuştur.

1877-1878 savaşından sonraki yenilgiden sonra yapılan nüfus sayımında, 1893'de Osmanlı nüfusu 17.4 milyon kişiydi. Bunun 12.6 milyonu (% 70) müslüman, kalanların 2.3 milyonu Rum ve 1 milyonu Ermeni ve diğer halklardan oluşmuştur. Bu verilere göre sürgünden sonra sağ kalan yaklaşık bir milyon Çerkes, 19. yüzyıl sonlarında Osmanlı topraklarında yaşayan müslüman halkların yaklaşık % 10’unu oluşturmuştur.

Sürgünün felaket ve dehşeti Çerkesler tarafından hiç bir zaman unutulmamıştır. Diasporadaki Çerkesler tarafından sürgünden 150 yıl sonra dahi söylenen Yistanbulako (İstanbul Yolu) acı ve üzüntülerini en açık bir şekilde yansıtmaktadır.

Diaspora

Çerkesler 14. yüzyıldan itibaren Anadolu ve Orta Doğu topraklarına, bu bölgelerdeki krallıklar ve hanedanlıklar ile sınırlı ve aralıklı ilişkiler sonucu yerleşmeye başlamıştır. İstanbul’un 1453 yılında Osmanlılar tarafından fethinden sonra İstanbul’daki Çerkes nüfusu - özellikle yönetim kademeleri arasında artmıştır. 

Çerkesler 19. yüzyıla kadar Anadolu ve Orta Doğu topraklarında ayrı bir topluluk olarak yer almamışlardır. Mısır’ı yüzyıldan fazla yöneten Çerkes Memlükler bu konuda bir istisna oluturmaktadır.

Günümüzde Diasporada yaşayan Çerkesler 19. yüzyılda gerçekleşen sürgün sonucu bu topraklara gelmiştir. Sürgün sonucu Çerkesler Rumeli, Anadolu ve Orta Doğu’daki Osmanlı topraklarına yerleştirilmişlerdir. 1877-1878 savaşından sonra, Rumeli ve Balkanlara yerleştirilen Çerkesler tekrar göçe zorlanarak Anadolu ve Orta Doğu topraklarına gönderilmiştir. Bugün, Türkiye, Ürdün, Suriye, Mısır ve İsrail’de önemli miktarda Çerkes yaşamaktadır. 1960 sonlarında Türkiye ve Orta Doğu’daki Çerkeslerin göçü ile, Avrupa’da (özellikle Almanya) ve ABD’de (New Jersey ve Kaliforniya) yeni diasporalar oluşmuştur. Kosova’da yaşayan az sayıdaki Çerkes topluluğu ise 1998 yılında Adığey’e dönmüştür.

Türkiye’deki Çerkes nüfusunun 6-7 milyon olduğu tahmin edilmektedir. Bu tahmin Osmanlı topraklarına göç eden Çerkeslerin sayısına dayandırılarak yapılmaktadır. Osmanlı İmparatorluğu'na sürgün edilen Çerkeslerin yaklaşık bir milyonu hayatta kalabilmiştir. Bu sayı, 1893 müslüman Osmanlı nüfusunun yaklaşık yüzde 8-10’unu oluşturmaktadır. Eğer Anadolu’daki Çerkes nüfusu toplam nüfus ile aynı oranda artmış olsaydı, Türkiye’deki Çerkes nüfusu 6-7 milyon arasına olacaktı. (Türkiye’nin mevcut nüfusu 70 milyondan fazladır.) Bu rakam Türkiye’deki Çerkes nüfusu için bir üst sınır olarak kabul edilebilir.* Her ne kadar Türkiye’deki Çerkes nüfusu önemli miktarda olsa da , kendi kültürlerini yaşama ve geliştirmeleri açısından hak ve özgürlükleri sınırlıdır. Yirmi dakikalık haber, belgesel, müzik ve spor programlarından oluşan ilk Çerkesce yayın, devlet televizyonu TRT’de Haziran 2004 tarihinde gerçekleşmiştir.

Ürdün’de yaşayan az sayıdaki Çerkes nüfusu Kraliyet ile yıllardır devam eden yakın ilişkisinin sonucu ayrıcalıklı bir konuma sahiptir. Ancak, Suriye’deki Çerkesler baskıcı Arap milliyetçiliği ile uğraşmak zorunda kalmıştırr. İsrail’deki Çerkeslerin de oldukça ayrıcalıklı bir konumu bulunmaktadır. İsrailli Çerkesler kültürlerini özgür biçimde yaşayabilmekte olup, Adığece İsrail’de ilkokullarda altı yaşından sonra eğitim dili olarak kullanılmaktadır.

* AB Komisyonu'nun 6 Ekim 2004'de yayımlanan 2004 Katılım için İlerleme Raporu’nda Türkiye’deki Çerkes nüfusu 3 milyon olarak tahmin edilmektedir.

Dil ve Kültür

“Dilller Dağı” olarak da bilinen Kafkasya pek çok dile ev sahipliği yapmaktadır. Kafkasya'da üç yerli dil ailesi bulunmaktadır:

  • Abkhaz-Adığe (Çerkes) olarak da bilinen Kuzeybatı Kafkas dilleri: Bu aile, Abhaz-Abaza, Adıüe ve Ubıh dillerinden oluşmaktadır.
  • Nah-Dağıstan olarak da bilinen Kuzeydoğu Kafkasdilleri: Bu aile, Nah (Bat, Çeçen ve İnguş) ve Dağıstan dillerini (Avar-Andi, Lak, Dargi, Lezgi ve diğerleri) kapsamaktadır.
  • Katvel olarak da bilinen Güney Kafkas dilleri: Bu aile, Gürcü, Mingrel, Laz ve Svan dillerini içermektedir.

Çerkes dilleri sessiz harf açısından son derece zengin olup, ağızdan ve gırtlaktan çıkarılabilecek tüm sesleri barındırır. Adığecenin bir lehçesi olan Kabardeycede en az 48 sessiz harf, Ubıhcada ise 81 sessiz harf vardır. Ancak bu dillerde sadece dört, üç ve hatta iki sesli harf bulunur. Adığeceinin iki lehçesi olan Çemguy (Batı Kafkasya) ve Kabardeyce (Doğu Kafkasya) ile Abhazca ve Abazaca günümüzde yazılı dillerdir. Ubıhca maalesef artık yok olmuştur.

Çerkes kültürünün en önemli unsurlarından biri Nart Destanlarıdır. Daha az tanınmakla birlikte Nart Destanları en az Yunan mitolojisi kadar zengindir.

Nart Destanları erdem ve bereket sahibi Seteney Guaşe’nin ana karakter olduğu tarihi kahramanların çarpıcı hikayelerini içerir. Seteney Guaşe tüm kahramanların anası olarak Yunan mitolojisindeki aşk tanrıçası Afrodit'i hatırlatır. Destandaki diğer karakterler arasında şekil değiştirebilen ve oyuncu Sosruko bulunmaktadır. Bir çobanın Seteney Guaşey'i arzulamasının ardından sihirli bir şekilde rahme düşen Sosruko taştan bir alev şeklinde dünyaya gelmiştir. Demirci tanrısı Tlepsh’in maşası ile yakaladığı Sosruko, tavında dövülerek ve demire su verilir gibi su ile soğutularak güç kazanmıştır. Yunan mitolojisindeki Aşil gibi, maşa ile tutulduğu için Sosruko'nun dizi çelikleşmemiştir. En güçsüz ve en güçlü karakterler olan Patarez ve Batradz çeşitli yönlerden Arturlu romantik Sör Lancelot'u hatırlatır. Bir de Nasran adında dev kahraman vardır ki Yunanlı Prometheus’ye benzer. Nasran da insanlığa ateşi geri getirmeğe çalıştığı için bir dağın tepesine zincirlenerek cezalandırılmıştır.

Geleneksel Çerkes kültüründe halk dansları ve müzik en çok korunan unsurlar olmuştur. Bu unsurlar hala tüm düğün ve eğlencelerin vazgeçilmez parçalarıdır. Müzik bir zamanlar keman ve obua benzeri enstrümanlarla icra edilmiştir, artık klarnet ve akordiyon tercih edilmektedir. Doli ve şkepşıne ritmi sağlar. Çerkes dansları, sıçramalarda ve dönmelerde inanılmaz güç isteyen sportif özellikler taşır ve büyük bir zerafetle icra edilir. Erkekler gururlu tavırlarla döner, atlar veya zıplarken, kadınlar da yumuşak ve ölçülü eda ve hareketlerle süzülürler.

Örgütlenme

Diasporadaki Çerkesler, dillerini ve kültürlerini korumak ve geliştirmek için kültür dernekleri ve vakıfları altında örgütlenmişlerdir.

Türkiye’de yaklaşık 80 aktif Çerkes derneği bulunmaktadır. Bunların büyük bir kısmı 2003 yılında Kafkas Dernekleri Federasyonu'nu (Kaffed) oluşturmuştur. Türkiye'de önemli miktarda Çerkes nüfusu olan her bölgede Kaffed'e üye bir dernek bulunmaktadır.

Dünyanın çeşitli ülkelerindeki Çerkes dernekleri 1991 yılında Kabardey Balkar Cumhuriyeti'nin başkenti Nalçık, şehrinde bir araya gelerek Dünya Çerkes Birliği adında bir üst örgüt oluşturmuştur. Dünya Çerkes Birliği üye dernekler aracılığıyla Rusya Federasyonu (Adığey, Karaçay Çerkes ve Kabardey Balkar cumhuriyetleri, Şapsığ Bölgesi, Krasnodar ve Moskova), Abhazya, Türkiye, Ürdün, İsrail, Avrupa Birliği ülkeleri ve ABD’de temsil edilmektedir.

Teşekkür

Bu bölümde yer alan yazılarda, aşağıda belirtilen çalışmaların bazı bölümleri veya özetleri kullanılmıştır. Eserlerin yazarlarına Çerkesler ve Kafkasya'ya olan ilgilerinden ve araştırmalarından dolayı teşekkür ederiz.

Efsane: HRH Prince Ali Bin Al-Hussein, The Circassians, MGA Production.

Kafkasya: John Colarusso, “Peoples of the Caucasus”, Encyclopedia of Cultures and Daily Life, Pepper Pike, Ohio: Eastword Publications, 1997.

Tarih: V. Nabatchikov, “History of Northern Caucasus”, Gold of the North Caucasus, Moskova: State Museum of Oriental Art; Adığey Cumhuriyeti Resmi Sİtesi: http://www.adygheya.ru; Giorgij Shamba, “On the Track of Abkhazia’s Antiquity”, (der.) G. Hewitt, The Abkhazians, New York: St. Martin’s Press, 1998.

Soykırım ve Sürgün: Stephen D. Shenfield, “The Circassians: A Forgotten Genocide?”, (der.) M. Levene ve P. Roberts, The Massacre in History, NewYork: Berghahn Books, 1999.

Diaspora: Ayhan Kaya, “Political Participation Strategies of the Circassian Diaspora in Turkey”, Mediterranean Politics, Cilt 9, No 2 (2004), ss.221–239; Seteney Shami, “Prehistories of Globalization: Circassian Identity in Motion”, Public Culture, Cilt 12, No 1 (2000), ss.177–204; Amjad Jaimoukha, The Circassians: A Handbook, New York: Palgrave, 2001; John Colarusso, “Peoples of the Caucasus”, Encyclopedia of Cultures and Daily Life, Pepper Pike, Ohio: Eastword Publications, 1997.; Kemal Karpat, Ottoman Population, 1830-1914: Demographic and Social Characteristics, Madison: University of Wisconsin Press, 1985; Sevda Alankuş ve Erol Taymaz, “The Formation of a Circassian Diaspora in Turkey”, Adyghe (Cherkess) in the 19th Century: Problems of War and Peace, Maykop, 2009.

Dil ve Kültür: John Colarusso, “Peoples of the Caucasus”, Encyclopedia of Cultures and Daily Life, Pepper Pike, Ohio: Eastword Publications, 1997.

SSCB DEVRİNDE YER ADLARINDA DEĞİŞİM SÜRECİ

Devletin var olduğu her yerde yer adlarında değişimi siyasi iktidar belirlemiştir. SSCB'de siyasi iktidar, yer adlarını sokak adlarına varıncaya kadar yöre halkını düşünmeden değiştirmiş, yöre halkının tarihi ve kültürel geçmişini yok saymış, yeni bir tarih, yeni bir kültür, yeni bir insan tipi (Sovyet insanı) yaratmaya çalışmıştır. Bu çabanın sonucunda bulunduğu coğrafyaya siyasi, tarihi, kültürel açıdan yabancılaşmış köksüz ve yapay yer adları ortaya çıkmıştır. Moskova'da bulunan "Komüniçiski Rayonu" bulunduğu coğrafyaya yabancılaşmış yer adlarına verilebilecek örneklerden sadece biridir.

SSCB'nin ilk kurulduğu yıllardan başlayarak Car hanedanını hatırlatan 'Yelizavedgrad", "Yelizavedpol", "Nikolayevsk", "Aleksiyevsk" gibi Çar ailesine ait adlar ile çar, prens, prenses, vb. gibi adlar içeren yer adları, hızla Bolşevik Ekim Devrimi'ni hatırlatan yer adları ile değiştirilmiştir, örneğin: "Sarevokokşaysk", "Krasnokokşaysk" olarak; "Sarevosançursk", "Sançursk" olarak; "Imperatorsk Limanı", "Sovetskaya Limanı" olarak değiştirilmiştir (Rusça Sar: Çar, Krasno: Kızıl). Özellikle Romanov hanedanının adını taşıyan yer adları SSCB'nin ilk yıllarında silinmiştir. Örneğin: "Romanov-Na-Mumane" kentinin adı 1917 yılında "Murmansk" olarak; Beyaz Rusya'da bulunan "Romanovo" kentinin adı 1918 yılında "Lenino" olarak değiştirilmiştir. Ancak SSCB'nin coğrafi büyüklüğü SSCB'nin 70 yıllık ömründe Çar hanedanını hatırlatan bütün yer adlarının değiştirilmesine yetmemiş, yukarıda örnekleri verilen Kuzey Kafkasya'daki yerleşim yerlerinin yanında, "Aleksandriya", "Mariinsk", "Pavlograd", "Pavlovsk" gibi bazı yer adları da günümüze kadar gelebilmiştir.

Çarlık Rusyası aydınlarından bazılarının adlarını taşıyan yer adları da SSCB devrinde değiştirilmiştir. Örneğin: Çarlık devrinde Orta Asya'yı araştıran ünlü Rus gezgini Prejevalsk'a yaptığı araştırmalardan dolayı general rütbesi verilmiş, Kırgızistan'da bir kente de adı verilmişti. SSCB devrinde adı "Kara-Kul" olarak değiştirilen kentin adı Kırgızistan'ın bağımsızlığını kazanmasından sonra 1992 yılında tarihi adı olan "Karakol"a tekrar kavuşmuştur.

1917 yılında Çarlık Rusyası'nın başkenti olan St. Petersburg'da yaklaşık 1500 kadar bulundukları yerle özdeşleşen anlamları olan önemli köprü, meydan, cadde, sokak vb. adı bulunuyordu. 1917 Ekim Devrimi sonrası bu adların 500 kadarı değiştirilmiş ve 400 kadarı da tamamen haritadan silinmiştir. Böylece Ekim Devrimi sonrası eski yer adlarının yaklaşık 1/3'ü kalabilmiştir. Yeni adlar "Bağımsızlık Köprüsü", "Birlik Köprüsü", "Proleter Diktatorya Meydanı", 'Yoldaş Sokağı", "Köy Fakiri Sokağı", "Sovyetler Caddesi", "Çalışkanlar Adası" gibi Bolşevik ideolojiye uygun sloganlar ile doldurulmuştur. Bu slogan yer adlarının bir kısmının kullanılmasına SSCB'nin dağılması sonrası da devam edilmiştir. Çalık Rusyası'na başkentlik yapmış iki büyük kent olan St. Petersburg ve Moskova'da yer adlarındaki değişim diğer kentlere göre çok daha büyük oranda olmuştur. Moskova'nın SSCB'nin başkenti olmasından dolayı Sovyet devlet adamlarının adları "Malenkov Sokağı", "Huruşov Sokağı" gibi kentteki yer adlarına sıkça verilmiştir.

İzlenen devlet politikası sonucu çok sık bir biçimde değiştirilen yer adlarına 1917 Ekim Devrimi sonrası genelde Lenin, Stalin gibi Bolşevik önderlerin adları veya "Oktabirski" (Ekim), "Pervomayski" (Bir Mayıs), "Sovetski" (Meclis), "Komsomolski" (Genç Komünist), "Pobeda" (Zafer), "Savetskaya" (Sovyet), "Svaboda" (Bağımsızlık), "Udami" (Öncü), "Komünarsk" (Birlik), gibi Bolşevik Ekim Devrimi'ni hatırlatacak adlar verilmiştir. SSCB döneminde Lenin'in ilk iktidar yıllarında 8 küçük yerleşim yerine "Lenin" adı verilmiştir. 1918 yılında da "Tvaşenkova" köyünün adı Troçki'nin onuruna "Troçsk" olarak değiştirilmiştir (Şamara vilayetinde bulunan bu köyün günümüzdeki adı "Ça-payevsk"dir). Ayrıca iktidara gelen liderin adı büyük bir kente ad olarak verilmişse, bu kentin civarındaki küçük yerleşim yerlerinin adları da liderin çalışma arkadaşlarının adlarını taşıyacak ve Bolşevizmi hatırlatacak şekilde değiştirilmiştir. Örneğin: Stalinabadskaya Oblastı Vilayeti'nin rayonları (ilçeleri) Mikoyanabad, Oktayabirsk, Kirovabad, Kuybisev, Ordjonikidze, Kaganoviç adlarını taşımıştır.

1926 yılında SSCB Merkez Karar Komitesi 1917 yılında başlamış olan din ve din adamlarının adlarını taşıyan yer adlarının değişimini durdurmuştur. Bu nedenle SSCB'de genelde din teması içeren yer adları değiştirilmeden kullanılmaya devam edilmiştir. Örneğin: Moskova'da halen "Arhangelskoye", "Spaskoye", "Nikolskoye", "Voskresenskoye" gibi adlar kullanılmaktadır.

Çarlık Rusyası'nda devlete beyaz renk egemen olmuştur. SSCB devrinde ise devletin resmi rengi kızıl olmuştur. Bu nedenle SSCB döneminde adında "beyaz" içeren yer adları, "kızıl" ile yer değiştirmiştir. Örneğin: "Velikoknajiskaya" (Büyük Prens)'nin adı "Proletarskaya", "Generalski”nin adı "Krasnoarmeski" (Kızılordu), "Dvoranski" (Toprak sahibi)'nin adı "Kristiyanski" (Çiftçi), "Belikluç" (Beyazanahtar)'ın adı "Krasnokluç" (Kızılanahtar), "Liman"ın adı "Krasnaliman" (Kızılliman), "Baki"nin adı "Krasniyebaki" (Kızıl Baki) olarak değiştirilmiştir. Bazı kentlerin adı tamamen kızıl renge bağlı olarak değiştirilmiştir. Örneğin: "Krasnograd" (Kızılkent), "Krasnoznanosk" (Kızılbayrak), "Krasnomaysk" (Kızılmayıs), "Krasniluç" (Kızılışık). Bazı kentlere de içinde 'Kızıl" (Krasni) içeren adlar takılmıştır. Örneğin: "Krasnodar" (Kızılhediye) (Eski adı: Yekaterinodar), "Krasnogvardeysk" (Kızıltümen) (Eski adı: Gatçina), "Krasnokokşaisk" (Eski adı: loşkar-Ola), "Karsnouralsk", "Krasnovodsk" (Kızılsular), 'Krasnoyarsk" (Kıpkızıl), "Krasnoye" (Kızıllı).

SSCB'de uygulanan yer adlarında değişim her zaman olumsuza doğru olmamıştır. Bazı anlamı hoş olmayan, kişi lakaplarından, toprak sahibi adlarından kaynaklanan "Balda" (Sersem), "Durak" (Deli), "Astalop" (Kalın kafa), "Svinya" (Domuz), "Bardak" (Genelev), "Sople" (Sümük) gibi adlar taşıyan yer adları da SSCB döneminde değiştirilmiştir. Ayrıca yazar Nekrasov'un romanlarında da yer alan fakirlerin oturduğu yerlere takılan "Galodniye" (Aç), "Niyesıt" (Yan tok), "Niyel" (Aç karın), "Goremıka" (Bela) gibi yer adları da SSCB döneminde değiştirilmiştir. Ancak hoş olmayan veya fakirliği belirten yer adlarının yeni adları da siyasi tarih açısından ilginçtir. Bu yerlerden bazılarına "Voşproletaryata" (Proleter Başkan), "Komüntem" (Uluslararası Komünizm), "Komünam" (Komün Başkanı), "Novibıt" (Yeni Yaşam), "Novistrul" (Yeni Kuruluş), "Parişkaya Komün" (Paris Komünü) adları takılmıştır.

SSCB'de takılan saçma yer adlarına da rastlanılmıştır. Örneğin: "Aramatnoye" (Mis kokan), "Otratnoye" (Sevindirici), "Svedloye" (Aydın), "Sol-niçnoye" (Güneşli), "Ukromnoye" (Mütevazi), "Uyutnoye" (Huzur), 'Yarkoye" (Parlak), "Yasnoye" (Şeffaf).

Lenin'in ölümünden sonra Çarlık Rusyası'na başkentlik yapmış olan St. Petersburg'un adı Leningrad olarak değiştirilmiştir. Böylece Bolşevik liderlerin adlarının yalnızca küçük yerleşim yerlerine verilmesi dönemi kapanmış, büyük yerleşim yerlerine de verilmesi dönemi açılmıştır. Böylece 1941 yılına kadar SSCB'nin 24 büyük kentinin adı değiştirilmiştir. Bu kentlerden 20'sine 1924-1940 yıllan arasında Lenin, Stalin, Voroşilov, Kalinin, Ordjonikidze, Frunze, Kirov, Molotov, Kuibişev, Petrovski, Sverdlov gibi Bolşevik liderlerin ve Gorki, Jambıl, Çkalov gibi Bolşeviklere yakın aydınların adları verilmiştir. Örneğin: Bu değişim sırasında "Perm"in adı "Molotov", "Samara"nın adı "Kuibişev", "Viatka"nın adı "Kirov", "Gence"nin adı "Kirovabad", "Zinovievsk"in adı "Kirovograd", "Khibinogorsk"un adı "Kirovsk", "Tver"in adı "Kalinin", "Königsberg"in adı "Kaliningrad", "Bişkek"in adı "Frunze", "Nikolsk-Ussuriiski"nin adı "Vroşilov", "Lugansk"ın adı "Voroşilovgrad, "Alçevsk" ve "Stavropol"un adları "Voroşilovsk" olarak değiştirilmişti. Yerleşim yerlerine Bolşevik liderlerin, Sovyet devlet adamlarının yanında K. Marks ve F. Engels'in adı da verilmiştir.

Benzeri süreç içinde örneğin Özbekistan'da da yerleşim yerlerine Sverdlov, Şaumyan, Babuşkin, Kirov, Frunze, Kuybişev, Ordjonikidze ve Şçors'un adı verilmiştir. Bununla yetinilmeyerek Rus-Sovyet kuklası Özbek yöneticilerin adları da yerleşim yerlerine verilmiştir. Örneğin: Özbekistan SSC’nin ilk Devlet Başkanı olan Sovyet işbirlikçisi Ahunbabayev'in adı cumhuriyet içinde 40'a yakın kent ve köye verilmiştir.

SSCB'de özellikle II. Dünya Savaşı öncesi ve savaş sırasında Almanlara yakın olabileceği düşünülen halklara uygulanan sürgün politikası sonrası da söz konusu halkların yaşadığı yerlerin adlarında hızlı bir değişim yaşanmıştır. Volga Alınanlarının, Kırım Tatarlarının, Kalmukların, Karacayların, Çeçenlerin, Inguşların, Balkarların, Ahıskalıların (Mesketlerin) sürgünü sonrası ya yer adları hemen değiştirilmiş ya da kentlerin, kasabalann, köylerin bütünüyle terk edilmesi ile yerleşim yeri tamamen kaybolmuş ve haritadan silinmiştir. Böylece halklar gibi yer adları da etnik temizliğe, soykırıma ve asimilasyona uğramıştır. Volga kıyısındaki Alman kenti "Pavoljiya" örneklerden sadece biridir. Savaş döneminde askerlerin şehit düştükleri yerlere de şehitlerin adları yöre halkına danışılmadan verilmiştir.

SSCB'de yer adlarının değişimi, SSCB Merkez Karar Komitesi'nin kararına dayanarak yapılmıştır. 1923-1936 yılları arasında 12 yer adının değişimi kararı kabul edilmiştir, 1 Haziran 1936 yılında SSCB Merkez Karar Komitesi yer adlarındaki değişimin durdurulması yönündeki bir kararı kabul etmiştir. Ancak bu karara rağmen ad değişimleri bütün hızıyla devam etmiştir. 11 Eylül 1957 yılında SSCB Merkez Karar Komitesi yasayan devlet adamlarının adlarının yer adı olarak verilmemesi yönünde bir karar almıştır. Bu tarihten sonra alınan kararlarda dayanak olacak olan bu karara göre devlet adamlarının adları ancak ölümlerinden sonra yer adı olabilecektir. Aslında yer adlarının değişimini frenlemeyi amaçlayan 11 Eylül 1957 tarihli karar, tam tersine yaşamayan kişilerin adlarının yer adı olarak verilmesi yolunu açmıştır. Böylece Bolşevik veya Komünist liderler dışındaki kişilerin adları da yer adı olarak takılmaya başlanmıştır. Bu tip yer adlarına örnek verilecek olursa: "Dimitrovgrad" (Bulgaristan Komünist Partisi Genel Sekreteri), "Georgiu Dej" (Romanya Komünist Partisi Genel Sekreteri), "Kotvald", "Ivano-Frankovsk", "Stahanov" (örnek isçi), Tolyati" (İtalyan Komünist Partisi Genel Sekreteri), "Torez", "Şevçenko" (Ukraynalı yazar). 1957 yılı kararına dayanarak değiştirilen yer adları da kişilerin ölümü sonrası tekrar yer adı olarak verilmiştir. Örneğin: Kızıl Ordu generalleri olan Budyonni'inin adı "Budyonovsk", Varaşilov'un adı da "Varaşilovgrad" olarak kent adı olmuştur.

II. Dünya Savaşı'ndan sonra yer adlarında değişim sıklaşmış, adı defalarca değiştirilen kentlere bile rastlanılmaya başlanılmıştır. Örneğin: "Rıbinsk" kentinin adı 1946-1957 yıllan arasında "Sçerbakov", 1984-1989 yılları arasında "Andropov" olarak değiştirilmiştir. "Svyatoy Krest" kentinin adı ise dört defa değiştirilmiştir. SSCB döneminde yüzlerce kasabanın, köyün adı "Oktiabrskii" (Ekim Devrimi), "Komsomolsk" (Genç Komünist Birliği), "Pervomaiskoie" (Bir-mayıs), "Krasnoarmeisk" (Kızılordu), "Krasnogvardeisk" (Kızılmuhafızlar), "Krasnyi Oktyabr" (Kızıl Ekim), "Krasnye Barrikadi" (Kızıl Barikat), "Komüntem" (Uluslararası Komünizm) gibi Sovyet mirası adlarla değiştirilmiştir, özellikle Lenin ve Stalin adlarından türetilmiş adlar da binlerce yerin adı olarak kabul edilmiştir: "Lenina", "Leninabad" (Hokand, Aleksandra Esçata), "Leninakan" (Gümrü, Aleksandropol), "Leningori", "Leninka", "Lenino", "Leningrad" (St.Petersburg), "Leninogorsk" (Ridder), "Leninskii", "Leninizm", "Leninjol", "Stalina", "Stalino" (Donetsk), "Stalinsk", "Stalinskii", "Stalinskaya", "Stalinskoye", "Stalinogorsk" (Novokuznetsk), "Stalingrad" (Tsaritsin, Volgagrad), "Stalinabad" (Duşanbe), "Stalinir" (Tskhinvali) bu yer adlarından bazılarıdır.

Görüldüğü gibi, II. Dünya Savaşı sonrası hiçbir bilimsel araştırma yapmadan ani bir şekilde aceleyle yapılan yer adı değişimleri sonucunda çok sayıda benzer yer adı ortaya çıkmıştır. Ayrıca hemen hemen her bölgede bölgenin coğrafyası ile ilgili uydurma adlar da ortaya çıkmıştır, örneğin: Deniz kıyısında olan kente "Vızımorye" (Deniz kıyısı), ırmak kıyısında olan kente Töreciye" (Irmak boyu), ovada bulunan kente "Krasnayadalina" (Kızıl ova), göl kıyısında bulunan kente "Rıbaçiye" (Balıkçı) adı verilmiştir.

Komünist veya Bolşevik liderlere ait bazı adlar da yer adı olarak takılmıştır. Örneğin: Lenin (1870-1924)'in doğduğu yer olan Simbirsk'in adı "Ulyanovsk" (Lenin'in soyadı) olarak değiştirilmiştir. "Iliçevsk" (Lenin'in babasının adı), "Sergo" (Ordjonikidze'nin adı), "Rozovka" (Rosa Lüksemburg'un adı), "Lüksemburg" (Rosa Lüksemburg'un soyadı) bu tip yer adlarına giren diğer örneklerdir.

SSCB döneminde takılan yer adlarının en önemli özelliği, yasamla bağlantısının az olması ve siyasi duruma göre yer adının sıkça değiştirilmesidir. Siyasi ortama göre yer adları o kadar sık değiştiriliyordu ki bazı yer adlarının adı daha adı verilen kişi yaşarken değiştiriliyordu. Örneğin: Stalin döneminde Ordjonikidze'nin adını taşıyan bazı yer adları değiştirilmiştir. "Slutsk" kentinin adının "Pavlovsk", "Varaşilovsk"un adının "Stavropol" olarak değiştirilmesi gibi bazı yer adlarının değişiminde ise herhangi bir mantık izlenmemiştir.

SSCB'de yer adlarında son büyük değişim 1972 yılında uzak doğu bölgesinde Çin kökenli coğrafi adların kaldırılması ile ilgili yapılmıştır. Bu değişim diğer bölgelere göre daha sakin bir ortamda yapılmıştır.

Yaşayan devlet adamlarının adlarının yer adı olarak verilmemesi yönündeki 1957 tarihli karar, 1982-1985 yıllan arasında son kez uygulanmıştır. Böylece birçok kente Ustinov, Brejnev, Andropov ve Çernenko'nun adı verilmeye başlanmıştır. Halk tarafından benimsenmeyen ve sevilmeyen bu Komünist Partisi liderlerinin adlarının yer adı olarak verilmesi büyük bir hoşnutsuzluk yaratmıştır. Bu hoşnutsuzluk köylerin, kasabaların, kentlerin, caddelerin, sokakların, meydanların, köprülerin, otobüs, tren ve metro istasyonlarının, havaalanlarının, limanların, statların, tiyatro ve sinemaların, adaların, dağların, küçüklü büyüklü akarsuların, kanalların, göllerin, plajların, kanalların, ovaların, ormanların, koruların, parkların, çöllerin, sarayların, fabrikaların, okulların, üniversitelerin kısacası yer adı olan bütün birimlerin tarihi adlarına tekrar kavuşması yolunda büyük bir halk hareketinin başlamasına yol açmıştır. Bu halk hareketi sonucunda, 1988 yılında Sovyet Kültür Bakanlığında yer adları ile ilgili oluşturulan kurulda yer adlarının konulmasında ve değiştirilmesinde yasal yetkinin nasıl kullanılacağı konusu çözümlenmiştir. Yapılan yasal düzenlemeyle eski ve yerleşmiş yer adlarının tarihi anıt sayılması ve devletçe korunması kararlaştırılmıştır. Bunun yanında 1980’li yılların sonunda Ustinov, Brejnev, Andropov ve Çernenko'nun yanında Stalin'e yakın Jdanov, Varaşilov ve Kalinin'in adlarını taşıyan tüm eski kent, köy, rayon, okul vb. yerleşim yerlerinin adları değiştirilmiştir. Böylece kentler tarihi adlarına tekrar kavuşmaya başlamıştır, örneğin: bu değişim süreci içinde "Gorki" adının kaldırılması sonucu kent tarihi adı olan "Nijni-Novgorod"a tekrar kavuşmuştur.

SSCB döneminde yaşanan yer adlarının Sovyetleştirilmesi ve bazılarının Ruslaştırılması süreciyle örneğin: "Minsk", "Moskova", "Gorki" ("Nijni Novgorod"), "Donets" kentlerinin sokak adlarının %70'i aynı adları taşır hale gelmiştir. Sovyetleştirme ve kısmen Ruslaştırma sonucunda, ülke çapında Kirov'un adını taşıyan 150, Kalinin'in adını taşıyan 100, Kuybişev'in adını taşıyan 40 yerleşim yeri olmuştur. Stalin'in 1954 yılında ölümünden sonra 23 kente "Kirov", 16 kente "Lenin", 12 kente "Stalin", 8 kente "Ordjonikidze", 'Voroşilov", "Djerinski", "Kakanoviç", "Kalinin", "Kuybisev", 6 kente "Molotov", 4 kente "Budiyonni", 3 kente "Sverdlov"un adı verilmiştir. Bazı kentlerin adında meydana gelen değişim bir siyasi tarih geçitini andırmaktadır. Örneğin: Gence Yelizavetpol - Gence - Kirovabad - Gence: Rıbinsk - Serbakov - Rıbinsk - Andropov - Rıbinsk: Lugansk - Voroşilovgrad - Lugansk – Voroşilovgrad - Lugansk: Vladikafkas - Ordjonikidze - Djaudjikau - Ordjonikidze - Vladikafkas. Bazı yerleşim yerlerinin adları da, ya değiştirilmesi unutulduğundan ya da değiştirilmesi teklif edilmesine rağmen değişimin çeşitli nedenlerle gerçekleşmemesinden dolayı aynı kalmıştır.

BDT DEVRİNDE YER ADLARINDA DEĞİŞİM SÜRECİ

SSCB döneminde siyasi iktidarın yer adlarında yaptığı sorumsuzca değişim halkın tarihi ile olan bağlarını gevşetmiş, bazen da kesmiştir. SSCB'yi oluşturan 15 Birlik Cumhuriyeti'nin bağımsızlığına kavuşmasıyla, Rusya Federasyonu da dahil olmak üzere bütün cumhuriyetlerde Gorbaçov döneminde başlamış olan ekonomiden kültüre, tarihten dile kadar her alanda SSCB mirasından olabildiğince uzaklaşma ve bu mirası silme dönemi hızlanmıştır. Söz konusu bu dönem içinde yer adlarında da SSCB döneminin izlerinin hızla silindiği görülmektedir.

1992 yılında Rusya Federasyonu Parlamentosu'nda Parlamento Başkanı Ruslan Hasbulatov'un desteği ile Tarihi Miras Komisyonu oluşturulmuştur. Bu komisyonda özellikle kent, cadde ve sokak adlarının değiştirilmesi için çaba gösterilmiştir. Rusya Federasyonu'nda yer adlarının değiştirilmesi Rusya Federasyonu Parlamentosu dışında federe cumhuriyet , özerk bölge ve kent parlamentolarına aittir. Örneğin: Moskova Kenti Parlamentosu'nda Tarihi Yer Adları'nın Verilmesi Komisyonu bulunmaktadır.

Rusya Federasyonu gibi bağımsızlıklarını ilan eden diğer Birlik Cumhuriyetlerinde de milliyetçiliğin yükselmesiyle paralel olarak yer adlarında değişim süreci hızlanmıştır. Ancak sömürgecilik siyaseti gereği Çarlık Rusyası'ndan itibaren dil ve kültür içeriği bakımından Ruslaştırılan, Sovyetleştirilen ve Rusça telaffuzları resmen kabul edilen yer adlarının hızla terk edilmesi, telaffuzların yerel dillerde olmaya başlaması bu cumhuriyetlerde yasayan Rusları ve Rus kültürünü benimsemiş diğer azınlıktan rahatsız etmiştir. Bu değişim süreci içinde örneğin: Çarlık Rusyası ve SSCB devirlerinde Rusça telaffuzları olan "Alma-Ata" ve "Aşhabad" resmi ad iken, Kazakistan ve Türkmenistan'ın bağımsızlığı sonrası Kazak telaffuzu ile "Almatı" ve Türkmen telaffuzu ile "Aşgabat" olarak resmi ad olarak kabul edilmiştir.

(*) Hasan KANBOLAT TlKA'da uzman olarak çalışmaktadır.
(**) Avrasya Etüdleri, TİKA Yay., Ankara, 1996, s:110-125.

(19) Ş. Jelilov, E. Beğmatov, A. Böriyev, S. Zinin, H. Ibrahimov, Ş. Temurov, T. Turgunov, S. Karaycv, Toşkent Şahrl va Vilayatı Toponimleri Muammolari, Toşkent Şahar Hakimliği - Özr Fa Tilşunaşlik Instituti - Özbekistan Madaniyat Fondi - Özbekistan Mahalla Fondi, Taşkent 1995, M. Safarov, K. Tahirov, 'Taşkent Sahilindeki Muvakkat Caynomlerinin Paydabolişi ve Ulerlin Salbi Akibetieri", s. 52.; Y. M. Pospelov, a.g.e., s. 6.; Atlas Kırgızskoy SSR, s. 29.
(20) Çarlık Rusyası'nda Romanov hanedanının adı 1917 Bolşevik devrimine kadar Çar hanedanına yaranmak isteyenler tarafından sıkça yer adı olarak takılmaya devam edilmiştir. Örneğin: Kırgızistan'da bulunan "Tayalı-Ank" köyünün adı 1910 yılında "Romanovskoye" olarak değiştirilmiştir. (Bkz: Kıyas Moldokasımtegin, a.g.m., s. 109).
(21) Y. M. Pospelov, a.g.e., s. 9
(22) Prof. Dr. A. Zeki Velidi Togan, Türkili Haritası ve Ona Ait İzahlar, A. Kıral Basımevi, İstanbul 1943, EK: 'Türkili Haritası".; Y. M. Pospelov, a.g.e., s. 10.; Kıyas Moldokasımtegin, a.g.m., s. 114, 115.
(23) Y. M. Pospelov, a.g.e., s. 7.
(24) Y. M. Pospelov, a.g.e., s. 7.
(25) Y. M. Pospelov, a.g.e., s. 6.
(26) Y. M. Pospelov, a.g.e., s. 15.
(27) Y. M. Pospelov, a.g.e., s. 13.
(28) Y. M. Pospelov, a.g.e., s. 6.
(29) Y. M. Pospelov, a.g.e., s. 10.
(30) Y. M. Pospelov, a.g.e., s. 11, 12.
(31) "Krasnodar" vb. Maddeler, New Century Cyclopedia of Names (N.C.C.N.), Vol. 2, New York 1954, s. 2330.
(32) Y. M. Pospelov, a.g.e., s. 11.
(33) Y. M. Pospelov, a.g.e., s. 16.
(34) "Voroshilov" Maddesi, N.C.C.N., Vol. 3, s. 4043; "Frunze" Maddesi, N.C.C.N., Vol. 2, s. 1656.; "Kalinin" Maddesi, N.C.C.N., Vol. 2, s. 2237, 2238; "Kirov" Maddesi, N.C.C.N., Vol. 2, s. 2298, 2299.; "Kuibyshev" Maddesi, N.C.C.N., Vol. 2, s. 2338, 2339.; "Molotov" Maddesi, N.C.C.N., Vol. 2, s. 2785, 2786.; Y. M. Pospelov, a.g.e., s. 13.
(35) Ş. Jelilov, E. Beğmatov, A. Böriyev, S. Zinin, H. Ibrahimov, ş. Temurov, T. Turgunov, S. Karayev, a.g.e., M. Safarov, K. Tahirov, 'Taşkent Sahilindeki Muvakkat Caynomlerinin Paydabolişi ve Uleriin Salbi Akibetieri", s. 52.; Y. M. Pospelov, a.g.e., s. 13.
(36) Ş. Jelilov, E. Beğmatov, A. Böriyev, S. Zinin, H. Ibrahirnov, Ş. Temurov, T. Turgunov, S. Karayev, a.g.e., M. Safarov, K. Tahirov, 'Taşkent şahirindeki Muvakkat Caynomlerinin Paydabolişi ve Ulerlin salbi Akibetieri", s. 52.
(37) Ş. Jelilov, E. Beğmatov, A. Böriyev, S. Zinin, H. Ibrahimov, Ş. Temurov, T. Turgunov, S. Karayev, a.g.e., S. Karayev, "Özbekistan Oykonimlerinin Toponomik Leksikası", s. 57.
(38) Sovyet tarihinde II. Dünya Savaşı "Büyük Anavatan Savaşı" olarak geçer.
(39) Bu konuda ayrıntılı bilgi için bkz: Isabelle Krindler, The Soviet Deported NarJonaliöes: A Summary and an Update, Soviet Studies, Vol. XXXVIII, No. 3, July 1986, s. 387-405.
(40) Y. M. Pospelov, a.g.e., s. 6.
(41) Y. M. Pospelov, a.g.e., s. 15.
(42) Y. M. Pospelov, a.g.e., s. 8.
(43) SSCB'de Mayıs 1935 tarihinden itibaren "Her şeyi kadro belirler" sloganı yerine "Herşeyi teknik belirler" sloganı kullanılmaya başlanmış, rekabeti arttırmak amacıyla madalyalar dağıtılmaya başlanmış ve Stahanovizm adı ile tanınan "Örnek işçi" yaratma hareketi başlamıştır. Bkz.: 1917'den 1986'ya Sovyetler Birliği Nereden Nereye, Zemin, Sayı: 2, Kasım 1986, İstanbul, s. 73.
(44) Y. M. Pospelov, a.g.e., s. 14.
(45) Y. M. Pospelov, a.g.e., s. 3.
(46) Martin Gilbert, Soviet History Atlas, RourJedge & Kegan Paul, London 1979, s. 36-37.; "Lenin" Maddesi N.C.C.N., Vol. 3, s. 2430, 2431.; "Stalin" Maddesi, N.C.C.N., Vol. 3, s. 3688, 3689.; Atlas Kırgızskoy SSR, s.29.
(47) Y. M. Pospelov, a.g.e., s. 15.
(48) "Lenin" Maddesi N.C.C.N., Vol. 3, s. 2430, 2431.
(49) Y. M. Pospelov, a.g.e., s. 14.
(50) Y. M. Pospelov, a.g.e., s. 14.
(51) Y. M. Pospelov, a.g.e., s. 14.
(52) Y. M. Pospelov, a.g.e., s. 16.
(53) Y. M. Pospelov, a.g.e., s. 15.
(54) Y. M. Pospelov, a.g.e., s. 15.
(55) Hamid Neğuç, a.g.m., s.28, 31, 32.
(56) Y. M. Pospelov, a.g.e., s. 14.
(57) Değişim Sovyet mantığına göre gerçekleşseydi örneğin: "Moskova"nın adı Lenin'in SSCB'nin kurucusu olmasından dolayı "Leninsk", Kırım'da bulunan "Bahçesaray" kenti üzerine Puşkin'in bir eseri olduğundan bu kentin adı da "Puşkfrıgrad" olabilirdi. Bkz: Y. M. Pospelov, a.g.e., s. 15.
(58) Örneğin: Günümüzde Rusya Federasyonu gençliği Tolstoy'un "Savaş ve Barış" adlı romanını okuduğu zaman olayların geçtiği "Austerlitz", "Tilzit", "Kuokkala" gibi kentleri haritada bulması zordur. "Tulskaya Vilayetinde bulunan XIX. Y.Y.’lın ünlü kaplıcası "Uhvinsk"in adı da "Çekalin" olarak değiştirilmiştir. "St. Petersburg"da bulunan tarihi "Sarskoselski Lisesi" ve ünlü "Petergof Çağlayanlarının adları da günümüze ulaşamamıştır. Bkz: Y. M. Pospelov, a.g.e., s. 16.
(59) Eski Birlik Cumhuriyetieri'nde yer adlarında meydana gelen değişime örnekler için bkz: Joan Padro, The Marketization of Russian, Russia & The Seccessor States Briefing Service, Vol: 2, No: l, February 1994, UK, s. 51-54.; Foreign Names Information Bulletin, No: 1 February 1992, No: 2 June 1992, No: 3 October 1992, No: 4 February 1993, No: 5 September 1993, No: 6 December 1993, Prepared by U.S. Board on Geographic Names Foreign Committee Staff, PuHished by the Defense Mapping Agency; G. Y. Meşediyev, Zagafgaziyanın Azerbaycan Toponomileri, Elm Yayını, Baku 1990; B.E. Bugadov, Türk Uluslarının Yer Yaddaşy, Elm Yayını, Baku 1994.; Kırgızskaya Respublika Administrativno-Territorialnoye Deleniye, Kırgız Cumhuriyeti Yüksek Sovyeü Yüksek Kurulu Yayını, Bişkek 1993., s. 95.; S. Ataniyazov, M. Begliyev, M. Söegov, Türkmenistanın Velayatlarının, Etraplannın, seherlerinin, şehercelerinin ve Ovalarının Atlan, Ruh Yayını, Aşgabat 1995.
(60) Örneğin: Rusya Federasyonunda bulunan Kabardey-Balkar Cumhuriyetinde SSCB'nin dağılması sonrası Çarlık Rusyası'nın XIX. Y.Y.'da bölgeyi işgalini hatırlatan yer adlarını hızlı bir şekilde değiştirme hareketi yaşanmaktadır. "Nartkale" kentinde 1 Haziran 1993 tarihine kadar onlarca sokak ve caddenin adı Sovyet adlarından temizlenerek yerel adlar takılmıştır. Buna göre kentte adı değiştirilen caddelerden bazıları şunlardır (Ok ad eski, ikincisi yerel yeni ad): "Djerjinski": "Şapsığ", "Krasnaya": "Kazanoko Jabağı', "Kalinin": "Wubıh", "Komsomolskaya": "Natuhay", "Kirova": "Bjeduğ", "Ordjonikidze": "Abzah", "Frunze": "Abaza", "Suvorov": "Mahoş", Timuryazcv": Abhazya kahramanı "Hasan Alhas" Caddesi (Eski Caddelere Yeni Adlar, Nart'ın 13/1993 tarihli nüshasından naklen Kafkasya Gerçeği, Sayı: 12, Nisan 1993, Samsun, s. 80). Yer adlarında hızlı değişimin en belirgin örneği olan Dudayev yönetimindeki Ceçenistan'da yer adları havaalanına varıncaya kadar tek taraflı olarak değiştirilmiştir. Örneğin: "Çeçenistan"ın adı "İçkeriya", "Grozni’nin adı "Sunçkale", "Grozni Havaalanı’nın adı "İmam Mansur Havaalanı" olarak değiştirilmiştir.
(61) Rusya filmler Akademisinin Dilbilim ve Edebiyat Başkanlığı'nda Başkan Yardımcısı ve Toponocni üzerine uzman olan Dilbilimci Prof. Dr. Nerumak Vlademir Petroviç, 1992 yılında Rusya Federasyonu Parlamentosu'nda Parlamento Başkanı Ruslan Hasbulatov'un desteği ile Tarihi Miras Komisyonunu oluşturmuştur. N. V. Petroviç bu komisyonda özellikle kent, cadde ve sokak adlarının değiştirilmesi için çaba göstermiştir. Şubat 1992 tarihinde Rusya Federasyonunda oldukça liberal bir dil yasası çıkmıştır. Dil yasasına ek kararname ve R. Hasbulatov'un bütçeden sağladığı ödenek ile Moskova'da Ulusal Diller Enstitüsü kurulmuştur. Bu Enstitü'nün Başkanı N. V. Petroviç olmuştur. Enstitünün amacı Rusya Federasyonunda bulunan dilleri araştırmak ve Parlamento'nun kabul ettiği liberal dil yasasının yürümesini, gerçekleşmesini sağlamaktır. Ancak Enstitü, kendisi ile aynı işi yapan Rusya ilimler Akademisi Dilbilim Enstitüsünün Sosyolingüistik Bölümünün yerine kurulan Rusya ilimler Akademisi Dil bilim Enstitüsü Ulus ve Dil Araştırma Merkezi ile yetki çakışmasını yaşamıştır. Bu nedenle Ulusal Diller Enstitüsü kadrosunu kuramamış, N. V. Petroviç'inde Ulusal Diller Enstitüsünden ayrılarak Moskova Kenti Parlamentosu'nda Tarihi Yer Adları'nın Verilmesi Komisyonunda çalışmaya başlamasıyla kendisini toparlayamamıştır (Bu bilgi, Rusya ilimler Akademisi, Dilbilim Enstitüsü Uzmanı Bulat Valeyev'den alınmıştır.)
(62) Ş. Jelilov, E. Beğmatov, A. Böriyev, S. Zinin, H. Ibrahimov, Ş. Temurov, T. Turgunov, S. Karayev, a.g.e., R. Danıyarov, "Özbek Toponimlerinin Özga Dillarda Ifadalanişi Edilmesi Masalalanga Dair", s. 32.

Hasan KANBOLAT

Çarlık Rusyasının yıkılışını hazırlayan olayların başlangıcı 1904-1905 Rus-Japon savaşına ve 1905 ihtilaline kadar uzanmaktadır. Bu dönemin gelişmelerini kısaca şöyle özetleyebiliriz:
 
1891 yılında “Transsibirya” demiryolunun inşasına başlayan Rusya, 1904 yılında bu demiryolunun büyük kısmını bitirdi ve Uzakdoğu’da Çin ve Japonya’ya karşı bir nüfuz elde etti. Bu arada, 1894-1895 yıllarındaki savaşta Japonya’ya yenilen Çin hükümeti, Port-Artur limanını Japonya’ya bıraktı. Bu bölgeyi Rusya’ya katmayı planlayan Çar hükümeti Port-Artur’u işgal ederek Çin denizine ayak bastı. Rus ilerleyişini durdurmak isteyen Japonya 1902 yılında İngiltere ile bir ittifak kurdu. Rusların geri çekilmeyi reddetmeleri üzerine Japonya 1904 yılında Rusya’ya savaş ilân etti. Japonlar karşısında ağır bir yenilgiye uğrayan Rusya, 3 Ocak 1905’te Port-Artur kalesini kaybetti ve Japonlar Rus ordusunun 30 bin askerini esir aldılar. Bu sırada Rusya’daki iç karışıklıklar ve sosyalist mitingleri Çar hükümetini bir an evvel savaşı bitirmeye zorladı. 23 Ağustos 1905 tarihinde Rusya ile Japonya arasında barış imzalandı. Bu savaşta Rusya’nın kaybı ölü, yaralı ve esir olarak 400 bin kişiydi.

1904-1905 Rus-Japon savaşına Kafkasya halklarından* zorla asker alınması, Kafkasya halklarının Rus hükümetine güvenini sarsmıştı. 1905 yılında bütün Rusya’da patlak veren isyanlar ve ihtilal hareketi Kafkasya’da da yankılanmakta gecikmedi. Zaten XIX. Yüzyıl sonlarından itibaren Rusya’ya karşı her fırsatta ayaklanmaya devam eden Kafkasya halkları, “abrek” adını verdikleri silahlı savaşçılarla Rus ordusuna karşı Kafkas Dağları’nda bir gerilla harbi vermekteydiler. 1900-1913 yılları arasında Çeçenistan’da ve Dağıstan’da Ruslara karşı gerilla savaşını yürüten Abrek Zelimhan bunların en ünlülerinden biriydi. Dağıstanlı, Çeçen ve İnguşlardan oluşan çetesiyle Rus hükümetine zor günler yaşatan Abrek Zelimhan, 1913 yılının sonbaharında hastalanıp dinlenmeye çekildiği Şali adlı Çeçen köyünde Rus askerlerine ihbar edildi. Kaldığı ev kuşatılan Abrek Zelimhan, son kurşununa kadar kendini savunduktan sonra evden dışarı çıktı ve Rusların yaylım ateşiyle canını teslim etti.

Adigey’de, Karaçay-Malkarda, Kabardey’de, Çeçenistan ve Dağıstan’da abreklerin hürriyet mücadelesi hız kesmeden devam etti. 1914 yılında başlayan Birinci Dünya Savaşı’nda Rusya’nın yenilmeye başlaması Kafkasya halklarına bağımsızlık yolunda umut verdi. Bu sırada, Osmanlı devleti topraklarına sürülmüş olan Kafkasya göçmenlerinin kurdukları cemiyetlerin temsilcileri 1916 yılında Berlin ve Viyana’ya giderek, Rusya esareti altındaki Kafkasya halklarının durumunu Avrupa devletlerine anlattılar. Haziran 1916’da Lozan’da toplanan Esir Milletler Kongresi’ne katılan Kafkasya temsilcileri Çerkezistanlı İsmail Bidanuk ile Dağıstanlı Seyyid Tahir Elhüseyni, Kafkasyalıların milli kahramanı İmam Şamil ile Dağlıların hürriyet savaşlarını dile getirerek, Avrupa’da Kafkasya’nın Rusya esaretinden kurtarılması için faaliyette bulundular.

Çarlık rejiminin sonunu hazırlayan Şubat 1917 ihtilali Kafkasyalılara bağımsızlık fırsatını vermişti. Rusya’nın çözülmeye başladığını gören Kafkasyalılar 8 Mart 1917’de Terekkale (Vladikavkaz) şehrinde Birleşik Kafkasya Dağlıları Birliğinin Geçici İdaresi adlı millî bir teşekkül meydana getirdiler. Bu teşekkülün öncülüğüyle bütün Kafkasya’dan gelen 500 temsilcinin katılımıyla 3-7 Mayıs 1917 tarihleri arasında Birinci Genel Kuzey Kafkasya Kongresi toplandı. Kongrede dil bakımından aralarında farklar bulunan Kafkas halklarının gelenek, görenek ve hayat felsefesi yönünden bir millet halinde birleşip kaynaştıkları vurgulandı. Andi şehrinde 18 Eylül 1917’de toplanan ikinci kongreye katılan 1.500 temsilci Birleşik Kafkasya Dağlıları Cumhuriyetinin anayasasının temel ilkelerini belirledi. Bu ilkeler arasında Kafkasyalıların siyasî bir birlik teşkil ettikleri ve bu birlik içinde her kabilenin tam bir özerkliğe sahip olacağı gibi önemli maddeler yer almaktaydı.

Ekim 1917 ihtilaliyle Bolşevikler Rusya’da iktidarı ele geçirdiler. Rusya sınırları içinde yaşamakta olan Müslümanların sempatisini kazanmaya çalışan Merkezi Hükümet, 24 Kasım 1917’de “Rusya halklarının hakları beyannamesi”ni yayınladıktan hemen sonra, “Rusya’nın ve Doğu’nun bütün Müslüman işçilerine” hitaben özel bir çağrı neşretti. Bu çağrıda Müslümanların inanışlarına ve geleneklerine saygı gösterileceği vaat ediliyordu. Lenin ve Stalin imzalarını taşıyan bu tarihi belgede şunlar dile getiriliyordu:

Rusya Müslümanları, Volga ve Kırım Tatarları, Sibirya ve Türkistan Kırgızları ve Sartları, Kafkas Ötesinin Türk ve Tatarları, Çeçenler ve Kafkas Dağlıları, sizler!...Camileri ve ibadethaneleri yıktırılmış, inanışları ve gelenekleri Çarlar ve Rusya’nın yıkıcıları tarafından boğulmuş olan sizler!...İnanışlarınız ve gelenekleriniz, milli ve kültürel kurumlarınız bundan sonra serbesttir ve dokunulmazlık içindedir. Milli hayatınızı serbestçe ve müdahalesiz şekilde organize ediniz. Bu sizin hakkınızdır. Biliniz ki, haklarınız Rusya’nın bütün halklarının hakları gibi, İhtilalin bütün gücü ve onun organları olan milletvekilleri, işçiler, askerler ve köylülerin Sovyetleri tarafından korunacaktır. O halde, bu ihtilali destekleyiniz…

Birleşik Kafkasya Dağlıları Geçici Hükümeti Rusya’dan ayrılarak bağımsız bir devlet kurduğunu daha 20 Kasım 1917 tarihinde duyurmuştu. Kafkasya’nın bağımsız bir politika izlemesi bölgedeki Rus, Kazak ve Ukraynalıları rahatsız etmiş ve bölgenin birliğini parçalamak için harekete geçmişlerdi. Kafkasya birliğinin parçalanma tehlikesi üzerine, Ruslara karşı ittifak imkânlarını araştırmak ve Gürcistan, Azerbaycan, Ermenistan devletlerinden oluşan Mevarayi Kafkas (Kafkas Ötesi) Konfederasyonunun durumunu anlamak, aynı zamanda da Kafkasya’nın bağımsız devlet olmasını sağlayıp bu konuda Türkiye’den yardım istemek üzere Abdülmecit Çermoy ve Haydar Bammat başkanlığında bir heyet 1918 Nisanında Trabzon’a geldi. Kafkasyalılar en muhtaç oldukları maddî yardımı Türkiye’den bekliyorlardı.

Karadeniz iskelelerinden yardım almaları mümkün olmadığı için, Kafkasyalılar Türkiyenin kendilerine yapacağı silah ve cephane yardımının Mevarayi Kafkas Konfederasyonu ile anlaştıktan sonra kara ve demiryolu vasıtasıyla yapabileceğini belirtmişlerdi. Bu itibarla Osmanlı devletinin Kafkasya’ya yardım etmek istemesi yetmiyor, Kafkasya ile Kafkas Ötesi arasında barış ve dostluğu sağlayıcı bir rol üstlenmesi de gerekiyordu.

Kafkasya heyeti Enver Paşa ile görüşmek üzere Batum’a gitti. Heyetin tekliflerini kendi siyasetine uygun bulan Enver Paşa onları İstanbul’a getirerek hükümetin diğer üyeleriyle görüşmelerini sağladı. Böylece Osmanlı siyasî ve askerî çevrelerinde Kafkasya meselesi bir anda ön plana çıktı. Basında da heyetin faaliyetleri hakkında olumlu yazılar yazılmaya ve Kafkasya’nın Türkiye için taşıdığı önemi belirten yorumlar çıkmaya başladı.

Kafkasyalılar 11 Mayıs 1918’de Birleşik Kafkasya Cumhuriyetini kurduklarını ilan ettiler ve bunu Osmanlı devleti ile diğer ülkelere birer nota ile duyurdular. Notada şu maddeler yer almaktaydı:

1- Kafkasya Dağlıları Birliği, Rusya’dan ayrılarak müstakil bir devlet kurma kararı vermiştir.

2- Yeni devletin ülke sınırları kuzeyde Dağıstan, Terek, Stavropol, Kuban ve Karadeniz vilayetlerinin eski coğrafi sınırları, batıda Karadeniz, doğuda Hazar Denizi olacak, güney sınırları Maverayi Kafkas (Kafkas Ötesi) hükümeti ile daha sonra tesbit edilecektir.

Birleşik Kafkasya Cumhuriyeti’nin nüfusu 4.221.860 kişiden oluşuyordu. Bunların içinde asli unsur olan Kafkasya halklarının sayısı 3.228.259 kişi idi. Kazak, Rus ve Ukraynalılardan oluşan Slav nüfusu 892.362 kişi idi. 100.969 kişilik nüfus ise Ermeni, Yahudi, Gürcü, Rum, Tatar v.s. gibi yabancı unsurlardan oluşuyordu.

Birleşik Kafkasya Cumhuriyeti’nin kabul edilen bayrağında 7 yıldız yer almaktaydı. Bu 7 yıldız, Cumhuriyeti oluşturan 7 eyaleti temsil etmekteydi. Bu eyaletler: Abhazya, Adigey, Kabardey, Karaçay-Malkar, Osetya, Çeçen-İnguş ve Dağıstan idi.

Osmanlı devleti Birleşik Kafkasya Cumhuriyeti’ni hemen tanıdı. Enver Paşa da her türlü yardımın yapılacağını resmen taahhüt etti. Birleşik Kafkasya Cumhuriyeti’nin İstanbul tarafından tanınması Rusya’nın şiddetli tepkisine yol açtı. Bu şekilde Türkiyenin nüfuz ve hâkimiyeti Kafkasya’ya yayılmış bulunuyordu.

Kafkasya’nın istiklalini ilan etmesi Türk basınında büyük yankılar uyandırdı. 14 Mayıs 1918 Salı tarihli Tasvir-i Efkâr gazetesi “Şimali Kafkasya İlan-ı İstiklâl Etti” başlıklı haberinde yeni devletin sınırları, yüzölçümü ve nüfusu konularında ayrıntılı bilgiler verdikten sonra “Kafkasya’da bir Türk Hükümet-i İslamiyesi’nin kurulması biz Türkler ve Osmanlılar için ayrıca sevinç ve memnuniyetle karşılanacak hayırlı bir hadisedir”yorumuyapılıyordu. gazetesi “Şimali Kafkasya İlan-ı İstikll Etti” başlıklı haberinde yeni devletin sınırları, yüzölçümü ve nüfusu konularında ayrıntılı bilgiler verdikten sonra “yorumu yapılıyordu.

Rusya’nın tehditlerine aldırmayan Türkiye 8 Haziran 1918’de Batum’da Birleşik Kafkasya Cumhuriyeti murahhasları ile bir dostluk anlaşması imzaladı. Bu anlaşma gereğince Türk Hükümeti Birleşik Kafkasya Cumhuriyetine askerî yardımda bulunmayı ve dış tehlikelerden korumayı üzerine almıştı.

Osmanlı Devleti Hükümeti ile Kafkasya Dağlıları Birliği Hükümeti arasında imzalanan dostluk antlaşmasının bazı maddeleri şöyleydi:

1- Hükümet-i seniyye ile Kafkasya Cibaliyyunu İttihadı hükümeti arasında daimi müsalemet ve müstakır muhadenet hüküm-ferma olacaktır.
(Osmanlı Hükümeti ile Kafkasya Dağlıları Birliği Hükümeti arasında daimi barış ve istikrarlı dostluk hüküm sürecektir.)
2- Kafkasya Cibaliyyunu İttihadı hükümeti tarafından taleb vuku’unda , hükümet-i Osmaniye, intizam ve asayiş-i dahilinin temin ve iadesi için lede’l icab silah kuvvetiyle muavenette bulunacaktır.

(Kafkasya Dağlıları Birliği Hükümeti tarafından talep edildiğinde, Osmanlı Hükümeti düzen ve iç güvenliğin sağlanması ve eski haline getirilmesi için gerektiğinde silah gücüyle yardımda bulunacaktır.)

8 Haziran 1918 tarihinde Batum’da düzenlenen antlaşma metninin altında Birleşik Kafkasya Cumhuriyeti temsilcilerinden Haydar Bammatov, Abdülmecid Tapa Çermoyev, Ali Han Kantemir, Zubeyr Timurhan, Mehmet Kadı’nın imzaları bulunmaktaydı. Çeçen kökenli Abdülmecid Tapa Çermoyev Hükümet Başkanı, Kumuk kökenli Haydar Bammatov ise Dışişleri Bakanı idiler.

Kafkasya’nın kaybı Lenin’in deyimiyle hayat kaynağına giden yolların elden çıkması demekti. Rusya’nın hayat kaynağı ise Kafkas Ötesindeki Bakü petrolleriydi.

Lenin, Astrahan yolu ile Dağıstan üzerinden Kafkasya’ya Kızıl Ordu tümenlerini sevk etmeye başladı. Öte yandan İngilizler tarafından silahlandırılmış bir donanma ile desteklenen Beyaz Rus ve Ermeni kuvvetleri de güneyden Kafkasya’ya saldırdılar.

Kafkasya’nın Rus işgaline uğraması üzerine Türk Hükümeti harekete geçerek Dağıstan üzerinden Kafkasya’ya “Kafkas İslam Ordusu” adıyla teşkil olunan askerî birlikler gönderdi. Bunun üzerine Beyaz Rus ve Ermeni orduları güneye çekildiler. 6 Ekim 1918’de Derbend’i ele geçiren Kafkas İslam Ordusu, Doğu Kafkasya’yı hâkimiyet altına aldı. 7 Kasımda Şamilkale şehrinin kurtarılmasıyla Beyaz Rus birlikleri Hazar denizi yoluyla Kafkasya’yı terkettiler.

Kafkasya’nın doğu kısmında duruma hâkim olan Türk ordusu ve millî kuvvetler Dağıstan’da millî otoriteyi kurmuşlar, devlet teşkilatının sağlamlaştırılması için Türk subayları millî hükümetle işbirliğine girmişlerdi. Fakat Kafkasya’nın batı kesiminde Terek ve Kuban Kazaklarının yerli halka yaptıkları baskı gittikçe artmaktaydı. Türk hükümeti bu bölgelerde de düzeni sağlamak ve millî otoriteyi güçlendirmek için askerî tedbirlere başvurdu ve durumu hızla düzeltmeye başladı.

Birinci Dünya Savaşının Osmanlı Devletinin yenilgisiyle sonuçlanması üzerine Türk ordusu 30 Ekim 1918’de imzalanan Mondros mütarekesine göre 1914 öncesi sınırlara çekilmek zorunda kaldı. Türk ordusu 28 Aralık 1918’de Kafkasya’dan ayrıldı. Kafkasya’yı terk eden Türk ordusunun Anadolu’nun kurtuluş savaşına girişmesiyle Kafkasyalılar Rusya’ya karşı mücadelelerinde yalnız kaldılar.

Bu arada, 12 Aralık 1918’de Çermoyev hükümeti istifa etmiş, yerine Pşimaho Kosok hükümeti geçmişti. Yeni hükümet bütün Kafkasya halklarını seferber ederek Rusya’ya karşı mücadeleye devam etti. Ancak bolşevik Rusya ile savaşan Çar taraftarı ve bolşevik düşmanı Rus generali Denikin, Kafkasya’da bağımsız bir devletin kurulmuş olmaına tahammül edemeyerek bolşevik aleyhtarı Rus Kazaklarından oluşan büyük bir ordu ile Kafkasyalılara saldırmıştı. İngiltere tarafından desteklenen Denikin’in düzenli ve tam techizatlı ordusuna fazla direnemeyen Dağlılar yavaş yavaş yenilgiye uğramaya başladılar. Denikin’in orduları nihayet Osetya, Kabardey, Adigey ve Karaçay-Malkar bölgelerini işgal etti. Mayıs 1919’da Denikin’in ordularının Dağıstan’da Hasavyurt’u da ele geçirmesinin ardından, Pşimaho Kosok hükümeti 12 Haziran 1919’da istifa etmek zorunda kaldı.

Birleşik Kafkasya dağlıları hükümetinin artık fiili olarak çalışma imkanı kalmaması üzerine, bağımsızlık yolunda savaşa devam kararı veren Kafkasyalılar dağlara çekildiler ve tarihten gelen abrekgeleneğini sürdürdüler. Kafkasya halkları bir cephede bolşeviklere karşı savaşırlarken, diğer cephede İngiltere’nin emperyalist siyasetine alet olan, Çar destekçisi general Denikin’in ordularına karşı mücadele ediyorlardı.

Mart 1920’de Dağıstan’ın bolşevikler tarafından ele geçirilmesinin ardından, 20 Mart 1920’da general Denikin bolşeviklere yenilip, kumandayı general Wrangel’e bırakıp kaçtı. Sovyet hükümetinin kızıl ordusu böylece Kafkasya’yı işgale başladı. Kafkasyalıların bolşeviklere karşı hürriyet mücadelesi çok kanlı çarpışmalarla geçti ve 1921 yılı Mart ayına kadar devam etti. Bu arada Mustafa Kemal tarafından kurulan Ankara hükümetinin Sovyet hükümeti tarafından tanınması ve 16 Mart 1921 Moskova antlaşmasının imzalanmasıyla, Kafkasyalılar Türkiyeden umutlarını kestiler.

11 Mayıs 1918’de kurulan Birleşik Kafkasya Cumhuriyeti Sovyetler tarafından ortadan kaldırıldıktan sonra, Sovyet Kızıl Ordusu Kafkasya’yı işgal ederek bölgeyi Sovyet hâkimiyeti altına aldı.


* Kafkasya Halkları ortak bir kültür etrafında birleşmiş, tarih boyunca kader birliği yapmış olan Abhaz, Adige, Karaçay-Malkar, Oset, Çeçen-İnguş ve Dağıstan halklarıdır.
 
Kaynakça
Aslanbek, M. Karaçay ve Malkar Türklerinin Faciası.-Ankara, 1952.
Baytugan, Barasbi. Kuzey Kafkasya (1917-1970).-Samsun, 1998.
Bennigsen, A. – C.L. Quelquejay. Step’de Ezan Sesleri.-İstanbul, 1981.
Havjoko, A. Canbek. “Abrek Zelimhan”. Birleşik Kafkasya, 1 (3) 1965, 16-20.ss.
Hızal, Ahmet Hazer. Kuzey Kafkasya Hürriyet ve İstiklal Davası. Ankara: 1961.
Kumuk, Cem. Neredesin Prometheus?.- İstanbul, 2004.
Kurat, Akdes Nimet. Rusya tarihi-Başlangıçtan 1917’ye kadar.-Ankara, 1993..-Ankara, 1993.
Kutlu, Tarık Cemal. “Göç, katliam ve sürgün”. Kuzey Kafkasya , 3 (16), Ocak1973, 10-11.ss.
Saydam, Abdullah. “Kuzey Kafkasya’daki Bağımsızlık Hareketleri” Avrasya Etüdleri, 2 (1), 1995, 88-122.
Şahin, Enis. “Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti’nin İlanı”. Kafkasya Araştırma&Analiz, 2 (3), 2007, 4-17.ss
Turan, M. Aydın. “Kuzey Kafkasya Toplumlarının Nüfuslarındaki Kantitatif Değişmeler”. Kuzey Kafkasya, 11 (64-65), 1987, 8-18.ss.
 
Prof. Dr. Ufuk TAVKUL
Ankara Üniversitesi
Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi
 
Kaynak: Kafkasevi

Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti 1917 1922 3.Cilt

XIX. asrın son çeyreğinde Kuzey Kafkasya Coğrafyasında hüküm süren cılız ve karmaşık zemin, bir sonraki yüzyılda, dünya tarihindeki kırılma ve yeni oluşumlara paralel şekilde güçlü arayışlara sahne olmuştur. Sömürgeciliğe karşı varlık koruma mücadelesi veren Kuzey Kafkasya, Çarlık Rusyası’nın Birinci Dünya Savaşı sırasında çöküşü ile birlikte yol ayrımına gelmiş; 1917’de toplanan

Page 1 of 2

Hakkımızda

ÇerkesyaCerkesya.org Çerkesler ve Kafkasya hakkında güncel haberler, Çerkes Kültürü ile ilgili her türlü görsel ve yazılı materyallerin bir arada bulunduğu, Çerkes Kültürünü gelecek nesillere aktarmayı amaç edinmiş hiç bir kurum ve kuruluşla bağı olmayan sadece Kuzey Kafkasya Halklarına taraf bir portaldır.

Çok Okunanlar

Çerkesler Türk mü?

Çerkesler Türk mü?

Ara 02, 2018 Rate: 0.00

Kafkasya Neresidir?

Kafkasya Neresidir?

Ara 10, 2018 Rate: 0.00

Kabardey Aile Armaları

Oca 25, 2019 Rate: 0.00

Son Twetler

Adıge Cumhuriyeti'nin Kuruluş Yıl Dönümü Kutlu Olsun https://t.co/10PUan3hJA
RT @ajanskafkas: Mustafa Aydın Turan | Mehdi Nüzhet Çetinbaş yazdı https://t.co/bM0qHZIb6X https://t.co/LV5Nislevy
RT @gilahsteney: Bu hikayeyi daha önce de duymuştum bir dadeden çok araştırdım doğruluğunu Şorten Askerbiy'in Kazanokue Jabağı kitabında da…
BBC News Türkçe - Kafkasya'nın incisi Abhazya'da seçim zamanı: Ülke küçük, yarış büyük - Fehim Taştekin https://t.co/bjR7eWQ8gt
Follow Çerkesya on Twitter

Post Gallery

Çerkes Parası ve Kaffed'in Kozmik Aklı

Çerkeslerin Mitolojik Kahramanı Nart Sosruko Mobil Oyun Oluyor

Eski Kafkas halkları, Amerikan yerlileri ve Sibirya halklarıyla akrabaymış

Belgesel Film Gösterimi-Çerkes Atının Öyküsü Şağdi

Hayriye Melek Hunç Anısına Kitap Günleri

Adıgey Halkı Anadilde Eğitim İstedi

Sarıkamış’tan Bir Şehit Öyküsü

Efsanevi Kabardey Atları Dörtnala Geri Dönüyor

Çerkes Kültürüne Son Bir Yaşam Alanı