Çerkes Köyleri

Cemilbey Köyü-Çorum/Merkez

Cemilbey Köyü-Çorum/Merkez

Kanlı İğde: Cemilbey halkından 1924 doğumlu Sn. Yaşar ARAS' ın babası Sn. Recep ARAS'tan naklen anlattığı, Sn Selahattin Aras'ın kaleme aldığı ve köyün kuruluşundan yaklaşık 60-70 yıl önce cereyan ettiği

sanılan ve kuşaktan kuşağa aktarılan bir acı olayın hikayesi şu şekildedir;

Cemilbey köyünün Güney Batısından, Doğusuna doğru akmakta olan ve bugün yatağı köyden 1-1,5 km uzakta bulunan Alaca Irmağı eskiden köye çok yakın ve doğu yönünde harmanlara yakın yerden akarmış. Özellikle ilk baharda ve yazbaşında yağan yağmurlarla coşkun akan Alaca Irmağı Cemilbey ovasında taşar, bağ, bahçe bırakmaz çevreye çok zarar verirmiş. Sivrisinek çok olur insanlar sık sık hastalanırmış..

Bu eski ırmak yatağının kenarında da büyük bir iğde ağacı varmış, o zamanlar gölgelik olarak kullanılırmış. Çarum'dan Alaca tarafına veya Alaca tarafından Çorum tarafına giden yolcular bu ağacın gölgesinde soluklanır, hayvanlarını sular, ihtiyaçlarını karşılar dinlendikten sonra yollarına devam ederlermiş,

Bu iğde ağacının yakınına yerleşmiş ve çadırlarda yaşayan 3 aile varmış. Bunlar kendi hallerinde hayvancılıkla uğraşan insanlarmış; Hayvanlarını ovada otlatır. Irmakta sular kimseye zarar vermeden yaşayıp giderlermiş.

Köyümüzün yakınında bulunan yerleşim yerlerinden birinde yaşayan bir genç, bu ailelerden birinin güzel kızına aşık olmuş. Çok istemesine araya birçok ricacı koymasına rağmen kızı almaya muvaffak olamamıştır. Bu durumu kabullenemeyen delikanlı arkadaşlarıyla birlik olup ailelerin yaşadığı çadırlara baskın düzenleyerek kızı zorla kaçırmak istemiştir. Çadırlarda yaşayan aileler ile gençler arasında müthiş bir kavga çıkmış. O gece çok karanlık olduğu ,ç,n kimin ne yaptığı anlaşılamamıştır. Sabah ortalık ağarırken kavga bitmiş. Çadırlarda yaşayan ailelerin fertlerinden bir kısmı ölmüş. Bu korkunç çinayeti işleyenler ise ellerine bulaşan kanları iğde ağacının gövdesine sürerek temizlemişler. Bu olaydan çivardaki insanlar çok üzülmüş ve etkilenmişler. Daha sonra bu ağacın ismi "Kanlı İğde" dîye anılmaya başlanmıştır.

Önemli not: Bu olay, üzerindenen az 150 yıl geçmiş ve destansı özelliği olan bir hikayedir. Elbette olayın gerçek oluş şekli, ağızdan ağıza anlatımla bir çok değişikliğe uğramıştır. Hem olayı anlatan hem de derleyip yayınlayanın kimseyi rencide etmek gibi bir düşüncesi yoktur, olamaz. Üstelik Cemilbeyliler cevresindeki tüm köylerle iyi ilişkileri olan misafirperver insanlardır.

Göç: Aslında Göç kelimesi bu olayın vehametine yakışmıyor yerine SÜRGÜN kelimesi daha uygun. Rus istilasının takatleri tükettiği 1864 yılında kafkasyadan başlayan büyük göç ile benliklerini ve dinlerini korumaya çalışan bir grup insan büyük kayıplar vererek Anape'den gemilerle Trabzona oradan Samsuna, Samsundan da karayolu ile Çorum civarına gelmiş ve bu günki köyün bulunduğu yerlere yakın köylere birer hane olarak dağıtılmışlar. Bu insanlardan birisi olan (Sohktu) Baçe oğlu Naçu bey Kozluca köyüne yerleştirilmiştir. Yerleşimden birkaç yıl sonra kendisi bir bey (önder, soylu, sorumlu) olan Naçu bey kendisiyle birlikte hareket eden ve civar köylere yerleştirilen arkadaşlarını (soydaşlarını) merak ederek onları ziyaret etmeye karar vermiş. Bu ziyaretler esnasında yolu Fındıklı Köyüne düşmüş ve Yerguj Recebin babasını evinin önünde (5-6 yaşlarında) çorba içerken görmüş. Çorbasını içen çocuğun yemeğine ortak olmaya çalışan bir tavuğu Çocuk, Kürtçe olarak (Hatta bavi birrim) "Seni keserim hatta babanı da", deyi kovunca iki yılda küçücük bir çocuğun dilini nasıl unuttuğuna çok müteessir olmuş. Bu insanlar dinlerini ve benliklerini (örf, adet, dil) korumak için bir çok sıkıntılara göğüs gererek buralara geldiler ama bu şekilde dağınık yaşamaya devam ederlerse dillerini ve kültürlerini kaybedecekler diye düşünmüş.

Köy Arazisinin Satın Alınması: Bu düşüncelerle evine geri dönen Naçu bey Köyün bu gün sahip olduğu ve işlediği toprakları Çorumlu fakat İstanbulda yaşayan "Sarmaşalardan" 60 Kırmızı Altına (Reşat altını) satın almış. Satın alınan arazi daha önce çevredeki 4 köy; Kanlıosman, Kadıderesi, Gökçepınar ve Karagöz köylüleri tarafından mera veya yılkı( Köylülerin besleme problemi yaşşamamak için hayvanlarını kış aylarında başıboş olarak bıraktıkları araziye verilen ad) olarak kullanılıyormuş.

Naçu bey civar köylere yerleştirilen hemşerilerini (yaklaşık 60 aile) bu köye toplamış. Satın aldığı arazinin bir kısmını parası olana parasıyla fakir olanlara ise borçla veya ücretsiz olarak dağıtmış.

Köyde ilk ev Naçu bey için yapılmış diğer köylülerin tamamı belirli bir süre çitten yaptıkları evlerde yaşamışKonulara Geri Dön

Cemilbey Nahiyesine (Çorak Köyü) Kim Hangi Köyden Geldi:
- Naço bey Kozluca köyünden,
- Yergüjlar Fındıklı köyünden,
- Nogaylar Miyane Sultan köyünden,
- Yemizağlar Çikhasan köyünden
- Karabeler Karahacip koyunden
- Azakoler Mazıbaşı köyünden
- Yergujler Koyunoğlu köyünden
- Hupşiler Keşlik köyünden

Köyün Arazisine Sahip Çıkma Dönemi: Yeni toprakları ekip biçmeye başlayan Çoraklılar en büyük sıkıntıyı daha önce bu topraklara hayvanlarını bırakan köylülerin aynı davranışlarını sürdürmeye devam etmeleriyle yaşamaya başlamışlar. Ekip dikilen arazilerine başı boş olarak bırakılan hayvanların ürünlerine zarar vermesine tahammül edemeyen Çoraklılar, bunun önlenmesi yönünde bir çok defa civar köylülerle konuşmuş olmalarına rağmen talepleri şikayet konusu köylülerce dikkate alınmamış.

Kendi aralarında bu meseleyi nasıl halledeceklerini düşünürlerken İslamkerey ben bu işi hallederim deyi ortaya çıkmış. Tüm civar köylülerce seviplip sayılan ve Gökçepınar Köyünde oturan Bir Alevi Dedesinin çok sevdiği atını bir gece vakti ayaklarına yün keçe bağlayarak uyumakta olan sahibinin de üstünden atlatarak ve uyandırmak için de "DEDE ATIN ELDEN GİDİYOR" diye de nara atarak kaçırmış.

Sahibinin önemli bir şahsiyet olmasından dolayı tüm köylüler atı ve kaçıranını bulmak için seferber olmuşlar ve uzun süre aramışlar ama bulamayıp ümitleri azalmaya başlayınca Gökçepınarlı Dedenin Hanımı Şirin Hatun bir heyetle Naçu beyi ziyarete gelmiş. Bu heyeti 2-3 gün Çorak Köyünde ağırlayan Naçu bey onlara izzet ikram da bulunmuş ve şayet hayvanlarınıza sahip çıkarsanız ve bizim arazimize bırakmassanız ben atı bulur size geri veririm demiş. Bunun üzerine anlaşma sağlanmış. Gördüğü hürmetten ve misafirperverlikten etkilenen Şirin Hatun Naçu bey de bundan sonra benim evlatlarımdan biri sayılır diye iltifatta bulunmuş ve artık hiçbir şekilde Çoraklılara ve onların mallarına zarar verilmeyecek deyi etrafındakilere talimat vermiş.

Çorak Köyünün Yeni Misafirleri: İkinci dünya harbinin hemen öncesinde 1938 yılında Bulgaristan'dan yaklaşık 30 hanelik bir göçmen gurubu hemen köyün girişinde düz bir alana iskan edilmiştir. Bu insanların da daha önce köyü kuranlarınkine benzer çok acıklı ve meşekkatli bir hikayelerinin olduğundan eminim bu konuyla ilgili detaylı bilgilieri araştırıyorum ilk fırsatta onları da yazacağım.

Bu safhada sadece şu kadarını söyleyebilirim. Her iki grupta birbirlerine karşı çok saygılı, dost ve ahbap insanlardır. Aralarında dostlukların ve fedakarlıkların hikayeleri anlatılmaktadır.

Çorak Köyünden Cemilbey Nahiyesine:

Çorak Köyü 1902 yılında Zamanın Dahiliye Nazırı (İçişleri Bakanı) Cemil Cahit Beyin ismini alarak Nahiye olmuş.

Cemilbey Nahiyesine ismini verebilecek iki adet Cemil Bey var. Bunlardan birincisi Cemil Cahit Toydemir Milli Savunma Bakanlığı yapmıştır. Biyografisi aşağıdadır:

Cemil Cahit Toydemir (1883-1956):
Büyük Çerkes sürgününde Anadolu'ya göçeden Therhet adlı bir Vubıh ailesinden olan Mehmet Cahit Bey'in oğludur. 1883 yılında İstanbul'da doğdu. Harp Okulu'nu 1902'de bitirdi. Balkan ve Birinci Dünya Savaşlarına katıldı.1918 yılında Met Yusuf İzzet Paşa'nın emrinde tümen komutanı olarak anayurdu Kafkasya'yı kurtarmak ve bağımsız bir Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti kurmak için yapılan savaşlara katıldı.

Mondros Silah Bırakışması'ndan sonra Kafkasya'dan döndüğünde Aşharuva Rauf Bey'in yardımıyla 5 Kafkas Tümeni Komutanlığı'na atanarak Anadolu'ya geçti. İstanbul'daki Ali Rıza Paşa Hükümeti adına Karzeg Salih Paşa ve Heyet-i Temsiliye adına Mustafa Kemal Paşa, Aşharuva Rauf ve Kunduh Bekir Sami Bey'ler arasında yapılan "Amasya Görüşmeleri" Cemil Cahit Bey'in evinde ve onun sağladığı güvence altında cereyan etti. 21 Ocak 1922 de 10. Tümen Komutanlığı'na getirildi ve tümeniyle Batı Cephesi'nde Yunanlılara karşı başarıyla savaştı. Kurtuluş Savaşı'ndan sonra da Tümen Komutanlıkları, Kolordu Komutanlığı, Jandarma Genel Komutanlığı(1939), Askeri Yargıtay Başkanlığı(1942), 1.Ordu Komutanlığı gibi görevlerinde bulunduktan sonra 1946 yılında Orgeneral rütbesinden emekliye ayrıldı. TBMM'nin yedinci döneminde İstanbul Milletvekili ve aynı dönemde Recep Peker kabilesinde Milli Savunma Bakanı olarak hizmet gördü.1956 yılında İstanbul'da öldü.

İkincisi ise; Mehmet Cemil Uybadin'dir. Biyografisi; Mehmet Cemil Uybadın (d: 1880 - ö: 1957 ) Türk asker ve TBMM üyesi.

1880 yılında İstanbul 'da doğdu. 1905'de Erkân-ı Harbiye'yi bitirerek kurmay yüzbaşı oldu. Trablusgarp Savaşı , Balkan Savaşları ve I. Dünya Savaşı 'na katıldı. Kurtuluş Savaşı 'nda çeşitli görevler ifâ etti. Yarbay rütbesindeyken emekliye ayrıldı. 1923'den itibaren Tekirdağ milletvekili olarak TBMM'de bulundu. CHP genel sekreterliği (1924-25) ve içişleri bakanlığı(1925-27) yaptı. 1957'de İstanbul'da vefat etti.

Her iki "Cemil Bey" de mümkün ama Mehmet Cemil Uybadin dahiliye nazırı olduğu için onun isminden esinlenerek "Cemilbey" isminin verildiği daha kuvvetle muhtemeldir ama o durumda ismin veriliş tarihinin 1902 yerine 1925-1927 tarihleri arası verilmiş olması gerekir.

Nahiye Birinci Dünya Savaşında Yozgat isyanı sırasında eşkıya baskınlarına ve karışıklıklara sahne olmuş. Bir baskında eşkıyalar Nahiye Müdürü ve bir onbaşıyı şehit etmişler. Bu olay da şehit edilenler Çorum Şehitler Abidesinde yazılı olarak anılmaktadırlar.

 

Cemilbey Köyündeki Sülaleler:
1-Azakolar
2-Bergekoler
3-Bolotikolar
4-Deşenikolar
5-Efendikolar
6-Hatkıler (Hatkıkoler)
7-Hunezukoler
8-Hupşiler
9-İslamkereyler
10-Karabeler
11-Ketuğlar
12-Naşakolar
13-Nogaylar Resimler
14-Pekehakoler
15-Phşivkikoler
16-Phzaşeler (Erdemir Sülalesi)
17-Soxhtular, Resimler
18-Şevgenikoler
19- Tykolar Tyko/Turan Ailesi Soy Ağacı
20- Yemizağlar
21- Yergujler

Cemilbey Köyü Web Sitesi


Yorum Ekle