Nart mitolojisi kahramanının ismi ile yola çıktılar.

Nart destanlarının ana kahramanı olan Sosruko çerçevesinde dönecek olan savaş mitoloji oyunu, Türkiye'den Nalçik'e yerleşmiş Besleney/Çurey sülalesinden iki kişi tarafından planlanan, Kafkasya'da yerleşik 3 kişilik bir ekibin de desteği ile nisan ayında test yayınına başlayacak. Oyunun haziran ayı gibi yayına verilmesi bekleniyor.

Çerkeslerin mitolojik kahramanı Sosruko'yu anlatan dünya’nın ilk mobil oyununu tüm telefonlarda çalışacak şekilde, İngilizce, Türkçe ve Rusça yayına girecek.

Oyunun ana hikayesi Nart destanları kahramanı Sosruko üzerine. Hikaye gerçek destanın dışında diğer mitolojik destanlara da yer verecek. Oyun içinde Çerkez müzikleri ve Çerkes kültürü Nart etkisiyle fazlasıyla verilecek. 

Bu proje için aşağıdaki sosyal medya hesaplarından destek verebilirsiniz.

http://www.clashofsosruko.com/

https://www.facebook.com/Clashofsosruko/

https://twitter.com/clashofsosruko

https://instagram.com/clashofsosruko

#sosruko

#clashofsosruko

 

Sosruko Kimdir?

Sosruko, Kuzey Kafkasya destanlarının en ünlü ve en yaygın mitolojik kahramanı. Sosrukua, her çağda, her dönemde Nart destanlarının bilinen kahramanıdır.

Sosruko'nun doğuşu ile ilgili öykü çok ilginçtir. Ünlü Nart kadın kahramanı Seteney, Bakhsan ırmağı kıyısında çamaşır yıkarken Nartların sığırtmacı onu görür ve güzelliğine vurulur. Fırlayıveren aşk oku, karşı kıyıda üzerinde çamaşır yıkanan taşa çarpar. Taş hemen ısınmaya ve büyümeye başlar. Seteney sıcak taşı eteğine sararak Nart Tlepş'in dökümhanesine götürür. Tlepş büyük çekici ile taşı kırar, içinden ateş saçan, kor halindeki Sosrıkua çıkar. Bu nedenle Nart Sosrıkua, Nart Tlepş ile Seteney Guaşe'nin oğlu sayılır

Sosruko'nun bir kaya parçasından doğuşu Grek mitolojisindeki "Cyclop", ve Türk destanlarındaki "Tepegöz"ün doğuşu motifi ile benzerlik taşır. Bu üç destan kahramanının doğuşu taş orijinli bir motifte birleşmiştir.

Sosruko'nun doğuşu üzerine yirmiden çok metin vardır, ama babası, biri dışında belli değildir. Setenay-guaşe'nin belirgin bir eşi de yoktur. Babalı anlatıya göre, Savsırıko, Kuban Irmağı (Пщызэ) kıyısında çamaşır yıkarken, ırmağın öte yakasında bulunan Nartların çobanı (чэмэхъожъ) Tlıptsemıko Zertıj (Л1ыпц1эмыкъо Зэрт1ыжъ) kendisine vurulur; okunu göstererek, Setenay-guaşe'ye doğru "Göndereyim mi?" diye seslenir, Setenay-guaşe de "Gönder" der. Bunun üzerine çoban aşk okunu (хъопсащэ) atar, ok kadının yanındaki bir taşa düşer ve taşı döller. Setenay-guaşe taşı bir beze sarıp evine götürür ve fırına koyar. Taş yavaş yavaş büyümeye başlar, 9 ay 10 gün sonra taş iyice irileşir, sallanmaya ve içinden ses vermeye başlar, taşı hemen Ateş Tanrısı ve hekim olan demirci Tlepş'in (Лъэпшъ) atölyesine götürür ve yardırır. Taşın içinden kıvılcımlar saçan kızgın bir oğlan çocuğu çıkar. Setenay-guaşe bebeği eteği ile tutmak ister, ama bebek annesinin eteğini yakarak yere düşer. Tlepş bebeği dizlerinden maşayla tutup yedi kez suya daldırır ve bebeğe, gelenek gereği, . Maşa ile tutulduğundan suya değmeyen ve yumuşak kalan dizleri dışında, Savsırıko'nun çelikleşmiş vücuduna artık silah işlemiyordu; bu yönüyle

Başka anlatılarda ise, Savsırıko'nun babası tamamen belirsizdir ve Savsırıko'nun babasının belli olmaması, Setenay-guaşe'nin umurunda bile değildir. Nartlar arasında erkek ve kadınların birlikte katıldığı Nart kurultayı (Хасэ) yanında, bir de sırf kadınların alındığı Analar Kurultayı da (Ныхасэ) vardır. Kurultay kararlarına herkes uymak zorundadır, örneğin karara uymayan ve Peterez'in koruma altındaki kocamış analığı Yisp-guaşe'yi ya da gerçek adıyla Joko-nan'ı (Жъокъо-нан) yağmalayan Yınıj Şhabğo'nun (Иныжъ Шъхьабгъо) oğlu yargılanmış ve yüz suç (yüz günah; псэк1одишъэ) işlediği kanısına varılarak, cezasını çekmek üzere dağa zincirlenmiştir.

Nartlarin yasadigi dönemde, büyük savaslar, soygunlar görmüsler, çaglari kargasa içerisinde geçirmislerdir. Komsulari olan Çint'i, Yipsi, Marak'u larla sürekli çatismislardir. Günlerden bir gün Nasren Jak'e üçyüz atli ile Çint'i ülkesine akina çikar. Yola çikarken arkadaslarinin bir bölümü Sosrikua'yi yanlarina almak isterler, çogunluk ise Sosrikuanin gruba katilmasini istemez. 

" -Sosrikuasiz bir sey beceremezsek neden variz bu yeryüzünde..." derler. Ona haber vermeden yola koyulurlar. Çintilari yenerek,getirecekleri ganimetlerle Nart yurdunu zenginlestirmek, kahramanliklarini, yigitliklerini duyurmak isterler.

Yolculugun sonu gelmeden Ibora, firtina baslar. Soguk rüzgarlar dünyayi kasip kavurur. O çaglarda yasayan bir dev Nartlarin atesini çalmis Nartlari soguk bir dünyada kaderleri ile basbasa birakmisti. Sosrikua bu devin adini sürekli duyardi, ancak hiç karsilasmamisti.

Nasren'in askerleri, firtina ile bogusarak güçsüz düser, ilerleyemez olurlar. "... yanildik, Sosrikua bizimle olsaydi, bize yol gösterirdi..." diye söylenirler, yakinirlar.
Seteney Guase'nin aklina ulasilmazdi, bilge idi, dahasi gelecekten haber verme yetenegi vardi. Çint'i ülkesine sefere çikan Nartlarin ugradigi felaketi ögrenir, olayi Sosrikua'ya anlatir:

" -Ey dogurmadigim ogul Sosrikua... küçügüm, yavrum... Nasren ve adamlari zor durumda, soguktan donmak üzereler... Geride dönemiyorlar." der.
Sosrikua bu haber üzerine hazirlanir, grubun ardi sira yola koyulur. Olaganüstü gücü ile rüzgar gibi yol alir, çok geçmeden ulasir Nartlara. Nartlar onu görünce sevinirler.

" -Yigit Sosrikua, bir belaya çattik, yardim etmessen öldük demektir." diye yakinirlar. Ates de yok, isinacak baska bir olanak da. Sosrikua "Ne yapsak ki?" diye düsünür. Bu arada firtina dinmis, kavurucu bir ayaz baslamis, gökyüzü piril piril berraklasmistir. Sosrikua basini gökyüzüne kaldirir, parildayan yildizi görür. Oku ile en parlak yildizi nisan alir. Bütün gücü ile yayini gerer, firlayan ok yildizin bir kösesini parçalayip yeryüzüne kirintilari döker. Bir süre bu kirintilarla isinirlar ancak bir sre sonra yildiz kirintilarinin sicakligi söner. "Biraz daha dayanin" diyen Sosrikua bir tepenin üzerine çikarak çevreyi inceler. Çok uzak bir yerde bacasi tüten bir ev görür. Atini sürüp o eve ulasir, orada yasayanin Nartlarin atesini çalan dev oldugunu anlar. Çok iri ve güçlü bir dev görür. Çaldigi atesi kollari ile sararak uyumaktadir... Oradan atesi almak oldukca güç diye söylenir Sosrikua. Hemen atina danisir. At:
" -Kurt kadar yürekli, kedi kadar sessiz olmalisin, yavasca yaklasip kap atesi, ellerini iyi ayarla yanan iri odunlardan birini kap..." der.

Sosrikua aradaki mesafeyi iyice ayarlayip atini sürer, hizla egilip en büyük odunu kapar. Kaptigi bir agaçtan kopan bir kor parçasi devin sakallari arasina düser. Sosrikua bir elinde ates yola koyulur. Sakali yanan dev uyanir, bir fiske ile sakalinin arasindaki atesi çirpar, ates yiginina sürdügü dallari sayar, dallarin eksildigini anlar.

"...olmadi bu is, Nartlar atesimi çaldilar" der ve yekinerek Sosrikua'yi izlemeye baslar. Sosrikua'nin ati yeryüzünün en hizli atidir. Buna karsin bir süre sonra dev Sosrikua'ya yaklasir. Atini özengisini yakalayarak onu durdurur:

" -Ey Nartlarin cocugu, Nartlarin sümüklüsü, atesimi nereye götürüyorsun?Benden kaçabilecegini mi düsünüyordun?" der.
Sosrikua deve yanit verir:

" -Evet atesi götürmek için çaldim, sen nasil bizden aldiysan bende toplumum için senden çaldim..."
" -Yazik atesi götüremeyeceksin, sen gerçekten Sosrikua degilsin, senin yerine Sosrikua gelseydi onunla hesaplasirdim..."
" -Her neyse gün gelir Sosrikua ile de karsilasirsin. Ama Sosrikua bugüne dek böyla bir seye kalkismamistir. Lafi uzatmadan sen niyetini söyle..."
" -Niyetim mi...?Sen Sosrikua'nin hünerlerini söyle. Söylemezsen seni suracikta hemen öldürürüm, hem sen kimsin bakayim?"
" -Ben Sosrikua'nin sigirtmaciyim."
" -Iyi o halde sen Sosrikua'nin hünerlerini, gücünü, yigitliklerini bilirsin. Söylemezsen öldürürüm."
" -Söylemesine söylerim ama sen beceremezsin."
" -Neden beceremeyecekmisim?"
" -Beceremezsin."
" -Su beceremeyecegim isleri hele bir söyle..."
" -Su tasi görüyormusun?Sosrikua bu tasi gökyüzüne firlatir, tas yeryüzüne dönerken kafasi ile vurup parçalar."
" -Bunu yapabilirim." diyen dev havaya firlattigi büyük bir tas parçasinin altinda durur. Tasi kafasi ile un gibi dagitir.
Sosrikua gülerek:

" -Bu birincisi, ancak pek büyük bir hüner degil, Sosrikua'nin baska hünerleride var. Sosrikua korkusuzdur. Yeryüzündeki hiç bir yaratiktan korkmaz, omu altedebilecek bir varlik henüz yaratilmamistir. Sosrikua büyük bir Suen'in içerisine kursun doldurup eritir. Erittigi kursunu agzina doldurur, daha sonra donmus kursun parçalarini tükürerek yere atar, sen yapabilirmisin"

" -Bumu benim yapacagim...?" diyen dev kursun toplayip büyük bir Suen'in içerisinde eritir, erimis kursunu agzina doldurur, katilasan kursunlari tükürerek döker.
" -Sosrikua'nin bundan baska hünerleri de var, o senin gibi anlamsiz ve amaçsiz bir hayat sürmez, o toplumu için yasar." der.
Dev hemen atilir:

" -Tamam tamam sen bana Sosrikua'nin baska bir hünerini anlat."
" -Sosrikua üç denizin birlestigi yerde denize girer, üç gün üç gece orada bekler, denizi dondurur. Sonra buzlari parçalayarak denizden çikar, iste bunu sen yapamazsin..."

" -Sosrikua yapsin ben yapamayim, ölsem daha iyidir..." diyen dev denize dalar, Sosrikua en büyük tanrilara yakarir; "Ne olur su denizi iyice dondurun, dev içerisinde donup kalsin, çikamasin" der. Tanrilar Sosrikua'nin yakarisini duyarlar. Dev bogazina kadar denizin içerisinde donar. deniz tek parça bir buz halini alir. Dev birkaç gün tüm gücüyle silkinirse de denizden çikamaz. Sosrikua deve bagirir:

" -Yekin zorla kendini."
" -Çikamiyorum, gücüm yetmiyor artik..."
" -Gücün yetmiyorsa sonun geldi demektir, Sosrikua benim bunu iyi ögren..."
" -Ah akilsiz basim... Senin Sosrikua oldugunu nasil da anlamadim. Kafasizligimin cezasini çekecegim... Kilicin benim bir tel saçimi bile kesemez. Bana iskence yapma, git benim kilicimi al, eger asili ldugu yerden kaldirabilirsen onunla öldür beni. Kilicim atesi çaldigin evdedir..."
Sosrikua bir an düsünür "Bu isin altinda bir oyun olmasin?" der.

Konuyu atina atina açip ona danisir. At hemen dile gelir:
" -Bir sey olmaz haydi bekleme, kos kilici getir, gecikirsen Nartlar soguktan donacak." der.
Sosrikua hemen atina atlayip devin evine gelir, kilici alip deniz kiyisina döner. Buzlarin içindeki hareket edemeyen devin kafasini uçurur. Devin evindeki bütün atesi toplayip Nartlarin yanina döner. Atesi harlandirip büyütür. Arkadaslarini isitir, onlarin buzlarini çözüp, yasamlarini kurtarir, hepsinin karnini doyurur.
Nasren Jak'e baskanliginda yola çikan atli grubu " -Bundan sonra yanimizda Sosrikua yokken yola çikmayacagiz..." diye and içerler...

ANLATAN: Sarmat ise, Gumlookit (Karasniy Vostok) köyünde dogmustur. 10.09.1967 yilinda ayni köyde Meremkuil Vladimir tarafindan derlenmistir. Öyküsünün derlendigi yil anlatici 80 yasinda idi...

Sosrukonun Doğuşu 1

Aralık 08, 2018

Bir gün, ince kaşlı Setenay dere kıyısında çamaşır yıkıyordu. Hep gelirdi buraya; gelir de yiğitlerin savaş zırhlarını temizlerdi. O gün, Nart köyünün çobanı derenin öbür kıyısında inekleri yaymış otlatıyordu. Çoban, Setenay'i gördü, donmuş gibi kalakaldı. Kendine gelince dere boyuna koştu.

Nart Sawsiruk

Aralık 08, 2018

Kuzey Kafkasya Halk Destanlarının ünü en yaygın olan kahramanıdır Sosrıkua. Her çağda, her dönemde Nart Destanlarının bilinen kahramanıdır. Diğer kahramanlarından hiç biri Sosrıkua kadar ünlü değildir.

Sosrıkua'nın doğuşu ile ilgili öykü çok ilginçtir. Ünlü Nart kadın kahramanı Seteney Guase, Bakhsan ırmağı kıyısında çamaşır yıkarken Nartların sığırtmacı onu görür ve güzelliğine vurulur. Fırlayıveren aşk oku, karşı kıyıda üzerinde çamaşır yıkanan taşa çarpar. Taş hemen ısınmaya ve büyümeye başlar. Seteney sıcak taşı eteğine sararak Nart Tlepş'in dökümhanesine götürür. Tlepş büyük çekici ile taşı kırar, içinden ateş saçan, kor halindeki Sosrıkua çıkar. bu nedenle Nart Tlepş ile Seteney Guaşe'nin oğlu sayılır Nart Sosrıkua...

Sosrıkua'nın bir kaya parçasından doğuşu Grek mitolojisindeki "Cyclop", ve Türk destanlarındaki "Tepegöz"ün doğuşu motifi ile benzerlik taşır. Bu üç destan kahramanının doğuşu taş orijinli bir motifte birleşmiştir.

Sosrıkua adının etmolojik araştırması da doğuşunu anlatan öyküyü tamamlamaktadır. Kabardey - Besleney - Abazin şiveleri ile "SOSRIKUA", Abzegh, Shapsugh, Bjedugh, Kemırguey, Hatukuay vb. batı Adige gruplarının şivesi ile "Sawsıruk" olan adın hece hece bölünerek incelenmesi yukarıdaki savımızı doğrulamaktadır.

Şöyle ki; "So-sı-rı-kua" ya da "Saw-sı-rı-ko" sözcüğünde; "Se", bıçak ya da kılıç anlamındadır. "Sır" ya da "stır", sıcak anlamındadır. "V(vo)" vurmak ya da ateş etmek anlamındadır.

"Kue" ya da "ko" oğul anlamındadır. Kişi ya da aile adının sonunda kullanılan bir takıdır.

Adige dilindeki "Sosrıkua" adının anlamını bölmeye göre ele alırsak, "Saw-sır", "Şa-we-stır", sıcak çocuk, ateş saçan, yakan erkek çocuk anlamına gelir.

Nart kahramanlarının en ünlüsüdür demiştik Sosrıkua için. Onsuz Nart öyküleri çok yavandır. Bu destan kahramanımız öykülere o denli damgasını vurmuştur ki, başta uluslarda Prometheus ya da Akhilleus olmuştur, biraz da Adonis'tir Sosrıkua'nın Çerkes mitolojisinde...

İnsanoğluna sunduğu yararlı buluşları nedeni ile çağ çağ, kuşakların gönlünde yüzyıllardır taht kurmuştur. Ateşi, darı tohumunu halkına getirmiş, şarap mayalamasını onlara öğretmiştir. Sosrıkua ile ilgili dizelerde Kuzey Kafkasya boyları söze "Sosrıkua Di Nekhu, Sosrıkua Di Khan", " Sosrıkua ışığımız, Sosrıkua oğlumuz, yiğidimiz" nitelemeleri ile başlar.

Tanrılardan ateş çalarak insanlığın uygarlık aşamalarında yerine getirdiği görevi Greklerin Prometheus'una benzer. Ancak, ateşi insanlar için çalan bir kahramanın adı daha geçer Nart Destanlarında Nasren Jake ile Sosrıkua çoğu destanlarda aynı motiflerde birleşirler. Çelikten vucudu, et ve kemikten diz kapakları ile bir yerde Akhilleus'un ta kendisidir. Tlepş'in demirci çekici ile ateş saçarak doğan kahramanımız, dizinden maşa ile tutularak suya daldırılmış ve vucuduna su verilerek çelikleştirilmiştir. Düşmanları onu insan özelliği gösteren dizlerinden vurmak isterler. Maşanın altında kaldığı için su verilemeyen ve et kemik olarak kalmış dizlerinden...

Aynı şekilde Akhilleus'un annesi Tanrıça Thetis oğlunu doğurunca yıkamak için Stys ırmağına batırmış, böylece onu silah işlemez hale getirmiştir. Ancak annesinin eli altında kalan topukları su ile temas etmedikleri için et ve kemik olarak kalmıştır. Troya kuşatmasında Hector'un attığı okun topuğuna saplanması üzerine ölmüştür.

Çoğu destan textlerinde Sosrıkua, atılgan, gençliğinin verdiği coşku ile pervasızdır. Ancak onun Sınırlayan temkinli Nart yaşlıları vardır. Wezırmes, Tlepş gibi... Annesi Seteney Guaşe genç Sosrıkua'yı bu yaşlı Nartlara teslim etmiştir. ateşin Tanrılardan ya da devlerden kaçırılması, darı tohumunun halka verilmesi, şarap mayalamasının halka öğretilmesinden tutun da Nart Tlepş'in orağı bulmasına dek Nart halkının uygarlık aşamalarında Nart Sosrıkua'nın büyük katkıları vardır. Atı Tığujey, denizatı Tanrıçası Psıtha Guaşe tarafından Nart kahramanı Pice'ye armağan edilen kanatlı atın yavrusudur. Grek Mitolojisi’nde Pegasus motifinde de bu kanatlı atı görmekteyiz. Onunla bir sıçrayışta Kafkasların en yüksek doruklarına, Oşhamahue (Elbruz) tepesine ulaşır. Savaşlarda Nartların önünde uçarak düşmana saldırır.

Sosrıkua motifi şu ya da bu ad altında, hangi adla olursa olsun, ilk çağ ozanlarından Homeros, Aişkilos'tan Tevfik Fikret'e kadar ozanların şiirlerinde değişmeyen, eskimeyen bir kaynak olmuştur. Başka bir deyişle uygarlığın ve yeniliklerin simgesi olmuştur. Dünya mitolojisi ve Literatüründe günümüze dek yaşaya gelmiştir.

Tarlasında çift sürmekte olan kocasına yemek götürmekteydi Nat (Nart) kadını. Yolda küçük cüsseli bir canlıyla karşılaştı. Çok ilginç bulup cebine koydu onu, görsün diyerek kocasına götürdü. Tarlada yemeğini (мэщы1ус) önüne koyup kocasına yedirirken:

-Yolda bir şey buldum. Onu cebime koyup getirdim, dedi kadın.

Cebinden çıkarıp gösterdiğinde, yaşlı adam başını salladı:

-“İnsan” (Ц1ыфы пэцый) bu, ülkemiz topraklarına girmiş bulunuyorlar, barınamayız artık burada!, dedi.

Ardından öküz arabasını koşup evine döndü.

“İşimiz olmaz artık burada!” diyerek, diğer Natları da peşine takıp ülkeyi terk etti, Nat ülkesinde kalanlar ise yok oldular.

Natlar gidince, Nat ülkesi Adigelere kaldı.

Not: Bu Şapsığ teksti 10 Kasım 1957’de Maykop’ta Vış’ıy K’ışıko’dan (Ушъый К1ыщыкъу) derleyen Asker Hadeğal. Adige Bilimsel Araştırma Enstitüsü arşivindedir.


Çeviri: Hapi Cevdet Yıldız

Hakkımızda

ÇerkesyaCerkesya.org Çerkesler ve Kafkasya hakkında güncel haberler, Çerkes Kültürü ile ilgili her türlü görsel ve yazılı materyallerin bir arada bulunduğu, Çerkes Kültürünü gelecek nesillere aktarmayı amaç edinmiş hiç bir kurum ve kuruluşla bağı olmayan sadece Kuzey Kafkasya Halklarına taraf bir portaldır.

Çok Okunanlar

Çerkesler Türk mü?

Çerkesler Türk mü?

Ara 02, 2018 Rate: 0.00

Kafkasya Neresidir?

Kafkasya Neresidir?

Ara 10, 2018 Rate: 0.00

Son Twetler

RT @Cerkesya: Unutmadık, unutmayacağız #MedetÖnlü #22Mayıs2013 https://t.co/qGd7zsOuIV
https://t.co/c8y7vrGLmm #may21in21languages #21dilde21mayıs
RT @Cerkesya: #21Mayıs1864 #21may1864 #genocide1864 #CircassianGenocide #circassianexile #CerkesSoykırımı https://t.co/uCRADFgBAf
RT @Cerkesya: ADIĞE BAYRAK GÜNÜ KUTLU OLSUN https://t.co/dl3NVFLgSA
Follow Çerkesya on Twitter

Post Gallery

Çerkes Parası ve Kaffed'in Kozmik Aklı

Çerkeslerin Mitolojik Kahramanı Nart Sosruko Mobil Oyun Oluyor

Eski Kafkas halkları, Amerikan yerlileri ve Sibirya halklarıyla akrabaymış

Belgesel Film Gösterimi-Çerkes Atının Öyküsü Şağdi

Hayriye Melek Hunç Anısına Kitap Günleri

Adıgey Halkı Anadilde Eğitim İstedi

Sarıkamış’tan Bir Şehit Öyküsü

Efsanevi Kabardey Atları Dörtnala Geri Dönüyor

Çerkes Kültürüne Son Bir Yaşam Alanı