M.Ö. 1.yy. Abhazya kıyılarındaki Sohum(Diyoskurya) ve Pitsunda şehirleri önemli kültür ve ticaret merkezleri haline geldi.

M.Ö. 1.yy. İlk Alan köyleri kuruldu.

M.Ö. 1.yy. Yunan gezgini Strabon "Cercetea" adı altında Çerkeslerden söz etti.

M.Ö. 1.yy. Yunanlılar, Karadeniz kıyılarını terk ettiler.

M.Ö. 2.yy. Korinth'li gezgin Skylax, Çerkesler için "KERKET" tanımını kullandı.

M.Ö. 3.yy. Sarmatlar, Kafkas dağlarına sığındılar.

M.Ö. 5.yy. Anapa merkez olmak üzere Sind Devleti kuruldu.

M.Ö. 5.yy. Sohum(Dioscurias) ve Pitsunda'ya Yunan kolonileri yerleştirildi.

M.Ö. 5.yy. Yunan gezgini Heredotos "SUCHA" tanımını kullanarak Adigeler'den söz etti.

M.Ö. 63 Romalılar, Abhazya'nın güney bölümünde hakimiyet sağladılar.

M.Ö. 65 Kuzey Kafkasya'ya giren Roma ordusu Dağıstan'da bozguna uğrayarak geri çekildi.

M.Ö. 66 Roma İmparatoru Pompe, Güney Kafkasya'yı işgal etti.

M.Ö. 114 Roma İmparatoru Trayan, Ermenistan'ı istila etti.Sonraki İmparator Vespasiyen, Kuzey Kafkasyalılara karşı müdafa amacı ile kaleler inşa ettirdi.

M.Ö. 302 Gürcistan Hükümdarı Sürmag, ülkesinde baş gösteren Eristav isyanlarını bastırabilmek amacı ile Asetinler'den yardım istedi.

M.Ö. 400 Sind Devleti, Bosfor İmparatorluğu tarafından yıkıldı.

M.Ö. 480 Bosfor İmparatorluğu kuruldu.

M.Ö. 500 Sindler toprağı sabanla sürmeye başladı.

M.Ö. 600 Dağıstan'a saldıran Persler geri püskürtüldü.

M.Ö. 700 Gagra kentine Grek kolonileri yerleştirildi.

M.Ö. 900 Tarım araçlarının yapımında demir kullanıldı.

M.Ö. 1000 Demir devri başladı.

M.Ö. 1180 Hati Devleti yıkılıdı.

M.Ö. 1200 Kafkasyalılar, Hitit'lerin yanında Mısırlılara karşı savaştılar.

M.Ö. 1200 Yeni Hatiler dönemi.

M.Ö. 1200 Kafkasyalılar, Hitit'lerin yanında Mısırlılara karşı savaştılar.

M.Ö. 1200 Kuban Bronz kültürü.

M.Ö. 1500 Gimri Devleti, İskitler'in darbeleri sonucu yıkıldı.

M.Ö. 1800 Bronz devri. Koyun ve atların evcilleştirilerek hayvancılığa geçilmesi.

M.Ö. 2000 Kilden kalıplar kullanılarak bakır aletler yapıldı.

M.Ö. 2000 Eski Hatiler dönemi. Hatiler Devletleşti.

M.Ö. 2000 Kimmer İmparatorluğu dönemi.

M.Ö. 2000 Diyoskurya'da(Sohum) para bastırıldı.

M.Ö. 2600 Fenikeliler, Karadenizi dolaşarak "Askhenaz Denizi"(Kafkasyalılar Denizi) olarak adlandırdılar.

M.Ö. 3000 Dışa yayılma hareketleri başladı.

M.Ö. 3000 Proto Hatiler dönemi.

M.Ö. 3000 Seramik yapımı ve avcılık başladı.

M.Ö. 3000 Maden işlendi.

M.Ö. 3000 Miyekuape uygarlığı dönemi.

M.Ö. 3000 Abhazya'da Tunç kullanıldı.

M.Ö. 5000 El Sanatları ürünlerinin yapımı başladı.

M.Ö. 6000 Tarım ekonomisinin Kafkasya'ya girişi.

III- IV. yy. Abhazya kıyısındaki Sohum(Diyoskurya) şehri Romalılar tarafından ele geçirilerek adı Sebastopolis olarak değiştirildi.

IV - XIV. yy. Adigelerde feodalizmin tedricen oluşması süreci.

IV. yy. Sassaniler Gürcistan'a girdi.

IV. yy. Hıristiyan dininin Kafkasya'da yayılmaya başlaması.

IX. yy. Abhazya Krallığı, Laz Krallığı'nı da içine alacak şekilde genişledi.

IX. yy. Abhaz krallığının Laz krallığını içine alacak şekilde genişlemesi.

V. yy. Abhazlar, Pers sahi Anusirva ile ittifak ederek Bizans'a karşı savaştılar.

V. yy. Adigelerin ataları olan Sind'lerin Gorgippa kenti başkent olmak üzere Cite Devleti kurmaları.

VI. yy. Zix'lerin(Ubıhlar) önderliğinde, Karadeniz kıyısında federe bir devlet kuruldu.

VI. yy. Abhazya'nın Bizans'a bağlanması.

VII. yy. Klasik eski çağda adi Pagry olan bugünkü Gagra kentinin Grekler tarafından kurulması.

VIII. yy. Abhaz Krallığı sınırlarını Mingrel ve Kartveli topraklarına kadar genişletti.

IX. yy. Hazarlar'ın Kırım valisi Bolan Museviliği kabul etti.

X. yy. Tek dil konuşan Adige halkının oluşması.

XIII-VV. yy. Katolik mezhebinin Kafkasya'ya yayılması.

XVIII. yy. Abhazya'nın üçe bölünmesi. Abhazya'da iç savaşın başlaması.

746 II. Ansabadze Lewan'in Abhaz-Gürcü krallığını kurması.

780 Abhaz lideri II. Tatas'in Bizans'dan ayrılarak Abhaz krallığını yeniden kurması.

25.3.1382 Mısır Çerkes Memluk Devleti kuruldu.

15.04.1395 Adıgelerin Terek ırmağı kıyısında Timur'a karşı savaşması

1396 Timur'un Kafkasya'yı tamamen yakıp yıkması

08.06.1438 Mısır Çerkes Sultanlarından Sultan Barsbay'ın ölümü

1439 Abhazya mutlak suretle Bağımsızlığını ilan etti.

1459 Osmanlı'nın, Abhazya'da İslamiyeti yayma girişimleri başladı.

1467 Kırım Hanı Nur-Devlet Han kendisine karşı ayaklanan kardeşi Mengi-Giray Han'a yenilerek Abhazya'ya sığındı.

1475 Osmanlı İmparatorluğu Kırım'ı işgal etti.

21.09.1492 Çerkes Memlukları Sultanı Kayıtbi öldü.

24.08.1517 Osmanlı İmparatorluğu ve Çerkes Memlukları arasında Mercidabık savaşı çıktı. Çerkes Komutan Gavguru öldü.

22.01.1517 Mısır Osmanlılar tarafından zapt edildi. Mısır Çerkes Sultanlığının yıkılışı.

1545 Kaplan Giray komutasındaki Kırım ordusu Kuzey Kafkasya'ya saldırdı.

1552 Kazan Hanlığı Rusya'ya ilhak oldu.

1556 Astrahan Hanlığı Rusya'ya ilhak oldu.

1557 Kırım'a karşı Büyük Kabartey-Rusya ittifakı.

31.08.1561 Kaberdey prensi Temiyruko'nun kızı Gosenay'in Çar IV. Ivan ile politik evlilik yapması. Maria Temijukovona adıyla vaftiz edilerek Moskova'da Çariçe oldu.

06.09.1570 Prenses Goşenay(Maria) oğluyla beraber zehirlenerek öldürüldü.

1570 Devlet Giray komutasındaki Kırım ordusu Kuzey Kafkasya'ya saldırdı.

1571 Prenses Goşenay'ın kardeşi Michail Temiyruk Çar İvan'ın emri ile öldürüldü.

1578 Ruslar tarafından Sunc nehri üzerine bir kale kuruldu.

1588 Ruslar tarafından Terek nehri üzerine bir kale kuruldu.

1725 - 1728 Abhazların Osmanlı egemenliğine karsı ayaklanmalarını

1732 Rus birlikleri Çeçen topraklarına girdi.

01.09.1739 Belgrad antlaşmasıyla Büyük ve Küçük Kabardey Bölgelerinin Rusya ve Osmanlıdan bağımsız olduğu kabul edildi.

28.05.1745 Kuzey Kafkasyalı Mültecilerin müttefikler tarafından zorla sovyetlere teslim edilmesi Drau Faciası

1778 Osmanlı imp. kıyı Adigelerine ilgi duymaya başlaması

1785 Uşurma(İmam Mansur) liderliğinde 6 yıl sürecek Çeçenistan'da Ruslarla savaş başladı.

24.03.1789 Rusların Anapa'ya saldırısı.

30.09.1790 Kuzey Kafkasya'ya yardım için gönderilen Osmanlı Komutanı Battal Paşa Rusya'ya iltica etti.

1791 Lider Uşurma (İmam Mansur), Anapa'da Ruslar tarafından tutsak edildi. Binlerce Çeçen ve Çerkes Türkler'e sığındı.

13.04.1794: Kafkas Lideri İmam Mansur Ruslar tarafından zindanda öldürüldü.

1801: Doğu Türkistan'ın Rusya'ya katılmasıyla Kafkasya büyük önem taşımaya başladı. Çeçenler'in Rus yayılmacılığını önlediği ve tehlike arzettiği telaffuz edilmeye başlandı.

1810: İnguş yöresi Ruslar tarafından işgal edildi.

01.03.1811 Kavalı Mehmet Paşa'nın Kahire'de Hile ile Çerkes beylerini öldürtmesi.

1818 Ruslar Çeçen topraklarında askeri anlamda yerleşim birimleri kurmaya başlayıp, Groznaya Kalesi'ni inşa ettiler.

14.09.1829 Edirne antlaşmasıyla Kafkasların Osmanlı Devleti tarafından Rus egemenlik alanına bırakılması

1830 Gazi Muhammed yani Gazi Molla Müslümanlar'ın imamı ilan edildi. İmam bütün Kafkasya uluslarına "cihad" çağrısı yaptı.

08.09.1830 Moğolların Ruslara karşı savaşlarında Adıgelerin Moğollara yardım etmesi

1832 Cihad sırasında Gazi Muhammad Gimri köyünde Ruslar tarafından öldürüldü.

17.10.1832 İmam Gazi Muhammed'in Gimi'de Rus güçleriyle savaşarak ölümü

1834 Gazi Muhammed'in yerine geçen Hamza Bey Hunzak'ta vuruldu. İmam Şamil devlet başkanı seçildi.

09.06.1834 İngiliz diplomat Davit Urguhart 'ın çabalarıyla Adıge kabilelerinin bir toplantısının Anapa'da gerçekleştirilmesi.

12.06.1838 Rusların Dağıstan'da Ahul - Goh köyünü kuşatması

1840 Kafkasyalılar Karadeniz kıyısında kuvvetlerini yeniden birleştirip Ruslara karşı harekete geçtiler.

12.2.1840 Büyük Çerkes Saldırısı ve Bahar zaferi

15.01.1840 Çerkeslerin Abın Kalesini Ruslardan Geri Almaları

1842 İmam Şamil'in ilk kez naibi Hacı Muhammed'i Abedzeh'lere göndermesi.

1843 İmam Şamil Ruslar'a karşı büyük başarı kazandı ve Ruslar'a yenilgiyi kabul ettirdi.

10.06.1844 Negume Şora Beçmırze'nın Ölümü

16.07.1845 İşgalci Ruslarla Kafkasya'lılar arasında Dargo Muharebesi

1849 İmam Şamil'in ordusu dağlık bölgenin batısında sıkıştırıldı.

01.01.1851 Nalçikte ilk Çerkes Okulu açıldı.

24.04.1854 Hacı Murat'ın Ruslarla savaşarak ölmesi

15.06.1857 Abın'de Şapsığların düzenlediği kurultaya katılan 60 thamade Ruslarla savaşa devam kararı aldılar.

1859 Şamil Kafkasya genel valisi General Baryatinski tarafından teslim alındı. Dağıstan ve Çeçenistan, Ruslar'ın eline geçti.

06.09.1859 İmam Şamil Gunib'de Rus Ordusuna teslim olmak zorunda kaldı.

1860 - 1861 Kabardey nüfusunun 1/8'inin Osmanlı topraklarına gitmesi.

21.05.1864 Çarlık Rusya'sının Çerkeslerin son direnişini kırması.

Haziran 1864 Ağustos Osmanlı topraklarına göç eden Adigelerin sayısı 400.000 'e ulaşması Eylül Samsun'a çıkan Adigelerden yasayanların sayısı 60.000 ölüler ise 70.000

Mart 1864 Subeşkh nehrinde 100'e yakın savaşçı teslim olmalarına rağmen öldürülür.

Mayıs 1864 Sürülen Çerkeslerden boşalan yerlere Azof'dan getirilen Kazakların yerleştirilmesi.

Şubat 1864 Trabzon'a giden Çerkes göçmenlerin sayısı 10.000'i bulur. Bunların 3000'i ölür.

04.02.1871 İmam Şamil Medine'de öldü.

29.01.1890 Tunuslu Hayrettin Paşa(Tleş) İstanbul'da öldü.

08.04.1901 İmam Şamil'in Kuban'daki Naibi Muhammed Emin Türkiye'de öldü.

01.04.1906 Kafkasyalı (Oset) şair, yazar ve düşünür Kosta Heteghatı'nın ölümü

28.12.1912 Ünlü yazar Ahmet Mithat Efendi'nin (Hağur) ölümü

30.10.1916 İstanbul'da Çerkes Teavün Cemiyeti'nin eski başkanlarından Ahmet Cavit Therhet Paşa öldü.

27.02.1917 Rus çarlığının çöküşü ve Çar II. Nikola'nın tahttan indirilmesi.

Mayıs 1917 Kuzey Kafkasya Dağlı Halkları Birliği Merkez Yürütme Kurulunun (Yerel Hükümetin) seçilmesi

11.05.1918 Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti'nin Bağımsızlığını ilan etmesi.

1918 İstanbul'da "Çerkes Kadınları Teavün Cemiyeti" nin kurulması.

06.03.1920 Yazar Ömer Seyfettin (Hatko) öldü.

04.03.1921 Abhazya Cumhuriyeti kuruldu.

01.09.1921 Kabardey Özerk Bölgesi Kuruldu.

02.01.1922 Karaçay - Çerkes Özerk Bölgesinin Kuruluşu

16.01.1922 Balkar Özerk Bölgesinin Kabardey Özerk Bölgesine eklenmesi.

08.03.1922 Yazar Hadağale Asker'in doğumu

14.04.1922 Adıge Tarihçi Met Çunatuko İzzet öldü.

20.04.1922 Güney Osetya Özerk Bölgesi kuruldu.

27.07.1922 Kafkasya'nın batısında Adıge Özerk Bölgesi kuruldu.

05.09.1923 «Çerkes Teavün Cemiyeti» ve «Çerkes Özel Örnek Okulu» kapatıldı.

18.12.1923 Gönen Çerkeslerinin Güney doğu Anadolu'ya sürülmeleri.

01.04.1923 İlk Adigey Özerk Bölgesi yasasının hazırlanması.

02.05.1923 Batı Anadolu'dan Çerkes Köylerinin sürgünü

12.05.1923 Gönen - Manyas Adıgelerinin sürgün edilmesi.

07.07.1925 Kuzey Osetya Özerk Bölgesi Kuruldu.

02.07.1927 Çerkes ressam Avni Lifij'in İstanbul'da ölümü.

19.01.1931 Yazar Fetgerey Şöenü öldü.

30.08.1935 Ressam Namık İsmail Big'in Ölümü.

1936 Çeçen İnguş Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti kuruldu.

04.03.1936 Mısır Çerkes Kardeşler Cemiyeti Başkanı Abdülhamit Huştoko'nun Ölümü.

05.12.1936 Kabardey-Balkar Özerk Cumhuriyeti kuruldu.

05.12.1936 Kuzey Osetya Özerk Cumhuriyet oldu.

24.03.1941 Prof. Aziz Meker İstanbul'da öldü.

22.06.1941 Nazi Almanya'sı birliklerinin Kafkasya'ya girişi

15.09.1941 Adıge ozan Şocentsuk Aliy Naziler tarafından öldürüldü.

1944 Cumhuriyet dağıtıldı ve toprakları Sovyetler Birliği'nin Grozni Bölgesi'ne bağlandı. Bütün halkı Orta Asya ve Sibirya'ya sürüldü.

09.02.1944 Çerkes Teavün Cemiyeti üyelerinden ve "Quaze" gazetesi yazarlarından Hayrullah Süleyman Yediç öldü.

23.02.1944 Çeçen İnguşların Sibirya'ya sürülmeleri

11.02.1945 Yalta Konferansı

25.07.1945 145 Çerkesinde bulunduğu bir kısım mültecinin Saraçoğlu Hükümeti ta­rafından S.S.C.B.ne iadesi.

06.02.1946 General Kılıç Girey'in idam edilmesi

10.02.1947 Bestekar Muhlis Sebahattin Ezgi (Bıjnav) öldü.

10.12.1948 İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi kabul edildi.

01.05.1952 Osetyalı yazar Tambi Elehoti'nin sürgünde ölümü

31.12.1953 Çerkes yazar ve gazeteci İsmail Ziya Bersis öldü.

10.05.1954 Kafkas tarihçisi General İsmail Berkok'un Londra'da ölümü.

1957 Çeçen İnguş Özerk Cumhuriyeti yeniden kuruldu ve sürgündeki Çeçenler'in yurtlarına dönmelerine müsaade edildi.

08.04.1960 Abhaz ozan Dirmit Gulya öldü.

08.01.1961 Dünya şampiyonu (Güreş) Yaşar Doğu öldü.

26.03.1961 Kuzey Kafkasya Milli Merkezi Başkanı Prof. Ahmet Nabi Magoma Münich'de öldü.

18.10.1961 Kuzey Kafkasyalı Parlemento Başkanı Wassan Girey Jabağı'nın ölümü

08.01.1962 Bağımsız Kuzey Kafkasya Cumhuriyetinin ikinci Devlet ve Hükümet Başkanı Pşımaho Kosok İstanbul'da sürgünde iken öldü.

11.05.1962 Çerkes yazar ve şair Seyin Tıme'nin İstanbul'da ölümü

16.04.1963 Kafkasyalı yurtsever (Oset) Ali Han Kantemir Münich'de öldü.

26.07.1963 Çerkes yazar ve bilim adamı Prof. Aytek Namitok İstanbul'da öldü.

04.04.1972 İnguş yazar Çevirmen Bek Sultan Batırhan İstanbul'da öldü.

05.04.1972 Abazin yazar Jir Hamid öldü.

24.04.1973 Yazar ve yayıncı Mehmet Ketey'in (İnguş) Ankara'da ölümü

01.12.1973 Adige yazar Sogentsuk Adem Türkiye'ye geldi.

05.10.1977 Ankara "Kuzey Kafkasya Kültür Derneği" üyelerine, Emekteki otobüs durağında beklerken ateş açıldı. Birkaç kişi yaralandı. Mahmut Özden öldü.

01.01.1978 Kuzey Kafkasya'lı yayıncı ve yazar Dr. Vasfi Güsar İstanbul'da öldü.

14.06.1979 Mersin 'Kafkas Kültür Derneğine silahlı saldırıda bulunuldu. Ali Öğe öldü.

11.10.1986 Ubıhça sözlük hazırlayan ünlü Fransız dilbilimci George Dumezil'in ölümü

12.01.1989 Olimpiyat 2.si Avrupa Şampiyonu Adil Candemir'in Ölümü

05.10.1991 Adıgey'in Cumhuriyet statüsü kazanması

03.11.1992 Tsıba Efkan Çağlı Abhazya'da Şehit oldu.

30.11.1992 Kozba Vedat Akar Abhazya'da şehit oldu.

14.08.1992 Abhazya'nın Gürcistan tarafından işgali

21.09.1993 Abağba Bahadır Özbağ Abhazya'da şehit oldu.

22.09.1993 Yeğoj Hanefi Aslan Abhazya'da şehit oldu.

27.09.1993 Sohum'un Gürcü işgalinden kurtarılışı

30.09.1993 Abhazya'nın Gürcü işgalinden kurtaılışı

11.11.1994 Çeçenistan'ın Rus Ordusunun Saldırısına uğraması

21.04.1996 Çeçenya'nın seçimle iş başına gelmiş ilk Cumhurbaşkanı Cahar Dudayev Ruslar tarafından Füze saldırısı ile öldürüldü.

26.02.2001 Araştırmacı yazar Ömer Beygua'nın ölümü.

25.02.2003 Yazar Osman Çelik'in ölümü.

28.02.2004 Abhaz yazar-şair Bagrat Şinkuba'nın ölümü

23 Mart Çerkes Takviminde yeni yıl

01 Ağustos Vatanına Dönenler Günü

08.03.2005 Çeçenistan Devlet Başkanı Aslan Mashadov Ruslar tarafından öldürüldü.

04.03.2010 Abhazya'nın ilk devlet başkanı Vladislav Ardzinba Vefat etti.

M.Ö V.yy.- Meot boylarından olan Sindler, kıyıda Anapa ve Taman yarımadası arasındaki alanıda kapsayan aşağı Kubana yayılan büyüleyici Sindika uygarlığını kurdular. (Strabon-(Geography, 11.2)

M.Ö 480- Doğu Kırımda başkenti günümüzde Kerç olan Panticapaeum olmak üzere, Grekler Bosporan Krallığını (Kimmer Boshpor)kurdular. Bu biricik devlet Grekler ve yerel Çerkes ve sonrasında İskit hanedanları tarafından yönetilmiştir.( A. M. Leskov and V. L. Lapushnian (eds), 1987) 200 yıldan daha fazla(M.Ö.438-M.Ö.108) Boshpor krallığını yöneten Spartakid Hanedanının yerli Meot hanedanlarından olduğu birçok bilimci tarafından kabul edilir (M.I. Artamonov, E.I. Krupnov)

M.Ö. 450- Çerkes-Sindika Krallığı Grekler tarafından kurulan Bosporan Krallığı hakimiyeti altına girdi.

M.Ö. 438- Çerkesler Meotlardan olan Spartakidler eliyle Bosporan krallığı yönetimini ele geçirdiler.

M.Ö III. yüzyıl- Meotida-Meot Gölü (Azak Denizi) çevresinde yaşayan Mıvıt’lar (Meotlar) “mert, usta ve çalışkan çiftçiler olarak biliniyor, güç yönünden de İskitlerden sonra  gelen topluluk olarak  sayılıyorlardı. (Eskiçağ Tarihi Bülteni, 1948, N 1, s. 249 (Вестник древней истории, 1948, N 1, н. 249)

M.Ö 108/7- İskitlerin istila girişimleri neticesinde Çerkesler tarafından yönetilmeye devam eden Bosporan Kırallığı çöküşe girdi ve Boshpor Çerkes Kralı Perisat Anadoludaki müttefiki Pontus kralı Mithradates VI’e çağrıda bulunarak krallığı ona devretti.

M.Ö 2.yy/150 İskitlerin ardılları olan Sarmatlar Çerkes topraklarına yayılmaya başladılar.

MÖ I. Yüzyıl- Çerkes(Sind- Mıvıt) toplulukları ittifak halinde köleci Greklere karşı koyuyorlar.(Strabon. 17 Bölge Coğrafya (Страбон. География в 17 книгах)

M.S.I.yy- Çerkesler(Boshpor Krallığı), Sarmatlar’ı  Maniç ırmağının kuzeyine sürmeyi başardılar. Batı Kafkaslarda Çerkes liderlerinden Stakhemfak önderliğinde Zixhia kabile birliği kuruldu.

M.S.II.yy- Zixhia Kralı Stakhemfak Roma İmparatorluğunun egemenliği tanıdı.

M.S.III.IV.yy- Gotlar Karadenizin kuzeyine yerleştiler. Çerkes krallıkları ile sürekli savaşlar oldu.

M.S.IV.yy- Pşı Baxsan,Adığe feodal beylerinden Dawıy’ın oğludur.Gotlara karşı savaşır ve seksen savaşçısı ile birlikte hayatını yitirir.

370-  Got Krallığı Hunlar tarafından yıkıldı.

374 – Çerkesyanın Hun saldırılarına uğramaları ve ülkenin yakılıp yıkılması. Boshfor krallığı çöktü, Alan ülkesi dağıldı. Çerkesler büyük bir direnişten sonra dağlık bölgelere çekilip savunmaya geçtiler.(*)

453- Hun lider Atilla öldü. Hunların Avrupa’ya akınların da Çerkes ve Alan savaşçılar ile olan müttefiklik sona erdi ve Hunların çekilmesinden sonra Çerkesler eski topraklarını geri aldılar, kuzeyde Ukrayna ve Kırım’a değin yayıldılar.

VI.yy. -Çerkes Kralı Lawristan’ın, Avar(Lezgi kabilesi) yönetimi altına girmeyi kabul etmemesi üzerine, Avar Hanı Baykan’ın 60 bin kişilik bir ordu ile Karadeniz kıyıları ve Kuban ağzından Baksan ırmağına kadar olan yerleri yakıp yıkması.( Lawristan’ın Avar Hanına cevabı meşhurdur:” Kim bizden özgürlüğümüzü alabilir? Bizler topraklarımızı geri almaya alışığız ama bizim olanı düşmana vermeye değil.Dünyaya savaşlar ve kılıçlar hükmettiği müddetçe bu böyle olacak. Tek kılıcımız ve tek canlı kalana dek özgürlüğümüzü teslim etmez, kimseye toprak,haraçta vermeyiz.”)  Baykan Han Anapa’dan ayrılıp ordusu ile birlikte Tsemez’e giderken Çerkesler Abın nehri üzerinde Avar odusuna saldırırlar ve savaş Çerkeslerin zaferi ile sonuçlanarak topraklarının büyük bölümünü geri alırlar. ( Ancient Circassian History, K.I.Natxho)

VII.yy.- Hazarlar Çerkesya topraklarına vardılar, fakat Çerkeslerin(Kasogların) direnişi ile karşılaştılar. Kuban yöresi Adıgelerini köleleştirmek amacıyla Hazarlar sık sık saldırılarda bulunuyorlar.(Kuban Derlemeleri. 1918 yılı) .Dağıstan’ın Semender şehri bu devletin başkenti olmuştu.

VIII-IX.yy.- Bazı Çerkes kabileleri tarafından Kuzey Kafkasya’da “Kasog Kabile Birliği” kuruldu.(Kasogia).

VIII.yy- Kasog kralı Weche’nin oğlu Prens Hapach binlerce atlı ve müttefik prensliklerden oluşan ordusuyla Hazar şehri Sarkel’e saldırdı.Onu karşılayan Hazar ordusu hezimete uğradı ve Sarkel prensi ile sağ kalan ordusu ayaklarından prangalanarak tutsak edildi. Güçlü yayı ve kavisli kılıcı ile Çerkes prensi Shawelin kahramanlığı Çerkes ozanı Yakhutl’ı Shaban’ın “Sarkel Savaşı” adlı şiirinde söz edildi. (Zenkovsky, Medieval Russia’s Epic,Cronicles and Tales, 58-59 )

821- 823 yılları-  Zihlerin (Adıgeler-M.Ö. Kerketler) de katıldığı büyük bir kitle/ ordu  Bizans İmparatoru II. Mihailin ordusunda çarpışıyor.(“Rusya Tarihi Derlemesi”. 1843 yılı.)

X.y.y.- Çerkesler bölgede güçlü bir siyasi güç haline gelerek gerçek ve tek dilli birleşik bir ulus haline geldiler. Zixhia ve Kasogia Krallıkları birleşti.

951- Khivin Khan Kasog topraklarına saldırdı.Fakat bu savaş yenilgi ile sonuçlandı ve tutsak edilip başı kesilerek öldürüldü.Mezarına konan bir kalkan üzerinde şu ibareler geçiyordu: ” Bu, ülkeleri istila etmeye kalkanlara bir ödüldür”- (Ancient Circassian History, K.I.Natxho)

964-972- Kiev Prensi Svyatoslav’ın Kırım’daki Hazar ordusuna saldırması ve ardından Çerkesya(Kasogia) topraklarına girmesi.

965 yılı- “Bir pagan (мэджусый)  olan  Rusya Büyük Prensi  İgor oğlu Svyatoslav (942-972)Taman’a saldırıyor ve üstün geliyor, ardından Tmutarakan Prensliği kuruluyor. Çerkeslerin türediği Kasogların ve Alanların bir kısmıda Tmutarkan’a bağlanıyorlar.(K. Marx, F. Engels. “SSCB Tarihi”.)

1022- Çerkes Prensi Redade ile Kiev Prensi Vladimir’ in oğlu Tmutarakan Prensi Mistislav arasında silahsız yapılan ikili güreşi Mistislav’ın bıçak kullanarak hile ile kazanması. Prens Mistislav’ın Tmurtokan’a yerleşmesi. Anlaşma gereği Çerkes Kraliçesi Ayner, iki oğlu Dzepş ve Zefes’i beraberinde götürmesi için Mistislav’a izin verildi. Onlarla beraber Şıwupaş ve AghbanTum-Tekhaşşe’ye gittiler. Meşıkhu, Çeçan,Khodan, Temrıkhu Kasogya’da kaldılar.Bir kıyı keşif koruma akıncı atlı birliği, Meot beyi Khayit, Hakuç ordusu komutanı Temur Mistislav emrinde hizmete girdi.

1023- Mistislav kutsal Tanrıça Meryem adına Tum-Tekhaşşe’de bir kilise inşa ettirmişti. Bu mabette Reded’in oğulları vaftiz edilerek Hıristiyan yapılmışlardı. Hıristiyan olduktan sonra Dzepş’e Yure, Zefes’e ise Roman adı verildi. Roman Mistislav’ın kızıyla evlenip ona damat oldu.(А.В. Пьянков. Народ Касоги и страна Каса (К этнополитической ситуации на Северо-Западном Кавказе в VIII-X вв.)

10. ve 13.yy- Tüm Adıgeler Rus kroniklerinde Kasog olarak anılmaya başlandı.

1023-Mistislav Adıge(Kasog) birlikleri ile beraber kardeşi Yaroslav’ın bölgesini (mirasını) elinden aldı. Kiev’e ulaşıp orayı zapt etti. Çernigov’da müstahkem bir şehir kurdu. Sonraki yıllarda Adıge-Rus süvarilerinden oluşan ordu Listven’de Yoroslav’ın ordusunu darmadağın etti.

1024- Reded’in oğlu Yuri/Yure(Dzepş) ünlü All Floor savaşında öldü.Evlenmemiş ve çocuklarıda olmamıştı.(Onun soyu diğer oğlu Roman’dan devam etti.)

1024 yılı yaz mevsimi- Kasoglar (Adıgeler), Tmutarakan Prensi Mstislav Vladimir’in ordusu ile, Çernigov kenti (şimdi- Ukrayna kuzeyinde) yakınlarında  karşı karşıya geliyorlar. Çarpışmada  Yaroslav  üstün geldi ve  savaş yapılmadı. ( «Полное собрание русских летописей» (Rus Kronikleri), cilt. 1. 1962, s. 147 – 140.)

1026-Gorodtse’de Mistislav ve Yaroslav barış antlaşması yaptılar. Bu antlaşmaya göre, Dinyep’in sol tarafında kalan topraklar Mistislav’ın eline geçti. Başkent olarak Çernigov’u seçerek ailesi ve ordusunu oraya taşıdı.

1030- Çerkeslerin 6.000 kişiden oluşan Alan(Osetin) savaşçılarının yardımıyla Tmutarakan Kalesi’ni kuşatması, kaleyi ele geçirerek yakıp yıkmaları, Çerkes Prensi Redade’nin öcünün alınması.(*)

1035- Mistislav ölünce bütün toprakların hakimiyeti Yaroslav’a geçti. (Karamiz’in yazdığı “Rus Devlet Tarihi” adlı eserde, Moskovalı 4 ailenin kendilerini büyük prens Reded’in soyundan geliyor saydıklarını yazıyor. Bunlar: Dobrinskeler, Belewtovlar, Sorokowmov-Glebovlar, Lopuhinler.)

1090- Kıpçaklar Tmutarakan’ı ele geçirdiler, Bölgenin Slav nüfusu Adıge Prensliği hakimiyeti altına girdi.

11.yy- Kasogia Gürcü Prensliği etkisi altına girdi, Hristiyanlık yayılmaya başladı.

1223-Altın Orda saldırıları sırasında topraklarının büyük bir bölümünü yitiren Çerkesler, buna karşılık Alanlar’ın bazı topraklarını ele geçirdiler.

1230- Çerkeslerin bir kısmının Kuban ovalarını aşarak liderleri Abdun-Khan  önderliğinde Kırım yarımadasını işgali. Çerkesya(Circassia) Karadeniz’in doğu sahilindeki birçok Çerkes kabilesini içine alan büyük bir ülke haline geldi.

13,yy- Rusya‘nın içlerine ve Kafkasya bozkırlarına ilerleyen Moğol kabileleri, göçebe yaşamlarını bırakarak Kırım‘a yönelmeye başladılar.

1230-1233: Çerkesya’ya Moğol istilası. Moğollar güçlü bir direnişle karşılaştılar, fakat Çerkes ve Alan ülkesi büyük zararlar gördü. Moğollar Çerkesleri “Serkesut” olarak adlandırdılar.

1236-1242: Batu and Mengü Han Çerkesya’nın Kırım topraklarını işgal etti, fakat Moğollar “Beyaz Çerkesler” olarak adlandırdıkları Karadeniz bölgesi Çerkeslerine(Zikhia) karşı egemenlik kuramadılar.(Rubruk)

1237 yılı sonbaharı.- Adıgeler Tukar(Tukaram) komutasında, Tatar-Moğol ordularına karşı sert bir direnişte bulundular. Mengühan ve Kadan komutasındaki düşman ordularını darmadağın ettiler ve çetin bir ceviz olduklarını kanıtlamış oldular. Tukar savaş meydanında hayatını kaybetti. (L.İ. Lavrov. “Kuzey Kafkasya’da Moğol İstilası” ve Historian Rashid-ad-Din in the Persian Chronicles)

1260- Ünlü Mamluk Sultanı Bibars, Kutuzu öldürüp Mamluk Sultanlığının başına geçti. ( Bibars Moğollar tarafından Çerkesya topraklarından kaçırılarak esir olarak Bizans tüccarlarına  satılmış ve köle olarak Kahire’ye getirilerek Eyyubilerin hassa ordusuna katılmıştı.)

1260- Bibars komutasındaki Mamluk ordusu (Çerkes ve Türklerden oluşuyordu) Ayn Calut’ta  Moğolları hezimete uğrattı ve Bibars atalarının öcünü almış oldu.

1277-Bibars İlhanlı Moğollara tabi olan Anadolu Selçuklu Devleti‘ne hücum etti. Ordusunun başında Elbistan‘da Moğol ordusunu tekrar yendi.

1277- Bibars hayatını kaybetti, yerine Baraka(Biz Çerkes kabilesinin adıdır) adını verdiği oğlu geçti.

1277: Moğol Hanı Mengü-Timur bir türlü diş geçiremedikleri Çerkeslere karşı büyük ölçekli bir savaşa girişti. Savaş ovalarda yaşayan Çerkeslerin mağlubiyeti ile sonuçlandı ve bozkır topraklarının bir bölümü ile Kırım toprakları Taman’a doğru Moğol etkisi altına girdi. (Zikhia bölgesi,Azak denizi doğu kıyıları ile Karadeniz kıyıları ve Kerç boğazı egemenliğini korudu.- “C.Rubruk ve S.Brunovski-1823”)

XIII.-XIV. y.y.- Birçok Çerkes beylikleri Terek Irmağına doğru doğuya göç ettiler(İlerde Kabarda olarak anılacak bölgeye). Çerkesya Batı Avrupa, Orta Asya ve Çin arasında bir ticaret merkezi haline geldi ve genelde ticaret işini Cenevizliler ellerinde tutmaya başladılar. Altın Orda devleti çöküşe girdi. Orta Kafkaslarda Balkar ve Karaçay halkının ataları zuhur etti.

1333- ÇERKESYA KRALI FERZAHE’YE ROMA İMPARATORLUĞU RUHANİ LİDERİ PAPA DAN(Papa John XXII) TEŞEKKÜR MEKTUBU ULAŞTI.Taman’da yaşayan Adığe kralı Ferzahe doğudan gelecek olan Barbar Turanilerin tehlikesini görerek Roma’yı uyarmış ve yardım istemişti. Uyarı dikkate alınmış ancak yardım gelmemişti.

1345: Timur Moğol-Altınordu Devletine savaş açtı ve Çerkesler Altınordu devletine destek verdiler.Timur Kuban Irmağını geçerek Çerkesya topraklarına girdi. Timur ordusu büyük kayıplar vermesine rağmen Çerkesleri mağlup etti ve Çerkes Ülkesine çok büyük zararlar verdi.

Nisan 1346- Önlenemeyen bir bulaşıcı  hastalık olan veba salgını Kuzey Kafkasya’da hızla yayıldı . Veba 1353 yılına değin Karadeniz kıyılarını kırıp geçirdi. (K. Marx ve F. Engels, Toplu Eserler, cilt XIII.)

14,yy. Çerkeslerin Rusları ilk yenilgiye uğratmaları.

1380- Ünlü Çerkes Kral İnal Nekhu dünyaya geldi. ( Atası 13.yy’da Kırımı da Çerkes topraklarına katarak Çerkes ülkesini yöneten Abdunkhan olduğu ve İnal’ın onun torunu Xurifelhey’in oğlu olduğu bazı kaynaklarda geçmektedir.)

1380,8 Eylül – Moğolların(Altın Orda) Ruslara karşı savaşlarında Çerkeslerin Moğollara yardım etmeleri.

1382- Mısır Kahire’de Malihuk (Çoban) lakaplı “Emir” Berkuk İbn Anas el Çerkasi sultanoldu.Ondan sonra başa geçen sultanların tamama yakını Çerkes olduğundan Ülke Çerkes Memluk sultanlığı olarak anılmaya başlandı.

1390- Mingrel Kralı Daoban Wamek Cristav’ın Kral VI. Bagrat adına Çerkesya’ya akın düzenlemesi, Mingrel kralı akında başarılı olur.

1395,15 Nisan- Çerkesler Tokhtamış ile birlikte  Topal Emir Timur’un ordularına karsı savaşması ve yenilgiye uğramaları (Terek Savaşı).Bu dönemler Çerkes Memluk sultanı Berkuk’un yardımları olduğu bir kaç kaynakta geçmektedir.

1395 yılı Ekim ve Kasım ayları- Timur büyük bir ordunun başında  Adıgelere saldırdı.Düşman ordusunun izleyeceği yolları belirleyen Adıgeler, Ğumade bölgesinde tüm çayırları ateşe verdiler ve düşman ordusunun büyük kısmı yanarak can verdi.Bu tarihten sonra Timur Çerkesya toprakların da büyük ölçekli bir savaşa bir daha girişemedi. (Altın Ordu Tarihi)

XV.yüzyıl- İçlerinde Adıgelerin de yer aldığı Kuzey Kafkasyalılar ateşli silahları kullanmaya başladılar. (Y.İ. Prupnov. “Kuzey Kafkasya halklarının arkeoljik kültürü konusunda sorular”)

1426- Çerkes Mamluk Devleti Sultanı Baresbi iktidarında Emir İnal komutanlığındaki donanma Kıbrıs Adası’nı işgal etti, Çerkes ordusu Kral Jean de Lousignan’ın son haçlılarına karşı galip geldi.

1428- İnal Nekhu birçok savaş ve Çerkes beyleri ile yaşanan çatışmalar sonucunda Çerkes devletinin en büyük kurumu olarak kabul  edilen Xase’de, Prenslerin Prensi yani Kral olarak seçildi.

1428- Kral İnal devletin daha iyi hizmet yapması için devleti yetmis ayrı bölgeye ayırdı, her bölgede de kendi yönetimini oluşturdu.

1429- Çerkes devletinin de başkenti Temen yarımadasının yukarı kısmına kurduklariŞancır şehri oldu.

1431- İnal Cenevizlerin Xhumeren kalesinden başka bütün kalelerini ele geçirdi.

1431- Çerkes orduları bir cok saldırıdan sonra Cenevizleri Xhumeren kalesinden de kovalamayı başardı.

1433- Abhazlarin prensi Ozdemir, İnal’ın hükümranlığına girmek istemediği icin İnal’a karşı savaş açtı.Ozdemirin ölmesiyle birlikte savaşta sona erdi.Ardından İnal Abhaz topraklarına girdi.

1433-34-Megrel kralı Abhazyayı işgal etmis,Abhazları hükümranlığına almak istiyordu.İnal, Megrellere saldırıp Megrelleri Abhaz topraklarından tamamıyle temizledi.

“Yınal’ın dört oğlu oldu. TEMRUK,JANE,TOBILE,BESLEN ( Tobıle’nin oğlu ilerde büyük Kabardey pşısı “Yinarmaz Temruk Mirza” olarak kayıtlara geçecektir.Onun oğluda Yidar Temruk’tur.)”

1438, 8 Haziran- Çerkes Mamluk Sultanı Barasbi’nin ölümü.

1439- Çerkes Kralı Yınal’den, Gürcü kroniklerinde, dehşet verici ve korkunç bir hükümdar olarak söz etmesi(1509). Yinal Çerkesya’ya saldıran Gürcü ve Mingrel ordularını durdurur. Bu savaşta Gürcü Prensi Dadian yaşamını yitirir. Diğer Gürcü Prensleri ve komutanlarının çoğu Çerkeslere tutsak düşer. Bu tutsakları Abhazya Patriği Malakia Gürcüler adına satın alarak özgürlüklerine kavuşturur.

1441- Moğol İmparatoru Cengiz Han’ın oğullarından Cuci’nin küçük oğlu Toka Temür soyundan gelen ve Moğolları(Tatar) yöneten Hacı Giray tarafından Kırım Hanlığı kuruldu.

1460- Doğu Çerkesya (Kabardey), “Büyük Kabardey” ve  “Piyatigorsk Kabardey” olarak ikiye ayrıldı.Prens Konukue önderliğinde Besleney Prensliği kuruldu.

1462- Kral Yınal’in ölümü. Arşivlere göre mezarı , Urup ırmağı güneyinde, şimdiki K.Çerkesya cumhuriyetinin batı sınırına yakın Pedova bölgesinde bulunuyor.

1465- Asetinlerin bir bölümünün Kabardey yönetimi altına girmeleri. Abhazya’nın Osmanlı yönetimini tanıması.

1470- Sultan Yinal oğlu İnarmaz Temruk oğlu Çerkes Prensi İdar Temruk Mirza dünyaya geldi.

1475- Kırım Osmanlı himayesine girdi.

1485-1491- Çerkes Mamluk sultanlığı- Çerkesler 6 yıl süren savaşlarda üç kez Osmanlı ordularını Türkiye topraklarında yendiler. 

1488- Çerkes Prensi İdar Temruk Mirza, 18 yaşında iken Osmanlılar ile akrabalık kurmak ve gerek Çerkesya, gerekse Çerkes Memluk sultanlığı ile Osmanlı arasındaki ilişkileri düzeltmek adına Kırım Giray Prensesi Nazcan Hatun ile evlendirildi.

1491- Tunus hükümdarının araya girmesiyle Osmanlı Devleti(Sultan Bayezid) Kaytbay yönetimindeki Çerkes Memluklularla barış imzaladı.

1491, 24 eylül- Çerkes Mamluk Sultanı Kayıtbi’nin ölümü.

1496- II. Bayezid kardeşi Cem Sultan’ın kızı ile yeni Çerkes Memluk sultanı Nasir Muhammed’i evlendirmek suretiyle barışı güçlendirdi.

1497- Prens İdar Temruk Mirza’nın kızı Malhırup Baharay Kırım Çerkes topraklarında dünyaya geldi.(Mahidevran Haseki sultan)

1497- Cenevizlilerce yapılan Kafkasya haritasında, bu tarihlerde Adigelerin sınırının bugünkü Taganrog kentine kadar uzandığı görülebilmektedir.(1592 yılına kadar)

1498-  Çerkesler  altın ordu üzerine saldırdı ve birçok tatar savaşçıyı öldürdü. Düşman ve Khan Maakhmat Don nehri ötesine Kırıma doğru toprakları terketmek zorunda kaldılar. (Rus elçisi B.Chelishev )

1501- Khaffi Mehmet komutasındaki bir Osmanlı ordusu Çerkesya’yı işgal etti ancak ordusu tamamen bozguna uğratıldı. Kırım Hanı Mengli Giray’ın Çerkesya’ya saldırısı.

1501- İnarmaz Temruk Mirza oğlu Çerkes Prensi İdar Temruk Mirza, Kaytuko Hanedanından Malyakurh Hatun ile evlendi.

1502- Ünlü Çerkes prensi Temruk İdarov/İdar Temruko dünyaya geldi.(Annesi Malyakurh Hatun-Kaytuko Hanedanından)

1502- Bu yıllara rastlayan Ceneviz kaynaklarında Azak Denizi’nin doğu yakası ve Don Nehri’nin doğu yakasına kadarki yerlerde Adigelerin oturdukları yazıldı.

1508- Prens İdar Temruk Mirza Kırım Giray Prensesi Nazcan Hatundan olan kızı Prenses Baharay’ı Şehzade Süleyman ile Kırım Kefe sancağında evlendirdi.İsmi önce Baharay olmuş, 1514 yılında evlendikten sonra Kanuni ona Mahidevran adını vermişti.Erkekkardeşi Prens Mustafa Temrukodur.

1515- Mahidevran Sultan’ın oğlu Şehzade Mustafa dünyaya gelir.

1516- Mercidabık Savaşı: Suriye Valisi Hairbey’in ihaneti yüzünden Çerkes Mamluk Sultanı Kanşav el Gauri ordusu Dabik Çölü’nde Sultan Selim’e yenildi.15 yıllık bir saltanattan sonra Sultan Gauri, Yavuz Sultan Selim’e Suriye’yi kazandıran Mercidabık Meydan Savaşı’nda öldü.

1516- Yavuz Sultan Selim Çerkes Memluk Sipahi bölüğünden eline geçen bir grup Çerkes savaşçısını Kudüs’e yerleştirdi. Osmanlı Şövalyeleri olarak adlandırılan bu askerlerin vergi toplamak gibi görevleri de vardı(Osmanlı Belgeleri). Şimdilerde Abu Ghoş olarak anılan kasaba da onların torunları yaşamaktadır(nüfusları yaklaşık 5.000).Ruth Kark and Michal Oren-Nordheim (2001). Jerusalem and its Environs. Hebrew University Magnes ve Nahit Serbes, “Abu Goshtaki Çerkes Memlukleri”

1517- Ridaniye Savaşı: Osmanlı ile Çerkes Mamluk Devleti..Kahire Osmanlı birliklerince kuşatıldı.Memlukların birkaç topu vardı.Osmanlılar saldırmak yerine birliği iki yandan kuşattı.Memluklar süvari saldırısına geçtiler ve Osmanlının bir topçu kanadını yendiler fakat savaşı kaybettiler.7.000 kadar Memluk savaşçı bu savaşta öldü,geri kalanı Kahire’ye savunmaya geçti.

1517- Tumanbay kenti yiğitçe savundu ve düşmanı geri çekilmek zorunda bıraktı. Ama sonunda ilgisiz bir suçlamayla hain (qumal-къумал) sayılarak Kahire’de Züeyl kapısı denilen yerde idam edildi ve Çerkes hanedanlığı dönemi bitti.

1518- Kırım hanı Bahadir Giray’ın Çerkesya’ya akını ve başarısız oluşu.

16.yy. Çerkes Prensi İdar Temruko’un kızı Melxhurıb Büyük Altın Orda hanının oğlu Tinehmat ile evlendirildi. (Kızı Altınçaç ta Astrahan veliahtı Bekbulat ile evlendirilmişti.Bu vesileyle Çerkesler Astrahan ve Büyük Altın Orda devletleri ile akrabalık kurmuştu.Temruko’nun 4 oğlu vardı- Demınekhu, Mamsırıkhu, Beghlayrıkhu ve Sultan. Kızlarının adları- Altınçaç, Melxhurıb ve Goşenay)

1520- Osmanlı Sultanı I.Süleyman(Kanuni) iktidara geldi.1566 yılına kadar 46 yıl iktidarda kalan Sultan Süleyman’ın anne tarafı Çerkes kökenliydi.Eşi Çerkes Prensesi Mahidevran’da bu vesile ile İstanbul’a gelir.

1530- Büyük Çerkes Prensi İdar Temruk Mirza vefat etti.( İdar Temruko ve Mahidevran sultanın babası)

1532- Çerkesler Astrahan’a sefer düzenleyerek şehri ele geçirdiler ve hanı tahtan indirerek beyleri ile birlikte esir aldılar. Hanlığın başına Çerkeslerin damadı olan Yakup Han getirildi.

1532- Psıfabe (Pyatigorsk) yöresinde oturan Kabardey Çerkeslerinin varlıklarını Tatarların baskı ve vahşetinden koruyabilmek için gönüllü olarak Rus Çar’ı İvan Vasilieviç ile birleşmeleri ve Çar ordusuna gönüllü asker olarak katılmaları.

1535- Nogay ordularının Çerkesya(Kabarda)’ya akını

1540-Jane Prensi ŞŞebekhu  Rusya’ya yöneldi. Hıristiyan oldu. Yanında oğulları Aleksandır ve Vasil olduğu halde Rusya’da yönetim görevi üstlendiler ve Livon savaşına katıldılar. Aynı dönemlerde Adige Prensi Şşebekhu, Meşukh, Temrukh, Rusya’ya açılan yolları buldular

1544- Prens İdar Temruko’nun kızı Goşenay Temruko dünyaya geldi.(Rus Çarı Korkunç İvan’ın eşi oldu.)

1545-47- Kırım hanı Sahip Girayın Kabardaya akını.

1551- Cenevizli gezgin İnteriano Giorgio’nun Adige ülkesi üzerine gezi notlarını yazar ve Adıgelerden Kirkas adı ile bahseder. Bu notlarda Adigelerin sınırının Kuzeyde Don Nehri kıyıla­rından Abhazya’ya kadar uzandığı yazılıdır.

1551- Kırım Hanı Sahib Giray’ın Batı Çerkesya’ya akını ve Janey Çerkeslerinin Türk ve Tatarlara karşı başarılı isyan mücadelesi.

1552- 200 atlıdan oluşan bir gurup Adıge elçisi anlaşma yapmak üzere Moskova’ya gitti.Gurubun liderleri meşhur Adıge prenslerinden Kanovko Meşıko ile Yelbezuvko Alkılış idi.(Bu Adıge atlılar, Kırım hanı Dolet -Ceriyin Ruslarla yaptığı savaşta, Rus ordusunda görev almış, hanın ordusunun saldırılarını önlemişlerdi.)

1553- KABARDANIN BÜYÜK VE KÜÇÜK KABARDA OLARAK İKİYE BÖLÜNMESİ

1553- Çar ilişkileri düzeltmek için kendi elçilerini de (meşhur diplomat Şepotev Andrey) Adıgey’e gönderdi. Heyet 1555 yılına kadar Adıgey’de kaldı.

1553-Sultan Süleyman, Konya’da bulunan oğlu Şehzade Mustafa‘yı kendisini tahttan indirmeyi planladığı inancıyla boğdurttu. Mustafa’nın cenazesi Bursa’ya gönderilirken, Mahidevran ile Mustafa’nın kızı ve cariyeleri de Bursa’ya sürüldü.

1555-Sepotev Andrey Moskova’ya dönünce beraberinde bir gurup Adıge elçisi de gitmişti. Bu gurubun lideri Siybeko Kanşavko idi. Moskova Kremlinde, Siybeko ile IV. Yivan arasında bir antlaşma yapıldı.

1556- Ukrayna-Polonya-Belarus-Litvanya Prensi Dymitro Wisniowiecki, Çerkesler ile birlikte Kırım Tatarlarına karşı savaşmak için Rusya’ya geldi. Kabarda’nın valisi olarak atanarak Çerkeslerin güvenini kazandı.

1556 – İvan Grozni Altın Orda Hanının oğlu Tinehmat Prensine elçiler göndermiş ve eşi Çerkes prensi Melxhurıb Çerkasske’ye değerli hediyeler verdirtdi.(Onlar daha sonra Moskova’ya yerleştiler. Onların nesli asil Wrusovlar olarak devam etti)

1556-Rusya, Astrahan Hanlığı’nı ilhak etti ve Çerkeslerle ilk defa komşu oldu.(Temruko Kızı Altınçaç Astrahan veliahtı Bekbulat ile evliydi.). İvan Grozni Olga nehri önündeki toprakları Bekbulat ve Altınçaç’a verdi.

1557- Kırım hanı Dolet- Geri Çerkes yurduna saldırmak için 60 bin kişilik bir orduyla harekete geçti. Çar, on üç bin kişilik ordusuyla Şeremetev Yivan komutasında hanın ordusunu arkadan kuşatarak, Tula şehri yakınında büyük bozguna uğrattı.

1557- Kabardey Prensi İdar Temriyuko’nun Şamhal Beylerine karşı korunabilmek için Çar IV. İvan’ın himayesi altına girmesi.

1557- KIRIMA KARŞI BÜYÜK KABARDA-RUSYA İTTİFAKI GERÇEKLEŞTİ.

1557- Çerkesler Çarın ricasıyla Osmanlının Karadeniz sahilinde elinde tuttuğu Taman ve Temruk kalelerini yakıp yıktılar.

1558- Sibeko Kanşavko ve Kanoko Meşıko kumandasındaki Adıge süvari ordusu Çarın hizmetine girdiler(1557) ve Rus ordusuyla beraber Livon savaşına katıldılar.Rıngen kalesini işgal ettiklerinde Adıgeler büyük bir Alman süvari birliğini yok etmişlerdi.(Bu aile soyundan daha sonraları Rus kroniklerinde Cherkasky ailesi olarak bahsedilecektir.)

1558- Adıge elçileri Moskova’ya gidiyorlar. Onların liderliğini Temrıkho’nun iki oğlu Beghlayrıkhu ve Sultan yapmaktadır.Sultan Moskova’da kaldı. Hıristiyan olarak Mihail Çerkasske adını aldı.

1559- Temrıkonun oğlu Goşeneyin (Marie) meşhur ağabeyi Çerkaskiy Mihail  Rus ordusunun en büyük kumandanı oldu.

1561- Prens Temruk Mirza’nın oğlu Kabarda Prensi İdar Temruko’nun kızı Goşeney (1545-1569)  Rus Çarı 4. İvan’la evlendi. Makariy Metropolitinde Rus Çarı İvan Grozni ile Adıge Prensi Prenses Goşewnay Wupenske kilisesinde nikahları kıyıldı.

1561- Çar İvan Polonya’ya saldırmaya karar verdi.Prens Dymitro’da ülkesini savunmak için geri döndü.

1561- Çar İvan’a karşı gelerek Tatarlara karşı savaşan Ukrayna-Polonya prensi Dymitro Wisniowiecki Moldova’da ele geçirilerek  İstanbul’a getirilir ve İstanbul’da idam edilir.

1562,Ağustos- Polonya Kralı Çerkes savaşçılarını ülkesine kabul edeceğini “demir mektuplar” ile bildirir.(Kralın kitabında yazdığı üzere)

1562- Rus düşmanı 5 Kabardey prensi ailelerine de yanlarına alarak 300 kişilik bir kafileyle Çerkesya’dan Polonya’ya göç etti ve Polonya ordusunda Prens Solgien ve Prens İdar Temruko komutasında bir Çerkes alayı kuruldu.

1564- Çar İvan Çerkes prensleri tekrar kazanmak için Aleksiej Kulobukov’u elçi olarak Polonya’ya gönderir ama prensleri ikna edemez.

1569- Çariçe Çerkes Prensesi Goşeney(Prens İdar Temruko’nun kızı) , Vasilliy adındaki oğlu ile birlikte zehirlenerek öldürülür.

16.yy.- Osmanlı-Polonya(Leh) Savaşı. Polonya ordusunda kurulan Çerkes alayının komutanı Prens İdar Temruko ve Çerkes savaşçıları kaçışan Leh askerine rağmen savaş alanını terk etmeyerek Lehlerin savaşı kazanmasında büyük rol oynadılar.Polonya Meclisi ve Kral onu İndygenat Polski soyluluk nişanı ile ödüllendirdi.

1569- Kırım Valisi’nin Osmanlılar ile birlikte Astrahan’a sefer açması, Yedi Adige Bey’i de bu sefere askerleri ile katılmaları için çağırılır. Beyler bu çağrıyı kabul etmezler.Osmanlı-Kırım ordusu Rus ordusu tarafından geri püskürtüldüğünde, İdar Temruko ordusuyla onlara baskın düzenleyip onları bozguna uğrattı. Pek çok ganimet ve esir aldı.

1571- Batı Çerkesya Afips ırmağı yakınında Adil Giray komutasındaki Kırım Tatarlarıyla Çerkesler arasında savaş yapıldı. Temrıkho oğullarına yardım etmek amacıyla bölgeye hareket etti. Ancak Kırım kuvvetleri karşısında tutunamadı ve yenildi. Oğulları Mamsırıkhu ve Beghlayrıkhu esir düştü. Aldığı savaş yaralarının etkisiyle de Prens İdar Temrıkho öldü. Temrukonun eşinin soyundan Kaytukolar bölgede söz sahibi olmaya başladılar.

1570- Pyatigorsk (Psihuabe) yöresinde oturan Kabardeylerin Nogaylarla yaptıkları savaşlardan güçsüz düşmeleri Kırım Hanlarının baskılarına karşı, onlarla anlaşma yoluna gitmeleri.

1577-Kazi Mirza(Kazi Giray) komutasındaki Nogayların Kabarda’ya saldırısı. Kazi Mirza bu savaşta öldürülür.(Nogay Bey ve Mirzaların listesi-Khodarkovsky,Michael “Russia’s Steppe Frontier’, (2004))

1578- Osmanlı İran’a karşı yeni bir sefer başlattı ve Çerkesya prenslerinin neredeyse tamamı , Osmanlı ordusundaki Çerkes paşalar ile birlikte bu sefere askeri destek verdiler. Kaytuko Aslanbek’ten Kabarda ülkesinin hükümdarı olarak Osmanlı belgelerinde söz edildi.

1583, 8-9 mayıs- Ünlü Meş’ale Savaşı(Osmanlı-İran Savaşı): Başkumandan Özdemiroğlu Çerkes Osman Paşa.Osmanlı ordusunun sağ kanadında Rumeli Beylerbeyi Çerkes Haydar Paşa.Tiflis savunmasında Çerkes Kasım Paşa vardı..Savaş Osmanlı zaferi ile sonuçlandı.Bu savaşlarda yer alan Çerkes prensleri,beyler, ve soylularının isimleri Osmanlı belgelerinde açıkça yazılmıştır.

1578-1591, – Osmanlı-İran savaşında Tatarlarla beraber Çerkeslerden oluşan ordu, Özdemiroğlu Osman Paşa komutasında kuzeyden dolanarak Dağıstan üzerinden Derbent’i geçerek Kuzey Azerbaycan’a girdi.

1604-Kuban Çerkeslerine karşı yürüyüşe geçen bir Rus ordusunun Şetkale (Stavropol)’de durdurulması.

1613-Şetkale’nin Ruslarca Fethi

1615- KABARDANIN RUSLAR TARAFINDAN YAKILIP YIKILARAK YAĞMALANMASI. Çerkes Pşi Şenceley’in Ruslarca Kabardey Bölgesi Prens’i olarak tanınması.Kalmuk ve Kazaklardan oluşan bir ordunun Ka­bardey’i yakıp yıkarak yağmalamaları.

1619- İdar Temruko oğlu Mamsırko’nun oğlu Kanşav (Çerkeskiy Dimitriy) Rus ordusunun en üst komutanı ilan edilerek “boyar”  unvanını aldı.

1621- Kudenet’in oğlu Kabardey Prensi Vurıshan(Yakov adını aldı)  Moskova’yagitti.Rusya, Almanya ve Polonya ile savaştığı zaman Çerkaskiy Yakov genel kurmay başkanıydı

1633- Çerkaskiy Borisin(Hureşey) oğlu Çerkaskiy Yivan Rusya adalet teşkilatının başına getirildi.

1644- Büyük Kabarda’da Kalmuk ordularının bozguna uğraması.

1645, 2 Şubat-General Rechter’in Temruk’a Karşı Seferi, Temruk ve Hacı Efendi Yerleşimlerini Yıkması (F. A. Cherbin-Kuban Kazak Kuvvetleri Tarihi,Cilt 2 Sayfa 476)

1652- Çerkes beyi Koca Derviş Mehmed Paşa Osmanlı Donanması hizmetinde Büyük Amiral(Kapudan Pasha) ünvanı aldı.1653’de Büyük Vezir oldu.

1658-Sunjeske kalesinin Kabardey Çerkeslerince fethe­dilerek yıkılması.

1661- Çar Alexej’in İdar Temruko’nun erkek kardeşi Kabardey Pşi’si Kambulat Mirza’ya tüm Çerkeslerin Bey’i unvanını vermesi.

1666- Çerkaskiy Yakov (Vurıshan) 1666 da vefat etti, cenazesi Novospaske manastırı yakınındaki, meşhur soydaşları Kambolat’ların oğlu Ç.Boris, Mamsırko’nun oğlu Ç.Dimitri, Ç.Boris’in oğlu Ç.Yivan yanına defnedildi.

1667-Çar’in Osmanlılarla yaptığı anlaşmaya dayanarak Kabardey ülkesinin kendisine ait olduğunu ilan etmesi.

1672-Kırım Han’ının Kabardey’i işgal etmek için büyük bir ordu göndermesi. Prens Çerkes Kaspulat komutasındaki Rus birliklerin Çerkesler ile birlikte Tatar-Kalmuk birliklerine karşı birleşmesi

1679- Rus ordu komutanı Çerkes prensi Çerkaskiy Kaspulat Muçaloviç Kırım Hanlığı ile yaptığı savaşta ordu komutanı olarak hanın kuvvetlerini büyük bozguna uğrattı.

1689-Çerkes Prensi Reded’in soyundan Fedor Lopuhin’in kızı Evdokiye, I. Petro ile evlenerek Rusya kraliçesi oldu.

1689- 50 bin Kumuk, Nogay, Çerkeslerden oluşan güç, Kırım Hanı Salim Girey Hanın yardımına gidiyor ve Golitsinanın orduları püskürtülüyor.(Bammat Ataev,Dağıstan Yoldaş Gazetesi)

1695,14 Aralık – Çerkaskiy Mihail Alegukoviç Rus ordusunda Genel Kurmay başkanı oldu.(Mihail Besleney prensi Konoko’nın soyundandı)

1696- Karadeniz Kıyısındaki Tsemez’de kıyı Adigeleri tarafından Suyuk kalesinin kurulması.

1700,1701- Kaplan Giray emrindeki orduların Çerkesya’ya akını.

18,yy- Rus dostu Çerkes Prens Kurgokin Muhammed ile şeriat karşıtı Kazaniko Jabağı’nın birleşerek, Kırım Hanının dostu ve taraftarı olan Roslan Bek Kaitoko’ya karşı savaşmaları. Birbirlerine düşerek iç savaşı başlatmaları.

1703- Cherkaskiy Mihail’in oğlu Cherkaskiy Aleksy Çar I.Petro’nun kız kardeşi ile evlendi.

1707-Rus-İsveç savaşını fırsat bilen Kırım Hanı Kaplan Girey’in Osmanlı sultanıII.Ahmet’in de onayı ve desteğini alarak içinde yeniçerilerin ve topçu birliklerininde olduğu 80-100 bin kişilik(bazı kaynaklara göre 50-60 bin) bir ordu ile Kabardey yurduna saldırdılar. Ancak bu savaşta Kurhako Atajukin önderliğinde ki Kabardey Prensliği Tatar-Osmanlı ordusunu Kanjal adı verilen savaşta bozguna uğratırlar.

1708-Tatar Hanının Çerkeslerden kendisine itaat etme­lerini isteyerek yeniden Çerkesya’nın güçlü eyaleti olan Kabarda’ya saldırması.Çerkesler yenilgiyi kabul etmiş gözüküp gece ani bir baskınla Tatar komutanları ve ordusu­nu imha ederler.

1708,Kasım- Osmanlı padişahı II.Ahmet’in yaşanan hezimetten dolayı Kırım hanı Kaplan Giray’ın tahtan indirilmesi için fermanı.(İstanbul-Osmanlı Devlet Arşivi)

1711- Çar I.Peter’in(Petro) Çerkes generali Alexander Bekoviç Cherkaskiy’nin Çerkeslerin de Türk-Rus savaşına katılmalarını istemesi. Çar Petro Bekoviç Cherkasskiy aracılığı ile Kabarda Beylerine şöyle dedi:” Bize karşı savaş açan Osmanlı sultanı ve Kırım Hanına karşı bize yardım etmenizi ve ittifak halinde olmanızı diliyorum.Vatandaşımız olmanız halinde sizlerden vergi de alma niyetinde değiliz.”

1711,26 Ağustos– Çar Peter I. , Astrahan hanı Araksin ile anlaşma yaparak 30.000 kişilik bir ordu ile Çerkesya’ya saldırıya geçti.Kuban ırmağı nın 100 km kuzeyindeki Kopıl kasabasını (şimdiki Slavianski) ele geçirdi.86 km ye kadarki tüm köyleri yağmalayarak yaktı.Çerkesler 7,000 Çerkes süvarisi ile Chalou nehri yakınında saldırıya geçtiler ancak, silah bakımından üstün rus güçleri karşısında hezimete uğradılar. Bu işgalde Çerkesler erkek ve kadın olmak üzere toplam 43,247 kayıp verdiler.39,200 at,190,000 sığır ve 227,000 koyun düşman tarafından yağmalandı.

1712- Adige elçilerinin Çar I.Peter’e gitmeleri ve dostluk istemlerini bildirmeleri.

1717-Kırım Hanı Devlet Girey ve Gazi Girey’in yeni­den Kabardey’e gitmeleri. Kırım Hanının Çerkesleri yeniden islam dinine girmesi için zorlaması. Kabul etmeyenlerin kılıçtan geçirilmesi. Papazların ve Hıristiyan Adigelerin kiliselere doldurularak canlı canlı yakılmaları.

1720- Kırım hanı Saadet Giray’ın Kabardey’e akını.Rus Çarı Petro Astrahan Valisi Graf Valinski’yi büyük bir ordu ile Çerkeslerin yardımına göndermesi.

1725-Kabardey Prensi Ruslan Bek Kaitoko’nun Kırım Hanı Bahtiyar Girey’in Kabardey’e saldırmasını desteklemesi.

1728, Mayıs-Mikhail Nikrassov tarafından idare edilen Kazak ve Çerkeslerden oluşan 600 kişilik yaya bir birlik Çar birliklerine karşı harekete geçti.(Kuban Birlikleri ve Kuban Eyaleti Tarihi Arşiv Toplayıcısı S. 38)

1732-Tatar ve Kalmuklarca kuşatılan bir Rus birliğinin Kabardey kuvvetlerince kurtarılması.

1735-Kırım Hanının Kabardey’de egemenlik kurması. Kabardey Çerkeslerinin de Rusların yanında katıldıkları Rus-Türk Savaşının başlaması.

1739- BELGRAD ANTLAŞMASI- 6. madde ile KABARDANIN(DOĞU ÇERKESYA) BAĞIMSIZLIĞI OSMANLI VE RUSLAR TARAFINDAN RESMEN KABUL EDİLDİ. Ruslar Kırım’dan çekilmeyi kabul ettiler. Haliyle Çerkesya’dan da çekilmiş oldular.

1745-Wuşakov soylu bir aile ferdi olarak dünyaya geldi. Yaroslavske yönetsel bölgesine dahil Romanovske mıntıkasına bağlı Burnakove köyündendi. 16 yaşında denizcilik eğitimi veren harp okuluna girdi. 20 yıl sonra tuğamiral rütbesine yükseldi ve 10 yıl sonra da filo amirali oldu.

1752- Kabardey Prensi II. Teymurza’nm Gürcü Krallığının yeniden kurulmasında Gürcü Kralına yardımda bulunması.

1754-Dameley önderliğindeki Çerkes köylülerinin Pşı-Beylerine karşı ayaklanmaları.ÇERKESYADA İÇ SAVAŞIN YAŞANMASI.

1758- Boletıko Memetbıy, Kırım- Giray’ın (Къырым-Джэрые) maliye bakanı oldu(1764’e kadar), daha sonra özel danışmanı oldu.

1761- Çerkesya’ya akan Kırım Tatarlarının Temirgoy prensliği tarafından bozguna uğratılması.

1763- Belgrad Anlaşmasının hükümlerini ihlal eden Rus güçleri 4 yıl önce kurulan Kabardey’in Mozdok(Mezdeghu) kasabasını ele geçirdi, onu bir kaleye dönüştürdü ve güçlendirilmiş bir hatla Kızılyar’a bağladı.( 100 yılı aşkın sürecek Çerkes-Rus savaşlarının başlangıcı )

1764- Yeni Rus ordusu generali De-Medem, Kabardey beyi Jhankot Sidokov ve Uzden Sahbaz Giray’ı Rus tebası olmalarına ikna etmek için Kuban Çerkeslerine(Besleney,Chemguy) gönderdi.Ancak beyler, ömür boyu vatandaşlığı kabul etmediklerini,ama Ruslara karşı savaşmayacaklarına dair söz vermeye hazır olduklarını bildirdiler.

1765, 21 Ağustos- II.Katherina tarafından bir ultimatom verildi. ” Çerkesler ya Rus tebalığını kabul edecekler ya da Rus ve Kalmuk ordularına boyun eğmek zorunda kalacaklar.”

1765-Kızlar Kalesi’nin Çerkeslerce kuşatılması.

1767-Her iki Kabardey’in birleşerek Psıj (Kuban) Tatarlarını da yanlarına alarak Çarlık Rusyası’na karşı savaş ilan etmeleri. (Kabardeylerin bir kısmı Kuma nehrinin yukarı kısımlarına, ittifaka girdikleri Trans-Kuban Çerkeslerine yakın bir bölgeye göç etmişlerdi.)

1768-Osmanlı-Rus savaşında, Rus ordularının Kabar­dey topraklarını istila etmeleri.

1769- Nartsane Savaşı: Ruslar bütün güçleri ile Kabardey’i işgal etti ve Peştu dağları yakınlarına mevzilendi. Çatışma Kabardeylerin yenilgisiyle sonuçlandı ancak Bemate Misost’un kahramanlıkları sayesinde Kabardeyler, General De Medem’in ordusunu geri çekilmeye zorladılar. Bundan sonra, General Medem güçlerini Kabardeylerin ittifak içinde oldukları Kuban Çerkeslerine karşı yolladı. (V. A. Potto, Kafkas Savaşı–Cilt 1, Sayfa 60)

1770-Abdzax bölgesi Adıgeleri asillere (pşı ve verk) karşı ayaklanırlar. Diğer feodal Adige kabile beylerinin ve Rusların yardımıyla, devrim hareketi bastırılır.((Vorlesungen von Prof. Dr. M. Sarkisyanz. SAI- Heidelberg . Trubetykoy, Nikolaj Sergejewitsch Fürst Erinnerungen an einen Aufenthalt bei den Tscherkessen des Kreises Tuapse. In: Caucasica, 1934, 11, S. 1-39)

1770-Abazalar Abhazya’nın Gagra yöresinden kalkarak, Kabarda beylerinin izniyle günümüzdeki yerleşim sahaları olan ve Adıge-Abdzax bölgesine komşu olan Kuban ovalarına göç ettiler.

1771- Soqur Karamirza komutasındaki Kabardey ordusu birçok Kazak köyünü ve Rus kışlasını yaktı.

1772- Karasu anlaşmasına göre, Kabardeyler kendilerine sorulmadan Rusya’ya tabii olarak kabul edildi.

1774-Osmanlı-kırım ile askeri bir ittifak gerçekleştirildi.Kırım Hanı Çerkes, “Nekrasov” Kazakları, Türkler ve Kırımlı kuvvetlerle Kabardey’e yardım etmek amacıyla Mozdok’a doğruilerledi.Ancak başarı sağlanamadı.

1774- KÜÇÜK KAYNARCA BARIŞ ANTLAŞMASI İLE RUSLAR TARAFINDAN KIRIM HANLIĞININ BAĞIMSIZLIĞI KABUL EDİLDİ.O DÖNEME KADAR TARAFSIZ VE BAĞIMSIZ KABUL EDİLEN KABARDA TOPRAKLARININ RUSLARA AİT OLDUĞU OSMANLININ DA ONAYI İLE KABUL EDİLİR. Ancak Çerkesler ve Kırım Hanlığı Rusların Kabardey üzerindeki haklarını tanımaz ve kabul etmezler.

1776- Kabardey Çerkeslerinin/Beylerinin Rusların politika icabı desteği ile tüm komşu Kafkas halklarından vergi ve haraç aldıkları dönem. ( Rusya bir sene önceki kaynarca anlaşmasına uygun olarak bu toprakları elinde tutmak ve bunun içinde beyleri yanına çekmek zorundaydı. Ancak Kabarda’da bir iç savaş başladı ve Ruslarla savaşa devam kararı alan prensler güçlenmeye başlayarak Ruslara savaş ilan ettiler.)

1777- Çerkes aslanı lakaplı Hacı Khızbeç Çerkesya’nın Şapsığ bölgesi Atakum(Adagum) ırmağı Nasha Köyünde doğdu.

1778-Osmanlı imparatorluğunun kıyı Adigelerine ilgi duymaya başlaması. Canikli Hacı Ali Paşa’nın Çerkesler hakkında bilgi toplamak görevi ile Soğucak’a gönderilmesi.

1778, Şubat – A. V. Suvarov, P. A. Rumyantsev- Zadunayski’ye gönderdiği yazıda, Adıgelerde bol miktarda yiyecek, atlar için de yetecek kadar yem bulunduğunu belirtiyor. ” Ruslara saldıracak gibi görünmüyorlar ama çok geçmeden saldırıyorlar, yiğit kişiler”.

1778,20 Mayıs – Çerkesler Slaviyanski kalesi yakınlarındaki bir Kazak muhafız birliğini yokettiler.Eylül ayının 23’ünde Deyleko Sultan komutasında Arhangelsk kalesine , ardında da Vsehsviyatski kalesine saldırıp ağır kayıplar verdirerek kaleleri ele geçirdiler.

Ağustos 1778- Nekrasov Kazakları** ve Adıgeler , Albay Kulbakov komutasındaki Rus birliklerine karşı birlikte çarpıştılar.(İ. İ. Dmitriyenko.)

1779,10 mart – Aynalıkavak Antlaşması (10 Mart 1779)imzalandıktan sonra Rus birlikleri Kırım’dan ve Kuban’ın sağ kıyısından çekildiler.(www.nlr.ru)

1779,29 Eylül- Kabardeyler ve sayıca çok üstün olan Gen.Yakobi komutasındaki Ruslar arasında Balka nehri yakınında savaşların en kanlısı gerçekleşti. Hazırlıksız yakalanan Kabardeylerin pek çoğu öldü. Yaklaşık 50 prens ve 350’den fazla soylu teslim olmayı reddederek bu çatışmada öldü.Kuma, Psifabe, Dzeluko çayırı, Tambukan ve Psikhuray rus ordusu tarafından yağmalanarak ele geçirildi.Çerkesler tarafından “Kabardey kâbusu” olarak bilinen bu bozgun için ulusal olarak yas tutulmaktadır.

10 Ekim 1779- Kemguy(Çêmguy) ve Besleneyler birlikte Stavropol’a saldırdıkları bir anda, Kabardey bölgesi Adıgeleri de Alekseyevski kalesini bastılar. 3,000 kişilik Çerkes süvarilerinin kahramanca direnmeleri üzerine Rus birlikleri Çerkesya’dan geri çekilmek zorunda kaldılar.  

1780-Çarın desteği ile Çerkes Prensi Reded’in torunu Wuşakov Çar özel filosunun liderliğine getirildi.

1780-Osmanlı-Çerkes ittifakının ve Anapa kalesinin(Bığurkhale) temeli atıldı. Natuhay prensi Şıvpeka Ahmed (Şıvpeke Ahmed/ Шыупэкъэ Ахьмэд)  kalenin kurulacağı yerin Osmanlılara verilmemesi için çok direndi. Bu nedenle daha önce kurulan(1724) Soğucak kalesine birkaç kez baskın yaparak Osmanlı birliklerine zararlar verdi.Ancak bir diğer Natuhay prensi Muhammed-Girey Zan Osmanlılarla ittifak ederek kalelerin kurulmasına destek verdi.(Dubrovin, 1887,s. 701; Çirg, 2009, s. 185). Bu nedenle ona “Khalevubate/ Къэлэубатэ” (Kale yıkan/ Крепость-разрушитель)  sanı veriliyor.“Adıgey Tarihi Konusunda Makaleler” (Сборник статей по истории Адыгеи).

1782- Tatar Hanı Şahin Giray ve ordusu ile Çerkesler arasında savaş yaşandı. Tatarların perişan edildiği bir gece baskınında Şahin Giray Çerkesler tarafıdan kaçırılarak Çerkes ülkesine götürüldü. (Osmanlı arşiv belgesi- Dosya No:23 Gömlek No:1111)

1782-Gürcü kökenli Osmanlı Paşası Ferah Ali’nin Çerkesleri Müslümanlaştırmak, Osmanlı tabiiyetine sokmak, imparatorluğun doğu sınırlarını bu yolla güvence altına almak amacı ile Soğucak Kalesine gelmesi.

1783-Nogaylar Yeysk kalesi önünde toplanarak toplu imza verdiler ve Rus yönetimi altına girmeyi kabul ettiler. Gürcüstan Kartli-Kakheti Krallığı Rus korumasına altına girdi.

1783-19 Nisan- Rus imparatorluğu çariçesi II. Katerina’nın “Kırım Yarımadası’nın, Taman adalarının bütün Kuban tarafıyla Rusya’ya ilhakı hakkında” manifestosu yayınlandı.

1783- KIRIM 1713 EDİRNE ANLAŞMASINDAN BERİ RUSLAR TARAFINDAN BAĞIMSIZ BİR DEVLET OLARAK TANINMASINA RAĞMEN RUS ÇARLIĞI TARAFINDAN İLHAK EDİLDİ.Osmanlı Devleti’nin Ruslara Kafkasya sınırı olarak Çerkesya’yı(kuzey sınırı Kuban ırmağı) göstermesi.

1783-Kırım Hanlığı’nın 1783 yılında ilgasından sonra Girayların bazı temsilcileri kendi bağlılarıyla birlikte Çerkesya’ya sığındılar.”Anzor Kushhabiev-Osmanlı belgelerinde Çerkesya-Batı Kafkasya”

1783, 23 ağustos- Çerkesler ve Nogaylar birleşerek Yeysk Kalesini bastılar. Kaleyi ele geçiremediler ama düşmana ağır kayıplar verdirdiler.

1784- Çerkeslerin Jane ve Hatukuay kolları Antahir ovasında toplanarak bundan böyle Rus saldırılarına karşı birlikte hareket etmek için antlaşma imzalarlar. Bu antlaşmaya Ferah Ali Paşa da katılır. Antlaşmayı imzalar, ancak antlaşmanın önemli maddelerinden biri olan silah yardımı vaadini yerine getiremez. Çerkesler ve Nogaylar Ruslara karşı birlikte savaşırlar.

1784-Kırım Hanı Şahin Girey’in Ruslardan tamamen ayrıldığını Osmanlı’ya hizmet etmek islediğini açıklaması. Adigeler Kırım Hanı Şahin Girey’in bu açıklamasına inanmayıp onun askerlerini yok etmek için harekete geçerler. Ancak Ferah Ali Paşa bu harekete mani olur.

1788- RUSLARIN ANAPA KALESİNE SALDIRISI.BAŞARISIZLIKLA SONUÇLANDI. 

1788-1787 de Osmanlı-Rus savaşı başladığında Fidanos adası yakınlarında sayıca daha üstün Osmanlı donanması yenilgiye uğratılırken en öndeki savaş gemisinin komutanı Çerkes Prensi Reded’in soyundan Amiral Wuşakov oldu.

1788-Kutais’li Mehmet Bey’in 25 000 kuruş ve başka hediyeleri Kabardey Pşılarına göndermesi.

1790-Osmanlının Kabarda seferinde bugünkü Çerkessk şehri yakınlarında Battal Paşa komutasındaki Osmanlı ordusu Rus ordusu tarafından
bozguna uğratıldı ve Battal Paşa Rusya’ya iltica etti. Battal Paşa komutasındaki Osmanlı ordusuyla çarpışan Rus birliklerinin komutanı olan Geyman, Çerkes ve diğer Kuzey Kafkasyalı çok sayıda savaşçının (10 bin kadar) Osmanlılar safında çarpışmalara katıldığını belirtmektedir. (Vevskaya, Şamanov, 1985, s. 128).

1790- Büyük bir Rus ordusu Kuban’ı geçip Çerkesya topraklarına girdi. Rus birliklerinin başında General  Y.B.Bibikov bulunuyordu. Bibikov Anapa’ya ulaşmayı başardı, ama kaleyi ele geçirmeyi başaramadı. Geri çekilişi sırasında da ağır kayıplar verdi. 

1790- Çerkes kraliyet ailesinden Amiral Wuşakov Karadeniz filosu komutanı olarak, Kerç Boğazı yakınlarındaki Tende adası ve Kaliakra’de deniz filosunu üstün bir şekilde idare ederek, Osmanlı deniz kuvvetlerini yenilgiye uğrattı.

1790- Abdzax bölgesi Adıgeleri ikinci kez başarılı bir ayaklanma yaparak beylerini öldürürler. Hayatlarını kurtarabilenler diğer Adige kabilelerine sığındıkları gibi pek çoğu da Moskova’ya giderek Ruslara sığınırlar. Verk(soylu)’lere de bazı şartlar sunularak, Abdzax bölgesinde yaşamalarına izin verilir ve canları bağışlanır.(Vorlesungen von Prof. Dr. M. Sarkisyanz. SAI- Heidelberg . Trubetykoy, Nikolaj Sergejewitsch Fürst Erinnerungen an einen Aufenthalt bei den Tscherkessen des Kreises Tuapse. In: Caucasica, 1934, 11, S. 1-39)

1791-İmam Mansur Çerkesya’nın başkenti Anapa’da Ruslar tarafından tutsak edildi. Anapa Rusların eline geçti. Şlisselberg kalesine hapsedildi ve orada öldü.

1791- YAŞ ANTLAŞMASI- Çerkesya’nın kuzey sınırı olan Kuban ırmağı Osmanlı ve Rusya arasında sınır olarak kabul edildi.Antlaşmaya göre Osmanlı hükümeti Kırım Hanlığı, Taman’ın, Kuban’ın sağ kıyısının ve Kabarda’nın Rusya’ya ilhakını kabul ediyordu.

1794-Kabardeyler, Rusların ortaya çıkarttığı mahkemelere ilişkin memnuniyetsizlikleri sebebiyle büyük bir isyan başlattılar ve birçok prens Ekaterinoslav’a sürgün edildi.

1794- Anapa Muhafızı Mustafa Paşa’nın Natukhay, Şapsug ve Abdzax isimli Çerkes kabilelerinin beyleriyle Devlet-i Aliyye’ye müttefik olmalarını temin maksadiyle 9 maddelik bir taahhütname imzalandı.(Osmanlı arşivleri-Dosya No:197 Gömlek No:9895)

1795- Polonya işgal edildi ve Çerkes alayı ortadan kaldırıldı. Prens soyları asimile olarak Cherkazki adı ile soylarını devam ettirdiler.

1796- Kalmuk lider Dukdukunba komutasındaki 50 000 kişilik bir Kalmuk ve Kazak askeri gücü, Ruslarla ittifak halinde Doğu Çerkesya’ya saldırdı. Kuban ve Terek nehirleri civarındaki bütün köyleri yakıp yıktılar, Çerkesleri kadın çocuk demeden katlettiler. Ama Çerkesler bu saldırıyı da püskürtmeyi başardılar.

1799- Napolyon -Mısır savaşı. Osmanlı himayesinde ki Çerkes emirleri komutasındaki Çerkes süvarileri ile karşı karşıya gelir. “Piramitler savaşı” denilen savaş başlar. Fransız ilerleyişini durdurmak isteyen Çerkesler piramitlere yakın Embaba bölgesinde süvari saldırısına geçerler, fakat yenilirler. Fransız topçusu, saldıran Çerkes süvarilerini daha yaklaşamadan paramparça etmiştir

1800’ler – Temirgoy prensliği federasyonu kuruldu.Prenslik Xase adı verilen bir meclise sahipti ve Temirgoy, Adamey, Hatukay, Yecerukay ve Hajret (*) Kabardeylerinin bölgelerinden oluşturuldu. Abdzax,Şapsığ bölgesi liderleri de destekliyordu.Nogaysavaşçılar ve Ermeni tüccarlar da bu federatif yapıda yer almaktaydılar.

1801- Rus Çarlığı Gürcistan’ı işgal etti.Koruması altındaki Kartli ve Kakheti krallığını ele geçirdi.

22 Şubat 1802-  Karakuban Adası yakınında Çerkesler Karadeniz’deki teknelerden içinde 400 pud barut bulanan birini yakaladılar. Çarpışma sırasında 2 Rus subay ve 14 Kazak öldürüldü. (Vestnik Vladikavazkoyjeleznoy dorogi.)

30 Mayıs 1802.- Kazaklar bunu Çerkeslerin yanına bırakmadılar. Kazak Atamanı F. Bursak 6000 Kazakla birlikte  Bıcıkopşı’nın dört köyünü bastı, Bıcıkopşı dahil 500 tutsak aldı, ayrıca hayvan sürülerini yağmaladı. (Vestnik Vladikavazkoyjeleznoy dorogi.)

1803- Psıçetıko Irmağı sırtında, Psıçetıko zefes (Psıçetıko Toplantısı) adı altındaki bir halk toplantısında, 1791- 1796 yılları boyunca savaşlardaki Şapsığ kazanımları konusu ele alınıp görüşüldü, değerlendirildi. (Sbornik statey poistorii Adıgei.)

1806-1812- Rus-Osmanlı savaşı yeniden başladı.

1807- Anapa yeniden Rusların eline geçti.

1809- Kazak Atamanı Bursak Şapsığlara saldırdı, 18 köyü yok etti, bin kişi öldürdü, otluk alanları ve buğday tarlalarını ateşe verdi. 

1809- Jankhot Dokhshukin and Atazhuko Atazhukin Kabarda’da yapılan kurultay sonrası prens olarak seçildiler.

1810- Abhaz Prensi Hıristiyanlığı kabul ederek, bir prenslik olarak Rusya’nın gönüllü koruması altına girdi.

12 Ocak 1810- Çerkesler İvanovskaya ve Stebliyevkaya Kazak yerleşimlerini bastılar ve yağmaladılar. Olginsk Kalesin’de kale komutanı Albay Tikhovski ile 146 Kazak’ı öldürdüler. 40 Rus askerini de tutsak aldılar, Çerkesler de 500 kayıp verdiler (-Bu yerleşimler Kuban Irmağı sağ yakasında ve hâlen şimdiki Krasnodar kentinin batısındadır- hcy). (Vestnik Vladikavazkoyjeleznoy dorogi)

1811- Petesburg’a bir delegasyon gönderildi. Delegasyon barış olmasını ve II. Katerina döneminde 1771 yılında Kaberdeylere verilen hakların iadesini talep etti.

1812- Reded soyundan Petre Lopuhin’in oğlu  Pavel Oteçestvenne savaşında kahramanca savaşarak, General-Teğmen rütbesine yükseldi.

1812- Bükreş Antlaşması: Napolyon-Rus savaşı. Ruslar Çerkesya’da ki çoğu birliklerini geri çekti.Osmanlı ile Bükreş antlaşması imzalandı.Batı Çerkesya prenslikleri ile Rus anlaşmaları fesh edildi ve Çerkesya’nın bağımsızlığı bir kez daha tescillenmiş oldu.(Anapa ile birlikte, kuzeyde Kuban Irmağı ağzından başlayıp güneyde Bzıb (Psıb) Irmağına ulaşan Çerkesya kıyılarının denetimi Osmanlı müttefiki Çerkeslerde kaldı.)

1812-7 eylül- Çerkes savaşçı Boletıko Kaybıy (Болэтыкъо Къэйбый)Borodino Ovasında yapılan savaşta bir atlı grubunu yanına aldı grubu Fransız toplarının üzerine vardı; topçuları dağıttılar ve topları bir bir ele geçirmeye başladılar.

1812-Boletıko Kaybıy’a tuğgeneral rütbesi (генерал-майорыцIэр) ve 4. dereceden – Hıristiyan- Aziz Georgi nişanı verildi

1812- Şapsığ soylularından (werq) Dolet- Cerıye (Devletkeri) (3) oğlu Meğureko PşıkuyTürklerle Fransızlar arasında yapılan dört savaşa da katılmıştı. 1812 yılında Fransızlara karşı büyük bir yiğitlik gösterdi, savaş tarihine adını yazdırmayı başardı.

1813- Abdzax liderler Boletoko’ya destek için Türklere Rusların hareketlerinden rahatsız olduklarını bildiren bir heyet gönderdiler.

1814 Mart- Rus generali Kuban Irmağını geçerek Prens Misost Bolotoko’ya desteğini gösterdi.

1814- Chemguy(Temirgoy) Federasyonu iki parçaya ayrıldı.Biri Ruslarla savaşı savunan Prens Janbulat Boletoko  tarafından diğeri ise Ruslar ile iyi geçinen büyük prens Misost Boletoko tarafından yönetilmeye başlandı.(1)

1815-Ruslar Osmanlı ile olabilecek yeni bir zıtlaşmadan çekinerek Misost Bolotoko’yu yalnız bıraktılar

1818- Çeçen başkenti Grozniy işgal edildi.

1820- Çerkesya’da “Çerkes(Adige) Aslanı” namıyla ünlenen Hacı Guzbeg (Kuzbech Tughuzique)’in Hac dönüşü Kahire’yi ziyareti.

1823- General Yermolov,  Rus yönetiminde kabul edilen Kabardeydeki başkaldırıları bastırdı.Rus Çarlığı tarafından Çerkes köylerine saldırılar düzenlemeye başlandı ve 25 bin ailelik Rus kolonisi buralara yerleştirildi.Kabarda büyük oranda işgal edildi.

1823 Nisan- Prens Boloteko ve Skhum emrindeki 300 Çerkes süvarisi Rus askeri sathına saldırdı.(2)

1823 Mayıs- Çerkes süvarileri 320 rehine alarak Kruglolesskoe’daki büyük bir Rus kalesini yaktı.

1823, 8 Ağustos- 30 prens Boloteko Janbulat’ın Belaya Nehri ardındaki köyünde toplandı.(3)

1823,Eylül- Janbulat önderliğinde 800 süvari Rus topraklarına yöneldi(4)

1823,Ekim- Kazak alayı, Barsuk Nehri yakınlarındaki Sabl köyünde, Çerkeslerle karşılaştı. Janbulat’ın ordusu Kazakların tamamını yok etti.

1824-Nisan- Fransa kralının temsilcisi olarak Tiflis’te bulunan Chevalier Gamba’nın ricasıyla, daha önce, 12 yıl boyunca  Napolyon Bonapart’ın yakın  korumalığını yapan Adıge Memlûku Hozat Ali (doğ. 1778)  Rusya’nın Kuban yöresi yöneticilerince yaman bir savaşçı ve bir kahraman olarak ilan edildi.

1825- Adıgey’in şimdiki Tulski beldesinin bulunduğu yerde bir Rus askeri kalesi kuruldu. (Кубанский сборник, т. 17 (Kuban Koleksiyonu, s. 17)

1825, Temmuz- Maykop’a uzakça olmayan Mıyeko Irmağı kıyısında Pşı F. A. Bekoviç- Çerkasskiy (*) komutasındaki Rus Khersonskiy Alayı ile Abdzaxlar çarpıştılar. (Kabardey beyi, daha sonra general olacak ve 1828- 29 Osmanlı- Rus Savaşı’nda üstü General Paskeviç tarafından  Erzurum’a askeri vali olarak atanacaktır.)

1825,18 ağustos- General Veliaminov Abdzax Çerkes direnişçisi Hajı Tlam ın ikametini yaktı.Ruslar geri çekilmeye vakit bulamadan Çerkeslerden cevaben gelen saldırı karşısında kaçmışlardır.(5)

1826,Ocak – Janbulat Marevskoye kalesini yakar.

1826- Akkerman ticaret antlaşması – Rusya Karadeniz’de gemi bulundurmak hakkını elde etti.

1827- Temirgoy Federasyonun’un büyük prensi Missost Bolotoko öldü ve Janbulat Bolotoko bu unvanı aldı

1827- General A.R.Yermolov(1777-1861) görevinden ayrıldı.

1827,Aralık- 40 refakatçileri ile iki İranlı prens (pşı) Kuban yöresi Çerkesya topraklarına geldiler, Adıgeleri Rusya’ya karşı durmaları konusunda teşvik ettiler. Кубанский сборник (Kuban Derlemeleri)

1828- 28 Nisan- İran’la olan savaşı bittikten sonra Rusya Osmanlı ile tekrar savaşa girdi.

1828 -Çerkes beyi Pecıde (Begidov) Adılcerıye (David Grigoryeviç), Rus ordusunda dağıtılmış 3 atlı alayın birleştirilmesiyle oluşturulan bir birliğin komutanı olarak Tuğgeneral rütbesi ile Osmanlıya karşı savaştı.Ardından Moldova ve Eflak’da 5 alaydan oluşan ordunun komutanı yapıldı.

1828, Mayıs- Çerkes prensleri Urup Nehri kıyısında Janbulat başkanlığında bir araya geldiler.

1828,Mayıs- Kuban bölgesi komutanı General Emmanuel, Çerkesya’nın içlerine doğru kat ederek  Janbulat’ın kuzeni Heaolei Bolotoko’nun köyüne saldırdı fakat gece Çerkesler tarafından kuşatıldığı için geri çekilmek zorunda kaldı.

1828,4 Haziran-  Janbulat Bolotoko 5 Çerkes prensliği ve Türklerden oluşan 2000 süvariyle Rusya’ya olan seferlerine başladı

1828,6 Haziran- Janbulat Kuban bölgesindeki en büyük alaylardan biri olan, Khopyor Kazak alayına saldırdı. Ruslar paniğe kapılıp kaleye çekildi.

1828-Haziran- Rusların Kafkasya komutanı Earl Paskevich, İran’la olan savaştan dönerken, Gürcistan yolunu keserek Kabardey’in izole edilmesi emrini verdi. Kırkıncı Eğer taburu Kabardey’den Janbulata doğru ilerlemeye başladı.

1828-Haziran- Janbulat Khopyor alayının önündeki Podkumok Nehri’ni geçer ve izini kaybettirir. Volga Nehri civarındaki korumasız Rus köylerine doğru hareket etti. Sabahına Ulan emirlerinin ve Belgorodsky alayının yönetim merkezi olan Nezlobnaya kalesini yaktı.

1828-Haziran- Çerkes ordusu , Mariskaya kalesine uzak yüksek bir tepede tekrar konuşlandı. Rus ordusu gruplar oluşturmaya ve iki ana hat oluşturmaya başladı fakat çok dağıldı. Jembulat Rusların zayıf noktalarını keşfetti ve Volzhskiy alayının sol cenahına tüm gücüyle saldırdı. Donskoy alayı aceleyle oraya yetişmeye çalıştı fakat çok geçti. Sol cenah çoktan geri çekilmişti. Çerkes güçleri yaklaşan Rus güçlerini pala ve mızraklarıyla karşıladılar.Paniğe kapılan çoğu subay ve komutan geri çekilirken katledildi.

1828-Haziran- Sultan Aslan Giray, Aslan Roslanbek, Abdzax soylusu Jankhot Aşe isimli 3 prens öldürüldü ve Hajı Mirzabek Hamurzin ağır yaralandı.

1828-9 Haziran- Janbulat Baksan Vadisi’ne doğru ilerledi.

1828- Bjeduğ köylüleri kendilerine baskı uygulayan PşıHacemıko ile Pşı Axecego’ya (Akhecego) karşı baş kaldırdılar, ama başarılı olamadılar. П. Аутлев. Апэрэ Бжъэдыгъу пщы-оркъ зау (P. Avtlev. İlkBjeduğ Pşı- Verk Savaşı)

1829- Osmanlı-Rus savaşı Osmanlının yenilgisi ile sona erdi. Edirne  antlaşmasıimzalandı.Adige Beylikleri Rus İmparatorluğu’na bağlı sayıldılar.Osmanlılar Çerkesya’nın kıyı, yani Kuban ve Bzıb ırmakları arasında bulunan kıyı kesiminin denetimini Ruslara devrettiler. Ruslar bunu, tüm Çerkesya’nın uluslararası hukuka göre kendilerine bırakılmış olduğunu ilan ettiler. Çerkesler ise, Osmanlı yönetimine bağlı olmadıklarını, örneğin vergi vermediklerini, sadece müttefik olduklarını öne sürerek,1829 Edirne Antlaşması hükümlerini tanımadılar(6) Ruslar  işgal için sadece Kuzey Kafkasya’da 280.000 kişilik bir orduya sahipti

1832- Çerkesler, 12 topu bulunan bir Rus savaş gemisine saldırdılar.

1830- Bell, James Stanislau,  Lord Palmerston’un Çerkesya dağlılarına gönderdiği politik ajan. Görevi Çerkeslerin savaşa devam etmelerini sağlamaktı ve başarılı da olur. Takma adı Yakup Bey’dir.

1834- Çerkes Aslanı Hacı Khızbeç  komutasındaki Çerkes ordusu Abın Irmağı boyunda 700 Çerkes atlısı ile, 12.000 kişilik ve silah,top bakımından donanımlı Rus,Kazak ordusunu yendi.

1834,Mayıs- Çerkeslerin Bombory’e(Gürcistan) yakınlarına gerçekleştirdikleri başarılı deniz çıkarma harekatı, Rus komutanlığını şaşkına çevirdi.

1836,26 Ekim- Çarlık savaş gemisi Nartsiss, Soçi Nehri ağzı yakınlarında,  7 Çerkes kadırgası tarafından saldırıya uğradı. Sonrasında Rus kaptan Varnitskiy raporunda, Çerkesler’in organize şekilde savaştıklarını, saldırı sırasında Çerkes komuta gemisinin, uzun yelken direği ile diğer kadırgalara yerini gösterdiğini, şiddetli çarpışma sonucunda Rusların kaçtığını bildirdi.

1836- Janbulat Boletoko bir suikaste uğrayarak şehit edildi.(Eurasia Daily Monitor Volume: 8 Issue: 206)

1838- Ruslar Çerkeslerle çarpışarak, Soçi ve Tuapse ırmakları ağızlarını ele geçirip kıyı boyunca kale ve karakollar kurmaya başladılar. 4 Çerkes kadırgası ile Rus yelkenlisi Glubokiy arasında şiddetli bir çarpışma yaşandı.

1839/36?-ANAPA-Afepsip Bölgesinde Ubın nehri kenarında Havdıko Mansur (Kral Mansur) Başkanlığında büyük Çerkes Kurultayı toplandı. Çerkesya Bayrağı resmi bayrak olarak kabul edilerek karara bağlandı ve Anapa tekrar Çerkesya’nın Başkenti ilan edildi.

1840- BÜYÜK ÇERKES SALDIRISI VE BAHAR ZAFERİ-ABIN KALESİNİN HAVDIKO MANSUR(1766- 1846) KOMUTASINDAKİ ÇERKESLER TARAFINDAN RUSLARDAN GERİ ALINMASI. 24 Şubat- Çerkes Aslanı Hacı Khızbeç hayatını kaybetti.

1840-Kıyı boyundaki bir çok Rus istihkamlarını yerle bir eden Ubıh lider Degumuko Hacı Berzec kılıcını General Heimann’a vererek teslim oldu.

1840-Çerkesler Karadeniz kıyı hattı ile ülke içinden geçen Gelencik Hattı’na saldırarak bu hatları yıktılar ve kalelerin çoğundan (Şapsığ kıyısındaki kalelerden) Rusları atmayı başardılar.

Mart 1842- Ruslar, düzlüklerde bulunan köylere karşı saldırıya geçtiler. Bunun üzerine dağlarda yaşayan Abzehler,Şapsığlar, Wubıhlar, Hatukaylar, Yecerukaylar, Cemguylar, Besleneyler düzlüklerde Rus saldırılarına maruz kalan Adıgelere yardım için dağlardan indiler. Ferz nehri önünde ünlü zalim Rus komutan Zaas’ın ordusu ağır kayıp vererek geri çekildi.

Ekim 1842– 8000 Gürcü ve Mengrel süvarisi ile 10-12.000 Rus askerindan oluşan ordu Scotcha kalesine 8 mil uzakta olan Hamish gecidinde 5.000 kişiden oluşan Çerkes süvarilerinin saldırısına uğradılar. Rus ordusu 3500 kayıp verdi ve birçoğu sahilde onları bekleyen gemilere kaçtılar. Bir kısmı da Scotcha kalesine çekilerek savunmaya geçtiler. 400-500 kadarı da atları ve techizatları ile birlikte tutsak edildi.( Osmanlı devri, İstanbul ve İngiliz Gazeteleri.bknz.Belgeler)

1842-İmam Şamil’in ilk kez naibi Hacı Muhammed’i Abdzax bölgesi Çerkeslerine göndermesi. Abdzax Adıgeleri bu çağrıya destek verdiler. Adıge Beylerinden Daur Hashmaxuo İmam Şamil‘in Naibi Muhammed Emin‘in çağrısına cevap verdi ve 1849 yılında Laba bölgesine geçti.(M.A.DAUROV “Khabez. Aile Ansiklopedisi “, 2004)- bugün Karaçay-Cherkess ülkesi sınırlarında ki Çerkesler içinde Abdzaxlar, Besleneyler, Kabardeyler v.b. Adıge boylarının bir arada olmasının nedeni büyük oranda bundandır.

1843-44- Besleney prensliği Şamil’in Naibi Muhammet Halşi ile birlik olup savaşmaya devam ettiler. Yurtlarını terk ederek Labe ardına göç ettiler. Bir yıl sonra beyleri Kanoko  Ayteç vefat edince yeniden alıştıkları yurtlarına geri döndüler.

1845- Besleney Prensi Kanoko Ayteç 1845 yılında Kazak saldırısında şehit oldu.

1846- Çerkeslerin Kral olarak adlandırdıkları ünlü komutan Havdıko Mansur (İmam Mansur) hayatını kaybettti.

1846- İmam Şamil Çerkeslerle birleşmek için Kabardey bölgesine yürüdü, ama o dönemler Rus işbirlikçisi olan Kabardey beylerinin destek vermemeleri üzerine birleşme girişimi başarısızlığa uğradı.

1851- Nalçik’te ilk Çerkes okulu açıldı.

1853- Çerkeslerin silah devrimi yaptığı bir eserde gün yüzüne çıktı.”Yivli mekanizmalı kendi tüfeklerini yapmaya başladılar.İngiliz Ordusunda o yıllarda 40.000′in üzerinde misket tüfeği bu şekilde geliştirilmiş ve buna uygun olarak üretilir olmuştu.”(By captain L. E. NOLAN  (Lewis Edward)(1818-1854)–GENERAL CHARLES SHAW‘ın eserlerine dayanılarak)

1853-56- Kırım Savaşı. Çerkesler, Müttefik Avrupalı devletlerin baskısı nedeniyle Rusların elinde bulunan kıyı kalelerini, bu arada Navaginsk (şimdi Soçi), Novorossiysk ve Anapa kaleleri ile Taman Yarımadası’nın bir bölümünü geri aldılar

1854- Pşı Kanoko Adilgeri ,  dönemin Osmanlı Padişahı ile çeşitli yazışmalardan sonra beraberindeki  akraba ve bir grup seçilmiş tam teçhizatlı Besleney Şovelye ile birlikte İstanbul’a geldi.

1856- Paris anlaşması: Antlaşmaya göre, Karadeniz’in doğu kıyılarının (- Çerkesya-)Rusya’ya ait olduğu kayıt altına alındı.

1856-Temmuz; Rus birlikleri Anapa’ya yaklaştıklarında, Çerkes beyi Zaneko Seferbey, Anapa’dan ayrılıp  daha güneydeki Novorossiysk’e çekildi, ardından Natuhay ve Şapsığlara, Osmanlı Padişah’ına bağlılık  (фэшъыпкъэн) yemini ettirdi.“Tsuvıç Anjel (Цуук1 Анжел),Adıge tarihçi, Adıge Devlet Üniversitesi Öğretim Üyesi, Maykop”

1857 -Ocak- Tuapse Irmağı boyunda Seferbiy’in oğlu Karabatır ile Muhammed Emin arasında bir çarpışma yaşandı. Karabatır üstün geldi. “Tsuvıç Anjel (Цуук1 Анжел),Adıge tarihçi, Adıge Devlet Üniversitesi Öğretim Üyesi, Maykop”

1857-ABIN’DA TOPLANAN BÜYÜK ÇERKES KURULTAYINDA 60 ÇERKES BÜYÜĞÜ TARAFINDAN RUSLARA KARŞI SAVAŞA DEVAM KARARI ALINDI.

19.yy- Khelewıbat savaş yerine barışı öneren komutan. Osmanlı ve İngilizlerin kendi çıkarları için Adığeleri Çarlara karşı savaş için kışkırttıklarını, yalan söylediklerini ve yardım da etmeyeceklerini halk meclisinde açıkça söyleyerek uyaran ileri görüşlü büyüğümüz. Kale yıkan unvanını hakkıyla halkından almıştır.

1858,Haziran- Bletz, Mr. İstanbul/Pera’da yaşayan İngiltere elçiliğine mensup bir diplomat. Çarlık Rusya’sı askerlerinin geçerli sözleşmeleri ihlal ederek Çerkesya’ya yaptıkları saldırıyı Times gazetesinde yayınlayıp, kamuoyunun dikkatini çeker ve bu tür olayların tekrarlanmasını azda olsa önler.

1859- iMAM ŞAMİL GUNİB’DE RUSLARA TESLİM OLDU. Aralık 1859’da Zaneko Seferbey öldü, bir yıl sonra Natuhay Çerkesleri Rusya’ya boyun eğdiler.

1860- KABARDANIN İŞGALİ VE NÜFUSUNUN 1/8 İNİN OSMANLI TOPRAKLARINA SÜRGÜN EDİLMESİ.

1861- BATI ÇERKESYA VE KABARDA-BESLENEY TOPRAKLARI ÇERKESYA ADI İLE BAĞIMSIZLIĞINI TEKRAR İLAN ETTİ,MİLLİ MECLİS KURULARAK SOÇİ BAŞKENT İLAN EDİLDİ.1862-Çerkeslerin üç önemli kişisinin (л1ышъхьэ)- Hasan Efendi, Hacı İsmahil Efendi ve Hacı Mıhamod’un da  (Хьаджэ Мыхьамод) yer aldığı bir Adıge grubu İstanbul’a gitti

1861,18 Eylül- Çar II.Aleksandr büyük bir törenle Çerkes ileri gelenleri ile görüşmek için bizzat Taman’a gitti ve Çerkeslerin teslim olmalarını isteyerek barışçı teklifler sundu.Çerkesler çoğunluk olarak bu teklifleri kabul etmediler ve savaşa devam kararı aldılar.

1862-Ağustos- Dağlıların üç önemli kişisinin (л1ышъхьэ)- Hasan Efendi, Hacı İsmahil Efendi ve Hacı Mıhamod’un da  (Хьаджэ Мыхьамод) yer aldığı bir Adıge grubu İstanbul’a gitti.

1862- Çerkesya Bağımsızlık Meclisi binası kıyıdan gizli bir çıkarma yapan bir Rus komando birliği tarafından yıkıldı. Başkent Soçi ele geçirildi ve yakıldı.

1683, 26 Ekim- Şapsığlar ateşkes istemek zorunda bırakıldılar.

21 Şubat 1864- Rus Daho Birliği  General Kont Yevdokimov’un komutasında harekete geçti ve Kafkas Dağları üzerinde bulunan geçidi buldu ve geçti, 23 Şubat’da kıyıya, Tuapse ırmağı ağzına vardı ve eski Velyaminov (Tuapse) kalesi ele geçirildi. (St. Petersbourg Gazetesi Kafkasya Bülteni, 19 Mayıs 1864)

1864. Mart- “L’Invalide Russe” dergisinin 78 ve 90′ncı sayılarında, Tümgeneral Heymann’ın komutasındaki bir birliğin Wubıhları bozguna uğrattığı ve bu topluluğa yıldırıcı bir darbe indirdiği bildirilmektedir

1864,MART- ŞUBEŞKH NEHRİNDE 100’Ü AŞKIN ÇERKES SAVAŞÇISI KANLI BİR ÇARPIŞMAYA GİRERLER. HAYATTA KALANLAR TESLİM OLUR VE ÖLDÜRÜLÜRLER.

1864-MAYIS- Ruslar Kafkas Savaşı’nın kendi zaferleriyle sona erdiğini Mzımta Irmağı yukarısındaki Çerkesce ismi ile Atkuace Yaylasında (şimdiki Krasnaya Polyana; Abhazca Kbaada) bir dini ayin ve askeri tören düzenleyerek ilân ettiler.

1864, HAZİRAN- OSMANLI TOPRAKLARINA SÜRÜLEN ÇERKESLERİN SAYISI 400.000’E ULAŞIR.

1865,Haziran- Dağlı Hakuç Çerkesleri teslim olmayarak direnişe devam ettiler.Ruslar kıyıdaki Aşe, Psezuape, Tuapse, Soçi ve Mzımta Irmakları havzalarını koruma altına almak ve Hak’uçlara boyun eğdirmek için Hak’uç Hattını kurdular.

1865,Ekim- kapsamlı bir askeri harekât yürüten Ruslar Hak’uçları yok ettiler. Ancak Hak’uç direnişi yer yer 1870’li yıllara, direnişçiler ölene ya da anlaşmalar yapılana dek sürdü.

1877, 1 Aralık- Plevne Savaşında Osmanlı ordusundaki gönüllü Çerkes süvarileri adıyla bir haber yapılmış ve başarıları anlatılmıştır.- Harper’s Weekly gazetesi.

1878, 11 Mayıs- Osmanlı topraklarındaki Çerkes göçmenleri beyleri aracılığı ile İngiltere parlamentosuna yazı yazdılar ve Ruslara karşı İngilizlerle beraber savaşmaya hazır olduklarını bildirdiler.(Osmanlı arşivleri)

19.y.y. sonları- Rus deniz savaş filosu için imal edilen ilk geminin adı “Reded –Kasogya Prensi” olarak konuldu.(Adığe Makh 26.09.2007-Meşbeş’e İshak’ın “REDED” isimli tarihi romanından bölümler)

*- Çerkesya Kronolojisi-1- Dr.Yedic Batıray Özbek 

**- Nekrasov Kazakları, Rusya’ya başkaldıran, yenilgi üzerine Osmanlı Devleti’ne sığınan Kazaklardır.

(1)Ama her iki prens de Temirgoy’u bir iç savaştan uzak tutmuş ve kişisel çekişmelerden kaçınmıştır.

(2)Savaş o kadar şiddetliydi ki Prens Skhum yanağından ,iki yanından birer mızrak ve omurga civarından bir mermi ile yaralanmıştı. Ruslar geri çekilerek Çerkeslere 19 adet de tutsak bırakmışlardı

(3)Kabardey’den işgaller sonucu batıya kaçan Çerkeslerin “otonktonluğu” Çerkes Direnişi’nin yeni ideolojisi olarak deklere edildi. Rus topraklarına saldırmak ve Kabardeyleri kurtarmak üzere karar kılındı

(4) Müfrezenin yarısını 18 yaşındaki Kabardey Prensi İsmail Kasey’in emrindeki Hajretler oluşturmaktaydı.Ruslar kumandanları Pobednov ve Isaev adlarındaki albayları Jembulat Bolotoko’yla savaştan kaçtıkları gerekçesiyle cezalandırmış ve bu subayların rütbelerini düşürmüştür.

(5) Rus belgelerinde bu olayla ilgili, Abadzekh savaşçılarıyla kamalar kullanılarak göğüs göğüse geçen çok kanlı bir muharebe denilmektedir

(6) Edirne antlaşmasının 7.Maddesi:  Osmanlı Devleti Çerkesya’nın Kuban Irmağı ile Bzıb Irmağı arasındaki Karadeniz kıyı kontrolunu Rusya’ya devretti .Çerkesya’daki Anapa ve Sucuk-Kale(şimdiki Novorossiysk) Limanlar/Kaleler dışında, Poti Limanı,Ahıska ve Ahılkelek de Rusya’ya bırakıldı. 

-Rus deniz subayı N.N. Sushev’e göre, “bir ticari gemiyi ele geçirmek için yapılan saldırı sırasında, Çerkesler ilk önce, üst güverteden yivli tüfekleriyle ateş açarlar, ardından kamalarıyla borda ederler, birkaç dakika içinde de herşey bitmiş olurdu.” Dubua de Monpere bu konuda şöyle aktarmıştır. “Eski çağlardan beri deniz soygunculuğuyla ünlü olan Mamay körfezi, Çerkesler için  merkezi bir üs konumundaydı.”

KAYNAKÇA:

-Compiled by WH Kazharov, JH Mekulov, Of Adyghe (Circassian) encyclopedia – Çeviri= Soner DAUR

-Nogmov, Sh.B. Istoriya Adyheiskogo Naroda. Ed. T. Kumykov (Nal’chik, 1994), p. 45.

-Akty Kavkazskoi Archeograficheskoi Komissii (AKAK). Ed. A. Berge (Tiflis, 1873), v 5, p. 857.

-James Stanislaus, Journal of Residence in Circassia during the Years 1837, 1838 and 1839, London: Edward Moxon, 1840 (2 vols).

-Jaimoukha, Amjad, The Circassians: A Handbook, London and New York: Routledge; New York: Palgrave, 2001.

-Khan-Girey, Sultan, Zapiski o Cherkesii [Studies on the Circassians], St Petersburg, 1836; reprinted: Nalchik: Elbrus Book Press, 1978.

-Longworth, John Augustus, A Year among the Circassians, London: Henry Colburn, 1840 (2 vols).

-Nogmov, Sh. B., Istoriya adikheiskogo [adigeiskogo] naroda [History of the Circassian Nation], Tiflis (Tbilisi)

-Adığe Makh 26.09.2007-Meşbeş’e İshak’ın “REDED” isimli tarihi romanından bölümler.

 

Araştırma-Derleme-Çeviri : S.DAUR

Kuzey Kafkasya Tarihi

Aralık 12, 2018

5000 Yıllık Tarihsel Bakış

Kafkas Dağları’nın yalçın dorukları, Hazar, Karadeniz ve Büyük Bozkır’ın uçsuz genişliğiyle dünya medeniyet merkezlerinden tarihin daha ilk çağlarında ayrı düşen Kuzey Kafkasya, antik kültürün en göz alıcı mekanlarından biri olmuştur. Elverişli iklim koşulları, bereketli doğal kaynakları ve müthiş verimli toprağıyla ilkçağ ekonomisinin gelişme kaydetmesi için gerekli olan tüm olanakları sunmuştur. Burada Maden Çağı’nın başlangıcı, Mezopotamya ve Kuzey İran ile aynı anda M.Ö. 6.Milenyum’a rastlamaktadır. Profesör Veselovsky N.I tarafından 1897’de Adıgey Cumhuriyeti’nin başkenti Maykop’ta bulunan “Bereketli Kurgan” denilen gömülü bir tepecikten ismini alan Bronz Çağı Maykop Kültürü, Kuzey-Batı’daki Taman Yarımadasından Güney-Doğu’daki Dağıstan’a kadar Kuzey Kafkasya’nın gözde bölgelerine yayılmıştır. Bu kültürün ortaya çıkışı, oluşumu ve gelişimi Yakın Doğu’dan Trans-Kuban bozkırları ve tepelerine kadar olan bölgede yaşayan grupların bu kültürün içine sızmalarıyla yakından bağlantılıdır ki bu gruplar gelirken Yakın-Doğu’nun teknolojik gelişmelerini ve kültürünü yanlarında getirmişlerdir. Bu tür karışık kültürel ilişkiler, tüm Avrasya sınır topraklarının ve Avrupa Bronz Çağı’nın en çarpıcı olaylarından biri olarak adlandırılan tek bir kültürün oluşumu ile sonuçlanmıştır.

İlerleyen zamanlarda Maykop Kültürü bu bölgede, Kuzey Kafkas Kültürü’nün ve yerel farklılıkları da kapsayan tek bir tarihin gelişimine temel oluşturmuştur. Böylesine büyük çapta kaydedilen gelişme, Kafkas Bozkırlarındaki büyükbaş yetiştirici kabilelerin, yer altı mezarı ve kereste çerçeve taşıyıcılarının kitlesel yayılımıyla yakından alakalıdır. M.Ö. 2.Milenyum’un sonunda, Bronz Çağı’nın açıklandığı dönemde, Kuzey Kafkasya en geniş metal üretim merkezlerinden biriydi. Bronz parçacıklarından yapılan göz alıcı sanat eserleriyle ünlü Kuban Kültürü’nün asıl çıkış noktası Kafkas Sıra Dağları’nın meyilli etekleri ve bu eteklerin kuzey bölümleridir. Metal araç-gereç ve silahlarda pek çok değişik yerel çeşitliliğin arasında, Kuban Kabilelerinin Transkafkasya ve Yakın Doğu ülkeleriyle samimi kültürel ve ekonomik temaslarını kanıtlayan “Transkafkasya ve Yakın Doğu Modelleri” hiç zorluk çekilmeden ayırt edilebilir. Bozkırın o uzun zorlu yolları boyunca Kuzey Kafkasya sanatçılarının ortaya çıkardığı işler, Kafkas Dağları’nın sınırlarını aşarak uzaklara kadar ulaşmıştır. 

Bronz Çağı’nın sonlarına doğru, bronz işlemeciliğinde gelinen nokta demirden araç-gereç ve silah yapımı için gerekli demir işlemeciliğini kolaylaştırmıştır. Doğu Avrupa’da M.Ö. 8.yüzyıl, Rusya ve Ukrayna’nın güney Avrupa kısımlarındaki ilk devlet oluşumlarını ve güçlü kabile birliklerinin yerleşme alanlarını eski çağın ilkel ilişkilerinden tamamen ayrı tutan çok önemli tarihsel bir sınır çizgisi olmuştur. Pek çok bozkır insanı göçebelikle sağladığı ekonomik yaşantısını değiştirmiş, geniş çapta göçler ve uzun mesafeli yolculuklar başlamıştır. 

Bozkırın o dağınık olma özelliğinin dışında sınırsız uzantısı birleştirici bir özelliğe dönüşmüştür. İlk defa savaşçı kabileler Kimmerler ve İskitler, dünya tarih arenasında belirmişlerdir. Onların güçlü etkileri, tüm Yakın Doğu medeni dünyasını sarsıntıya uğratmıştır. Kafkasya’nın kuzey düzlüğü, göçmen savaşçı birliklerin zengin güneye yağmalama yolculukları yapmaları için iyi bir geçiş alanı olmuştur. Tarihçiler, İskitlerin Kafkasya üzerinden Yakın Doğu ülkelerine yaptıkları yağmalama seferleri için dört rota belirlerler. Bunlar arasında Meot-Kolkis yolu, Mamison geçidi ile Derbent ve Daryal çıkışları vardır. En son söylenen asıl rota olarak bilinmektedir. Tam burada, M.Ö. 7.yüzyıl’ın ikinci yarısına rastlayan tarihlerde, Orta Kafkasya’nın bozkır bölgelerinde Kuzey Kafkasya’daki İskit Kültürü’nün antik arkeolojik yapıtları bulunmuştur. 

Kuzey-Batı Kafkasya’da Meot öncesi kabileleri, ilk olarak Kimmerler ve sonrasında da İskitler ile yakın ilişkiler kurmuşlardır. Şüphesiz Meot öncesi dönem nüfusundan bireysel grupların Yakın-Doğu seferlerine katılmaları Kuban Bozkırı’na savaş ganimeti getirmiştir. Bu sadece M.Ö. 7-8.yüzyıllarda Kimmerler ve İskitler gibi Meot öncesi dönem silah ve koşum takımlarının bulunmasıyla değil aynı zamanda Urartu ve Asyalı sanatçıların yapmış oldukları çalışmaların da bulunmasıyla kanıtlanmaktadır.

M.Ö. 6.yüzyılda Kuzey-Batı Kafkasya’da iki farklı etnik kültür birikiminin- Farsça konuşan göçebe İskitler ve yerel dümen yeleleri ile sığır yetiştiricileri- etkileşimi sonucunda eşsiz sanatsal geleneklere sahip Meot Kültürü oluşmuştur. Bu kültürün taşıyıcıları, Azak Denizi’nin kuzey sahil bölgeleri, Kuban ve Trans-Kuban Bozkırlarını da kapsayan geniş alanları işgal eden yazılı antik kaynaklardan öğrenildiği kadarıyla Meot Kabilelerinden Dandar, Kerket, Sindi, Psesi ve Thatei’dir. Kuzey Karadeniz sahil bölgelerinin antik merkezleri ile yakın ticari ve politik temaslar kurulmuş, özellikle Boğaziçi Krallığı zamanında kültürel ve ekonomik bağlar kuvvetlendirilerek şekillendirilmiştir.(M.Ö. 5.Y.Y.) Zengin cenaze alanlarında bulunan pek çok antik ithal mallar ve mezhep tapınakları bunu kanıtlamaktadır.

M.Ö. 4.yüzyıl’da Farsça konuşan yeni bir göçebe dalgası, Avrasya Bozkırları’na yayılmıştır. Don Deltası, Trans-Don ve Volga’ya kadar olan bölgede yaşayan Sarmatyanlar, Ural Bölgesinden benzer kabilelerin teşvikiyle birleşmiş ve güçlü bir kabile birliği oluşturmuşlardır. 2. ve 3.yüzyıllarda güneyde Kafkasya’nın bozkır kısımlarını ve Kafkas Sıra Dağları’nın eteklerine kadar olan yerleri, batıda ise Dyneper ve Don arasındaki Kuzey Karadeniz sahil bölgesinin bozkırlarını işgal etmişlerdir. Sarmatyanların geniş alanlara yerleşmeleri Sarmatyan Kültürü’nün yayılması ve en önemlisi yerel nüfusun Sarmatyanlaştırılması ile sonuçlanmıştır.

M.Ö. 1 yüzyılda Avrupa’da güçlü bir politik güç olarak bilinen en büyük kabile birliklerinden Aorsi ve Siraci, Boğaziçi’nin Roma ve Pontus ile ilişkilerine engel olan iç savaşlarda yer almışlardır. M.S. 1 yüzyılda Kuzey Kafkasya ve Don bölgelerinde, çoğunluğunu Sarmatyan Kabilelerinin oluşturduğu Alani isminde yeni büyük bir göçebe birlik belirmiştir. M.S. 4.yüzyıla kadar Kafkasya düzlüğünün esas nüfusunu onlar oluşturmuşlardır. Düşman komşuların şiddetli saldırıları altındaki yerleşik nüfus, yerel kültür özelliklerinin devam ettiği dağlara ve yamaçlara doğru gitmeye mecbur bırakılmışlardır. Hun istilaları ile bağlantılı olarak M.S. 4 yüzyılın sonunda gelişen şiddetli olaylar Sarmatyan egemenliğine son vermiştir. Bu olay, Avrupa tarihinde yeni bir sayfa açan “Büyük Göç” devrinin de başlangıcıdır. 

Asya derinliklerinden sel gibi akıtılan sayısız Türk kabilesi ve insanı, Kuzey Kafkas nüfusunun etnik oluşumunda, daha sonra bu bölgede yer alacak kültürel ve etnik sürece de yansıyacak olan gözle görülür pek çok değişiklikler getirmişlerdir. Orta Çağ’ın başlangıcı, Kuzey Kafkasya için karışıklıklarla doludur. Hazarlar, Hazar Denizi’nin Kuzey-Doğu sahil bölgesinde güçlerini artırmış, Orta Kafkasya İran-Bizans savaşlarında bağımsız güç olarak dünya arenasına tekrar çıkan Alanlar’ın egemenliğine geçmiş, Kuzey-Doğu Kuban bozkırlarında Bulgarlar “Büyük Bulgarya” Krallığı’nı yaratmış ve eski Adıge-Zihi kabileleri Kuzey Karadeniz sahil bölgesinde birleşmişlerdi. Hazar Hanlığı’nın oluşumu, Kuzey Kafkasya Toplulukları’nın sosyal ve ekonomik alanda yeniden yapılanmaları için güçlü bir etki yaratmıştır. Ortak sınırlar, Hazar hanlarının merkezileştirilmiş politikaları, özünde Alan-Bulgar olan Hazar Kültürü’nün başarı ile gelişmesini sağlamıştır. Asya ve Avrupa’yı bağlayan muhteşem İpek Yolu, Kuzey Kafkasya’nın uluslar arası ticaret ve ekonomide ortaklıklar kurmasını kolaylaştırmış ve yeni kültürel, ideolojik düşüncelerin şampiyonu yapmıştır. İslamiyet, Hıristiyanlık ve Yahudilik Hazarya nüfusunun geleneksel pagan anlayışına önemli değişiklikler getirmiştir. 

Kuzey Kafkasya’nın politik ve ekonomik durumundaki derin değişiklikler Hanlığın çöküşünden sonra gerçekleşmiştir. Moğol öncesi dönem, ortaçağ kültürünün altın çağı olan Kafkas Kültürü’nün oluşumu için final dönemidir. Bu dönem, bölgenin pek çok genel ve özel özellikleriyle birlikte oluşturduğu genel imajının şekillendiği dönemdir. Madencilik, maden işlemeciliği, çömlekçilik ve mücevher zanaatı, ev yapımı ve tarımcılık Kafkas Milletine ait asıl alanlardır. Tatar-Moğol istilası, ekonomik temeli yıkılarak Kuzey Kafkasya eyaletleri ve insanının gelişimini uzunca bir süre sekteye uğratmıştır. Altınordu hanlarının acımasız yok edici baskınları ve daha sonrasında Timur’un seferleri, Kuzey Kafkasya bölgesinde büyük çapta yıkımla sonuçlanmış ve 13.yüzyılın başında oluşan etnik sınırlar değişikliğe uğramıştır. Bu süreç özellikle Kuzey-Doğu ve Orta Kafkasya’da Adıgelerin Alan birliklerini bozguna uğrattıkları ve Alan nüfusunu çıkardıkları ve daha sonra da güneydoğu içlerine doğru hareket ederek sırasıyla bugünkü Kabardey-Balkar ve Karaçay-Çerkes topraklarını işgal ettikleri yerlerde görülmektedir. Bu dönem, Meotlardaki zengin bulgulara dayanarak “Beloreçerkesya” ismi verilen ortaçağ Adıge Kültürü için altın bir çağdır. Çeşitli silah parçaları, mücevher ve kemer setleri, gümüş fıçılar ve Vedenik camı bu kültürün refahı ve zenginliğini Batı ve Doğu dünyalarıyla olan kültürel ve ticari ilişkilerinin genişliğini göstermektedir.

Bu makale 5 Milenyum süresince Kuzey Kafkasya tarihsel süreçlerine kısa bir bakış getirmektedir. Meotlar, gömülü zeminler, antik alanlar ve şehirler, tapınaklar ve Kuzey Kafkas insanının tarihine dair pek çok kültürel yapıtın araştırılmasıyla bunlara açıklık getirilmeye çalışılmıştır. Özel bir bilim dalı olarak Kafkasoloji oluşturulmuş, çok ciltli önemli çalışmalar yayımlanmıştır. Ancak her yıl yeni materyaller belirmekte ve böylelikle bilim adamları onları gözden geçirmekte, doğrulamakta ve bilimsel çalışmalarını genişletmektedir. Kuzey Kafkasya’nın zengin toprakları günümüzde de pek çok gizeme sahiptir ancak geçen zaman bu gizemlerin ortaya çıkması ve açıklık kazanmasına imkan sağlamaktadır. Tarlalar açmak, sulama çalışmaları, su hatları ve depo çalışmaları pek çok ortaçağ antik eserinin yok olmasına sebebiyet vermiştir. Bu da, geniş çaplı koruma ve aktif alanlardaki eserlerin muhafaza edilmesini birincil derecede öneme sahip bir konuma getirmektedir. 

Moskova Saint-Petersburg, Krasnodar Bölgesi, Stavropol, Adıge, Dağıstan, Osetya, Karaçay Çerkes, Kabardey-Balkar, İnguşetya ve Çeçen Cumhuriyetlerinin arkeologları son dönemlerde tarihsel ve kültürel anlamda zengin olan bu bölgenin kültürel mirasını koruma altına almak için arkası kesilmeyen bir mücadele içerisine girmişlerdir. Ayrıca bu, 1981’de Ph.D Leskov A.M. öncülüğünde kurulan Devlet Oryantal Sanat Müzesi Kafkas Arkeoloji Heyeti’nin gerçekleştirmeyi hedefledikleri amaçları arasındadır. 17 alandaki dönemlik kazılar, Orta ve Kuzey-Batı Kafkasya Orta Çağ tarihinin nüfusunun ve zengin antik materyallerin bulunmasını sağlamıştır. Bu buluntular oryantal ve antik sanatın gerçek örnekleri olan yerel sanatçılar tarafından yapılan eşsiz eserleri içermektedir. Bu eserler Karaçay-Çerkes ve Stavropol Bölgesinde Dr. Flerov V.S. ve Ph.D. Kozenkova V.I. önderliğindeki Rus Bilim Akademisi Arkeoloji Enstitüsü Heyetinin kazılarında bulunan ilginç buluntuların da eklendiği Devlet Oryantal Sanat Müzesi Arkeoloji Koleksiyonu’nun asıl eserlerini oluşturmaktadırlar.

Prof. Dr. Nabatçikov
Devlet Oryantal Sanat Müzesi Direktörü, Moskova
Kaynak: Artefact Caucasus, Gold of the North Caucasus

KUZEY KAFKASYA (1917-1970) 
Barasbi BAYTUGAN 
YEDİ YILDIZ YAYINLARI
SAMSUN 
BARASBİ BAYTUGAN



“...Mülteciler arasında aktivite bakımından hiç kimse Barasbi Baytugan kadar faal olamadı...”

M.Aydın TURAN

Toplum ve siyaset adamı, yazar. 1899 yılında Kafkasya’nın Kuzey Osetya yöresinde doğdu. Orta öğrenimini Terekkala’de (Vladikavkaz) yaptı. Petersburg’da gece okuluna devam etti (1916-1917). Rus devriminden sonra Kafkasya’nın önce Beyaz, sonra da Kızılordu tarafından işgali üzerine General Vrangel’in kuvvetleri ile birlikte Kırım’a geçti. Kırım’ında Bolşeviklerin eline geçmesi üzerine Türkiye’ye sığındı. 1922 yılında Çekoslavakya Hükümetinin Kafkasyalı mültecilere tanımış olduğu olanaklardan yararlanarak oraya gitti ve Brno kentinde yüksek öğrenimini tamamlayarak ziraat mühendisi oldu. Bu arada Prag’da oluşturulan “Kafkasya Dağlıları Birliği”nde görevler üstlenerek Prag ve Brno kentlerinde seminerler verdi. Avrupa ve Yakındoğu ülkelerinde örgütlenerek Kafkasya bağımsızlığı için faaliyet gösteren “Kafkasya Dağlıları Halk Partisi” (Narodnaya Partiya Gortsev Kavkaza) adlı örgüt içinde yer alarak İkinci Dünya Savaşına kadar bu partinin çalışmalarında görevler üstlendi. 1928 yılı başında Paris’e giderek burada Polonya bağlantılı olarak yayınlanmakta olan parti organı “Gortsı Kavkaza” (Kafkasya Dağlıları) dergisinde görev üstlendi. Kafkasyalılardan başka Gürcü, Azeri, Ukrayna ve Türkistan örgütlerinin de içinde yer aldığı “Promethee” adlı siyasi hareketin organı olarak Paris’de Fransızca yayınlanan “Promethee” dergisinin redaksiyon komitesinde çalıştı. 1930 yılında “Gortsı Kavkaza” (Kafkasya Dağlıları) dergisi bütünüyle Polonya’ya taşınarak orada yayınlanmaya başlayınca O da Varşova’ya gitti ve daha sonra “Severnıy Kavkaz-Şimali Kafkasya” adıyla Rusça-Türkçe yayınlanmaya başlayan bu derginin yöneticiliğini üstlendi. Bu dergilerin devamı olan, ama politik gerekçelerle ve çok sayıda Kafkasyalı göçmenin yaşadığı Türkiye’ye ulaşabilme gayesi ile sürekli isim ve yönetici değiştirmek zorunda kalan Rusça-Türkçe “Put Svoboda-Hürriyet Yolu” (1934), “Borba-Savaş” (1936), “Naşa Tsel- Bizim Dilek”(1936), “Buduşeye-Gelecek”(1936), “Vpered-İleri”(1937), “Natsionalnaya Mısl-Milli Fikir”(1937),“Naş Kray-Ülkemiz”(1937), “Prizıv-Çağırış”(1938) adlı dergilerde de görev aldı ve yazılar yazdı. B.Baytugan, İkinci Dünya Savaşı başlayınca diğer Kafkasyalı liderlerle birlikte Berlin’e gitti (1942). “Sonderstab Kaukasus”da ve “Kuzey Kafkasya Milli Komisyonu (Komitesi)”nda görev aldı. (1942-1945). Savaş sonunda önce İtalya’ya sonra da İngiltere’ye geçti. 1953 yılında Batı Almanya’ya döndü ve Münih’e yerleşti. Ahmet Nabi Magoma’nın başkanlığında yeniden oluşturulan “Kuzey Kafkasya Milli Merkezi” çevresindeki çalışmalara katıldı. “Kavkaz” (Kafkasya-Der Kaukasus,1952) dergisine yazı yazdı. SSCB’ndeki halkların diliyle yayın yapan “Özgürlük” radyosunun Kuzey Kafkasya bölümünde çalıştı. Münih’de “Sovyetler Birliğini Öğrenme Enstitüsü” tarafından yayınlanan İngilizce “Caucasian Review”(Kafkasya Dergisi),Rusça “Vestnik”, Türkçe “Dergi”,Arapça “Elmecelle” gibi yayınlarda görev aldı ve yazıları yayınlandı.1964’de birkaç sayı çıkan Rusça “Obyedinennıy Kavkaz” (Birleşik Kafkasya) ve Türkiye’de bunun paraleli olarak yayınlanan “Birleşik Kafkasya” dergilerine katkıları oldu.1986 yılında öldü. 

Kaynak: 

M.Aydın Turan,“Kafkasya Dağlıları Birliği”,Toplumsal Tarih Dergisi, Sayı:40,s.50.İst.1997

Musa Ramazan, “Barasbi Baytugan”, Kuzey Kafkasya Dergisi, Sayı:62, s.44. İstanbul, Haziran 1986.

ÖNSÖZ 

Değerli Okuyucular,

Elinizdeki bu eser Samsun Kafkas Kültür Derneği’nce Nisan 1973’te yayınlanan “Kuzey Kafkasya” adlı kitabın yeniden gözden geçirilmesi ve düzenlenmesi sonucunda ortaya çıkmıştır.

Kitabımız Kafkas tarihinin küçük bir özetidir. Yazarımız Barasbi Baytugan, kitabının “Genel Bilgi” bölümünde Kafkasya’nın coğrafi ve etnik durumu hakkında özet bilgiler verirken, Kafkasyalıların “etno-kültürel ve tarihsel birliği”ne özel bir vurgu yapmaktadır.

İkinci bölüm “Kuzey Kafkasya Tarihi”ni 1970’lı yıllara kadar özetlemektedir. Kafkas tarihini inceleyen çeşitli araştırmalar arasında bu kitabı farklı ve önemli kılan iki özelliği vardır. Birincisi 1917-1922 dönemini kapsayan “fırtınalı yıllar” ile ilgili detaylı, objektif ve realist tespitlerdir. İkincisi ise Sovyet dönemine yönelik ciddi eleştirilerdir. Baytugan’ın bu iki dönemle ilgili tespitleri politik tarihimizin alacakaranlık dönemlerini oldukça aydınlatacak, ufkumuzu genişletecek ve son yıllardaki bazı tartışmalara da ışık tutacaktır. Bilindiği gibi, bu konuda dikkate alınacak ciddi ve tutarlı çok az araştırma vardır. Yakın tarihimizi yorumlayan entelektüellerimizin çoğunluğu, içinde bulundukları politik konjüktürün de etkisiyle ideolojik saplantılardan kurtulamamış ve tespitleri oldukça sübjektif kalmıştır.

Kafkasya’da yıllar süren savaşların, sürgünlerin ve işgalin sonucunda 1922’de dondurulan tarih, Sovyetler Birliği’nin çökmesiyle yeniden harekete geçmiş, “Kafkasya tüm organları ve tüm hücreleriyle titreyerek kendine dönmeye, birleşmeye o eski heybetli ve güzel Kafkasya’mız olmaya” yönelmiştir. Bu da tekrar başlayan politik mücadeleye temel referans olan tarihi dönemlerin yeniden okunmasını zorunlu kılmaktadır. Bu dönemlerin en önemlisi de 1917-1922 yılları arasıdır. (Kafkasyalılar modern anlamda ilk devletlerini bu dönemde kurmuşlar ve yaşatmışlardı.)

Yazarımızın Sovyet dönemine yönelik eleştirileri ise aradan 25-30 yıl geçmesine rağmen güncelliğini hala korumaktadır. Çünkü Sovyet sisteminin çökmesine rağmen Kafkasya’da değişen fazlaca bir şey yoktur. Baytugan’ın haklı olarak işaret ettiği ve eleştirdiği “sosyo-ekonomik ve politik sömürge statüsü” çok az değişikliklerle devam etmektedir.

Değerli okuyucular,

Kitabımızın son bölümünde bu baskı için hazırlanan kaynakça ve dizin bulunmaktadır. Ayrıca kitabın ilgili bölümlerini zenginleştirir düşüncesiyle çeşitli sayfalara eklenen resim, fotoğraf, harita ve biyografik bilgilerin kaynakları, ekler bölümünde açıklanmıştır. Kitabın dili, mümkün olduğunca sadeleştirilmiştir. Asıl metinden hiç bir çıkarma yapılmamış ama okumayı kolaylaştırmak için de yeni paragraflar oluşturulmuştur. Yirmibeş yıl sonra yapılan bu ikinci baskıda, eser dikkatle tekrar gözden geçirilip tashih olunarak, adeta yenilenmiştir.

Bu kitabın yeniden düzenlenmesi ve basılması konusunda bizlere destek olan derneğimiz gençlik komisyonu üyelerine teşekkür etmeyi bir borç biliyor, hepinize saygılar sunuyoruz. 

Çaba bizden, başarı Allah’tandır... 

Ocak 1998 / Samsun
Yayın Kurulu 

GENEL BİLGİ

Kuzey Kafkasya’nın coğrafi sınırları, kuzeyde Don nehrinden güneydoğu istikametinde Maniç nehri boyunca Kuma nehrine kadar ve daha sonra doğuda Hazar Denizi’ne kadar uzanmaktadır. Bu sınır aynı zamanda, bir bütün olarak, Kafkasya’nın tarihi-etnografik sınırı olarak da kabul edilmektedir.(1) Kuzey Kafkasya; güneyde Azerbaycan ve Gürcistan, batıda Karadeniz, doğuda Hazar Denizi ile sınırlıdır.

1959 Sovyet nüfus sayımı rakamlarına göre Kuzey Kafkasyalıların sayısı 2.336.000 kişi idi. Bundan başka yüzbinlerce Kuzey Kafkasyalı Yakındoğu’nun Arap ülkelerinde ve Türkiye’de yaşamaktadır. Bunlar Rusya’nın Kafkasya’yı istilasından sonra (1864), Çarlık hükümeti tarafından Osmanlı İmparatorluğu’na sürülen mültecilerin torunları olup, orada genel “Çerkes” ismiyle anılmaktadır. Kuzey Kafkasyalıların büyük çoğunluğu soy ve dil bakımından, Kafkasya’nın güneyinde Gürcülerin de dahil bulunduğu “Kafkas Halkları” grubuna mensupturlar. Bu grubun dilleri bugün İberik-Kafkas veya sadece Kafkas dilleri olarak bilinmektedir.(2)

Kuzey Kafkas dilleri iki alt gruba bölünmektedir: batıda Abaza-Adige ve doğuda Çeçen-Dağıstan veya Nah-Dağıstan dilleri.(3)

Kuzey Kafkasya arkeoloji sahasının ileri gelen Sovyet uzmanı E.İ.Krupnov’un yazdığına göre, Kuzey Kafkas halkları soyunun köklerini, burada meydana çıkarılan kadim kültürlerin yayıcılarının kabile bileşiminde aramak gerekir.(4) İberik-Kafkas grubuna mensup halklardan başka Kuzey Kafkasyalılar camiasına İran (Osetinler) ve Türk (Karaçay-Balkarlar, Kumuklar ve Nogaylar) halkları da dahil bulunmaktadır. Bugünkü Osetinlerin ataları olan Alanlar, Kafkasya’da milattan önce II. ve I. yüzyıllarda ortaya çıkmışlardı.

Kuzey Kafkasyalıların birliği, özellikle antropoloji ve etnografi sahasında belirmektedir. Antropoloji bakımından bütün Kuzey Kafkasyalılar, esas itibariyle, “Kafkas” olarak adlandırılan tek ve aynı tipe mensupturlar.(5) Kuzey Kafkasyalıların yalnız kendilerine özgü ortak halk destanları vardır. Burada özellikle efsanevi “Nart” halkı hakkındaki destanlar zikrolunabilir. Kuzey Kafkasyalılar ortak sosyal yaşayış tarzına, ortak gelenek ve göreneklere ve sosyal kültüre sahiptirler. Halk müziği, türküler ve milli oyunlar ve kıyafet Karadeniz’den Hazar Denizi’ne kadar uzanan bütün sahada tüm Kuzey Kafkasyalıların ortak malıdır.

Kuzey Kafkasyalıların manevi birliğini ortak din de sağlamlaştırmaktadır. Bir kısım Osetinler hariç bütün Kuzey Kafkasyalılar müslümandır. Kuzey Kafkasya’nın çok dilli nüfusunu asırlar boyunca birbirine bağlayan bir çok bağlar, milli birlik duygusunu doğurmuştur. Nitekim bu duygu, Rusya’da “1917 Şubat İhtilali”nden sonra Kuzey Kafkasya’nın siyasi emellerinin esasında yer almıştı. 

KUZEY KAFKASYA TARİHİ 

Yukarıda adı geçen Krupnov’un yazısına göre, Kuzey Kafkasya’da son tunç devrinden ilk demir devrine geçiş safhasında birbirine yakın şu akraba kültürler meydana çıkarılmıştır: Koban, Kuban ve Kayakent-Horoç. Milattan önce birinci bin yıl kültürlerinin yayıcıları, Kuzey Kafkasya’nın bugünkü yerli nüfusunun uzak ilk ataları idi.(6) Bu hale göre Kuzey Kafkasya’nın bugünkü nüfusu , tarihten önceki zamanlardan beri kendi ülkelerinin yerlileridir.

Kuzey Kafkasyalıların ataları eski Yunanistan’la canlı ilişkilerde bulunuyor, Roma’nın Mithridate de Pont ile mücadelesine katılıyorlardı. Ayrıca onlar Bizans ile Sasaniler İran’ının tarihinde de rollerini oynamışlardır. Milattan sonra 7. asrın ortalarında Kuzey Kafkasya’nın kuzey-doğu kısmını Hazar Türklerinin İmparatorluğu kapsamakta idi.(7) Dağıstan’ın Semender şehri, bir zamanlar bu imparatorluğun başkenti olmuştur. Hazar Türkleri, Kuzey Kafkasya halklarının büyük bir kısmını kendi hakimiyeti altında birleştirmiş bulunuyordu. Hazar İmparatorluğu 965 yılında Kiev Rusya’sının darbeleri altında çökmüştür.(8) Bugün Dağıstan’da yaşayan Kumuk Türkleri Hazarların torunlarıdır.

IX.-XII. asırlarda şimdiki Osetinlerin ataları olan Alanlar Kuzey Kafkasya’da hakim bir durum elde ediyorlar..(9) Kuzey Kafkasya kabilelerinin ortaçağ başlarındaki kültürü bazı araştırmacılar tarafından “Alan Kültürü” diye adlandırılmaktadır.(10)

VIII. asrın sonunda Dağıstan’ın Derbent şehri Araplar tarafından işgal ediliyor. Bu olaydan sonra İslamiyet Kuzey Kafkasya’ya sızmaya başlıyor. İslamiyet bütün Dağıstan’da ve sonra da Çeçenistan’da süratle yayılmıştır. Kuzey Kafkasya’nın batı bölgelerine ise İslamiyet, Osmanlı İmparatorluğu aracılığıyla girmiştir.

XIII. asırda bütün Kafkasya Moğolların yıkıcı istilasını geçiriyor. Bundan bir asır sonra ünlü Aksak Timur, Kuzey Kafkasya steplerinde, Osetin-Alan, Adige-Kabartay ve onların müttefiki Altınordu Hanı Toktamış’ın birleşik kuvvetlerini hezimete uğratıyor. Daha sonraki yüzyıllarda Kuzey Kafkasya’da idare başında Adigeler bulunuyorlardı. 

Eski Rus prensliklerinin pek de aydın olmayan devrini bir tarafa bırakacak olursak, Kuzey Kafkasya’nın Moskova Devleti ile ilişkileri, Astrahan’ın Ruslar tarafından işgalinden sonra (1556) başlar. Büyük Petro’nu saltanatı zamanında, Terek nehri kıyısında Rusya’nın Kuzey Kafkasya’daki ileri hareketinde köprübaşı vazifesi gören Rus Kizlar kalesi kuruldu.

Osmanlı ve Rusya arasında imzalanan “Belgrad Antlaşması”nda (1739) Kabartay’ın, yani Kuzey Kafkasya’nın kuzey-batı kısmının, her iki tarafça bağımsızlığı kabul edilmiş ve böylece Kuzey Kafkasya Rusya ile Osmanlı İmparatorluğu arasında bir nevi tampon devlet rolünü oynamaya başlamıştı.

İkinci Katerina zamanında Rusya’nın Kafkasya’daki istila siyasetine hız verildi. 1763’de Kabartay’ın Mezdegu (sağır orman) bölgesinde Rus Mozdok kalesi (şimdi şehir) inşa edildi. Bundan sonra Rus kaleleri ve Rus göçmenlerinin yerleştirildiği müstahkem Kazak köyleri hattı Mozdok’tan Stavropol üzerinden Azak denizine kadar uzatıldı. Ruslar Kuzey Kafkasya’da yeni topraklar zaptettikçe bu kaleler hattı güneye doğru kaydırılıyordu. Bu andan itibaren Kuzey Kafkasyalılar Rus saldırganlarına karşı uzun yıllar süren silahlı mücadeleye başladılar.1783’de General Suvorov komutasındaki Rus ordusu Kuban ile Don arasında göçebe hayatı yaşayan Nogay Türklerine saldırmış ve onların büyük kısmını imha etmişti. Hayatta kalan Nogaylar Kuban’ın sol kıyısına, Adigelere sığındılar. Rusların Kuzey Kafkasya’da ele geçirdikleri topraklara 18. yüzyılın sonlarında, daha önce Dinyeper nehri boyundaki köyleri yerle bir edilen hür Ukraynalıların geriye kalan kısmı yerleştirildi.

Osmanlı-Rus “Küçük Kaynarca Antlaşması” Ruslara 1774’de Kuzey Kafkasya’nın merkezi bölgelerini işgal etmek için “hukuki bir temel” kurmak imkanını verdi. Bu antlaşma hükümlerine göre Osmanlı Kabartay bölgesinin Kırım Hanlığına dahil bulunduğunu kabul ediyordu. Kırım Rusya’ya ilhak edildikten sonra (1783) ise Çarlık Hükümeti Kuzey Kafkasyalıları “Kanuni İktidar”a karşı başkaldıran “asiler” gibi saymaya başladı. Bu formül yalnız Kabartayları değil, Rus Hükümeti tarafından Kabartay’a bağlı bulundukları ilan edilen komşu kabileleri de kapsamakta idi.(11) 

Rusya’nın yayılması, Hazar Denizi’nden Karadeniz’e kadar bütün Kuzey Kafkasya’nın tek önderlik altında birleşmesine sevketti. Birleşik kuvvetlerin başına, Kuzey Kafkasya’nın I.imamı ilan edilen İmam Mansur (Çeçen) geçti. İmam Mansur 1785’de Mozdok’tan Vladikavkaz’a (şimdiki Orconikidze) kadar uzanan ve Rusya’nın Gürcistan ile irtibatını sağlayan Rus kaleler hattını tahrip etti. Bu hat Gürcistan, 1783 antlaşmasını ihlal gerekçesiyle, Rusya’ya ilhak edildikten sonra Ruslar tarafından ancak 1802 yılında yeniden kurulabildi. 9 Eylül 1787’de II. Katerina Osmanlı Devleti’ne savaş ilan etti. Bununla ilgili olarak İmam Mansur askeri harekatın ağırlığını, Osmanlıların bu zamana doğru Anapa kalesinin inşaatını bitirmiş olduğu Kuban’a (XIX. yüzyılın haritalarında Çerkezistan) kaydırdı. Bu kale, Rusya’ya karşı savaşta Osmanlı Devleti’nin desteğini arayan yerli Çerkes önderleriyle yapılan antlaşma üzerine inşa edilmişti. Anapa 1791’de General Gudoviç’in kuvvetleri tarafından zaptedilmiş, kalede bulunan İmam Mansur ise Ruslara esir düşmüştü. Petersburg’a gönderilen İmam Mansur Şlisselburg kalesine atılmış ve orada can vermiştir.

Osmanlı Devleti ile Rusya arasında imzalanan “Edirne Antlaşması”ndan sonra (1829) Rusya, Çeçenistan’ı kendi topraklarının bir parçası olarak saymış ve Karadenizin Kafkas sahillerini abluka altına almıştı.

19. yüzyılın ilk çeyreğinin sonuna doğru Dağıstan’da “Müritçilik” adı altında bilenen bir hareket doğuyor. Başka dinden olan devlete bağlılığı kınayan, İslamiyete dayanan “Müritçilik”, Müslüman Kafkasya’yı Rusya’nın istilasından korumayı hedef edinmiş bir “milli-kurtuluş hareketi” idi. Bu hareketin başında sırasıyla şu üç imam bulunmuştur: Gazi Muhammed, Hamzat Bey ve Şamil. İlk ikisinin idaresi kısa sürmüştür: Gazi Muhammed savaşta şehit olmuş, Hamzat Bey’de bir komploya kurban edilmiştir. 1834’de imam olarak Şamil (Avar) seçildi. Rus kaynaklarında Şamil sık sık dini bir fanatik gibi gösterilmektedir. Fakat bu, gerçeğe uygun değildir. Şamil’in ve bütün hareketin hoşgörüsü, mesela; kendi vatanlarında takibe uğrayan Ruslara imamlık topraklarına sığınma hakkının tanınmış olmasından bellidir. Bundan başka Şamil, Rus ordusundan kaçan erlere de Kuzey Kafkasya’ya sığınmalarına müsaade ediyordu. Bu kişilerin sayıları artınca, toplu halde ayrı olarak iskan edilmiş ve kendilerine kilise inşa etmeleri için malzeme ve araçlar verilmişti.

1820’lerin sonunda ve 1830’lu yılların başında Rusya Kabartay’ı, Osetistan’ı ve Karaçay’ı kendine bağlayarak Kuzey Kafkasya’nın doğu ve batı kısımlarını birbirinden ayırdı. Bu, İmam Şamil’in durumunu oldukça zorlaştırmıştı. Ne var ki buna rağmen Şamil, kendi nüfuzunu Çeçenistan üzerine de yayarak, 25 yıl süre ile Kuzey Kafkasya’nın mücadelesini yürütmeyi başarmıştı. Çerkezistan’da savaşı onun gönderdiği naipler yönetiyordu. Bunların içinden Muhammed Emin en fazla başarılı olanıdır.

İmam Şamil, küçük olmakla beraber, sürekli ve muntazam bir ordu vücuda getirmişti. Tehlike anında veya herhangi bir askeri hareket sırasında halk yığınları bu ordu tarafından toplanıyordu. Top dökümü, barut ve cephane imali için gerekli tesisler kurulmuştu. Şamil’in Çeçenistan ve Dağıstan’da gerçekleştirdiği reorganizasyon, sonradan Çerkezistan’da da tekrarlanmıştı. Bunu Muhammed Emin ve onun yanında kurulan Yüksek Konsey (Mahkeme) uygulamıştı

.Fakat Kuzey Kafkasya ile Rusya’nın karşı karşıya bulunan silahlı kuvvetleri kıyaslanacak gibi değildi. Küçük, insan ve araç bakımından fakir ve dünyadan yalıtılmış Kuzey Kafkasya’nın karşısında sayısız kaynaklara ve milyonlarca nüfusa sahip kudretli Rusya imparatorluğu bulunuyordu. Geçen yüzyılın 40. yıllarında Çarlık hükümeti Kafkasya’da silahlı Rus ve Kazak köyleri hariç 200.000 kişiden oluşan bir ordu toplamıştı. Aynı yüzyılın ellinci yıllarının sonunda bu ordunun toplamı 300.000 kişiyi geçiyordu.

Kuzey Kafkasyalılar arasında dış yardım ümitleri Kırım Savaşı sırasında doğdu. Osmanlılar Sohum’a çıkartma yaptılar. Bu durum Muhammed Emin’e, Rusların Karadeniz (Çerkes) sahillerinde kurdukları bütün istihkamları işgal etmek imkanını vermişti.

Kafkasya savaşının Kırım’daki savaş seyri üzerinde yaptığı etkiyi kaydeden geçen asrın Rus askeri-siyasi yazarı general Fadayev şöyle yazmakta idi: 

“...Kafkasya savaşı kuvvetlerimizi o kadar bağlıyordu ki, Kafkasya’ya yığdığımız 280.000 kişilik ordudan Başkadıklar kesimine ancak 9.000, Kürük Dere’ye de 17.000 kişilik bir kuvvet ayırmak mümkün olmuştu...” 

Fadeyev sözlerine şunları eklemişti: 

“...Mısır’dan Japonya’ya kadar bütün kıtayı bozguna uğratabilecek bir durumda olan bu savaşcı, tecrübeli, herşeye hazır 280.000 kişilik ordu, Kafkasyalıların düşmanca bağımsızlık hareketiyle Avrupa siyaset terazisinde sıfıra indirilmişti...”(12)

Direnmeye devam etmekten ümidini kesen İmam Şamil 25 Ağustos 1859’da teslim olmak zorunda kaldı.Çerkezistanda bunu, aşağıdaki satırlarında ortaya koyduğu gibi yerli nüfusu topyekün imha ve sürgün hareketi takip etti:

“...Savaş son derece amansızca cereyan ediyordu. Biz geri dönülmesi imkansız bir tarzda ve askerin bastığı her toprak parçasını son ferde kadar Dağlılardan (Kuzey Kafkasyalılardan, -B.B.) temizleyerek adım adım ilerliyorduk. Kar erir erimez ve ağaçlar yeşermeden önce (Şubat ve Martta) yüzlerce dağ köyleri ateşe veriliyordu. Ekinler atlara yediriliyor veya çiğnetiliyordu. Köy nüfusu gafil avlandığı takdirde, derhal asker korumasında en yakın Kazak köyüne götürülüyor ve oradan Karadeniz sahillerine ve daha sonra Türkiye’ye sevk ediliyordu. Bizim yaklaşmamız sırasında boşalan kulübelerde çoğu zaman masanın üzerinde, içinde kaşığı ile beraber henüz soğumamış lapaya, üstünde iğne takılı tamiri yarıda kalmış elbiselere, döşemeye yayılmış bir şekilde bırakılan çeşitli çocuk oyuncaklarına raslanıyordu. Fakat bazen askerlerimizin şerefine uygun çok nadir, canavarlığa kadar varan hunharca hareketler de yapılıyordu...”(13) 

Bu genocide, Rus orduları Mayıs 1864’de son direniş yuvası olan Ahçipsou bölgesini (şimdiki Gagra şehri civarında, dağda bulunmaktadır) ele geçirinceye kadar bir kaç yıl daha devam etmiştir.

Rusya’nın Kuzey Kafkasya’yı istilası sonucunda, onun 1850-1860 yıllarında 3.000.000 - 3.200.000 kadar olan nüfusu, 1897 nüfus sayımına göre 1.662.000 kişiye düşmüştü. Bu memleketin başına neler geldiğini ise aşağıdaki satırlar ibretle ortaya koymaktadır:

“...Kanlı savaş Dağlıları yurdundan sürmüş ve ortadan kaldırmış, onların kültürünü kökünden tahrip etmiştir. Suni kanallar sazlık haline gelmiş, büyük emek pahasına yapılmış suni taraçalar yıkılmıştır. Geniş bahçeler ve mükemmel bağlar kısmen savaş sırasında ve memleketin Ruslarla iskanı devresinde kökünden kesilmiş, kısmen de yabanileşmiş ve başka cins bitkilerle karışmıştır ki, yabani asma çubuklarıyla örgülenmiş ormanın sık yerinin nerede bittiğini ve eski bakımlı yerlerin nerede başladığını bugün artık tayin etmek oldukça güçtür...”(14)

Yukarıda anlatılanların çoğu aktüelliğini günümüzde de muhafaza etmektedir. Soçi’den Anapa’ya kadar baştan başa tatil köylerinin kurulması tasarlanan Karadeniz’in sahil boyu gelişmektedir. Eskiden yoğun Çerkes nüfusunu barındıran, şimdi de büyük kısmı ormanlarla kaplı bulunan dağlık bölge, tabiatı korumak bahanesi ile kısmen kapatılmış, geriye kalan büyük kısmı da Sovyetler Birliği’nin kereste sanayinin merkezlerinden biri haline getirilmiştir. Yabanileşmiş Çerkes bağ ve bahçelerinin ürünlerinden ise, (halen Kuzey Kafkasya’nın batı kısmının da içerisine girdiği Krasnodar eyaleti) konserve sanayinde hammadde olarak faydalanılmaktadır. 

Daha Kafkasya savaşının devamı esnasında, bir yandan Rus Kazaklarını yerleştirmek, öte yandan da savaş sıralarında gösterdikleri yararlığa karşılık subay ve memurlara dağıtılmak üzere Kuzey Kafkasya toprakları geniş ölçüde müsadere edilmeye başlandı. Kuzey Kafkasya’nın geniş ormanlık sahalarının Rusya hazinesine devredildiği ilan olundu. İşlemeye elverişli toprağın dağıtımı ise öyle yapılıyordu ki, müsadere edilen topraklara yerleştirilen yeni Rus göçmenlerine nüfus başına, yerli nüfus başına kıyasla on ve daha çok misli toprak düşüyordu. Bu arada yerli halka her zaman daha kötü toprak parçaları verilmekteydi.(15) 

Bu siyaset sonucu olarak 1864-1866 yılları arasında daha 80.000 kadar Çeçen-İnguş, Osetin, Kabartay ve diğer Kuzey Kafkasyalılar Osmanlı İmparatorluğu’na göç etmek zorunda kalmışlardı. Geride kalanlar arasında ise, Ruslara karşı, gerek spontane ve gerekse teşkilatlı ayaklanmalar şeklinde sık sık kendini gösteren kaynaşma durmadan devam ediyordu. Özellikle 1877-1878 Rus-Osmanlı savaşı sıralarında yapılan ayaklanma oldukça önemliydi. Ayaklanma merkezleri, Çarlık Hükümeti’nin birkaç tümenlik kuvvet sevk etmek zorunda kaldığı Çeçenistan ve Dağıstan’da idi. Karadeniz sahillerinde Abazalar, Sohum’a çıkartma yapmış olan Osmanlılara silahlı yardımda bulunuyordu. Osmanlılar Sohum’dan çekilirken, canlarını Ruslardan kurtarmaya çalışan birkaç onbin Abhaz onlarla birlikte Osmanlı Devleti’ne sığınmışlardı.

Rusya’da patlak veren “1917 Demokratik Şubat İhtilali” Kuzey Kafkasyalılarda kurtuluş ümidini canlandırdı. 8 Mart 1917’de Vladikavkaz şehrinde (şimdiki Orconikidze) “Birleşik Kafkas Dağlıları Birliği”nin “Geçici İdaresi” adı altında milli bir teşkilat oluşturuldu. Bu teşkilat 1 Mayıs 1917 tarihinde Vladikavkaz’da, 7 Mayıs 1917 tarihine kadar devam etmiş olan halk temsilcilerinin “Birinci Genel Kuzey Kafkasya Kongresi”ni topladı. Kongre delegeleri arasında beliren ümit ve hedeflerin ortaklığını, Dağıstan delegesi Hasanov gayet başarılı surette şöyle ifade etmişti: 

“...Dil bakımından aralarında farklar bulunan Kuzey Kafkasya Halkları, hayat felsefesi, gelenek, görenek ve ortak menfaatlar bakımından bir millet halinde birleşiyor ve kaynaşıyorlar...” 

Kongre, Kuzey Kafkasya’nın ayrı bir ünite sıfatı ile gireceği Rusya‘nın federal cumhuriyet esasları üzerinde yeniden kurulmasını ve Rus Hükümeti’nin kendine malettiği Kuzey Kafkasya topraklarını geri vermesini talep ediyordu.(16) 

Bolşevikler 1917 Ekiminde Petrograd’da iktidarı ele geçirdikten sonra Kuzey Kafkasya’nın merkezi Rus makamlarıyla her türlü bağları koptu. Kuzey Kafkasyalıların yaşadıkları bölgelerdeki iktidarı, hakimiyetini yerli halk konseyleri (Çeçen, İnguş, Osetin, Kabartay-Balkar ...v.s.) vasıtasıyla gerçekleştiren “Birleşik Kafkas Dağlıları Birliği Merkez Komitesi” üzerine aldı. 1918’in Ocak ayına doğru Bolşevikler yerli Rus garnizonlarına dayanarak bazı şehirlerde (Piyatigorsk,Georgiyevsk...v.s.) iktidarı ele geçirdiler. 1918’in Ocak ayı sonunda onlar Mozdok şehrinde, Stalin’in müstakbel yakın işbirlikçilerinden biri olan Kirov’un yönettiği sözümona “Terek Eyaletinin Birinci Bölgesel Kongresi”ni topladılar.1919 Şubatının ikinci yarısında Piyatigorsk şehrinde yine Bolşeviklerin düzenledikleri “Terek Halkının İkinci Kongresi” toplandı. Başlıca olarak Kafkasya’da sürekli ikametgahları bulunmayan Rus askerlerinden oluşan kongrenin çoğunluğu, “Rus Halk Komiserleri Heyeti”ni (hükümetini) tanımış ve Lenin’e bir selam mesajı göndermişti. Kongre “Terek Halk Konseyi”ni ve onun icra organı olarak başına Gürcistan’dan kaçan Buaçidze adlı bir bolşeviğin getirildiği “Terek Halk Komiserleri Heyeti”ni seçti. “Halk Konseyi” üyelerinin büyük çoğunluğu ve hemen hemen bütün “Halk Komiserleri” Kuzey Kafkasya ile ilgisi bulunmayan yabancılar idi. Bolşevikler ancak Kuzey Kafkasya’nın bazı şehirlerinde ve Rus köylerinde yerleşebilmişlerdir. Yerli Kuzey Kafkas nüfuslu bölgeler ise, merkezi Temirhanşura’da (şimdiki Buynaksk) bulunan “Birleşik Dağlılar Birliği Merkez Komitesi”ne bağlı yerli halk konseylerinin elinde bulunmaya devam ediyordu.

Bu arada Kafkasya sahnesinde yeni bir faktör olarak, Osmanlı Devleti göründü. Trabzon’da Kafkas halkları temsilcileriyle Osmanlı temsilcileri arasında bir konferans yapıldı. Kuzey Kafkasya’yı Temirhanşura’da halk konseyinin seçtiği heyet, Güney Kafkas halklarını da (Azerbaycan Türkleri, Ermeniler ve Gürcüler) Mavera-i Kafkasya Seym (Parlemento) Heyeti temsil ediyordu. Konferans sırasında Kafkas heyetinin egemen milletler temsilcileri gibi hareket ettikleri taktirde konuşmaların kolaylaşacağı anlaşıldı. Bunun sonucu olarak 11 Mayıs 1918’de Kuzey Kafkasya, 26 Mayıs’da Gürcistan ve 28 Mayıs’da Azerbaycan ile Ermenistan bağımsızlıklarını ilan ettiler.

Kuzey Kafkasya’nın bağımsızlığı dramatik şartlar içinde ilan edilmişti. Zira 1918 Nisanının sonunda Bolşevikler Astarhan’dan Kuzey Kafkasya’ya deniz yoluyla Hazar Denizi savaş donanması gemileri tarafından desteklenerek büyük bir deniz piyade birliğini sevk ettiler. Adı geçen deniz piyadesi beklenilmeyen bir zamandan biraz önce Şamilkale adı verilmiş olan Port-Petrovsk limanını işgal etti. Bolşevik dış kuvvetler Temirhanşura üzerine yürüdüğünden burada toplantı halinde bulunan “Kuzey Kafkasya Halk Konseyi”, Kuzey Kafkasya bağımsızlığının ilan edildiği dağlık Gunip çevresine taşınmak zorunda kalmıştı. Trabzon’daki Kuzey Kafkasya heyetinin başkanı Abdülmecid Çermoy, Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti Başkanlığına, heyet üyesi Haydar Bammat da Dışişleri Bakanlığına seçildi. “Halk Kongresi”de “Parlemento” adını aldı. Trabzon’daki heyet, yabancı devletlere bağımsız “Kuzey Kafkasya Devleti”nin kuruluş olayını resmen bildirmesi için görevlendirildi.

Osmanlı Devleti bütün Kafkas devletlerini “de-jure” tanıdı. Kısa bir süre sonra Kuzey Kafkasya’nın bağımsızlığı, Osmanlıların diğer müttefik devletleri tarafından da “de-facto” tanındı. Sovyet Hükümeti bu olayı protesto etmişti. Kuzey Kafkas Heyeti İstanbul’da Osmanlı Hükümeti ile “Dostluk ve Karşılıklı Yardım Antlaşması” imzaladı. Bu antlaşma gereğince Yusuf İzzet Paşa komutasında bir Osmanlı tümeni Eylül 1918’de Kuzey Kafkasya’ya geldi. Ne var ki, Mondros Antlaşması sonucunda adı geçen tümen Kasım 1918’de dönmek zorunda kalmıştı.

1918’in yazında Kuzey Kafkasya sınırlarında şiddetli bir sivil savaş cereyan ediyordu. General Denikin’in Beyaz Rus Ordusu buralarda yuvalanan Bolşevikleri imha etmek ve “tek ve bölünmez Rusya”yı yeniden kurmak gayesiyle güneye doğru ilerlemeye çalışıyordu. Bolşeviklere karşı milli Kuzey Kafkas kıtaları da savaşıyordu. Kabartay’da, Nalçik şehrini işgal eden Albay Zaur Bek Dautoko-Serebryakov’un müfrezesi harekatta bulunuyordu. Hasafyurt şehrini Bolşeviklerden temizleyen ve adı geçen Türk tümeniyle birlikte 1918’in Eylülünde Port-Petrovsk’u geri alan Kuzey Kafkas kıtaları Osetya, Çeçenistan ve Dağıstan’da da faaliyet gösteriyorlardı. 

Sovyet tarihçilerinin şimdi, Kuzey Kafkasya’da Sovyet hakimiyetinin daha 1918’de ilan edilmiş olduğunu iddia etmelerine rağmen, Kuzey Kafkasya’nın bütün dağlık kısmı ve keza yerli Kafkas nüfusunun çoğunluk teşkil ettiği ovalık bölgesi “Sovyet İktidarı”nı tanımıyor ve “Kuzey Kafkasya Milli Hükümeti”ne bağlı bulunuyorlardı.

General Denikin’in ordusu Şubat 1919’da Kabartay ve Osetistan’a girmiş ve Grozni şehrine dayanmıştı. Beyazların güney cephesinde harekatta bulunan XI.Sovyet Ordusu fiilen ortadan kalkmıştı. Beyaz Komutanlık Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti’ne karşı beslediği düşmanca hisleri gizlemeye gerek görmüyordu. Bu zamana doğru Beyaz Rus hareketine yardıma başlamış olan ve Port-Petrovsk’a sömürge askerlerinden oluşan bir tabur çıkaran İngilizler, aracılık etmeğe ve her türlü çarpışmayı önlemeye çalışıyorlardı. 1919’un Martında Beyazlar yeniden Kuzey Kafkasyalılara karşı taaruza geçtiler. Özellikle Çeçenistan ve İnguşya’da çetin çarpışmalar yapılıyordu. Kuzey Kafkasya’nın hemen hemen bütün bölgelerinde muntazam askeri birlikler bulunmadığından bu çarpışmalara, esas itibariyle, Beyaz Rus Ordusunun yolu üzerinde bulunan meskun yerlerde yaşayan yerli Kuzey Kafkasyalılar katılmaktaydılar. Çarpışmalar bütün Nisan ayında devam etmiş ve yine İngilizlerin müdahalesi sayesinde yeniden durdurulmuştu. Port-Petrovsk’daki İngiliz komutanının Kuzey Kafkasya Hükümeti’ne bildirdiğine göre, 

“...İngiliz teklifi üzerine Denikin harekata devam etmeyeceğini ve taarruzu durduracağını kabul etmiştir...” 

Bildiride daha sonra yazıldığı üzere, Kuzey Kafkasya’nın bağımsızlık ve sınırlar meselesi “Versailles Barış Konferansı”nda çözümlenecektir. 

1919 Mayısının sonunda Beyaz Rus müfrezesinin Port-Petrovsk’ı birdenbire işgal etmesi üzerine Kuzey Kafkasya Parlementosu ve Hükümeti’nin faaliyetine son verildi. Birçok parlamento üyeleri sığındıkları Gürcistan’da, “Kuzey Kafkasya Meclisi” adı altında yeniden faaliyet göstermeğe başladılar. Bu devreyi anlatan General Denikin diyordu ki: 

“...Kuzey Kafkasya ilhak edilmiş, fakat yola getirilememişti...”(17) 

Kuzey Kafkasya’nın milli birlik düşüncesinden korkan Denikin, elinden geldiği kadar bunun gerçekleşmesine mani oluyordu. Kuzey Kafkasya’da General Denikin’e karşı ayaklanma Haziran 1919’da Dağıstan’da başlamış sonra Çeçenistan’a ve daha sonra da batıya sıçrayarak Eylüle doğru bütün Kuzey Kafkasya sahasını kaplamıştı. Dağıstan’ın dağlık kısmında bütün Beyaz Rus garnizonları imha edilmiş ve silahsızlandırılmıştı. Kendiliğinden patlak veren ayaklanma, 1919’un Eylülüne doğru artık muntazam halk milis birliklerine ve topçu kuvvetine sahip bulunuyordu. Bu hareketin, 1919’un Ekimine doğru Kuzey Kafkasya Meclisi ve Sosyalist Grup üyelerinden oluşan “Kuzey Kafkasya Savunma Konseyi” şahsında hükümet organı da oluşmuştu. Sonradan anlaşıldığı üzere Sosyalist Grupta Kuzey Kafkas Bolşevikleri de yuvalanmıştı. Denikin bu hususta şöyle yazmakta idi:

“...l919’un ilkbaharında Terek Dağıstan ülkesi ayaklanmalar ateşinde yanıyordu... Güney Silahlı Kuvvetleri ile Bolşeviklerin, Azerbaycan ve Gürcistan’ın destekledikleri ve sahte Dağlı Hükümeti (Kuzey Kafkasya Meclisi,-B.B.) tarafından yönetilen Dağlılar arasında bazen sönen, bazen yeniden alevlenen kanlı ve gayet yorucu savaş cereyan ediyordu...”

Ne var ki, Denikin “Bolşevik yardımı” hususunda yanılıyordu. Böyle bir yardım genellikle mevcut değildi. O devir Rusya Komünist (Bolşevik) Partisi Kafkasya Ülke Komitesi raporlarından birinde deniliyordu ki:

“...Kızılordu Kuzey Kafkasya’da halen Kumuk topraklarında ve HasefYurt bölgesinde mevcuttur. Bu ordunun esas çekirdeğini Terek nehrinin aşağı akıntısındaki kıyı sazlıklarında gizlenen XI.Ordu artıkları teşkil etmektedir....”(18)

1919’un sonbaharında bütün dağlık Dağıstan, Beyaz Rus birliklerinden temizlenmişti. Derbent işgal edilmiş ve yalnız Beyaz Hazar Denizi donanması’nın toplarıyla korunan iskele Denikin’in elinde kalmıştı. Çeçenistan’da Kuzey Kafkasyalılar, Beyaz Rus birlikleri komutanı General Dratsenko’nun karargahı bulunan Grozni şehrini tehdit ediyorlardı. İnguşistan’da ve daha ileride, batıda Beyaz Ruslar ancak ovalık bölgede tutunuyorlardı.

1919’un yazında Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti Heyeti Paris’de Slav Kuban Kazaklarının yerli iktidarını temsil eden Kuban Radası (Parlementosu) Hükümeti Heyeti ile bir “Dostluk Antlaşması” imzaladı. Antlaşma iki devlet teşkilatı arasındaki sınırlar meselesini barış yoluyla çözümünü öngörüyordu. Denikin bu antlaşmayı “Rusya’ya İhanet” diye ilan etmiş ve antlaşmanın baş girişimcisi olmak üzere Kuban Rada Başkanı Kulabuhov’u Yekaterinodar şehrinde asarak, Kuban Rada Heyeti üyelerini gıyaben mahkum etmişti.

Ne var ki bu olay, Kuban Kazakları arasındaki bağımsızlık hareketini kuvvetlendirmeye yaramış ve sonuçta Kuzey Kafkasya’daki Beyaz Rus hareketini oldukça zayıflatmıştı.

1920 Şubatına doğru Denikin ordusunun hezimete uğrayacağı artık belli oluyordu.13 Ocak 1920’de Sovyet güney doğu cephesi komutanı Smilga şu emri yayınlamıştı:

“...Kuzey Kafkasya’da Sovyet hakimiyetini kurmak üzere Orconikidze (başkan), Kirov (Başkan yardımcısı), Stopani, Mdivani ve Nerimanov’dan (üyeler) oluşan ‘Kuzey Kafkasya’da Sovyet Hakimiyetini Yeniden Kurmakla Görevli Büro’ oluşturulmaktadır...” 

Böyle bir heyetin kuruluşu (bir Rus, üç Gürcü ve bir Azerbaycanlı) “yeniden kurma” işinin yalnız Kuzey Kafkasya’yı değil, diğer Kafkas Cumhuriyetlerini de (Azerbaycan, Ermenistan, Gürcüstan) kapsayacağını gösteriyordu.

Adı geçen olaylarda Kuzey Kafkas asıllı bolşeviklerin oynamış oldukları rol ilginçtir. İhtilale kadar ilerici Kuzey Kafkas aydınları arasında Rusya Sosyal Demokrat Partisi “Bolşevik Franksiyonu” üyesi genellikle yoktu. 1919 Mayısının sonunda Mahaç Dahadayev ile Ulubiy Buynakski adında iki Dağıstanlının teşebbüsüyle Kuzey Kafkasya Milli Hareketinin “Sosyalist Grup” adı altında sol kanadı teşekkül etti.

Bu grup kendi programına Kuzey Kafkasya Halk Kongresinin kabul ettiği kararları aynen almıştı. Sosyalist grup aynı zamanda sabık Rusya İmparatorluğunun federal esaslar üzerinde yeniden kurulmasını, Kuzey Kafkasya’nın tek milli ünite şeklinde birleşmesini ve mahalli işlerin yerlilere devredilmesini vesaireyi de talep ediyordu.Fakat Sosyalist grup bunun yanısıra yerli şeyhlerin ve özellikle “Kuzey Kafkasya Müftüsü” seçilen ve başta Dağıstan’da olmak üzere tüm Kafkasya’da gittikçe daha fazla nüfuz kazanmaya başlayan ve ikinci Şamil olmak ümidini besleyen Şeyh Necmuddin Gotsinski’nin siyasi işlere aktif olarak katılmalarına karşı çıkarak din aleytarı bir tutum takınmıştı.

Bu gibi endişeler Sosyalist Grubu yavaş yavaş kendi programlarında bütün halklar için derhal “Rusya’dan ayrılmak da dahil Self-determinasyon hakkını” açıkça ilan eden bolşeviklere yaklaştırıyordu. Bolşevikler Petrograd’da iktidarı zaptettikten sonra Sovyet hükümeti “Rusya ve Doğu Müslümanları”na bilinen çağrısını yapınca, Sosyalist Grup kendi saflarında henüz Rusya Komünist (Bolşevik) Partisi üyeleri bulunmadığı halde bolşeviklerle açıkça işbirliği yapmaya başlamıştı.

Kuzey Kafkasya’nın bir kısmı Denikin ordusu tarafından işgal edildikten sonra , Sosyalist Grup üyeleri Bakü’ye, bağımsız Azerbaycan’a sığındılar. Bakü’de bunlar, kendilerini açıkça komünist ilan etmeden Bolşevik Partisi cüzdanlarını almış ve ayrı bir Kuzey Kafkasya Komünist Partisi’ni kuracaklarını bildirmişlerdi. Bu “ayrılığa” Rusya Komünist (Bolşevik) Partisi ve daha sonra Moskova kesinlikle karşı çıktılar.(19) 

1919’un sonbaharında Denikin’e karşı isyanın en hararetli zamanında Sosyalist Grup üyelerinin çoğu Dağıstan’a dönmüş ve Komünist Partisi’ne mensup olduklarını gizlemeye devam ederek Kuzey Kafkasya Savunma Konseyi Birliği’ne girmişti. Zamanla Savunma Konseyi’nde birçok kilit noktalar komünistlerin eline geçmiş ve Kızılordu birlikleri Kuzey Kafkasya sınırlarına yaklaştığı sıralarda bunların Savunma Konseyi’nde çoğunlukta bulundukları anlaşılmıştı.

Savunma Konseyi başkanlık makamı komünist Sultan-Sait Kazbekov tarafından işgal edildi. Ne var ki, hatta Kuzey Kafkas komünistlerinin istedikleri şeyler bile, Denikin’i bozguna uğrattıktan sonra Kuzey Kafkasya’yı işgal etmiş olan Sovyet makamlarının kurduklarından tamamıyle başka bir manzara arzediyordu. Kuzey Kafkasya Savunma Konseyi kendi amacını, başkan Sultan Sait Kazbekov’un imzasıyla 17 Şubat 1920’de yayınladığı aşağıdaki bildiri ile ifade ediyordu: 

“...Kuzey Kafkasya’nın hürriyet ve bağımsızlığı için yapılan ağır dış mücadele sırasında seçilen Kuzey Kafkasya Savunma Konseyi’nin yeni bileşimi, kendini (sabık Dağlı Cumhuriyeti toprakları düşmandan tamamen temizleninceye kadar) bütün Dağlı halkların bağımsızlık ve hürriyetini savunan bir organ gibi kabul etmektedir. Dağlı halkların bağımsızlık ve hürriyetini savunan bir organ olarak Savunma Konseyi, düşmandan artık temizlenmiş yerlerde yüksek iktidarı eline almakta, geriye kalan toprakların kurtuluşu ve devlet kuruluşu meselelerini son çözüme bağlamak üzere Kuzey Kafkasya Emekçi Dağlı Halklarının Genel Halk Kongresini toplamayı hedef edinmektedir.

Savunma Konseyi, memleketin bütün canlı kuvvetlerini, Kuzey Kafkasyanın bağımsızlık ve hürriyetini savunma hareketi etrafında birleştirerek, bütün günlük meseleleri şeriat ve ihtilal ruhunda çözümlemektedir. Çok ıstırap çekmiş olan Dağlı halk, barış ve kültürel gelişme arzu etmektedir. Bundan ötürü Savunma Konseyi, dış siyasette Birleşik Emekçi Dağlı Halklar Cumhuriyeti topraklarıyla sınırdaş olan bütün cumhuriyetlerle barışçı ve iyi komşuluk ilişkilerinin muhafazasını hedef edinmektedir.

Kuzey Kafkasya Savunma Konseyi dış ve iç siyaset meselelerinde kendini sorumlu saymakta ve iktidarın tamamını üzerine almaktadır...”(20) 

Bu beyanname, ihtilalci fakat esas itibari ile demokratik prensipler üzerinde kurulmakla beraber, tek ve bağımsız “Kuzey Kafkasya Devleti”ni oluşturmak arzusunu ifade ediyordu. Savunma Konseyi “Kuzey Kafkasya’da Sovyet Hakimiyetini Yeniden Kurmakla Görevli Büro”nun kurulduğunu biliyor ve anlaşılan, yaklaşan Sovyet Ordularına kendi memleketinde Sovyet iktidarını ne şekilde görmek istediğini haberdar ediyordu.

1920 Martının sonunda Savunma Konseyi Beyaz Rus kuvvetlerinden kurtarılan Port-Petrovsk’a taşındıktan sonra, beyanname hemen hemen harfi harfine tekrarlanmıştı. Ne var ki Moskova Kafkasya’ya başka planlarla geliyordu. Kızılordu kurtarmak için değil, Kuzey Kafkasya Cephe Komutanı Tuhaçevski’nin bildirisinde denildiği gibi, Kuzey Kafkasyalılar‘ın “...kendilerini tekrar büyük işçi ve köylü Sovyet Rusyası’nın evlatları olarak görmeleri...” için geliyordu. 

Komünist Partisi tarafından “Kuzey Kafkasya Savunma Konseyi”nin Bolşevik kanatına baskı yapılmaya başlanmış ve bu kanat Bolşevik olmayan üyeleri Konseyden ihraç ederek 11 Nisan 1920’de şu kararı almıştı: 

“...Savunma Konseyi’ne artık ihtiyaç kalmadığından ve Kuzey Kafkasya’nın diğer halkları arasında artık ihtilal komiteleri kurulmuş olduğundan Savunma Konseyi bu tarihten itibaren ‘İhtilal Komitesi’ adını almaktadır...”

Başka deyimle Sovyet iktidarı Kuzey Kafkasya’yı parçalama siyasetini uygulamaya başlamıştı. Savunma Konseyi’ne bağlı askeri birlikler ise dağıtıldı. Sovyet Rusya’sında o dönem de “savaş komünizmi” hüküm sürüyordu. Onun şiddet ve baskı hareketlerine Kuzey Kafkasya’da da başvuruldu. Aydınların yurtsever kısmı arasında tutuklanmalar başladı. Kızılordu ile gelen siyasi komiserler ve skeri birlikler, işgal edilmiş düşman memleketinde imişler gibi davranıyorlardı. Savaş komünizmi zamanında yürürlükte olan "iaşe teslimat usulü" sık sık halkı açıkça yağma şeklini alıyordu. Bu arada Sovyet hükümeti Kafkasya'da istila sİyasetine devam ediyordu.

Sovyet hükümetinin rezilce hareketleri yüzünden Kuzey Kafkasya'da büyük bir isyan patlak verdi. 1920'nin sonbaharına doğru Dağıstan bu isyanın merkezi haline gelmişti. Ne var ki daha aynı yılın yazında Kuzey Kafkasya'nın batısında Karaçaylılar ve Çerkesler de ayak­lanmış ve general Sultan Kılıç Girey komutasında dağlık bölgeleri düş­mandan temizleyerek Maykop-Mineralnıye Vodi cephesini kurmuşlardı. Dağıstan'da isyan 1921 yılının başına doğru en geniş ölçüyü bulmuştu. Moskova bu isyana karşı üç orduyu (IX..X. ve XI. orduları) sevketmek zorunda kalmıştı. İsyanın başlıca merkezi olan Dağıstan'da 67 piyade taburu, 10 süvari alayı, çok sayıda muhasara topları da dahil her çeşit toplar, zırhlı ve otomobil birlikleri yerleştirilmişti.(21)

İsyanın amaçlarını karakterize eden Sovyet tümen komutanı Todorski, isyanın "...milli -kurtuluş sloganı altında yürütüldüğünü..." yazıyordu.(22)

Şubat 1921'de Kızılordu birlikleri, Moskova'da kısa bir müddet önce Gürcistan'la "Dostluk Antlaşması" imzalan­mış olmasına rağmen, bu cumhuriyet üzerine saldırdılar. Bundan evvel Ermenistan da işgal edilmişti. Gürcistan'ın İşgali üzerine Kuzey Kafkasya’daki isyan hareketi oldukça güç bir duruma düşmüştü.(23)

Ne var ki, mücadele daha üç ay devam etmiş ve Kızılordu isyancı birliklerin teşkilatlı direnişini ancak 1921 Haziranının sonuna doğru bastırabilmişti. İsyanı yönetenler­den Şeyh Necmuddin Gotsinski 1924 yılına kadar dağlarda gizlenmişti. İmam Şamil'in isyanın başlangıcında Türkiye'den Dağıstan'a gelen torunu Said Şamil ve General Sultan Kılıç Girey artık Sovyet işgali altında bulunan Gürcistan yoluyla Anadolu'ya oradan da İstanbul'a geçmeye muvaffak olmuşlardı.

1920-1921 İsyanı Sovyet Hükümeti'ni bir sıra politik tavizler vermek sorunda bırakmıştı. Bunlardan başlıcası, Kuzey Kafkasya'nın ilan edilen sözde "özerkliği" idi.

Fakat bu "özerklik" bile Sovyet iktidarının kurulmasına yardım eden Kuzey Kafkas komünistlerinin ve onları destekleyenlerin istedikleri şekilde İlan edilmemişti. Sovyet olmakla beraber "Tek ve Birleşik Kuzey Kafkasya" yerine "Rusya Merkez İcra Komitesi"nin 20 Ocak 1921 tarihli kararnamesiyle iki cumhuriyetin kurulmuş olduğu bildirili­yordu: "Dağıstan ve Dağlı Özerk Sovyet Cumhuriyetleri." 

Bu karar, bu güne kadar Kuzey Kafkasya'da uygulanan "parçala ve hükmet" prensibinin ilk belirtisi idi. Her iki cumhuriyetin toprakları, (esas itibariyle Dağlı Cumhuriyeti daha küçük parçalara bölünerek) Kuzey Kafkasya'da 1924'de kurulan özerk cumhuriyet ve eyaletlerin halen kap­sadığı aynı toprakları kapsamakta idi. Çarlık zamanında yerli halktan müsadere edilen topraklar Kuzey Kafkasyalılara iade edilmedi.

Kuzey Kafkasya'ya özerklik veren Sovyet Rusya hükümeti büyük vaatlerde bulunuyordu. 17 Kasım 1920'de Vladikavkaz'da toplanan "Kuzey Kafkas Temsilcilerinin Olağanüstü Kongresi"nde Sovyet Hükümeti adına konuşma yapan zamanın Milli işlerle Görevli Komiseri Stalin şöyle diyordu:

"...Özerkliğin bütün anlamı. Dağlıları kendi memleketlerinin idaresi içine sokulmalarındadır...

...Adamlarınızın, memleket idaresinin bütün sahalarına getirilmesi gerekliliği vardır. Burada sözü edilen özerklik, dilinizi, hayat tarzınızı bilen adamlarınızın bütün idare organlarında yer almaları şeklinde anlaşılmalıdır...

...Özerkliğin, size bağımsız hareket etmenizi öğretmesi lazımdır. Özerklikten maksat işte budur..."

Daha sonra Stalin şu perspektiflerden bahsetmiştir.

"...Özerkliğin sonuçları derhal alınmayacaktır: yerli adamlardan, bir günde memleketi yönetecek tecrü­beli idareciler yaratılamaz. Fakat kendinizi tamamen memleketin idaresine verdikten iki üç yıl sonra içinizden öğretmenler, iktisatçılar, ziraatçılar, askerler, hukukçular, parti, ve Sovyet işçileri yetişecektir. İşte o zaman kendi kendinizi idare etmenizi öğrendiğinizi göreceksiniz..."

Bu parlak vaatler, Stalin'in dediği gibi yalnız "iki üç yıl" sonra değil, bugün de gerçekleşmemiştir. Aksine başlangıçta, özellikle milli kültürü geliştirme sahasında bazı özerklik belirtileri mevcut olduğu halde, 1920'lerin sonuna doğru Sovyet hükümeti açıkça zorla milliyetsizleştirme ve Kuzey Kafkasya'da her türlü gerçek milli faaliyet belirti­leriyle mücadele yolu üzerinde yürümeye başladı.

*******

Birleşmiş Milletler Teşkilatı Genel Toplantısı 10 Aralık 1948'de "İnsan Hakları Beyannamesi'"ni onaylarken Güney Afrika Cumhuriyeti ve Suudi Arabistan ile birlikte Sovyetler Birliği'nin basında bulunduğu bütün Komünist Blok Ülkeleri çekimser oy kullandılar. Bu, ancak, insan ve milli azınlık­ların haklarına ait bildiri tezlerinin, bunları kendi iç siyasetinde daima ihlal eden Sovyet Hükümeti'nin işine gelmemesiyle izah edilebilir.

Sovyetler Birliği'nin iç siyaseti, adı geçen "haklar"a uymaya çağıran Birleşmiş Milletler Teşkilatı Tüzüğünün maddeleriyle de açıkça zıtlaşmaktadır. Sovyet Hükümeti'nin bütün iç siyaseti, insan ve milli azınlık haklarının aralıksız ve sistematik ihlalinden ibarettir. Bu arada bu siyaset, Bolşeviklerin Petrograd'da iktidarı zapt ettikten önce ve sonra milli siyaset sahasında bulundukları geniş vaatlere de aykırıdır.

Bunlardan birincisi, Bolşeviklerin özel bildirilerde ve parti programında bir çok defalar ilan etmiş oldukları sabık Rusya imparatorluğu Halklarının Rusya'dan "ayrılmak ve bağımsız devletlerini kurmak hakkı da dahil kaderlerini biz­zat kendilerinin tayin etme" hakkının ihlalidir.

Bolşeviklerin bütün parlak vaatlerine rağmen, Rusya İmparatorluğunun eski sınırları 1922 yılına doğru, üstelik her zaman silahlı kuvvetler kullanmak suretiyle ve yerli nüfusun ezici çoğunluğunun iradesine karşı hemen hemen yeniden kurulmuş bulunuyordu.

1924'de Dağlı Özerk Cumhuriyeti ortadan kaldırılmış ve Kuzey Kafkasya'da Dağıstan Özerk Cumhuriyeti'nden başka, bugün üç "otonom Cumhuriyet" (Çeçen-İnguş, Kuzey Osetya, Kabartay-Balkar) ve iki "otonom bölge" {Karaçay- Çerkes, Adige) ile temsil edilen bir kaç "özerklik" kurulmuştu. Bu arada Karaçay-Çerkes Özerk Bölgesi idari bakımdan Stavropol Eyaletine, Adige Özerk Bölgesi ise Krasnodar Eyaleti'ne bağlanmıştı. Dağıstan da dahil, bütün Kuzey Kafkas Özerk Cumhuriyetleri doğrudan doğruya Moskova'ya bağlı bulunmaktadır.

Kuzey Kafkas Özerk Cumhuriyet ve eyaletleri Sovyet milli siyasetinin bir "deneme sahası"nı teşkil ettiği söylenebilir. Bu sahadaki hemen hemen bütün yenilikler, "deneme devresi"ni ilk önce Kuzey Kafkasya'da geçirmek­tedir.

1924'de Kuzey Kafkasya son olarak parçalara ayrıldık­tan sonra aynı siyaset, tarihi, mazi, kültür, ırk ve dil bakımından bir bütün olan Türkistan'da da uygulandı.

Hruşçev zamanında başlayan ve Kuzey Kafkasya'da halen hemen hemen tamamıyla gerçekleştirilmiş bulunan milli okulların Ruslaştırılması da bir deneme olarak kabul edilebilir.Batı Avrupa sömürgeciliği, son safhalarda kendi sömürgelerinin ayrı ayrı dilli ve hatta çoğu zaman birbirine düşman halklarını birbirine yaklaştırmış ve böylece bir nevi milli birlik yaratmış olduğu halde (ki şimdi bu esas üzerinde kurulmuş onlarca yeni ve yeterli kadar istikrarlı Asya ve Afrika devlet kuruluşları mevcuttur), Sovyet idare sisteminde, uygulanan denenmiş "parçala ve hükmet" prensibi hüküm sürmekte idi ve bugün de sürmektedir. Kuzey Kafkasya'da bu prensip başta kültür alanında olmak üzere, sözde "Sovyet Kuruluşu"nün bütün sahalarını kapsamak­tadır.

Yerli meselelerin henüz nisbi hürriyet şartları altında halledildiği 1920 yıllarında, Kuzey Kafkasya'nın ileri gelen şahsiyetleri Sovyet Hükümeti'nin idari teşkilat sahasındaki bölücü siyasetini önlemek ve kültür sahasındaki gayretleri birleştirmek suretiyle birliği muhafaza etmeğe çalışıyorlardı.

Fakat 1930'ların başına doğru ortak nitelik taşıyan bütün müesseseler ortadan kaldırılmaya başlandı. Mesela ayrı ayrı milli bölgelerdeki aynı tip enstitülerin çalışmalarını koordine eden "İlmi Araştırma Enstitüleri Merkezi" kapatıl­dı. Kuzey Kafkas halklarının ortak müzesi kapatılarak, müze eşyalarının bir kısmı Moskova'ya gönderildi, kısmen de yerli müzeler arasında paylaştırıldı. Rostov-Don şehrinde bulunan ve Kuzey Kafkasya'nın etnografı, tarih ve kültür meselelerini araştıran "Kuzey Kafkasya Araştırma Enstitüsü"de aynı akıbete uğradı.

Fakat, "Kuzey Kafkasya Birliği"ne indirilen en büyük darbe, "Kuzey Kafkas Alfabelerini Birleştirme Komitesi"nin kapatılması oldu. Bu komite, Arap alfabesinden Latin alfabesine geçiş işini uygulamak üzere Moskova'dan gönde­rilen Sovyet dilcisi Prof. Yakovlev'in (ölmüştür) etkisiyle, birbirine hiç de benzemeyen Latinleştirilmiş alfabeler, yal­nız birbirine yakın akraba diller için değil (ki esas itibariyle bir bütün olarak Kuzey Kafkas dilleri öyledir), aynı zamandaşu veya bu dilin lehçeleri için de düzenlenmişti. Buna karakteristik bir örnek olarak Kuzey Kafkasya'da üç "otonomi"ye bölünen Adigeler gösterilebilir: Kabartay-Balkar, Karaçay-Çerkes Özerk Cumhuriyetleri ve Adige Özerk Eyaleti. Bu tek halkın her üç kısmı da ana dillerinde kendilerini "Adige", dillerini de "Adigebze" (Adige dili) diye adlandırıyorlar. Buna rağmen önemsiz lehçe farklarından faydalanılarak bu kısımlardan her biri için, ayrı birbirine benzemeyen alfabeler ve bunun sonucu olarak da üç "edebi dil" oluşturuldu.

"Kuzey Kafkas Alfabelerini Birleştirme Komitesi"nin tasfiyesi Kuzey Kafkas dilcilerini bu anormalliği düzeltmek imkanından yoksun bıraktı. 1930'ların sonunda Moskova'nın baskısı ile Latin alfabesinin Rus alfabesiyle "ihtiyati olarak" değiştirilmesi sırasında aynı durum korunmuştur. Bütün bun­lar Kuzey Kafkasyalıların gerçek milli haklara sahip olmadıklarını ve Sovyet Hükümeti'nin sonuçta onları milliyetsizleştirmeye çalıştığını ortaya koymaktadır.

İhtilalin en büyük başarılarından biri olarak gayri Rus halklarının dillerine kendi topraklarında Rus dili ile eşitlik sağlaması ve gayri Rus halklara mahsus kendi dillerinde yönetim yapan milli okulların açılması kabul ediliyordu.

Ne var ki; Kuzey Kafkasya'da yerli diller hiç bir zaman eşitliğe kavuşmamıştır. Bir yandan bu, yerli nüfusun çok dilli ve ayrı ayrı dil ünitelerinin nispeten az sayıda olması ile açıklanıyordu. Fakat burada, parti, devlet ve ekonomi cihazının üst ve orta kademelerinde yerli dilleri bilmeyen Rus asıllı memurların her zaman çoğunluk teşkil etmelerinin büyük rolü olmuştur. Bu yüzden en alt kademelerde de dahil bütün resmi dairelerde işlemlerin Rus dilinde yürütülmesi gerekiyordu.

İkinci Dünya Savaşı'nın başlangıcına kadar. Komünist Partisi'nin Kuzey Kafkasya Cumhuriyetleri Bölge Komiteleri birinci sekreterlerinden hiç biri, yerli asıllı değil­di. Yalnız Kabartay-Balkaristan'da 1922'de Komünist Partisi'nin ayrı bir eyalet komitesinin kurulduğu günden itibaren bu makamı işgal eden Kabartay-Balkar Eyalet Komitesi birinci sekreteri Betal Kalmıkov bir istisna teşkil etmekteydi. Gerçi 1937 kanlı temizlikler sırasında Dağıstan'da (Necmuddin Samurskı) ve Kuzey Osetya'da (Aslanbek Butayev) Komünist Parti bölge komiteleri birinci sekreterliklerine yerli adamlar atanmışlardı, ama bu atan­maların onları sırf suçlamak imkanını elde etmek üzere yapıldığına şüphe yoktu. Gerçekten de birkaç ay sonra onlar "burjuva milliyetçiliği" ile suçlandırılarak kurşuna dizilmişlerdi. Betal Kalmıkov da aynı akıbetten kurtula­mamıştır.

Kuzey Kafkasya'da bugün ana dilinde eğitim yapan milli okullar, esas itibariyle, artık mevcut değildir. Yalnız Dağıstan'ın en ücra dağ bölgelerinde sadece ilk öğrenim yılında öğretim ana dilinde yapılıyordu. Diğer bütün bölgeler de ana dili şimdi bir ders gibi okutuluyor. Şehir okullarında ise bu bile yok. Ana dili, Sovyet iskan siyaseti sebebi ile nüfusu sözüm ona "enternasyonalleştirme"nin uygulandığı köy bölgelerinde de okutulmuyor. Bilindiği gibi bu siyaset sonucu olarak dağlık bölgelerden çıkarılan nüfus ve sürgün­den dönmekte olan Çeçen-İnguş ve Karaçay-Balkarlar, bir adet olmak üzere ancak Rus dilinde öğretim yapılan karma dilli kolhoz ve solhozlara yerleştirilmektedirler. Aynı dilli çocuk sayısının, onlar için ayrı bir okul açmaya imkan veren yerlerde bile ana dilinde öğretim yapılmıyordu. Böylece 1930'larda alfabelerin Ruslaştırılması ve Sovyet ve milletler­arası terimlerin Kuzey Kafkasya dillerine zorlu Rus telaffuzununda sokulması ile başlayan "Ruslaştırma siyaseti", Kuzey Kafkasya'nın bugün, anadilinde öğretimin yasaklanmış olduğu ve Ruslaştırmanın Rus dilinde öğretim yapan okullar yardımıyla yapıldığı Çarlık zamanlarına dönmesini sağlamıştır.

Fakat bugün Kuzey Kafkasya'da Ruslaştırma vasıtasına yalnız okullar çevrilmiş değildir. Kuzey Kafkasya'da uygulanmakta olan demografik siyaset de bu hedefi takip ediyordu. Örneğin, 1957'de Kuzey Osetya nüfusunun karışımı hakkında verilen bilgiye göre, bu nüfus "...büyük bir çeşitlilik göstermemekte ...şehirlerde Ruslar ve Osetinler, köy bölgelerinde ise Osetinler çoğunluk teşkil etmekte­dirler…"(24)

O zamanki durumu aksettiren bu bilgi, 1939 Sovyet nüfus sayımı rakamlarına dayanıyordu. Gerçekten de İkinci Dünya Savaşı öncesinde Kuzey Kafkasya Özerk Cumhuriyetleri'nin yerli nüfusu, her yerde büyük çoğunluk teşkil ediyor ve genel nüfus sayısının % 67 - % 70 oranından aşağıya düşmüyordu. Hatta Çeçen-İnguş'da bu oran % 80'in, Dağıstan'da da % 90'ın üstünde idi. Ne var ki 1959 nüfus sayımı artık tamamıyla ayrı bir tablo sergiliyordu. Bu nüfus sayımının sonuçlarına göre, yerli nüfus oranı şöyle idi:Dağıstan'da % 69.3, Kabartay-Balkar'da % 53.4, Kuzey Osetya'da % 47.8, Çeçen- İnguş'da %41.1, Karaçay-Çerkes'de % 39.0, Adige Özerk Eyaleti'nde %20.3. 1959 sayımı her "özerklik"in yerli nüfus sayısına diğer Kuzey Kafkasyalıları hesaba katmayarak, ancak bu "özerklikler"e ad veren halkları alıyordu.

Yerli nüfus sayısına diğer Kuzey Kafkasyalılar da katılacak olursa, bu oran her yerde bir parça yükselmiş olur. Fakat her ne olursa olsun, 1959 nüfus sayımı rakamları, önceki nüfus sayımına kıyasla Kuzey Kafkasya yerli nüfus oranının önemli derecede düştüğünü göstermektedir. Bir yan­dan bu Kuzey Kafkasya'dan bir sıra halkların (Çeçen-İnguşlar ve Karaçay-Balkarların) 1944'de tüm olarak zorla sürülmüş olmalarıyla ilgilidir. Örneğin, 1959 nüfus sayımı sırasında bu halklardan aşağı yukarı 300.000 kişi, henüz sürgün bölgelerinde bulunuyordu. Fakat, yerli nüfus oranında meydana gelen düşüklüğün başlıca sebebini, Kuzey Kafkasya'nın Sovyetler Birliği merkezi bölgelerinden getiri­len göçmenlerle sistematik şekilde iskanı teşkil etmektedir. Bu göçler, nüfusu "enternasyonalleştirme" sloganı altında yapılıyordu. Ne var ki bu "enternasyonalleştirme"de başrolü, Kuzey Kafkasya'da yeni yerleşenlerin büyük çoğunluğunu teşkil eden Ruslar oynamaktadır.

Sonuçta; daha 1960'da Kabartay-Balkar komünist teşkilatının eyalet konferansında tespit edildiği gibi, Kuzey Kafkasya'da "...2-3 halkın temsilcilerinin birarada yaşadıkları herhangi bir köyü bulmak bir meseledir..."(25) Yabancıların bu akını, anayurtlarında milli azınlık haline gelmekte olan Kuzey Kafkasya'nın yerli nüfusunda mem­nuniyetsizlik uyandırmakta ve protestolara sebep olmaktadır.

Sovyet hükümetinin bu siyaseti sonucunda Kuzey Kafkasya'nın Özerk Cumhuriyetleri, vaadedilen parti ve devlet-ekonomi cihazının "yerleştirilmesinden" , bu vaatlerin verildiği zaman olduğu gibi bugün de çok uzak bulunuyor.

Örnek olarak Kabartay-Balkar Özerk Cumhuriyeti'ni ela alalım. Bu cumhuriyette 1957'de halk ekonomisinde çalışan genel 12.158 uzmandan 3.012'si Kabartay-Balkar, 7.560'ı Rus idi. 1966'nın sonunda bu rakamlar şöyle bir yük­seliş göstermişti: 8.505 Kabartay-Balkar, 15.902 Rus. (26) Aynı orantılar Kuzey Kafkasya'nın diğer Sovyet milli otonomileri içinde karakteristiktir. Yerli Kuzey Kafkasya nüfusunun kendi topraklarında fiili iktidara sahip olmamaları, hemen hemen "Güney Afrika" ilişkilerini doğurmaktadır.

Kuzey Kafkasya'nın gelişmekte olan sanayiinin en "temiz" ve en iyi ödenen işlerinde yerli nüfus azınlıktadır. Örneğin, Kabartay-Balkar'ın makina inşaatı sanayinde çalışanların oranı 1965'de şöyle idi: Kabartaylar % 11.5, Balkarlar % 3.5, Ruslar % 77 ve başkaları % 8. Buna karşılık tuğla ve kiremit üreten imalathanelerde Kabartayların oranı % 88.2, Balkarların % 0.8, Rusların % 6.8, başkalarının da % 4.2 idi.(27)

Şunu da unutmamak lazımdır ki gerek Kabartay-Balkar'da , gerekse Kuzey Kafkasya'nın diğer otonomilerinde bu gibi imalathanelerde birçok işler hala el ile yapıl­maktadır. Sözde "işçi kadrolarının enternasyonalleştirilmesi" bütün Kuzey Kafkasya'da aynı tabloyu meydana koymak­tadır. Böylece talihsiz yerli nüfus her yerde kötü ve az ücretli işlerde çalışmak zorunda kalmaktadır.

Halbuki Kuzey Kafkasyalılar çok eski zamanlardan beri metal işlemede ve diğer ince işlerde gösterdikleri maharet ile büyük bir ün kazanmışlardı. Bugün de onlar, yük­sek kalifiyeli uzmanlar yetiştirmek için gereken bütün vasıflara sahip bulunmaktadırlar.

Kuzey Kafkasya ekonomisinin gelişme meselesine Sovyet propagandasında geniş yer verilmektedir. 1959-1965 yılları istatistiklerine göre, Dağıstan'da 35, Çeçen-İnguş'da 22, Kabartay-Balkar'da 18 ve Kuzey Osetya'da 13 yeni fab­rika inşa edilmiştir. Fakat Kuzey Kafkasya'nın sözüm ona "endüstrileşmesi"ni ancak merkezileştirilmiş Sovyet ekonomik sistemi çerçevesinde değerlendirmek gerekir. Bu sistem yerli resmi makamların ekonomik haklarını en aza indirmektedir. Bu makamlar, örneğin, Çarlık Rusyası'nda belediyelere tanınan haklara bile sahip değildirler.

Kuzey Kafkasya "milli otonomileri"nin bütçeleri ve ekonomik gelişme planları Moskova'da hazırlanmaktadır. Kuzey Kafkasya'nın az çok büyük sanayi kuruluşları "Sovyetler Birliği çapında öneme haiz kuruluşlar" olarak ilan edilmiş ve yerli makamların idaresinden çıkarılmıştır. "Yerli sanayii"nin kapsamına ancak küçük atelyeler, kolhoz demirhane ve değirmenleri, meyva suları satan kulübeler v.b. girmektedir.

Örneğin Dağıstan'da,1958'de böyle küçük kuru­luşların sayısı 2.600'ü buluyordu. Ne var ki; bütün gayri safi üretim hacminin dörtte üçünü, yerli makamlara bağlı bulun­mayan 350 büyük sanayi kuruluşu (fabrikalar, petrol ve gaz ocakları) veriyordu.(28) Herhangi bir imalathane yeniden donatılarak büyük bir fabrikaya çevrilince, bu fabrika hemen "Sovyetler Birliği çapında öneme haiz kuruluş" diye adlandırılmakta ve yerli makamların idaresinden alınmak­tadır. Hatta "bölgesel öneme haiz" kuruluşlar bile, "özerk cumhuriyetler" için merkezde kabul edilen bütçenin bir kıs­mım oluşturmakta ve ancak bu bütçenin ön gördüğü çerçeve içinde gelişebilmektedirler.

Bu, kamu hizmetleri için de söylenebilir. Sovyetler Birliği Yüksek Şurası'nın Aralık 1963 tarihli oturumunda konuşma yapan Kuzey Osetya delegesi A.O. Basiyev, Sovyetler Birliği Devlet Planlama Teşkilatı ile Rusya Federasyonu Bakanlar Kurulu izin vermediği için, cumhuriyetin halka sıhhi içecek su sağlamak amacıyla gereken su tesisatım uzun yıllardan beri yapamadığını söylemiştir. Kuzey Kafkasya'nın tükenmez doğal zenginlik­leri (petrol, doğal gaz, çeşitli madenler) ancak, Çarlık İmparatorluğu harabeleri üzerinde çok daha etkili milli zulüm sistemini kuran Sovyet rejimi yararına işletilmektedir.

Şunu da belirtmek gerekir ki, Kuzey Kafkasya'da ekonomik baskılara ve uzun dönemli kovuşturmalara rağmen Kuzey Kafkasyalıların büyük çoğunluğu gelenek ve göreneklerine uygun davranmaya devam ettikleri İslamiyet ile mücadelede de faydalanılmaktadır.

Uzun yıllardan beri resmi makamlar, "zararlı dini kalıntılar" aleyhine sürekli propaganda yaparak Kuzey Kafkas kolhozlarında domuz yetiştirilmesi için büyük çabalar sarfetmekteydiler. Fakat bu propagandadan bekle­nilen sonuçlar alınmayınca, daha Hruşçev zamanında Kuzey Kafkasya'nın milli cumhuriyet ve eyaletlerinde Kuzey Kafkasya hayvancılığının başlıca ürünü olan koyun etinin satın-alma fiyatlarını hükümet yapay bir şekilde azaltmış, domuz etinin fiyatını ise o nispette yükseltmişti. Komşu Rus bölgelerinde ise fiyatlara dokunulmamıştı. Halbuki Kafkasya'da koyun eti domuz etinden her zaman daha pahalı olmuştur. Hruşçev devrinin bu önlemi hala yürürlükte bulun­maktadır.

Sovyet hükümeti, sözüm ona "enternasyonalleştirme" siyasetini ( bu siyaseti engelleyen herşeyi ortadan kaldırmaya çalışarak), her türlü metot ve araçlarla yürütmeğe devam etmektedir.S

ovyetler Birliği'ndeki milli problemleri inceleyen Amerikalı araştırmacı Profesör Pipes'in kitabını (R.Pipes:"The Formation of the Soviet Union-Communism and Nationalism ", Cambridge, 1964) eleştiren Sovyet yazarlarından S.Badalbiyan şunları yazmaktadır:

"...Kuzey Kafkasya Dağlılarının doğrudan doğruya karakteristiğine geçen R.Pipes , hiçbir delil göstermeden, onların herhangi bir etnik ve kültür birliğinin söz konusu olamayacağını iddia etmektedir. Pipes aynı zamanda onlarda ortak sosyo-politik menfaatlerin yokluğunu da belirtmektedir.

Bu gibi iddialar yalnız Kafkasya uzmanı Sovyet bilginlerinin değil, yabancı ülkelerdeki bir çok vicdanlı araştırmacıların vardıkları sonuçlarla da son derece çelişme halindedir.

Bu sonuçları paylaşan tanınmış Sovyet doğu bilimcisi E.İ. Krupnov, Kafkasya Dağlılarının yaşayış tarzının ortak geleneklerinin varlığını ve dayanıklılığını kaydetmektedir: Evlerin tipleri, ev inşaat usulleri, mefruşat, iş aletlerinin şekilleri, giyecek, süsler v.b. 

Hemen hemen bütün Kafkas Halklarının çok eski zamanlardan beri günümüze kadar gelen kültür şekillerinin kesin birliği ve devamlılığı, arkeologlar, etnoğraflar, sosyologlar, tarihçiler v.b. gibi çeşitli sahalara mensup bilginler tarafından tesbit edilmektedir. 

Dağlı Halkları arasındaki dostluğun ve karşılıklı yardımın kökleri asırların derinliklerine kadar uzanmaktadır. Bu özellikler, yabancı esaretçilere karşı ortak kurtuluş savaşlarında daha da çelikleşiyordu. Kafkasya tarihindeki birçok olaylar bunu ortaya koymaktadır...”(29)

Yukarıdaki satırların Kafkasyalı yazarı, Kuzey Kafkasya halklarının kader ve emellerinin ortaklığına tamamen haklı olarak işaret etmekle beraber, Sovyet hükümeti tarafından yürütülen bütün resmi siyasetin, bu ortaklığı yok etmek istediği ve keza buna sahip olanlara Sovyetler Birliği’nin “egemen Rus halkı” tarafından yutulmasını sağlamak hedefini güttüğü gerçeğini suskunlukla geçiştirmektedir. 


DİPNOTLAR 
(1) Narodı Kavkaza , Moskova,1966, s.9.
(2) G.A.Klimov: Kavkazskiye yazıki, Moskova, 1965, s.7-8
(3) a.g.e. ,s.14
(4) E.İ.Krupnov: Drevniyaya istoriya Severnogo Kavkaza , Moskova, 1960, s.85.
(5) Proishojdeniye osetinskogo naroda, Orconikidze, 1967, s.149.
(6) E.İ.Krupnov: Drevniyaya istoriya i kultura Kabardı Moskova, 1957, s.172.
(7) İstoriya Dagestana. cilt 1,Glavnaya redaktsiya vostoçnoy literaturı, Moskova,1967, s.127.
(8) a.g.e. ,s.174.
(9) Oçerki po istorii SSSR (9.-13. asırlar), Moskova, 1953, s.17. 
(10) İstoriya Dagestana,cilt 1, s.171.
(11) İstoriya Severo-Osetinskoy ASS,Moskova, 1959, s.135.
(12) Kırım savaşında Asya cephesindeki muharebe sahaları.
(13) M.Venyukov: K istorii zaseleniya zapadnogo Kavkaza, Russkaya starina, Kitap22, 1878, s.249.
(14) P.S.Liçkov: Oçerki iz proşlogo i nastoyaşçego Çernomorskogo poberejya Kavkaza, Kiev, 1904, s.5-6.
(15) P.Gavrilov: Ustroystvo pozemelnogo bıta gortsev Severnogo Kavkaza , Sbornik svedeniy o kavkazskikh gortsev, fasikül 2, s.4.
(16) A.Taho-Godi: Revolyutsiya i kontrrevolyutsiya v Dagestana, Mahaçkala, 1927, s.151-163.
(17) Denikin: Oçerki russkoy smutı, cilt 4, s.136.
(18) Borba za ustanovleniye i uproçneniye sovetskoy vlasti v Dagestana 1917-1921 gg.,Moskova ,1958, s.307 
(19) a.g.e. ,s.394-395.
(20) a.g.e. ,s.377.
(21) A.Todorski: Krasnaya armiya v gorakh-deystviya v Dagestana, Moskova,1925.
(22) a.g.e. ,s.49.
(23) Borba za ustanovleniye i uproçneniye Sovetskoy vlasti v Dagestana 1917-1921 gg. ,s.485.
(24) Severnıy Kavkaz, AN SSSR-
(25) Bratskoye sotrudniçestvo narodov Severnogo Kavkaza v stroitelstve kommunizma, Krasnodar, 1966, s.85. 
(26) Razvitiye natsionalnıkh otnoşeniy na sovremennom etape kommunistiçeskogo stroitelstva, Piyadigorsk, 1968, s.89 
(27) a.g.e. ,s.82.(28) Dagestanskaya ASSR,Mahaçkala,1958, s.134.(29) Razvitiye natsionalnıkh otnoşeniy na sovremennom etape kommunistiçeskogo stroitelstva, Piyadigorsk, 1968, s.191 

KAYNAKÇA 
A.Taho-Godi: Revolyutsiya i kontrrevolyutsiya v Dagestane, Mohaçkale, 1927.
A.Todorski: Krasnaya armiya v gorakh-deystviya v Dagestane, Moskova, 1925.
Barba za ustanovleniye i uproçneniye sovetskoy vlasti v Dagestane 1917-1921 gg, Moskova, 1958
Bratskoye Satrudniçestvo narodov Severnogo Kavkaza v stroitelstve kommunizma, Krasnodar,1966
Dagestanskaya ASSR, Mohaçkale,1958.
Denikin: Oçerki russkoy smutı,cilt 4.(ş.y.),(t.y.)
E.İ.Krupnov: Drevniyaya istoriya Severnogo Kavkaza, Moskova,1960.
E.İ.Krupnov: Drevniyaya istoriya i kultura Kabardı, Moskova, 1957.
G.A.Klimov: Kavkazskiye yazıki, Moskova,1965.
İstoriya Dagestane. Cilt 1, Glavnaya redaktsiya vostoçnoy literaturı , Moskova, 1967.
İstoriya Severo-Osetinskoy ASSR, Moskova,1959
M.Venyakov: K istorii zaseleniya zapadnogo Kavkaza. Russkaya starina, Kitap 22. (ş.y.),1878.
Narodı Kavkaza ,Moskova,1966.
Oçerki po istorii SSSR (9.-13. asırlar) ,Moskova,1953.
P.Gavrilov: Ustroytvo pozemelnogo bıta gortsev Severnogo Kavkaza, Sbornik svedeniy o kavkazskikh gortsev, fasikül 2. (ş.y.) (t.y.)
Proishojdeniye osetinskogo naroda, Orconikidze , 1967.
P.S.Liçkov: Oçerki iz proşlogo i nastoyaşçego Çernomosskogo poberejya Kavkaza, Kiev,1904.
Razvitiye natsionalnıkh otnoşeniy na sovremennom etape kommunistiçeskogo stroitelstva, Piyatigorsk, 1968.
R.Pipes: The Formation of the Soviet Union-Communism and Nationalism, Cambridge,1964.
Severnıy Kavkaz, AN SSSR-İnstitut Geografii, Moskova , 1957. 

EKLER 

* Kitabın 1. baskısı; S. Ersin Berzeg tarafından Münih’de çıkan “Dergi” No : 61’den (München, Mannrhadstrasse 6) alıntı yapılarak hazırlanmış, Nisan 1973’de Samsun Kafkas Kültür Derneği’nce bastırılmıştır.
* Ön ve arka kapak resimleri; Adigey Cumhuriyeti Basın ve Dış İlişkiler-Milliyet Politikaları Başkanlığı, Cumhuriyet Basın-Yayın Birliği “Adigey”in yayınlamış olduğu 1997-1998 yılları takviminden alınmıştır. Ön kapak resminin adı, “Savsurukonun Yeniden Ortaya Çıkışı”, arka kapak resminin adı, “Yüzyılın Derinliklerinden”dir.* Yazarımızın biyografisi; S. Ersin Berzeg’in “Kafkas Diasporası’nda Edebiyatçılar ve Yazarlar Sözlüğü”adlı kitabından (Samsun 1995) alınmıştır.
* Yazarımızın Fotoğrafı; M.Aydın Turan’ın Tarih ve Toplum Dergisi,(İst.), Sayı 161, s. 51 ‘de ki “Kafkas Dağlıları Halk Partisi-1” adlı makalesinden alınmıştır.
* 1. sayfadaki Kafkasya Fiziki haritası; Ahmet Hazer Hızal’ın, “Kuzey Kafkasya (Hürriyet ve İstiklal Davası)” adlı kitabının 141. sayfasından (Orkun Yay. Ankara 1961), 6. sayfadaki İmam Mansur’un resmi; Tarık Cemal Kutlu’nun, “İmam Mansur” adlı kitabının ön kapağından(Bayrak Yay.İst.1987), 7. sayfadaki İmam Şamil’in resmi; “Kafkasya Gerçeği Dergisi” sayı:5 s.33’den 9. sayfadaki Sürgün Resmi; “Şapsığya Gazetesi” Soçi, Sayı ?, s.( ? )’den, 13. sayfadaki Kafkasya Siyasi Haritası; Samsun Birleşik Kafkasya Derneği arşivinden 14. sayfadaki Fotoğraf; Ahmet Hazer Hızal’ın “Kuzey Kafkasya (Hürriyet ve İstiklal Davası)” adlı kitabının 60. sayfasından (Orkun Yay. Ankar 1961). 15. sayfadaki Fotoğraf; a.g.e. s.79’dan, 23. sayfadaki Fotoğraf; a.g.e. s.120’den 24. sayfadaki Fotoğraf; a.g.e. s.82’den. 27. sayfadaki Kafkasya Siyasi (Sovyet) Haritası; Özdemir Özbay’ın, “Dünden Bugüne Kuzey Kafkasya” adlı kitabının 222. sayfasından (Ankara 1996) alınmıştır.

Kafkas dağlarının etkisiyle oluşmuş olan Hazar ve Karadeniz çukurları ile Büyük Step tarafından dünya uygarlıklarının merkezlerinden ayrılmış olan Kuzey Kafkasya insanlık tarihinin ilk dönemlerinden itibaren antik kültürün en parlak yerleşimlerinden birisi olmuştur. Elverişli iklim koşulları, doğal kaynakların bolluğu ve çok verimli topraklar ilk çağ ekonomisinin aşamalı gelişimi için ön koşulları oluşturmaktaydı. Kuzey Kafkasya'da erken metal dönemi M.Ö. 6. bin yılda Mezopotamya ve Kuzey İran'la eşzamanlı olarak başlamıştır.

1897 yılında Profesör N.İ Veselovsky tarafından Maykop şehrinde (Adige Cumhuriyeti) bulunan en zengin kurgandan (tümsek mezar) adını almış olan Erken Bronz çağına ait Maykop kültürü Kuzeybatı’da Taman yarımadasına ve Güneydoğu'da Dağıstan'a kadar Kuzey Kafkasya'nın büyük bölümüne yayıldı. Maykop kültürünün doğuşu, oluşumu ve gelişimi asıl olarak Yakın Doğu'dan Trans-Kuban steplerine ve dağ eteklerine giren ferdi gruplarla ilişkilendirilmektedir. Bu gruplar Yakın Doğu'nun kültürel ve teknolojik gelişmelerini Kuzey Kafkasya'ya taşıdılar. Karışık kültürel etkileşimler bütün Avrasya sınır bölgelerinin ve Avrupa Bronz Çağı'nın en önde gelen olgularından biri olan eşsiz bir kültürün oluşumuyla sonuçlanmıştır.

Bir sonraki dönem süresince birçok yerel çeşitliliği ile Kuzey Kafkasya'nın kültürel ve tarihi birlikteliğinin gelişiminde Maykop Kültürü asıl unsur haline gelmiştir. Bu kültürün önemli ölçüde gelişmesi hayvancılıkla uğraşan ve aynı zamanda katakomb ve tahta yapı kültürlerinin sahibi olan kuzeyli kabilelerin Kafkasya steplerine kitleler halinde yayılmasıyla gerçekleşmiştir.

M.Ö. 2. bin yılın sonunda Bronz Çağı’nın bitimine doğru Kuzey Kafkasya en geniş metal üretim merkezlerinden birisi olmuştur. Büyük Kafkas Silsilesi'nin yamaçlarında ve kuzey bölgesinin dağ eteklerinde fevkalade bir sanatla bronz parçaları üreterek ün yapan orijinal bir Koban Kültürü doğmuştur. Silah ve metal aletlerin bölgesel yapılardaki çeşitliliği arasında Transkafkasya ve Yakın Doğu modelleri ayırt edilebilmektedir. Bu özellik Transkafkasya ve Yakındoğu ülkeri ile Koban kabileleri arasındaki yakın kültürel ve ekonomik ilişkileri kanıtlamaktadır. Kuzey Kafkasyalı sanatçıların ürettiği eserler stepteki ticari yollar boyunca Kafkasların eteklerinin ötesine Trakya'ya, Kuzey Karadeniz Sahil Bölgesi'ne, Volga ve Don nehirleri arasında ki steplere kadar gitmiştir.

Geç Bronz döneminde bronz kalıbının geliştirilmesi alet ve silah yapımında demirin ustalıkla kullanımını hızlandırmıştır. MÖ. 8. yy Doğu Avrupa'da en önemli tarihsel dönüm noktası olmuştur. Bu dönemde ilkel toplumsal ilişkilerin yerini güçlü kabile birlikleri almış ve Rusya ile Ukrayna'nın güney Avrupa bölgelerinde ilk devlet yapıları oluşturulmuştur. Step' de yaşayan birçok insan göçebe ekonomik yaşantıya geçmiş ve geniş alan göçleri ile uzun mesafe yolculukları başlamıştır. Bozkır'ın sınırsız genişliği ayrıcı bir faktör olmaktan çok birleştirici bir unsur haline gelmiştir. Askeri Kimmer ve Siktian kabileleri ilk defa dünya tarih sahnesine çıkarak güçlü etkileri ile uygar Yakın-Doğu dünyasının tamamını sarstılar.

Kafkasya'nın Kuzey düzlükleri yanlarında yerli halkı da götüren askeri göçebe birliklerin zengin Güney’e doğru yaptıkları sömürgeci akınların geçiş noktası konumunu aldı. Tarihçiler, Kafkasya'dan Yakın-Doğu ülkelerine giden Siktian akınları için dört yol belirlediler: Meot-Kolkhis yolu, Mamison geçidi, Derbent ve Daryal geçitleri. Bunların içinde Daryal geçidi ana güzergah olarak düşünülmüştür. M.Ö. 6. yy'ın sonları ile 7. yy'ın ikinci yarısına ait olan dönemde Kuzey Kafkasya'da Siktian Kültürü’nün en eski arkeolojik eserlerinin büyük çoğunluğunun bulunduğu yer Merkezi Kafkasya'nın komşu step bölgeleridir. Kuzey-Batı Kafkasya'da Kimmerlerle ve daha sonra Siktianlarla ilk yakın ilişki kuranlar yerel Proto-Meot kabileleridir. Bireysel Proto-Meot kabilelerin Yakın-Doğu'da askeri harekatlara katılmış olmaları sadece 7. ve 8. yy'lara ait Proto- Meot silahları ve koşum takımlarının Kimmer-Siktianlarınkilerle benzer olmasıyla değil aynı zamanda savaş ganimeti olarak Kuban steplerine getirilmiş olan Urartu ve Asur ustalarınca yapılmış birçok eserin varlığıyla da kanıtlanmaktadır.

MÖ. 6. yy' da Kuzey-Batı Kafkasya'da iki farklı kültürün unsurları olan, Farsça konuşan göçebe Siktianlar ile hayvancılık ve tarımla uğraşan yerlilerin etkileşimi sonucu eşsiz sanat geleneğine sahip Meot Kültür'ü oluşmuştur. Buranın yerlileri, Azak Denizi'nin Doğu kıyı bölgesi ile Kuban ve Kuban ötesi stepleri de kaplayan geniş bir alanda yaşamışlardır. Bunlar, antik dönemde yazılmış eserlerden bilinen, Dandar Meot kabileleri, Kerketianlar, Sindi, Psessi ve Thatei'lerdir. Doğu Karadeniz
Sahil Bölgesi’nin antik merkezleriyle yakın ticari ve politik bağlar kurmuşlardır. Özelliklede Bosfor Krallığı kurulduğunda (MÖ. 5. yy) kültürel ve ekonomik bağlar daha da güçlenmiştir. Zengin mezar yapılarındaki ve tapınaklarda ki birçok ithal mal bunu doğrulamaktadır.

MÖ. 4. yy' da Farsça konuşan yeni bir göçebe dalgası Avrasya steplerini hareketlendirdi. Don deltasında, Don ötesi topraklarda ve Volga boyunca yaşamakta olan Sarmatyalılar, Ural bölgelerinden gelen akraba kabilelerin etkili akınıyla birleştiler ve güçlü kabile birlikleri kurdular. MÖ. 3. ve 2. yy' lar da Batı’da Dinyeper ve Don arasındaki Kuzey Karadeniz Sahil Bölgelerindeki steplerde ve Güney’de Kafkasya'nın step bölgeleri ile Kafkas Silsilesinin eteklerine kadar olan bölgede yaşadılar. Sarmatyalıların çok geniş bölgelere yerleşmesi Sarmat kültürünün yayılmasına ve en önemlisi de yerel nüfusun "Sarmatlaşmasına" yol açtı. MÖ. 1. yy'da en önemli kabile birlikleri olan Aorsi ve Siraci'ler Avrupa'da güçlü politik bir güç haline geldiler. Roma ve Pontus'la ilişkilerini engelleyerek Bosfor'un iç savaşlarında yer aldılar. MS. 1. yy'da Don bölgelerinde ve Kuzey Kafkaslarda Sarmatyalı kabilelerin büyük çoğunluğunu da kapsayan yeni bir göçebe birlik olarak Alanlar ortaya çıktı. MS. 4. yy'a kadar Kafkasya düzlüklerinin ana nüfusunu onlar oluşturmaktaydılar. Silahlı komşuların şiddetli saldırıları sonucu yerli halk yerel kültürel yerleşimlerin ayakta kaldığı dağlara ve dağ eteklerine göç etmek zorunda kaldı.

MS. 4. yy'ın sonlarında yaşanan gürültülü olaylar Sarmat egemenliğine son veren Hun istilasıyla ilgilidir. Bu, Avrupa tarihinde yeni bir sayfa açan "Kavimler Göçü" devrinin başlangıcıydı. Asya'nın derinliklerinden kopan sayısız Türk kabileleri ve insanlar Kuzey Kafkasya nüfusunun etnik kompozisyonunda, bu bölgede meydana gelen daha sonraki kültürel ve etnik süreçlerde kendini gösteren, önemli değişiklikleri de yanlarında getirdiler.

Orta Çağ'ın ilk dönemleri Kuzey Kafkasya için çalkantılı bir zamandı. Hazarlar, Hazar Denizi Kıyı Bölgesi'nin Kuzey-doğu bölümünde güçlenirken merkezi Kafkasya, İran-Bizans savaşlarından faydalanarak dünya arenasında bağımsız bir güç olarak yeniden doğan Alanların yönetimine girdi. Kuban steplerinin Kuzeydoğu’sunda Bulgarlar Büyük Bulgaristan Krallığını kurmakla meşgulken, genç Adige Zikhi kabileleri Doğu Karadeniz Sahil Bölgesi'nde birleşiyorlardı. Hazar Hanlığı'nın kurulması Kuzey Kafkasya toplumunun ekonomik ve sosyal yapısının yeniden oluşmasında güçlü bir etki oluşturdu. Müşterek sınırlar ve Hazar Han'ının merkezi politikaları sonucu aslında Alan-Bulgarlara ait olan ortak Hazar Kültürü' nün başarılı gelişimi sağlandı. Asya ve Avrupa'yı birbirine bağlayan Büyük İpek Yolu Kuzey Kafkasya'nın uluslar arası iş alanına dahil olmasını hızlandırırken aynı zamanda da yeni kültürel ve ideolojik düşüncelerin savunucusu olmasını sağladı. İslam, hristiyanlık ve Yahudilik Hazar nüfusunun çeşitli gruplarının geleneksel pagan inanışlarına önemli değişiklikler getirdi.
Hanlık yıkıldıktan sonra Kuzey Kafkasya'nın politik ve ekonomik yapısında büyük değişiklikler oldu. Orta Çağ Kültürü’nün altın dönemi olan Moğol öncesi dönem Kafkasların temel etnik yapısının oluşumunun son aşamasıydı. Bu dönem, bölgenin maden kültürünün genel görünümünün hem birçok müşterek hem de yöreye özgü özelliklerle oluşturulduğu dönemdir. Bu, metalurjide, metal işlerinde, çömlekçilik ve mücevherat sanatlarında, çiftçilik ve bina yapımlarında ve de Kafkasların ulusal giysilerinde görülmektedir.

Tatar-Moğol istilası Kuzey Kafkasya'da devletlerin ve halkların gelişimini ekonomik altyapılarını yok etmek suretiyle uzun bir süreliğine durdurmuştur. Golden Horde hanlarının yıkıcı, cezalandırıcı seferleri ve daha sonra Timur'un Kuzey Kafkasya'ya düzenlediği saldırgan askeri harekatlar Kuzey Kafkasya bölgelerinin büyük ölçüde yıkımına sebep olmuş, bunun bir sonucu olarak da 13. yy'ın başlarında oluşan etnik sınırlar değişmiştir. Bunun en bariz örneği Kuzey-Doğu ve Merkezi Kafkasya’da görülmüştür. Alan birliğinin kesin yenilgisinden sonra Adigeler Alan nüfusunu kovarak güneydoğu yönünde iç bölgelere girdiler ve yavaş yavaş günümüz Kabardey-Balkar ve Karaçay-Çerkes bölgelerini işgal ettiler.

Meotlara ait zengin eserlerin bulunduğu bir yerleşimin yakınındaki bir köyden adını alan ve "Belorechenskaya" olarak adlandırılan bu zaman dilimi geç Adige Orta Çağ Kültürünün altın dönemiydi. Çeşitli savaş aletleri, mücevherat, bel kemerleri, gümüş kaplar ve Venedik camı bu kültürün zenginliğini ve Batı ile Doğu dünyalarıyla olan yaygın kültürel ve ticari bağlantılarını göstermektedir.

Bu, Kuzey Kafkasya'da 5 bin yıl boyunca meydana gelen tarihi süreçlerin kısa bir özetidir. Maddi kültür eserleri üzerine yapılan araştırmalarla mezarlar, antik kamplar ve yerleşimler, kült yapılar, Meotlarla ilgili bilgi ve Kuzey Kafkasya insanlarının tarihiyle ilgili birçok dönem gün ışığına çıkartılmıştır. Kendi başına bir bilim olan Kafkasoloji oluşturulmuş ve çok ciltli önemli eserler basılmıştır fakat her yıl yeni maddeler ortaya çıkmaktadır. Bu yüzden bilim adamları bilimsel kavramları yeniden gözden geçirmeli, düzeltmeli ve genişletmelidir. Kuzey Kafkasların zengin toprakları günümüze kadar bir çok gizemi saklamıştır fakat gün geçtikçe bu gizemleri ortaya çıkartma şansı giderek azalmaktadır. Tarlaların sürülmesi, sulama çalışmaları, bent ve boru hatları yapımları sebebiyle ortaçağ ve antik döneme ait çok sayıda eser kaybolmaktadır. Bundan dolayı aktif arazi kullanımının olduğu yerlerde geniş alan koruma çalışmalarının etkinliği ve muhafazası öncelik kazanmıştır. Moskova, Saint- Petersburg, Krasnador bölgesi, Stavropol, Adige, Dağıstan, Osetya, Karaçay-Çerkes, Kabardey-Balkar, İnguşetya ve Çeçen Cumhuriyeti'nin arkeologları tarihsel ve kültürel olarak zengin olan bu bölgenin kültürel mirasını koruyabilmek için son on yılda aralıksız mücadele vermektedirler.

Bu çalışmalar 1981 yılında Doktor A. M. Leskov öncülüğünde kurulan Devlet Doğu Eserleri Sanat Müzesi’nin Kafkasya Arkeolojik Araştırmalar Bölümü'nün de ilgi alanındadır. 17 sezonluk alan kazıları süresince Kuzey-Batı Kafkasların ve Merkezi Kafkasya halklarının antik ve ortaçağ dönemlerine ait en zengin eserlerine ulaşılmıştır. Çıkarılan eserler arasında yerel sanatçıların eşsiz çalışmaları ile antik döneme ve doğuya ait eserleriningerçek şaheserleri yer almaktadır. Bu eserler Devlet Doğu Eserleri Sanat Müzesi arkeoloji koleksiyonunun temelini oluşturmakla beraber Karaçay-Çerkes ve Stavropol bölgelerinde Doktor V. S. Flerov ve Doktor Kozenkava yönetiminde Rusya Bilimler Akademisi Arkeoloji Enstitüsünün kazılarında bulunan ilginç eserlerle de desteklenmiş ve bu eserler Müzemiz' in denetimine bırakılmıştır.
Prof. Dr. Nabatçikov Devlet Oryantal Sanat Müzesi Direktörü, Moskova

Kaynak:http://www.arcaucasica.ru/exhibit/gnc/eng/menu_intro.htm
Çeviri: Gılışbi Jankat Kılıç

Page 1 of 2

Hakkımızda

ÇerkesyaCerkesya.org Çerkesler ve Kafkasya hakkında güncel haberler, Çerkes Kültürü ile ilgili her türlü görsel ve yazılı materyallerin bir arada bulunduğu, Çerkes Kültürünü gelecek nesillere aktarmayı amaç edinmiş hiç bir kurum ve kuruluşla bağı olmayan sadece Kuzey Kafkasya Halklarına taraf bir portaldır.

Çok Okunanlar

Çerkesler Türk mü?

Çerkesler Türk mü?

Ara 02, 2018 Rate: 0.00

Kafkasya Neresidir?

Kafkasya Neresidir?

Ara 10, 2018 Rate: 0.00

Kabardey Aile Armaları

Oca 25, 2019 Rate: 0.00

Son Twetler

Değerli büyüğümüz Yismeyl Özdemir Özbay'a Allah'tan Rahmet ailesine ve camiamıza baş sağlığı dileriz. https://t.co/568Ue3bIPa
RT @profdrhalukkoc: Rusya Fed.Ank B.elçisi Aleksey Yerhov;1820-1870 yıllarında her türlü eziyet,baskı ve zorla topraklarından sürdükleri Ka…
https://t.co/z2AVKFGjVf
Adıge Cumhuriyeti'nin Kuruluş Yıl Dönümü Kutlu Olsun https://t.co/10PUan3hJA
Follow Çerkesya on Twitter

Post Gallery

Çerkes Parası ve Kaffed'in Kozmik Aklı

Çerkeslerin Mitolojik Kahramanı Nart Sosruko Mobil Oyun Oluyor

Eski Kafkas halkları, Amerikan yerlileri ve Sibirya halklarıyla akrabaymış

Belgesel Film Gösterimi-Çerkes Atının Öyküsü Şağdi

Hayriye Melek Hunç Anısına Kitap Günleri

Adıgey Halkı Anadilde Eğitim İstedi

Sarıkamış’tan Bir Şehit Öyküsü

Efsanevi Kabardey Atları Dörtnala Geri Dönüyor

Çerkes Kültürüne Son Bir Yaşam Alanı