23Temmuz 1908'de Meşrutiyetin ilan edilmesiyle birlikte Osmanlı'da tüm toplum kesimleri hızlı bir örgütlenme sürecine girdi. Yüzlerce dernek kuruldu, yayın çıkartıldı.

Çerkes İttihad ve Teavün Cemiyeti de bu dönemde 17 Kasım 1908 (4 Teşrinisani 1324) tarihinde kuruldu.1

Kafkasya ve Kafkasyalılar'a hizmeti gaye edinen Cemiyet kendine bu eksende geniş bir faaliyet alanı oluşturdu:

- 1911-1914 yılları arasında Ğuaze adında Türkçe-Çerkesçe bir gazete yayınladı,

- Batı ve Orta Kafkasya'da okullar açtı,

- Alfabe çalışmaları yaptı,

Bunların yanısıra,

- İstanbul’da okuyan Kafkasyalı göçmen çocuklarına yardım için “İstanbul'da Kafkasyalılar Arasında Neşr-i Maarif Cemiyeti” (İstanbul'da Kafkasyalılar Arasında Eğitimi Yayma Derneği) (1914),

- Çarlık Rusyası'na karşı özgür Kafkasya gayesine yönelik çalışan “Kafkasya İstiklal Komitesi” (1915 ?), “Türkiye’deki Kuzey Kafkasya Siyasi Göçmenleri Komitesi” (1916), “Şimali Kafkasya Cemiyeti” (1918),

- Çerkes çocuklarına kendi dillerinde eğitim verecek kurumları oluşturması için“Çerkes Kadınları Teavün Cemiyeti”(Çerkes Kadınları Yardımlaşma Derneği)(1919),

- Osmanlı ülkesindeki Kafkasyalıların bilimsel ve ekonomik kalkınması için “Kafkas Teali Cemiyeti” (Kafkas Yükselme Derneği)(1920)... gibi cemiyetlerin kurulmasına da ön ayak olmuştur.2

ÇERKES KADINLARI TEAVÜN CEMİYETİ

Çerkes İttihat ve Teavün Cemiyeti için Çerkes okulları önemli bir konuydu.Cemiyet Kafkasya'daki okulların açılması ile doğrudan ilgilenmişti, Türkiye'de kurulacak okullarla ise yeni kurulacak Çerkes Kadınları Teavün Cemiyeti(ÇKTC) ilgilenecekti. Çerkes Kadınları Teavün Cemiyeti, Şimali Kafkas Cemiyeti gibi Çerkes İttihat ve Teavün Cemiyeti'nin bir kolu olarak kuruldu. Bu cemiyetin kurulmasına Çerkes İttihat ve Teavün Cemiyeti'nin kurucularından Met Çunatuka İzzet Paşa öncülük etmiştir. 3

Çerkes Kadınları Teavün Cemiyeti (ÇKTC) resmi olarak 18 Mayıs 1919 tarihinde 102 numaralı Dahiliye İlmuhaberi'yle kurulmuştur.4 ÇKTC'nin kuruluş tarihini “1918 yılı, Eylül başları” 5 olarak ifade eden Dr. Vasfi Güsar muhtemelen Cemiyet'in faaliyetlerine gayr-ı resmi olarak başladığı zamana işaret etmektedir.

Dr. Vasfi Güsar'ın verdiği bilgilere göre6 Cemiyetin kurucuları, idealist beş hanımXunce Hayriye Melek7, Berzek Makbule8, Zalique Emine Reşit9, Pekhu Seza Polar (Üçer)10 ve Ulagay Faika hanımdır.11

Cemiyet'in gayesi Kuruluş Nizamnamesi (Bkz: EK-1)'nde, “Derneğin gayesi, Çerkeslerden yardıma muhtaç olanlara yardım etmek, kız ve erkek çocukları, kuracağı yetimevleri, okullar ve işevlerinde (daru's-sınae) korumak ve aynı zamanda ulusal kültürü geliştirmektir.12 şeklinde ifade ediliyor.

ÇKTC bunun yanısıra meslek kursları düzenleyerek muhtaç insanları yoksulluktan kurtarmayı da hedefleri arasında saymaktadır (Madde 4).

Bu gayeye ulaşmak için de konser, konferans, tiyatro gösterileri düzenlemeyi, basılı yayın yayın yapmayı ve herkese açık kütüphane kurmayı (Madde 5) planlamaktadır.

Cemiyet fırsat doğduğunda taşrada Cemiyetin şubeleri ile okullar açmak niyetindedir (Madde 2 ve 5).

Tüm bunlar için gereken finansmanı, üye aidatları, konser, müsamere, geziler ve her tür bağış, piyango ve sergi gelirlerinden karşılamayı planlamaktadır (Madde 7).

Yıllık olarak ayda 20 kr taahhüdde bulunan herkes de derneğe üye olabilmektedir (Madde 8).

Derneğin Yönetim Kurulu dışında 12 hanımdan oluşan bir Diyane Kurulu'nun bulunması ilginçtir (Madde 9). Diyane Kurulu'nun fonksiyonu Cemiyet nizamnamesinin 12. maddesinde, “Diyane kurulu dernek tüzüğünün bekçisi (nigehbânı) ve derneğin düzenleyicisidir” şeklinde ifade edilmektedir. Met İzzet, cemiyetin yayın organı Diyane dergisine yazdığı makalesinde Diyane Kurulu'nu,“Thamate heyet-i aliyesi” (Thamateler yüksek heyeti) olarak tanımlamakta ve şunları kaydetmektedir:

“Şayan-ı dikkattir ki, cemiyet-i muhteremenin nizamnamesinde hey'et-i idarenin fevkinde olmak üzere bir Diyâne heyet-i aliyesinin vücuda getirilmesi dahi tasavvur edilmiş ve bu suretle teşkilât-ı esasiyesi'nde millî anananeye riayet olunmuştur. Şimali Kafkasya Cemiyeti'nin nizamnamesinde dahi buna mukabil bir Thamate hey'eti aliyesi vardır.”13

Cemiyet, nizamnamesinde öngördüğü gibi kısa bir süre sonra İstanbul'da bir okul açmış,Diyane (Anamız) adlı bir kısmı Çerkesce bir kısmı Osmanlıca dergi çıkartmış, hemşehrilerine yönelik çeşitli yardım faaliyetleri organize etmiştir.

Çerkes Numune Mektebi

Cemiyetin birincil kuruluş amacı Çerkes çocuklarının anadillerinde eğitim almalarını sağlamaktı. Dernek kuruluşundan yaklaşık bir yıl sonra 14 ilk hedefine ulaşarak, Beşiktaş Akaretler'de 52 numaralı binada15 bulunan ve yöneticiliğini Galatasaray Lisesi öğretmenlerinden Mustafa Butba (Abaza) ile yine hemşerilerimizden Halid beyin yaptığı16, mütareke yıllarının özel koşulları nedeniyle mali durumu biraz bozulmuş ve kapanmak üzere olan “Inas Terakki Mektebi” (Kız Gelişim Okulu)17'ne talip olmuştur. Okulun ismi “Çerkes Numune Mektebi”ne çevrilip ilden izin alınarak bina vakıf idaresinden kiralanmış ve Cemiyetin veznedarlığını yürüten Seza Pekhu da mektebin müdiresi seçilmiştir.18

“Çerkes Numune Mektebi 6 sınıflı özel bir okuldu. İlk ve ortaokul dengindeydi. Okulun diğer okullardan bir ayrılığı Türkiye’de ilk kez kız ve erkek öğrencilerin bir çatı altında birlikte ders görmeleri olmuştu.

Ayrıca 4-6 yaşlar arasında bulunan kız ve erkek çocuklar için de bir ana sınıfı eklenmişti. Bu da Türkiye’de görülmemiş bir şeydi. 


Üçüncü bir özelliği de islam dünyasında ilk kez olarak latin harfleriyle yazı yazan bir müslüman ulus olmasıdır.

İlk ve ortaokul dengi olan bu özel örnek okulun öğrenci sayısı 150-180 idi ve dershanelere 25-30 öğrenci sokuluyordu.

Okulda Çerkes olanlar çoğunlukta, öğrenimin çoğu Çerkesce, yazılar Çerkes Teavun Cemiyeti’nin kabul ettiği latin harfli alfabe ileydi. Çerkesce bilmeyenler, Çerkesce'yi başarıyor ve öğreniyorlardı.

Yöneticilerin en büyük amacı okulu tam yatılı bir okul biçimine sokmaktı. Bunun ıçin de çalışıyorlardı.”19

Okulun Eğitim ve İdari Kadrosu

Öğrencilerden alınan okul aidatı kiraya, gerekli giderlere, birkaç yönetici ve öğretmene aylık olarak verilirdi. Aylık alan pek azdı. Çoğunluk ücretsiz ders verirdi.

Okulun başöğretmenliğine Lami Cankat getirildi. 

Müdire Seza Hanım coğrafya dersini Türkçe, Lami Cankat dil derslerini ve Kafkas tarihi ile coğrafyasını Çerkesçe olarak veriyordu.
Öğretmen Hilmi Tsey Çerkesce edebiyat, şiirler, ğıbzeler ve dersler gösteriyordu.

Öğretmen Zekiye Venje hanım (sonradan İsmail Berkok ile evlendi) iki sınıfta Türkçe dersi öğretmeniydi.

Öğretmen okulu mezunu İhsan Bey de yönetim ışleri ile görevlendirilmişti. 

Uzunyaylalı bir hemşerimiz de ayrıca öğretmenlik yapıyordu.

Fransızca dil öğretmenliğini Lozan Üniversitesi'nden mezun Lütfullah Şav(sonradan Türkiye’nin Suudi Arabistan Elçisi oldu), resim dersini ünlü ressamNamık İsmail Zeyf (istanbul güzel sanatlar akademisi kurucusu olan Namık İsmail Zeyf) veriyorlardı. Namık İsmail profesör olunca yerine Muhsin beyhemşerimiz getirilmişti.

Çerkesce dil ile tarih ve coğrafya derslerini Çerkesce olarak öğretmen Blenaw Harun üzerine almıştı.

Müzik dersi öğretmenliğini Prof. Hege yapıyor, Uzunyayla ve Gönen’den getirtilen Çerkes müzisyenlerin çalgılarıyla uğraşıyor, notalar topluyor, armonize ederek piyanoda çalıyor ve dersler veriyordu. Çerkes ulusal müzik çalgısı pşıne bunlara ekleniyordu.
Avukat Şemi Time20 Çerkesce telaffuz eğitimi ile uğraşıyor, solfej öğretmenliğini Galatasaray Lisesi Müdürü Sati bey’in üvey annesi İkbal hanım -ki kendisi Çerkes- veriyordu.

Okulun dikişhanesini Anzavur’un kızı Saime Beşuk hanım yönetmekteydi.

Okulun jimnastik ve beden eğitimi derslerini Şam ve Edirne Askeri Liseleri beden eğitimi öğretmenliğinden emekli binbaşı Sait Nexuş bey yüklenmişti. Trapezler, halkalar, paraleller ve diğer jimnastik oyunları gösteriliyordu. 

Öğrencilere bir Ermeni kızı Meliha polka, mazurka, kadril, vals gibi o dönemin modası olan oyunları gösteriyor, hep birlikte oynuyorlar, müzik de bunlara katılıyordu.

4-6 yaşlarında olup ana sınıfta bulunan küçüklerin başında İffet hanım bulunur, anne gibi onlarla uğraşırdı.” 21

CEMİYETİN VE OKULUN KAPATILMASI

İsviçre’de Türkiye ve yabancı devletler arasında yapılan Lozan Konferansı'nda İngiliz Dışişleri Bakanı Lord Curzon ile Türk Delegasyonu Başkanı İsmet İnönüarasında Türkiye’deki “azınlık” konusunda uzun tartışmalar olmuş, CurzonÇerkesler'in de azınlık hakkından yararlanmasında üstelemiş, Dışişleri Bakanı İsmet Paşa “Çerkesler öz kardeşimizdir. Onları hıristiyan ve museviler gibi bizden ayrı göremeyiz, ayıramayız “ demiş, tartışmalar bir hayli sertleşmiş ve sonunda 24 Temmuz 1923'de imzalanan “Lozan Antlaşması“nda Çerkesler'e azınlık hakkı tanınmamıştır.
Bir ay sonra da, “Çerkes İttihat ve Teavün Cemiyeti” ile “İstanbul Çerkes Kadınları Cemiyeti” kapattırıldı.

Çerkes Örnek Okulu'nun kapatıldığına dair Milli Eğitim Bakanlığı’nın İstanbul Maarif Müdürlüğü’ne 5 Eylül 1923 tarihinde bildirdiği kararı da bilahare okul müdürlüğüne tebliğ edildi.

Böylece Osmanlı Hükümetinin olumluluğu ve emri ile açılmış olan okul, yeni Türk hükümetinin olumsuzluğu ve emri ile kapandı. Öğrenciler ana ve babalara teslim edilmek üzere gönderildi. Okulun eşyaları satılıp, daha önce de İngiltere’nin emri ile kapatılmış olan Şimali Kafkasya Cemiyeti’nin korunmuş olan bütün evrak ve dosyaları Nazmi Paşa’nın Maçka Caddesi'ndeki evine taşınmıştı. Bu duruma çok üzülen Seza Hanım Milli Eğitim Müdürü Saffet bey ile görüşürken, Saffet bey, “Şimdi yangın var, okuldan çok memnunuz, belki sonra açarız” diyerek Seza hanımı avutmuştu. Okulun kapatılmasına çok üzülen öğrenci velileri, Seza hanımagelmişler ve “Bu okul gerçekten başka bir okul, biz başka bir okul (doğal olarak bir Türk okulu) açalım, yönetimini siz üzerinize alırsınız” demişler, fakat Seza Hanımricalarını kabul etmeyeceğini bildirmişti. Birkaç gün sonra Seza Hanımtutuklanarak, İstanbul Polis Müdürlüğü’ne, daha sonra Ankara’ya gönderilerek gözaltına alınmış, birkaç ay sonra güçlükle yakasını kurtarmıştı.”22

Aradan iki yıl geçtikten sonra “25 Kasım 1925 tarihinde çıkan Şapka Yasası’ndan biraz önce, 23 Ağustos 1925 günü emekli General Nazmi Paşa ile General Doktor İsa Ruhi Paşa ve arkadaşları “Bunların Çerkes beyleri üzerine etkisi çoktur. Nazmi Paşa da dindar bir kişidir” kaydı ıle tutuklanmışlar, evleri basılmış,Nazmi Paşa’nın evindeki kitaplar, Şimali Kafkas Cemiyeti ile özel okulun bütün evrakı, kitapları, çuvallara doldurulup Ankara’ya götürülmüştür. İsa Ruhi Paşa’nın bulunduğu Ankara Merkez Komutanlığı’nda hapsedilmiş, yedi ay süre İstiklal Mahkemesi’nde, Kılıç Ali, Kel Ali dedikleri iki Ali ve Süreyya BeylerMahkemesi’nde yargılanmışlar ve salıverilmişlerdir23 ama bütün o evrak ve kitapların hiç birisi geri verilmemiş, yakılmış, yok edilmiştir.”24

DİYANE

Çerkes Kadınları Teavün Cemiyeti, Diyane (Anamız) isimli 12 sayfası eski harflerle Osmanlıca, 4 sayfası ise latin harfleri ile Çerkesce olan bir dergi de yayınlamıştır. 1. sayısı 12 Mart 1336 (1020) tarihinde çıkan derginin 2. sayısının çıkıp çıkmadığı bilinmemektedir. 


“Çerkes Kadınları Teavün Cemiyeti'nin Naşir-i Efkarıdır (fikrini yayar)” ibaresiyle yayınlanan derginin künyesinde, Seza Poh25 imtiyaz sahibi, Hayriye Melek Xunç başyazarı gözükmekte, idare yeri de“Beşiktaş'ta Akaretler'de Çerkes Kadınları Teavün Cemiyeti" şeklinde belirtilmektedir. Ayrıca aynı bölümde “Onbeş günde bir neşr olunur, ilmi, içtimai, edebi mecmuadır”ifadeleri yer almaktadır.

Derginin bu ilk sayısında Osmanlıca olarakHayriye Melek Xunç'un “Diyane'nin İşi, Amacı”, Seza Pekhu'n “Sosyal Yaşamda Kadının Rolü”, Met İzzet'in “Diyane, Nam-ı Diğerle 'Milletin Anası' ”, Blenaw Batuk'un “Ulusal Dilin Bilim ve Uygarlıktaki Önemi”, Cankat Lewstenbi'nin “Xabze” ve “Çerkesçe Gramer Kitabının Sayın Yazarına” başlıklı yazıları; Adigece olarak da Hayriye Melek Xunç, Tıme Seyin, Cankat Lewstenbi ve Blenav Batuk'un yazı ve şiirleri yer almaktadır. 26

Derginin bilinen orijinal iki nüshasından biri Mehmet Şevket Eygi özel koleksiyonunda27, diğeri Hakkı Tarık Us Kütüphanesi'nde bulunmaktadır.

 

  

 

NOTLAR                                             

1 Elmas Zeynep Aksoy, Toplumsal Tarih, Eylül 2003, No:117, s. 101

2 www.samsunbkd.org, Çerkes İttihat ve Teavün Cemiyeti maddesi

3 Elmas Zeynep Aksoy, Toplumsal Tarih, Eylül 2003, No:117, s. 101

4 Yavuz Selim Karakışla, Çerkes Teâvün Cemiyeti (1919), Toplumsal Tarih, Cilt: XV, Sayı:88, Nisan 2001

5 Dr. Vasfi Güsar, İstanbul Çerkes Kadınları Teavün Cemiyeti, Kafkasya Kültürel Dergi, Ankara, 1975, Sayı: 48

Dr. Vasfi Güsar, İstanbul Çerkes Kadınları Teavün Cemiyeti, Kafkasya Kültürel Dergi, Ankara, 1975, Sayı: 48

7 Hunce Hayriye Melek: (Başkan)1896 yılında Manyas'ın  Hacıosman (Huncehable) köyünde doğdu. Istanbul'da "Notre Dame de Sion" Fransız lisesini bitirdi. Meşrutiyetin ilanından sonra (1908) kadınlara yönelik olarak yayınlanan “Mehâsin” (Güzellikler, 1908-1909), "Musavver Kadın" (1911) ve "Türk Yurdu" dergileri başta olmak üzere çeşitli dergi ve gazetelerde yazıları ve şiirleri yayınlandı. "Çerkes İttihad ve Teavün Cemiyeti"nin organı olarak İstanbul'da Türkçe- Adigece yayınlanan "Qhuaze" (Rehber, 1911-1914) gazetesinde yazılar yazdı. Bu derneğin ve daha sonra ku­rulan "Şimali Kafkas Cemiyeti"nin Sosyo-kültürel çalışmalarında görev aldı. Kafkas sürgünlerinin tarihinde özel bir yeri olan "Çerkes Kadınları Teavün Cemiyeti'nin (İstanbul, 1919-1922) kurucuları arasında bulunarak bu derneğin başkanlığını yaptı. Dernek organı olarak Türkçe-­Adigece yayınlanan "Diyane" (1920) adlı derginin de başyazarıydı.

Sürgündeki Kafkasyalıların Sosyo-kültürel yaşamına önemli katkıları bulunan Met Yusuf Izzet Paşa ile(1919), onun ölümünden sonra da Prof. Aytek Namitok'la(1931) ev­lenmiş bulunan Hayriye Melek Hanım'ın, özellikle Prof. Na­mitok'un ve onun çalışma arkadaşı Prof. George Dumezil'in Kafkasoloji konusundaki çalışmalarına önemli yardım ve katkıları olmuştur. Türkçe ve Fransızca’dan başka Adige-­Vubıh-Abhaz dillerini de biliyordu. Çerkesler’in ilk kadın ya­zarlarından biri, belki de birincisi sayılabilir. Kitap halinde yayınlandığını bildiğimiz iki eseri vardır: "Zühre-i Elem" (Elem Kızları, roman, İstanbul 1910), "Zeynep" (Roman; İstanbul 1926 ). 1963 yılında İstanbul'da vefat etti. (Sefer E. Berzeg, Kafkas Diasporasında Edebiyatçılar ve Yazarlar Sözlüğü, Samsun-1995)

8  Berzeg Makbule Kansu:Mustafa Kemal'in yakın çalışma arkadaşlarından Mazhar Müfit Kansu'nun eşidir. ( Bkz: Dr Vasfi Güsar, Kafkasya Kültürel Dergi, Ankara, 1975, Sayı: 48) Çerkes Örnek Okulu'nun kapatılmasından sonra Kurtuluş Savaşı'mızın devam ettiği 1920'li yıllarda Keçeciler Caddesinde Akşemseddin Mescidi yanındaki iki katlı ahşap binada iki sınıflı "Fatih 19. Okulu" olarak öğretime başlayan Hırka-i Şerif İlköğretim Okulu'nun çekirdek kadrosunu da Makbule Hanım kurmuştur. (Bkz: Hırka-i Şerif İlköğretim Okulu Facebook sitesi)

9 Zalique Emine Reşid: (Sekreter) Emekli General Reşit Paşa’nın hanımıdır. Hakkında fazla bilgi sahibi olmadığımız Emine Hanım'ı Dr. Vasfi Güsar, “Konuşkan, bilgili, erkek gibi bir hanım” olarak tasvir etmektedir.

10 Pekhu Hatice Seza Polar (Üçer):(Veznedar) O tarihte Üniversite öğrencisi olan Seza hanım General Nazmi Paşa ile Melek Hanım'ın kızıdır. Çerkes Numune Mektebi'nin müdiresi ve coğrafya hocasıdır. Bir evlilik yapmış, eşi General Hakkı Üçer'in vefatı ile erken yaşta dul kalmıştır. Çocuğu olmayan Seza Hanım 20.11.1990 tarihinde vefat etmiş, Zincirlikuyu Mezarlığı'na defnedilmiştir. (Milliyet Gazetesi 21.11.1990, ölüm ilanı)

11 Ulagay Faika: Mısırlı Çerkes İshak Paşa’nın eşidir.

12 Gurbetteki Kafkasya’dan Belgeler, Sefer E. Berzeg, Şafak Matbaası, Ankara 1985

13 Met İzzet (Çünotüko), Diyane, No:1, 12 Mart 1336 (M.1920), s.1

14 Met İzzet (Çünotüko), Diyane, No:1, 12 Mart 1336 (M.1920), s.1

15 http://www.kafkasevi.com/index.php/printpage/index/article/44/0

16 Dr. Vasfi Güsar, İstanbul Çerkes Kadınları Teavün Cemiyeti, Kafkasya Kültürel Dergi, Ankara, 1975, Sayı: 48

17 Kafkasya Hatıraları, Mustafa Butbay, Haz: Ahmet Cevdet Canbulat, sf: 5, Türk Tarih Kurumu Basımevi, 1990 Ankara.

18  Dr. Vasfi Güsar, İstanbul Çerkes Kadınları Teavün Cemiyeti, Kafkasya Kültürel Dergi, Ankara, 1975, Sayı: 48

19 Dr. Vasfi Güsar, İstanbul Çerkes Kadınları Teavün Cemiyeti, Kafkasya Kültürel Dergi, Ankara, 1975, Sayı: 48

20  Hüseyin Şemi Tümer. Şiirlerinde Seyin Time mahlasını da kullanmıştır.

21 Dr. Vasfi Güsar, İstanbul Çerkes Kadınları Teavün Cemiyeti, Kafkasya Kültürel Dergi, Ankara, 1975, Sayı: 48

22 Dr. Vasfi Güsar, İstanbul Çerkes Kadınları Teavün Cemiyeti, Kafkasya Kültürel Dergi, Ankara, 1975, Sayı: 48

23 Vasfi Güsar İsa Ruhi Paşa'nın "Çerkes Nümune Mektebi"nin kapatılmasıyla bağlantılı yargılandığını vurgulamakta ise de, bunu teyid edecek bilgiler bulunmamaktadır. 1925'deki tutuklama Kiraz Hamdi Paşa'nın önderlik ettiği "Tarikat-ı Salahiye" cemiyetine mensup olma gerekçesine dayalıdır. Ankara İstiklal Mahkemesi'nde bu davada 72 kişi yargılanmış; 11 kişi için idam kararı verilmiş, sanıkların altısı 15'er, yedisi 10'ar, sekizi 5'er yıla mahkum edilmiştir. 15 Ağustos 1925 günü yapılan duruşmada beraat eden 36 kişi arasında İsa Ruhi Paşa ve Mikail Halil de bulunmaktadır. (Alıntı: M. Aydın Turan, Kafkasya Dağlıları Halk Partisi (1926-1940), www.kafkas.org.tr)

24 Dr. Vasfi Güsar, İstanbul Çerkes Kadınları Teavün Cemiyeti, Kafkasya Kültürel Dergi, Ankara, 1975, Sayı: 48

25 Latin alfabesiyle doğruya yakın yazılış “Pekhu” olmalıdır.

26 Diyane, (Başlıklar Türkçeleştirilmiş Baskıdan alınmıştır), Osmanlıcadan Çeviri: Fikri Tuna, As Yayın-2004

27 M. Ertuğrul Düzdağ, Cariyeler, Zaman Gazetesi, 1 Şubat 1988

EK-1                  

ÇERKES KADINLARI TEÂVÜN CEMİYETİ NİZAMNAMESİ

I. Genel Maddeler

Madde 1. Merkezi İstanbul'da olmak ve sonradan gereken yerlerde şubeler

açılmak üzere "Çerkes Kadınları Teavun Cemiyeti" adlı bir dernek kurulmuştur.

Madde 2. Derneğin gayesi Çerkeslerden yardıma muhtaç olanlara yardım etmek, kız ve erkek çocukları kuracağı yetimevleri, okullar ve işevlerinde (daru's-sınae) korumak ve aynı zamanda ulusal kültürü geliştirmektir.

Madde 3. Kurulacak yetimevleriyle, okullarda eğitim Türkçe ve Çerkesce olacağı gibi yabancı diller de öğretilebilecektir.

Madde 4. İşevlerinde dokumacılık, terzilik, nakış, gümüş işleri öğretilerek hem ulusal sanayii canlandırmak ve hem de kadın ve erkeklerden çaresizlik ve yokluk içinde kalanları kişisel çalışmalarıyla yokluktan kurtarmak ve kişisel girişimi genelleştirmektir.

Madde 5. Dernek gayeye ulaşmak için konserler, konferanslar, müsamereler düzenleyecek, gazeteler, broşürler ve kitaplar yayınlayacak ve kütüphane kuracak, kütüphane herkese açık bulundurulacaktır.

Madde 6. Dernek birinci maddede belirtildiği gibi taşralarda şubeler açacağı gibi olanak doğunca ilkokullar da açacaktır.

Madde 7. Derneğin geliri üye ödentileri, konser, müsamere, geziler ve her tür bağışlar ve piyango ve sergi gelirleridir. Gereğinde gelir sağlamak için taşınır ve taşınmaz mallar alabilir.

Madde 8. Dernek faal ve doğal üyelerden oluşmuştur. Senelik, ayda yirmi kuruş taahhüdatda bulunan her kişi derneğin üyesidir.

II. Örgütlenme

Madde 9- Derneğin işleri gerekirse on iki hanımdan oluşan Diyane Kurulu yani bir merkez kurulu ile yine yedi veya on iki hanımdan oluşan bir yönetim kurulu tarafından yürütülecektir.

Madde 10. Her iki kurul dernek üyelerinden oluşan kongre tarafından gizli oy ile seçilecektir. Genel kurul tarafından seçilen bu kurullar yine gizli oy ile her kurul için birer başkan (reise) birer ikinci başkan (reise-i saniye) ve birer kâtip seçecekler ve yönetim kuruluna seçilen kâtip derneğin sorumlu kâtibi olacak ve yönetim kurulunda seçilmiş bir veznadar bulunacak ve bu kurullar bir yıl süreyle görev yapacaktır. Bu kurullar gelecek yılda seçilmek hakkına sahiptir.

III. Görevler

Madde 11. Yönetim kurulu derneğin yürütme kurulu olup mutlaka haftada bir kez toplanarak derneğin işleri ile uğraşacaktır. Başkanın göstereceği gerek veya sorumlu kâtipden gelecek çağın üzerine daha sık toplanabilir. Üç defa özürsüz olarak gelmeyen üye istifa etmiş sayılarak derhal bir diğeri seçilir.

Madde 12. Diyane kurulu dernek tüzüğünün bekçisi (nigehbânı) ve derneğin düzenleyicisidir. On beş günde bir toplanarak, yönetim kurulu gibi o da derneğin işlerinin yürütülmesine gözcü ve yardımcı olacaktır. Gereğinde daha sık toplanır ve üç defa özürsüz olarak gelmeyen üyeyi istifa etmiş sayarak yerine bir diğerini seçer.

Madde 13. Derneğin tüm kararlan Derneğin resmi mührüyle mühürlenecek ve resmi mührün yanında sorumlu kâtibin imzası bulunacaktır.

Madde 14. Derneğin hükümete karşı murahhası yönetim kurulu başkanı (reisesi) ile sorumlu kâtiptir.

Madde 15. Derneğin harcamaları yönetim kurulu kararı ile ve sorumlu kâtibin imzasıyla yapılacaktır.

Madde 16. Derneğin işlerinin hesabından yönetim kurulu başkanı ile sorumlu kâtip ve veznedardan meydana gelen kasa kurulu yönetim kuruluna karşı sorumlu olduğu gibi yönetim kurulu üyeleri de Diyane kurulu'na, Diyane kurulu da kongre kuruluna karşı sorumludur.

Madde 17. Her yıl sonunda yönetim kurulundan gelecek çağn üzerine toplanacak kongre derneğin hesabını inceleyecek ve gelecek yıl bütçesini düzenleyecek ve onaylayacaktır.

Madde 18. Dernek gereği halinde görevli memurlar çalıştıracaktır.

Madde 19. Dernek bütün taahhütler ve bağışlar karşılığında makbuzlar verecektir.

Ek: Gereğinde kongre karanyla tüzük değiştirilebilir.

İçişleri Bakanlığı'nın 18 Mayıs 1335 ve 102 numaralı ilmühaberiyle kurulmuştur.

(Sadeleştirilmiş metin “Sefer E. Berzeg, Gurbetteki Kafkasya'dan Belgeler -Ankara 1985” adlı kitaptan alınmıştır.)

Abuk Ahmet Paşa

Kasım 26, 2018

Abuk Ahmet PaşaKafkasya'nın Kabardey yöresinden Anadolu'ya göç eden bir Çerkes ailesinin çocuğu olarak 1857 yılında Uzunyayla'da doğdu. Harbokulu'nu 1879 ve Harp Akademisi'ni 1881 yılında bitirdi. Kurmay Binbaşı rütbesiyle Osmanlı Devleti'nin

17 Kasım 1908 (4 teşrin-i sani 1324) tarihinde İstanbul’da kurulan Çerkes İttihad ve Teavün Cemiyeti’nin temeli aynı yılın Ağustos ayında İmam Şamil’in oğlu Gazi Muhammed Fazıl Paşa’nın Koska da bulunan konağında atılmıştır. ÇİTC’nin başkanlığını ölünceye kadar (30 Ekim 1916) Therkhet Ahmed Cavid Paşa yürütmüştür.

Cemiyetin kurucuları arasında; Ahmet Cavit Therkhet Paşa, Mareşal Merted Abdullah Paşa, Mareşal Berzeg Zeki Paşa, Loh Ahmet Hamdi Paşa, Ahmet Mithat Efendi (Hagur), Gazi Muhammed Fazıl Paşa (İmam Şamil’in Oğlu), General Pooh Nazmi Paşa, General Şhaplı Osman Paşa, Met Çunatuko İzzet Paşa, İsmail Berkok, Shaplı Hüseyin Tosun, Mehmet Fetgerey Şoenu gibi o dönemin üst düzey sivil ve askeri bürokratları ve aydınları bulunuyordu.

ÇİTC’nin ilk binası kuruluş çalışmalarının yapıldığı Gazi Muhammed Fazıl Paşa’nın Koska da bulunan konağıdır. Dernek Koska’daki binadan sonra 1913 yılında Aksaray’da bahçe içinde bir yapıya geçmiştir. 1917 yılına kadar bu binada faaliyet gösteren ÇİTC daha sonra Fatih Sarıgüzel’de satın alınan bir binaya taşınmıştır. Fakat bu bina uzun ömürlü olmamış, 1918 yılında 7500 binanın yandığı Fatih yangınından ÇİTC’nin binası da büyük hasar görmüş, derneğin eşyaları ve kitaplığının büyük bir bölümü yok olmuştur. Dernek son olarak Divanyolu’ndaki bir yapıya taşınmış kapatılıncaya kadar bu binada hizmetini sürdürmüştür.

Çerkes İttihad ve Teavün Cemiyeti’nin faaliyetleri kültürel, sosyal ve eğitim projelerinden ve politik çalışmalardan oluşuyordu. Cemiyet 10-11 yıl boyunca hem Osmanlı Kuzey Kafkas diasporasına yön verdi hem de Kuzey Kafkasya’da yeniden yeşermeye çalışan kültürel ve politik uyanışa destek oldu. ÇİTC’nin en göze çarpan bir özelliği de çok farklı politik görüşlere sahip Kuzey Kafkasyalı aydın ve bürokratları bir arada tutabilmesiydi.

Çerkes İttihad ve Teavün Cemiyeti’nin ilk kuruluş yıllarında faaliyetlerinin çoğu kültürel, sosyal ve eğitim projelerinden oluşuyordu. Öncelikle Therkhet Ahmed Cavid Paşa, Met Çunatıko Yusuf İzzet ve Blenavko Bateko Harun vb. aydınların görev aldığı alfabe ve tarih komisyonları oluşturuldu. Therkhet Ahmed Cavid Paşa’nın 1897 yılında litografla ve gizlice bastırmış olduğu Arap alfabesine dayalı Adige Alfabesi 1909 ve 1910 yıllarında iki kez daha bastırıldı.

Çerkes İttihad ve Teavün Cemiyeti’nin ilk çalışmalarından birisi de haremdeki Çerkes cariyelerin 1909 yılında saraydan çıkartılması köylerine, ailelerine geri dönmelerinin sağlanmasıydı. Bunun için Müşir Fuat Paşa’dan yardım istemiştir. Paşa II. Abdülhamite dargın olduğundan İngiliz Elçiliği Müsteşarı Fiç Moris’i araya sokmuştur. Yapılan girişimler sonucunda haremdeki Çerkes kızları saraydan çıkartılıp, ailelerinin yanlarına dönmeleri sağlanmıştır.

Çerkes İttihad ve Teavün Cemiyeti’nin 1910 yılındaki en dikkat çekici çalışması hem Osmanlı ülkesinde hem de anavatan Kuzey Kafkasya’da okullar açmasıdır. Bunların ilki Çerkes Teavün Mektebi’dir. Cemiyet, 30 Ocak 1910 tarihinde Maârif Nezareti’ne başvuruda bulunulmuş, istek 30 Nisan 1910 tarihinde Şura-yı Devlet kararıyla onaylanmış ve 1 Mayıs 1910 tarihinde resmi olarak açılmasına izin verilmiştir. Çerkes Teavün Mektebi’nin müdürlüğünü de Therkhet Ahmed Cavid Paşa üstlenmiştir.

Öncelikli olarak kimsesiz ve fakir Çerkes çocuklarına talim ve terbiye vermek için kurulan Çerkes Teavün Mektebi, okulun toplam mevcudunun yarısını geçmemesi ve ders ücretlerini ödemeleri koşuluyla dışarıdan öğrenci de kabul etmiştir. Kabasakal İshakpaşa Mahallesi’nde bulunan okul binası geniş bahçeli, 250 öğrenci kapasiteli ve 50 karyola sığabilecek büyüklükteydi. Çerkes Teavün Mektebi 1913 yılı eğitim ve öğretim yılının sonuna kadar hizmet vermeye devam etmiştir.

Çerkes Teavün Mektebi’nin eğitim kadrosu, Dağıstanlı Seyyid Tahir Efendi, Yusuf Suad Neguç, Aziz Bey, Hasan Bey, Tevfik Talat Bey ve Lütfullah Bey’dir. Çerkes Teavün Mektebi, Adige alfabesinin ilk kez kullanıldığı kurum olmuştur. Adige öğrencilere; resmi müfredat dışında anadillerinde eğitim verilerek, kendi dil ve kültürlerini unutmamalarına özen gösterilmiştir.

Çerkes İttihad ve Teavün Cemiyeti ayrıca ülke çapındaki Adige yerleşimlerinde, müfredatında Adige dilinin öğretimi de bulunan ilkokullar açtı. Cemiyet bununla yetinmedi ve anavatanı Kuzey Kafkasya’ya da uzandı. Batı ve Orta Kuzey Kafkasya’da okullar açılmasına yardımcı oldu. Bu okulların öğretmen, kitap v.b. ihtiyaçları karşılandı.

1910 yılı başlarında İbrahim Xızelt Kuzey Batı Kafkasya’ya gönderilen ilk öğretmen olmuştur. İbrahim Xızelt, Kuban bölgesinde Penexes köyünde altı sınıflı özel bir okul açılmasına öncülük etmiştir. Okuldaki dersler Adigece okutuluyor, üçüncü sınıftan itibaren Rusça dersler de veriliyordu. Yine bölgeye gönderilen öğretmenlerden olan Tletseruk Harun, Texhutemquay’da bir ilkokul açtı. Tletseruk Harun burada hem öğretmenlik hem de müdürlük yaptı. Aynı yıllarda bölgeye gönderilen Dığune Akif, Gusar Muhammed Zahed, Besleney Hafız Zekeriya, v.b. gönüllülerde Adige halkının eğitimi ve milli bilinçlenmesinde etkin bir rol oynamışlardır.

Çerkes İttihad ve Teavün Cemiyeti, 1911 yılında Therkhet Ahmed Cavid Paşa’nın “Adige Yani Çerkes Lisanının Söylenişi Yazılışı” (İstanbul 1911) ve “Arab Cerf” (Arap Sarfı-Grameri) adlı Adigece-Türkçe iki de broşür yayınladı. Aynı yıl içinde Ğuaze (Adigecede “rehber”) adında dünyanın ilk Adigece-Türkçe süreli yayınını çıkarmaya başladı. Gazetenin ilk sayısı 2 Nisan 1911’de çıkmıştır. İmtiyaz sahibi ve başyazarı Yusuf Suad Neguç sorumlu müdürü ise Tevfik Talattır. İlk sayılarında Türkçe yayınlanan gazete Ağustos ayından sonra Türkçe ve Adigece olarak çıkmaya başlamıştır. Onbeşgünlük ve haftalık olarak çıkartılan 8 sayfalık gazete toplamda 57 sayı yayınlanmış, 1914 yılında başlayan Birinci Dünya Savaşı nedeniyle yazarların hemen hemen hepsi askere ve cephelere gittikleri için kadro yetersizliğinden kapanmıştır.

Ğuazenin en önemli misyonu imparatorluğun her yanında dağıtılarak tüm Kuzey Kafkasyalılar arasındaki iletişimi sağlamasıydı. Ğuaze gazetesinde kültürel, sosyal, siyasal, ekonomi alanında bir çok makaleler çıkmış, anayurttan haberler verilmiştir. Gazete Özgür Kafkasya için halkı heyecanlandırıyor, yayınları ile Özgür Kafkasya’yı hep gündemde tutuyordu. Gazetedeki yazarlardan bazılarının isimleri şöyledir: Therkhet Ahmed Cavid Paşa, Tahir Hayrettin Tleş, Hayriye Melek Hunç, Met Çunatıko Yusuf İzzet, İsmail Aziz Tutereş, Şemsettin Tleseruk, Dr. M. Ali Pçıhaluk ve Süleyman Tevfik Ajugueydir.

Ğuaze etkili yayınlarıyla Çerkes köleliğinin de kaldırılmasında etkili oldu. Nisan 1911’de “Ayan ve Mebusanlarına: Kölelik Aleyhinde” başlığı altında Ğuaze’de konuyla alakalı pek çok makale yayımlandı. Bu makaleler Çerkes köleliğinin yasal yollarla kaldırılması gerektiğini savunuyordu. Çerkes İttihad ve Teavun Cemiyeti üyeleri, mesajlarının iletilmesi için başka gazeteleri de kullandılar, sonuç almak amacıyla Bâbıâli’deki üst düzey Çerkeslere lobi faaliyetlerinde bulundular.

1913 yılında Kuzey Orta Kafkasya’ya, Kabardey bölgesine gönderilen Tsağo Ahmet Nuri, Dıgulıbğoy köyüne yerleşmiş eğitim ve kültürel çalışmalarına buradan başlamıştır. Tsağo Ahmet Nuri, burada yurtsever kişilerle ilişkiler kurmuş, İstanbul’dan gönderilen gazete ve kitapları yörede dağıtmış, Kafkasya’dan İstanbul’a haberler ve yazılar göndermiştir. Tsağo Ahmet Nuri, bir süre sonra Baksan’da açılmış bulunan dini okulda öğretmen olarak çalışmaya başlamıştır. Burada Adige çocuklarına anadillerinde Dilbilgisi, Adige Tarihi, Coğrafya ve Tabiat Bilgisi dersleri vermiştir.

Çerkes İttihad ve Teavün Cemiyeti, Kuzey Kafkasya’ya gönderdiği eğitimciler aracılığıyla 1911-12 yıllarında Yekaterinodar (Krasnodar)’da kurulduğu tahmin edilen “Çerkes Yardımlaşma Derneği” ve 1906 yılında Nalçik’te kurulan “Nalçik Yöresi Kabardeyleri ve Dağlıları (Balkarlar) Arasında Eğitim Yayma Derneği” ile irtibat halinde idi. Bu derneklerin Kafkasya’nın ve Adigelerin sosyo-kültürel tarihinde çok önemli bir rolü vardır. İlk Adige tiyatrosu çalışmaları yanında, milli, tarihi ve etnografik materyallerin toplanması gibi birçok çalışma, Pşımaho Kotse gibi bu derneklerin çevresindeki aydınlar tarafından başlatılmıştır.

Osmanlı İmparatorluğun 1914 yılında Birinci Dünya Savaşı’na girmesi, Çerkes İttihad ve Teavün Cemiyeti’nin çalışmalarının içeriğinde değişimlere yol açtı. Sosyo-kültürel çalışmaları sürdüren kadroların çok büyük bir kısmının savaşa katılması ve çeşitli cephelere dağılması bu çalışmaları sınırlandırdı. Ama yeni çalışmalarında kapısını açtı. Birinci Dünya Savaşı’nın kaotik ortamı işgal altındaki Kuzey Kafkasya coğrafyasında da genel anlamda tüm Avrasya bölgesinde de varolan statükoları sarsmaya başlamıştı. Kuzey Kafkasya politik anlamda kendine bir çıkış yolu aramaya başlamıştı. Anavatanın önüne çıkan bu fırsat ÇİTC içinde erken gelen ama yine de tarihsel bir fırsattı. ÇİTC’nin programına aldığı politik hedefleri Osmanlı Devleti’nin askerî ve stratejik planları ile de örtüşüyordu. Bu konjonktürel fırsat Babıali’nin yoğun politik ve finans desteğini de beraberinde getirdi.

Çerkes İttihad ve Teavün Cemiyeti bu döneme hedefledikleri faaliyet alanları için yeni örgütlenmelere giderek giriş yaptı. 1914 yılında ÇİTC’nin eğitim çalışmalarını sürdürmek ve İstanbul’da okuyan Kafkasyalı göçmen çocuklarına yardım etmek için İstanbul’da Kafkasyalılar Arasında Neşr-i Maarif Cemiyeti (Kafkasyalılar Arasında Eğitimi Yayma Derneği) kuruldu.

ÇİTC, 1915 yılında “Kafkasya Problemi”ni dünyaya anlatmak için Müşir Fuad Paşa başkanlığında diplomatik bir heyet oluşturdu. Bu heyet, Aralık 1915’te Azerbaycan ve Gürcistan temsilcileri ile birlikte “Kafkasya Komitesi” çatısında birleşerek İttifak devletleri (Almanya, Avusturya-Macaristan ve İtalya) nezdinde girişimlerde bulunmuşlar fakat somut bir sonuç alamamışlardır. İlk girişimlerin sonuçsuz kalması ve iç çatışmalardan dolayı komitenin pasifize olması, Kuzey Kafkasyalıları ayrı bir örgütlenmeye itmiştir. ÇİTC heyeti 1916 Haziran’ında “Türkiye’deki Kuzey Kafkasya Siyasi Göçmenleri Komitesi” adı altında çalışmalarını sürdürmeye başlamıştır. Komite’nin ilk çalışması, 27-29 Haziran 1916 tarihleri arasında Lozan’da düzenlenen ve “ezilen 23 halkın temsilcilerinin iştirak ettiği” “III. Milliyetler Konferansı”na katılmak olmuştur. Konferansa, “Komite”yi temsilen Seyyid Tahir, Aziz Meker, İsmail Bidanuk, Ahmed Saib ve Şamil Şhaplı vd. komite üyeleri katılmıştır.

Çerkes İttihad ve Teavün Cemiyeti bir yandan diplomatik çalışmalarını sürdürürken bir yandan da Kuzey Kafkasya ile olan ilişkilerini artırmaya da çaba göstermiştir. 1914 yılında yanı hayatına son vermek zorunda kalan Ğuaze gazetesinin başyazarı Avukat Yusuf Suad Neğuç 1917 Rus ihtilalinden sonra Kuzey Kafkasya’ya gönderilmiştir. Yusuf Suad Neğuç, Karadeniz kıyısındaki Adige (Şapsığ) köylerinde öğretmenlik yapmış, halkının kültürel ve politik çalışmalarına destek olmuştur.

Çerkes İttihad ve Teavün Cemiyeti, politik ve diplomatik çalışmalarını sürdüren “Türkiye’deki Kuzey Kafkasya Siyasi Göçmenleri Komitesi”ni 1918 yılında yeni bir örgütlenme modeline çevirdi ve yine Müşir (Thuğa) Fuat Paşa’nın önderliğinde Şimali Kafkas Cemiyeti (Kuzey Kafkas Derneği) kuruldu. Başkanlığına Milli Ajans Müdürü Hüseyin Tosun Şhaplı’nın getirildiği “Şimali Kafkas Cemiyeti”nin merkezi Beyoğlu İstiklal Caddesinde bulunmaktaydı. “Şimali Kafkas Cemiyeti”nin bilinen önemli üyelerinden bazıları şunlardır: Hüseyin Tosun Şhaplı, Seyin Time Yediko, Dr. İsa Ruhi, Prof. Aziz Meker, Mehmet Fetgerey Şoenu, Şamil Şhaplı, İsmail Bidanuk, Seyyid Tahir El Hüseyni, İsmail Berkuk, Blenav Bateko Harun.

“Şimali Kafkas Cemiyeti” kurulduğu günden itibaren 1917 Andi ve Terekkale Kongreleri ile kendine yeni bir rota çizmeye çalışan Kuzey Kafkasya’ya yardımcı olmak amacıyla faaliyetlerini bölgenin politik ve diplomatik çabalarına eklemlemiştir. Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti Hükümeti temsilcilerinin Mart 1918’de katıldıkları Trabzon Konferansı’nda ve daha sonra İstanbul’da Osmanlı Devleti yetkilileri ile yapılan görüşmelerde rehberlik yapılmıştır. KKC delegasyonunun 11 Mayıs 1918 günü İstanbul’da yayınlanan bağımsızlık bildirgesinin tüm dünyaya duyurulmasına ve uluslararası platformlarda gündeme getirilmesine, Osmanlı Devleti’nce tanınmasına yardımcı olunmuştur. 8 Haziran 1918’de Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti ile Osmanlı Devleti arasında imzalanan “Dostluk ve Yardım Antlaşması”nda cemiyetin büyük emeği vardır. (Bunun sonucunda, Met Çunatıko Yusuf İzzet Paşa’nın komutanlığında Kafkas diasporasından oluşan bir Osmanlı kolordusu Kafkasya’ya gönderildi.)

“Şimali Kafkas Cemiyeti” politik ve diplomatik çabalarının yanı sıra kültürel çalışmalarını da zor şartlar içinde sürdürmeye çalışmıştır. 1919 yılında Blenav Bateko Harun’un “Adige Alfabesi”, Butba Mustafa’nın “Abhazca ile Çerkes Alfabesi”, Yediko Seyin Time’nin Adige Dili Grameri” ve “Adigece Şiirler” kitapları yayınlanmış ve hem diaspora yerleşimlerine hem de anavatan Kuzey Kafkasya’ya ulaştırılmıştır. Bu kitaplar Kuban ve Kabardey’deki Adige okullarında, Sovyet işgalinin ilk yıllarında dahi ders kitabı olarak okutulmaya devam etmiştir.

24 Şubat 1919’da cemiyet merkezinde “durum değerlendirme toplantısı” düzenlenmiştir. Osmanlı Kafkas diasporasını temsil eden 108 kişinin ve Osmanlı Devleti’ni temsilen Aşharuva Rauf Orbay’ın katıldığı toplantıda, “Osmanlı Devleti’nin ve Kuzey Kafkasya’nın o günkü durumu ile Kuzey Kafkasya göçmenlerinin mevcut durumu karşısında izlenmesi gereken politika tartışılmıştır.”

Teşkilatlanmaya da büyük önem veren ve başta Rusya olmak üzere birçok çevreleri tedirgin eden “Şimali Kafkas Cemiyeti” Mondros Mütarekesi’nin ardından Damat Ferid Paşa hükümetinin baskısı ve İngiliz işgal komutanlığına yapılan ihbarlar üzerine 21 Haziran 1919’da basılarak kapatılmıştır. Kapatılma isteği İngilizlerin müttefiki Ruslardan gelmişti. Cemiyet kapatılmasına rağmen küçük ünvan değişikliği ile (“Cemiyet-i Hayriye” Klübü) bir süre daha çalışmalarına devam etmiştir. Örneğin 2 Şubat 1920 tarihinde Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti hükümetine yardımcı olmak üzere General İsmail Berkuk, Prof. Aziz Meker ve Butba Mustafa Butbay önderliğindeki siyasi ve askeri bir kurul gönderilmiştir.

Çerkes İttihad ve Teavün Cemiyeti, “Şimali Kafkas Cemiyeti”nin kapatılmasına 1 ay kala yeni bir örgütlenmeyi daha hayata geçirmiştir. 18 Mayıs 1919 tarihinde İstanbul’da Hunc Hayriye Melek, Berzeg Makbule, Zalıko Emine Reşid, Pooh Seza ve Ulagay Faika hanımlar tarafından Çerkes Kadınları Teavün Cemiyeti kurulmuştur. Başkanlığına Hayriye Melek Hanım’ın getirildiği Cemiyet’in merkezi Beşiktaş Akaretlerde bulunuyordu.

Dernek kuruluşundan yaklaşık bir yıl sonra müdürlüğünü Butba Mustafa Butbay’ın yaptığı Anas Terakki Mektebi’ni devraldı ve adını bir süre sonra “Çerkes Numune Mektebi” (Çerkes Kız Mektebi) olarak değiştirdi. Günümüzün ilköğretim okullarına denk olan “Mektep” 6 sınıflı özel bir okuldu ve derslerin çoğu Adigece’ydi. Okulun en önemli özelliği Osmanlı İmparatorluğunda ilk defa, Müslüman bir tebaaya ait okulda kız ve erkek öğrencilerin bir çatı altında birlikte ders görmesiydi. O dönem için bu büyük bir adımdı. Ayrıca 4-6 yaş öğrencileri içinde bir anasınıfı konulmuştu. Bu Osmanlıdaki ilk anaokuluydu. Diğer bir ilki ise; İslam dünyasında ilk kez olarak Latin harfleriyle eğitim yapılan bir okul olmasıydı. Okulun müdürlüğüne Seza Pooh, başöğretmenliğine Lami Jankat getirildi.

Çerkes Kadınları Teavün Cemiyeti, aynı yıl içinde (1920) başyazarlığını Hunc Hayriye Melek’in yaptığı “Diyane” (Anamız) adıyla Türkçe-Adigece bir dergi yayınlamıştır.

Çerkes Kadınları Teavün Cemiyeti, Kafkasya’nın Kızılordu tarafından işgali üzerine İstanbul’a gelen Kafkasyalı göçmen ailelere sahip çıkmış, bazı göçmenler “Çerkes Numune Mektebi”nin bir kısmına yerleştirilmiş, göçmen çocukları da okula alınmıştır. Şimali Kafkasya Cemiyeti’nin kapatılması üzerine merkezsiz kalan cemiyet üyelerine “Cemiyet-i Hayriye” adlı bir klüp oluşturulmuş ve üyelerin belli zamanlarda toplanmasına ve faaliyette bulunmasına yardımcı olunmuştur.

Çerkes İttihad ve Teavün Cemiyeti’nin örgütlenmesine katkı verdiği son yapı “Kafkas Teali Cemiyeti”dir. Cemiyet, 1920 yılında İstanbul’da din bilgini Abdülfettah Efendi, Doktor Lütfi Bey, Dağıstanlı Seyit Tahir (Elhüseyni), Doktor İsa Ruhi Paşa ve din bilgini Mir Salih Efendi tarafından kurulmuştu. Bunlardan İsa Ruhi Paşa ve Seyit Tahir Efendi adı geçen diğer Kafkas örgütleriyle ve özellikle Birinci Dünya Savaşı yıllarında “Kafkasya Komitesi” ve “Türkiye’deki Kuzey Kafkasya Siyasi Göçmenleri Komitesi” adlı siyasi örgütlerde de aktif rol almışlar, bu örgütleri çeşitli uluslararası toplantılarda temsil etmişlerdi. Onların kurduğu bu derneğin çalışmaları da çeşitli şekillerde 1925 yılına kadar sürmüştür.

24 Temmuz 1923’de imzalanan “Lozan Antlaşması“nın Kuzey Kafkasyalılara azınlık hakkı tanımamasının ve Ankara hükümetinin meşruiyetinin tanınmasından bir ay sonra Ağustos 1923’te “Çerkes İttihat ve Teavün Cemiyeti” ile “Çerkes Kadınları Teavün Cemiyeti”, 5 Eylül 1923’de de Çerkes Örnek Okulu kapatıldı.

Çerkes İttihad ve Teavün Cemiyeti bizim için bir kutup yıldızıdır.
Emeği geçen tüm büyüklerimizi rahmetle anıyoruz.

Samsun BKD

Hakkımızda

ÇerkesyaCerkesya.org Çerkesler ve Kafkasya hakkında güncel haberler, Çerkes Kültürü ile ilgili her türlü görsel ve yazılı materyallerin bir arada bulunduğu, Çerkes Kültürünü gelecek nesillere aktarmayı amaç edinmiş hiç bir kurum ve kuruluşla bağı olmayan sadece Kuzey Kafkasya Halklarına taraf bir portaldır.

Çok Okunanlar

Çerkesler Türk mü?

Çerkesler Türk mü?

Ara 02, 2018 Rate: 0.00

Kafkasya Neresidir?

Kafkasya Neresidir?

Ara 10, 2018 Rate: 0.00

Kabardey Aile Armaları

Oca 25, 2019 Rate: 0.00

Son Twetler

Adıge Cumhuriyeti'nin Kuruluş Yıl Dönümü Kutlu Olsun https://t.co/10PUan3hJA
RT @ajanskafkas: Mustafa Aydın Turan | Mehdi Nüzhet Çetinbaş yazdı https://t.co/bM0qHZIb6X https://t.co/LV5Nislevy
RT @gilahsteney: Bu hikayeyi daha önce de duymuştum bir dadeden çok araştırdım doğruluğunu Şorten Askerbiy'in Kazanokue Jabağı kitabında da…
BBC News Türkçe - Kafkasya'nın incisi Abhazya'da seçim zamanı: Ülke küçük, yarış büyük - Fehim Taştekin https://t.co/bjR7eWQ8gt
Follow Çerkesya on Twitter

Post Gallery

Çerkes Parası ve Kaffed'in Kozmik Aklı

Çerkeslerin Mitolojik Kahramanı Nart Sosruko Mobil Oyun Oluyor

Eski Kafkas halkları, Amerikan yerlileri ve Sibirya halklarıyla akrabaymış

Belgesel Film Gösterimi-Çerkes Atının Öyküsü Şağdi

Hayriye Melek Hunç Anısına Kitap Günleri

Adıgey Halkı Anadilde Eğitim İstedi

Sarıkamış’tan Bir Şehit Öyküsü

Efsanevi Kabardey Atları Dörtnala Geri Dönüyor

Çerkes Kültürüne Son Bir Yaşam Alanı