Kosta Hetagkatı

Kasım 27, 2018 737

Kosta HetagkatıHategkatı Levan'ın oğlu Kosta, 1859 yılında Lermantov'un ölümünden 18 yıl sonra, Surçenkov'un ölümünden iki yıl önce dünyaya geldi. Kosta, Nadson'un, Vrubel'in, Senov'un akranı idi. Gerçan, Tolstoy, Nekrasov, Çernişevk,

Repin ve Çaykovski ile aynı devirde yaşamıştı. V.V.Vecesayini ve V.İ.Smirnov'la da dost idi. Kosta'yı bu saydığımız ünlü isimlerin düzeyinde saymamız mümkündür. Doğduğu memleket ve insanları uğruna canlarını da fedaya hazır olan bu kişilerin düzeyine... Kosta'nın bize miras olarak bıraktığı eserler çok yönlü ve çok çeşitlidir. Şöyle yazıyordu: "Ben ressam ve halk şairiyim". Gerçekten de o şairdi, projeciydi, dramaturgtu, halkçıydı, ressam ve etnograftı. Kosta'nın yurtta ve dünyada akisler uyandıran armonisi, düşleri ve hikayeleri halkın yaratıcılığı ve sevgisi üzerine inşa edilmişti. Darbımeseller, şarkılar ve daha başka hayret uyandıracak yazılar yazıyordu. Eserlerinin hepsinde kendi yarattığı temaları işliyordu "Yüksek Kaygıları" gibi. Tek eseri olan "İron Fendır (İron Armoni)" adlı kitabı bu tema üzerine meydana getirilmiştir.

Kosta'nın yazıları her zaman aydın fikirler içeriyordu. Bu fikirlerin her satırı ve her sözü insanın hafızasına çivi gibi işliyor ve derin düşünceye dalmasına sebep oluyordu.

Doğduğu ülkede yaşayan fakir ve ezilmiş halkının kederinden şairin yüreği derinden sızlıyor ve patlamağa ulaşıyordu: "Ben yazılarımı para karşılığında satmayı hiç bir zaman düşünmedim, bir tek satırı için bile hiç bir kimseden bir tek kuruş almadım, yaralı kalbimden dışarı fırlamak isteyen fikirlerden başka hiç bir şey yapmadım" demekte idi. Bu sözleri onun hayata ve yaratıcılığa bakış açısının hiç değişmediğini açıkça göstermektedir.

"İron Fendır-İron Armoni" de yer alan şiirleri 1899 yılında yayımlanmadan çok önce iron halkı tarafından bilinmekteydi. O şiirlerinin halk tarafından el yazısıyla birbirilerine aktarılmasından ve okunmasından sonsuz haz duymaktaydı. Onlardan şarkılar düzenliyorlardı. "Kuliddi", "Dodey-Dövünme", "Yetim Annesi-Şıcergeş" gibi. Bunlar iron (Oset) folklorünün parlak ve ölümsüz elmas ve yakutlarıdır. Bunlar şairin dostluğunu, sevgi dolu yüreğini, temiz düşüncelerini ifade etmektedir.

Kosta, yoksulların ve zulüm altında ezilenlerin baş savunucusudur. Halkın özlemlerini dile getirmektedir. Eserlerindeki derin kökler, doğduğu yurt ve halkıyla derin kan bağlarıyla bağlı olmasından kaynaklanmaktadır. Onun içindir ki bazen anne eli gibi yumuşak, okşayıcı, bazen karanlık gece gibi hüzün ve keder verici, bazen "Meşıgışeray-Gözetleme Kulesinden" savaşa çağıran haykırış kadar aksi sedalı idi. İron (Oset) halkı O'nu sonsuz bir sevgiyle sevmektedirler.

60 kadar şiirden oluşan "İron Fendır-İron Armoni" bugün bile halkın temel yapısını göstermektedir. Bu eserin yaratıcısı Kosta, halkının yüz akı olarak kalmıştır.

Hayret edilecek şey; Kosta, karanlık bir dağın kuytu bir köşesinde doğduğu halde, Ruscayı da kendi anadili gibi öğrenebilmiştir. Rusça dili ile "Fatime", "Ağlayan Kayalık", "Dünya", "Cebidırcuyan-Dağkeçisi Avcısı" gibi bir çok önemli yazılar yazmıştır.

Halkı ve dünyayı sevmek yazarın en önemli ve öncelikli ölçütü olmuştur. O nedenle Kosta'nın şiirlerinde ve yazılarında halkların kardeşliği ve birliği ile enternasyonalizm hakim olmuştur. Kosta halkının aydın düşünürü, halkının gerçek evladı, Kafkasya'nın yüksek dağlarından yer yuvarlağına ve bütün dünya ülkelerine ulaşmayı başarabilmiştir.

Yaptığı resimler ve tabloları da, kendi yaşamının paralelinde oluşmaktadır. Gerçekçilik üzerine resim yapmayı Petersburk-Güzel Sanatlar Akademisi'nde öğrenim gördüğü sırada, öğretmeni P.Çistakov öğretmiştir. Bu nedenle yaratmış olduğu her türlü resimde, portrede ve peyzajda gerçekçilikten hiç ayrılmamıştır. Eserlerinin hepsi de gerçekçi, özellikli, ruha hitap eden herkesin tereddütsüz anlayabileceği açıklıkta ve düşünceye sevk edici yapıtlardır. "Doncav-Sucu", gibi "Rakı yapıcıları" gibi eserlerinde böyle güzel mevzuyu nasıl seçebildi ve açıklıkla nasıl işleyebildi?... Dağlı kadınların ağır yaşam şartlarını ne güzel ifade etmiştir. Yahut "Taşkırıcı Çocuklar" adlı yapıtındaki çocuklar nasıl canlı olarak karşımızda durmaktadır ve alınyazılarının ne kadar acımasız , zahmetlerle dolu olduğu ne güzel işlenmiştir. Bu yapıt için boşuna dememişler boyalarla "Dodov-Dövünme" diye. Böyle eşsiz yapıtların temalarını seçmek ve yaratmak ancak yoksul ve çilekeş halkının acısını yüreğinin derinliklerinde hissedebilen ressamlara nasip olabilir. Portre yapmayı çok seven ressam , yapıtlarında insanların iç dünyasını ve üzüntüsünü yansıtmaya gayret göstermiştir. Küçük yaşta annesini kaybeden, kendisi de ağır hasta olan "Koşerhan" ın portresinin ne kadar üzüntülü, yumuşak ve insanın ruhunda derin bir acıma hissi uyandırabilen bir yapıt olduğu görülmektedir.

Bundan daha da şaşılacak olan kendi portresi "Abtoportre-Avtoportre" dir. İnsan ilk önce her şeyi görebilen gözleriyle karşı karşıya kalmaktadır.

47 yıl bile tam olarak yaşayamayan şair 1 Nisan 1906 günü saat 17.00'de "Labe'de" hayata gözlerini yummuştur. Aynı yerdeki kilise bahçesinde babasının mezarının yanına defnedilmişse de halkın kararlı isteklerine uyulmak suretiyle Viladikafkas'a nakledilmiş ve "İrikev" Köyü'nde kilisenin bahçesine defnedilmiştir. Defin merasimine gelenler O'nun tabutunu istasyondan kilise bahçesine kadar kendisine duyulan derin sevgi ve saygının bir ifadesi olmak üzere omuzlarda taşımışlardır.

Kosta'nın tabutunun arkasından harp kahramanlarına yapılan son saygı misali, siyah yamçı ile örtülü bir at yedekte götürülüyordu. Kosta'dan sonra kendisini öksüz kalmış addeden halk O'na layık olduğu kadar gözyaşı dökmek suretiyle sevgili evlatlarını ebedi istirahatgahına tevdi etmişlerdir. Bugün bile Kosta'dan daha değerli bir evlat yetişmemiştir İrişton'da (Osetya'da). Bu da açıkça göstermektedir ki, Kosta sözleriyle, düşünceleriyle, özlemleriyle halkımızın arasında yaşamaktadır ve O ebediyen ölmeyecektir.

CANTİATI ANATOLİY Çeviren: Cehiltı Y.A
Nart Dergisi 5. Sayısından Alınmıştır.

 

Kosta Hetagkatı

5 Ekim 1859'da, Kuzey Osetya'da Nar adlı bir Oset (Kuşha) köyünde doğdu. Yıllarca Çarlık ordusunda hizmet etmek zorunda kalmış bulunan babası Levan, kültürlü değilse de sağduyu sahibi bir kişiydi: Oğlunun okuyabilmesi için elinden geleni esirgemedi. Kosta, köy okulunu bitirdikten sonra 1871 yılında Stavropol Gimnazyumu'na girdi. Burada okuduğu üç yıldan başlayarak edebiyat, tiyatro ve resme merak sardı. İlk şiirlerini de Osetçe ve Rusça olarak bu yıllarda yazmaya başladı. 1881'de Rusya'nın başkenti Petersburg'a giderek resim akademisine girdi. Çeşitli zorluklar içinde olan genç Kafkas çocuğu, eğitimini tamamlayamadan akademiden ayrılmak zorunda kaldıysa da bu yıllar onun kişiliğinin şekillenmesinde belirleyici rol oynadı. Klasik Rus ve Batı yazarlarını, Rus devrimci demokratlarının yazılarını okudu. Bütün bunlar ve ezilen halkının durumu onu gerçek bir yurtsever ve mücadele adamı yapmıştır.

Akademiyi bırakmak zorunda kalarak 1885 baharında Kuzey Kafkasya'ya dönen Kosta, önce Georgiyevsk Oset köyüne sonra da Vladikavkaz'a yerleşerek 1891'e kadar orada yaşadı ve çalıştı. Yazıları ve çalışmalarıyla, Çarlığın baskıları altında ezilen halkına; yalnız Osetlere değil bütün Kafkasya halkına sesleniyordu.

"Tüm dünyayı seviyorum, tüm insanları kuşkusuz.

Seviyorum horlanmış, ezilmiş yetimleri.

Ama herkesten, her şeyden çok seviyorum

Seni öz köyüm ve fakir milletim.

Size yaşamımı veririm,

Tüm fikrimi ve gücümü,

Bütün benliğimi yalnız size fedaya hazırım.

Siz benim için sonsuz değerdesiniz

Hiçbir güç ve kelime bu duygumu anlatamaz.."


Kosta'nın dilinde şiir, halkını daha güzel ve özgür bir yaşama götürmek için kullanılan keskin bir silahtı.


"Heyhat, düşmanımız bizi uçuruma sürüklüyor

Şeref isterken şerefsizce ölüyoruz.

Halkın derdiyle kayalar bile inliyor,

Biri olsun kulak versin sesime yok oluyoruz!"

Kosta'nın halk üzerindeki etkisinin ve eylemlerinin Çarlık yöneticilerinin gözünden kaçmayacağı doğaldı. Bu yüzden 1889 yılında Terek ilinden çıkarılarak dağlık Karaçay bölgesine sürüldü. 1893 yılında ise Stavropol'e gönderildi. Burada "Severnıy Kavkaz" (Kuzey Kafkasya) adıyla bir gazete yayımlanıyordu. Kosta, bu gazete çevresinde candan dostlar buldu. 1893-1897 yılları arasında burada birçok şiiri ve halkçı yazıları yayımlandı. En güzel Osetçe şiirlerini de bu yıllarda yazdı. O çocuklara ve okumamış kimselere seslenen eğitici şiirler de yazmış, Rus şairi Krilov'un fabllerini Oset diline çevirmiştir. Ezilen ve özgürlük için uğraş veren Kafkas kadınını sembolize eden "Fatima" adlı tanınmış poemi de bu yıllarda tamamlanmıştır.

Kosta'nın Kafkas halkları üzerindeki manevi nüfuzundan korkan Çarlık yönetimi onu 1899 yılı Mayıs’ında bu sefer de Rusya'nın Herson şehrine sürgüne gönderdi. Bir müddet sonra ise hastalığı nedeniyle, anayurdu Osetya'ya girmemek şartıyla Terek ilinde yaşamasına izin verdiler. 1900 yılının Mart'ında Piyatigorsk'da yaşamak üzere Kafkasya'ya geri döndü. 1902 yılında Vladikavkaz'a dönmek olanağını bulabildi ve burada edebiyat ve gazetecilik çalışmalarına devam etti. Fakat sürgünlerde tüm sağlığını yitirmiş ve verem hastalığına yakalanmıştı. 1904 yılında Georgiyevsk Oset köyünde oturmasına izin verildi. Kafkasya'nın bu gerçek evladı orada 1906 yılı Nisanında öldü. Cenazesi Vladikavkaz'a götürüldü. Öylesine halka mal olmuştu ki mezarının başında Kuzey Kafkasya'nın belki bütün dillerinde onu öven ve yücelten konuşmalar yapıldı. Ölüm haberi yalnız Kuzey Kafkasya'da değil, bütün Rusya'da da yankılar uyandırdı.

Kosta, yaşamında, halkı için kendini esirgemeden erkekçe uğraş vermenin somut örneği olmuştu. En güzel şiirlerini içeren "İron Fandır" 1889'da Vladikavkaz'da basıldığı zaman Çarlık yönetimi onun halkına seslenişlerini içeren "Dodoy", "Asker" vb. en güzel şiirlerini kitaptan çıkarttırmıştı. Fakat onlar ve diğer şiirleri birer şarkı gibi köyden köye gezerek Oset halkının dilinde ve gönlünde bugüne kadar yaşadılar ve anonimleştiler.

Bugün başta Adigece ve Abhazca olmak üzere Kosta Hetagkatı'nın şiirlerinin çevrilmediği bir dil yok gibidir. Hakkında her dilde incelemeler yayınlanmakta, heykelleri ve resimleri şehirleri süslemekte birçok meydanlar ve kurumlar onun adını taşımaktadır. Ünlü Sovyet yazarı Fadeyev'in dediği gibi "Küçük Oset halkının bu evladının adı, bugün dünyanın en büyük insanları arasında anılmaktadır".

 

Kaynak: Kuzey Kafkasya Kültür Dergisi, Sayı:64-65

Yorum yapın

(*) ile işaretlenmiş zorunlu alanların tümünü doldurduğunuzdan emin olun. HTML kodları kullanılamaz.

Hakkımızda

ÇerkesyaCerkesya.org Çerkesler ve Kafkasya hakkında güncel haberler, Çerkes Kültürü ile ilgili her türlü görsel ve yazılı materyallerin bir arada bulunduğu, Çerkes Kültürünü gelecek nesillere aktarmayı amaç edinmiş hiç bir kurum ve kuruluşla bağı olmayan sadece Kuzey Kafkasya Halklarına taraf bir portaldır.

Çok Okunanlar

Çerkesler Türk mü?

Ara 02, 2018 Rate: 0.00

Kabardey Aile Armaları

Oca 25, 2019 Rate: 0.00

Abzeh Aile Armaları

Oca 26, 2019 Rate: 0.00

Post Gallery