Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti 1917 1922 2.CiltBugüne dek bir çok araştırmaya imza atan diasporanın tanınmış yazarlarından Sefer E. Berzeg tarafından kaleme alınan "Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti 1917-1922" adlı belgesel çalışmanın ikinci cildi yayımlandı. Yayımı Birleşik Kafkasya Derneği tarafından gerçekleştirilen ve Kuzey Kafkasya tarihinin yakın geçmişine ışık tutacak büyük başvuru eseri "Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti 1917-

Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti 1917 1922 1.CiltXIX. asrın son çeyreğinde Kuzey Kafkasya coğrafyasında hüküm süren cılız ve karmaşık siyasal zemin, bir sonraki yüzyılda, dünya tarihindeki kırılma ve yeni oluşumlara paralel şekilde güçlü arayışlara sahne olmuştur. Sömürgeciliğe karşı varlık koruma mücadelesi veren Kuzey Kafkasya, Çarlık Rusyasının Birinci Dünya Savaşı sırasında çöküşü ile birlikte yol ayırımına gelmiş; 1917’de

Kırım-Kuzey Kafkasya

Aralık 02, 2018

Kırım-Kuzey KafkasyaEserde, Kırım'daki Türk potansiyelin meseleleri, Türk dünyası ve Türkiye'den beklentileri anlatılmakta; Türklerin siyasi, kültürel yapılanmalarına dair bilgiler verilmektedir. Musevi inançlı Karay ve Kıpçak Türklerinin sorunları, Türkiye'ye mesajları, karşılaştırmalı halk inançları ile birlikte yansıtılmaktadır.

Malakanlar tarihsel olarak vicdani retçi olmuşlar ve orduya katılıp askerlik yapmayı reddettikleri için yıllar boyu hapis ve sürgüne mahkûm edilmiş, eziyet görmüşlerdir. Pasifist, savaşa karşı, barışçıl inançlarının sonucunda Malakanlar, Çar III. Alexandr’ın 1887-1889 yıllarında zorunlu kıldığı silah altına alınmaya direndiler ve Çar hükümetinin baskılarına boyun eğmektense, 1904-1911 yıllarında yoğun olarak Rusya sınırları dışına, özellikle de Amerika kıtasına göç etmeye başladılar. Süreklilik kazanan göçleri sonunda Amerika’ya yerleşen Malakanlar burada da tutumlarını sürdürerek I. ve II. Dünya Savaşlarına katılmadılar.

1934 yılının Paskalya gunu Malakanlarin ünlü Karol (Kral) ailesi Anne, oglu ve kizi geleneksel uzun Paskalya coregi ve boyali yumurtalar onunde poz veriyorlar. Aslinda bazı Malakan cemaatlerinde kirmizi yumurta gibi sembolik öğeler de reddedilir. Bu fotoğrafta Malakanların önemli özelliklerinden olan temizlik, kolalı örtüler, arkada geleneksel Rus pec sobasi ve evin annesinin tesettürü dikkat çekiyor.

Staroverler (Eski Ahit’e bağlı olanlar), Duhoborlar (Hıristiyanlığı doğa güçleri ve “Kutsal Ruh”la bağdaştırarak paganizmden vazgeçmeyenler), Prigunıler (“Zıplayanlar”, dini ayinlerinde “Ruhla” doldukları için kendilerinden geçercesine zıplayarak Tanrı’ya ulaştıklarına inananlar), Subotnikler (Yahudiler gibi cumartesi gününü kutsal sayanlar) vb. gibi Rus Ortodoks inancına ait mezheplerden biri olan Malakanların Güney Ukrayna’daki Moloçna (Sütlü sular) bölgesinden geldikleri için Malakan diye anıldıkları rivayet olunur. Bir başka yoruma göre de Malakanlar ve Staroverlere Ortodoks kilisesinin emrettiği biçimde oruç tutmadıkları, bu dönemlerde et yiyip süt (moloko) içtikleri için Molakan lakabı verilmiş, bu tanım sonraları yerleşerek, öğretiyi benimseyenlerin adı olmuştur.

1500’lerde Moğol ve Tatar baskınları Rusya’da Hıristiyanlığı öne çıkarmıştı. Saray ve kilisenin koruyamadığı halk, köylü kitleler doğrudan doğruya Tanrı’yla ilişki kurmaya, dinin köklerine inmeye, ilk Hıristiyanlık dönemlerinin saf ilkelerine ulaşmaya uğraştılar. Alman yerleşimciler arasında çok yaygın olan Lutherianizmin etkisinde bir din gruplaşması olan ''Stundis''likte, erken dönem Hıristiyanları gibi haftada bir kez evlerde toplanıp Tevrat okunur ve araştırılırdı. Moloçna bölgesinde Elisabethtal'deki bu törenlerde ekmek kırılıp bölüştürülür ve şarap içilirdi. Oysa bu, İsa adına sadece kilisenin vermeye yetkili olduğu bir kutsama (Kutsal Komünyon) olduğu için törenin özel olarak yapılması din açısından sakıncalı görülerek yasaklanmıştı. Çarlık Rusya’sı bir din devleti olup kilisenin etkisi büyük olduğundan, kilise tarafından yönlendirilen polis, dolayısıyla kilise, din muhalifi sayılan bu kişilerin peşine düşerek, Stundistlere baskınlar düzenlemiş ve kovuşturma başlatmıştı. Sonuçta hem Moloçna hem de Khortitsa bölgelerinde giderek daha çok köylü kendini hapiste buldu. Bunlar ya kürek mahkûmu olarak zorunlu işlerde çalıştırılarak cezalandırıldılar ya da Sibirya’ya gönderilmekle tehdit edildiler.

Rus Emperyalizmi, Kafkasya’nın Ruslaştırılması, Malakanlar

1900’lerde tipik bir Malakan ailesi: Erkekler saçlı ve sakallı, kadınlar ise daima tesettürlüdür. Doğum kontrolü yoktur, Tanrının verdiği çocuk makbuldür.

Malakanlar geleneksel ataerkil topluluklar olmakla birlikte, dini uygulamalarındaki basitleştirilmiş yapıyla Rus toplumunun başka kesimlerinden farklıydılar. Toplumcu söylemleri ve cinsiyete yüklenen rol (kadın erkek ayırımı olmamasına karşın iki cinse yüklenen görevler), dinsel uygulamalar (toplu dua ve bazı ritüelller) ve mistik uygulamalar (vecd, esrime, peygamberlik, vahiy ve ruhlarla iletişim kültü) Malakanların kendilerinden sonraki kuşaklara geçirdikleri kültürel kimliklerini belirlemişti.

 

Rus Emperyalizmi, Kafkasya’nın Ruslaştırılması, Malakanlar

Sahipleri 1963'te Rusya'ya geri donüş yapmış bir Malakan ailesine ait tipik bir Malakan değirmeni. Kars bölgesinde akarsular üzerine ilk değirmenleri Malakanlar kurmus ve işletmişlerdir.

 
Birçok tepkisel tarikat gibi Malakan öğretisi ve savları, daha çok 17. yüzyılda, öncelikle köylüler sonra da aşağı ve orta sınıflar içinde hazır bir mürit kitlesi bulmuştu. Rus edebiyatında tinsel arayışlarıyla bilinen ve yapıtlarının düşünsel yanını insan olma kaygısıyla pekiştiren Tolstoy da bu gibi mezheplerden etkilenenlerden biriydi. Onun Malakanlar ve diğer dinsel ayrılıkçı gruplarla dayanışma içinde olduğu, onlarla yazıştığı ve göç etmeleri konusunda yardımcı olduğu da bilinir.

1805’te Malakanların bilgelerinin bir araya gelerek, çektikleri sıkıntıları anlattıkları dilekçelerini Kont Kutuzov ve piskoposlardan oluşan danışma meclisinde görüşmeye açan Çar I. Alexandr onlara kendilerini tanıma garantisi ve ibadet özgürlüğü tanıdığında, Malakanlar ve benzer bir mezhep olan Duhoborlar kısa bir süre rahat yüzü gördüler. Ancak bu durum fazla sürmeyecekti, zulümler, kıyım ve türlü eziyetler 1825’te Çar I. Nikolay’ın tahta geçmesiyle yeniden başladı.

Kafkasya’nın Kolonileştirilmesi

I. Nikolay’ın 1830’da yayınladığı genelge Rus tarihinde daha önce görülmemiş bir çaptadır. Bu genelge, Rusya’nın yeni dahil edilen Kafkasya’daki-1 genişleme sınırında köklü bir değişim öngörüyordu. Böylece imparatorluk içindeki dinsel sapmalar sıkı bir denetim altına alınıyor, “doğru yol”dan sapanlar olarak tanımlananların kaderi değişiyor, dinsel mezhepler kovuşturuluyor, sürülüyordu.

Çar I. Nikolay’ın genelgesinde,2 en tehlikeli ve zararlı unsur olarak belirlenen ve “sektantı” (sekterler, uzlaşmaz, kendini ayrı koyan, bağnazlık yapanlar) olarak tanımlanan Malakanlar, Duhoborlar ve Subotniklerin Kafkasya sınırlarına sürülmeleri ve orada iskân edilmeleri emrediliyordu. Staraverler bu genelgeye dahil edilmemişlerdi. Bu göç ettirilme kendi rızalarıyla olmazsa zorla gerçekleştirilecekti.

Bu politika, Rusları Ortodokslardan ayırmak ve Rusya topraklarını çevreleyen alanı bu amaçla kullanmak konusunda Çarlığın bilinçli bir tercihiydi. 1830’dan başlayarak 1880’lere kadar Çarlık Rusya’sının politikaları, tüm Slavlardan koparmak üzere muhalif unsurları merkezi Rusya dışına iskân etmeyi öngörmüştü.3 Din yöneticileri, Ortodoks müminlerin bu unsurlar tarafından zehirlenerek kiliseden kopmasını engellemek istiyorlardı. 1830’lar öncesinde ufak Rus grupları da Kafkasya’ya göç etmişlerdi, ancak genelge ile bu akım sele dönüştü. İzleyen 50 yılda on binlerce din karşıtı orta Rusya’yı terk ederek Transkafkasya’ya yerleşti. 1890’lara dek Kafkasya’daki Rus topluluklarının çoğu bu şekilde göç ettirilmiş dinsel mezheplerden oluşuyordu.4

1870’lerde bir grup Malakan

Moloçna bölgesinden ayrılmaya zorlanan Malakanlara Rus İmparatorluğu sınırları içinde, Kafkasya dışında hiçbir toprak parçasında yerleri olmadığı bildirilmiş, Malakanlar ve Staroverler yeniden göç yollarına dökülerek Ermenistan, Gürcistan ve Türkiye sınırlarına köyler kurmuşlardı. Malakanlar, kendilerine vahy edilen ''Yürüyüş''ü gerçekleştirmek amacıyla, orta Rusya’daki Tambov bölgesinden kalkıp, menzillerine çıplak ayakla yürümüşlerdi. O dönemde inançlarının çarpıklığını cezalandırmak için Malakanların 180 kez sırttan, 180 kez de göğüsten, ne oturabilecek, ne de yatabilecekleri biçimde kamçılanarak cezalandırıldıklarına dair sözlü tarih anlatıları vardır.

Malakanlar bu yeni vatanlarında din konusunda da oldukça özgür sayılırlardı. Kimse onları dilediklerinden farklı bir biçimde ibadet etmeye zorlamıyordu. Ortodoks kilisesi, zaman zaman Malakanlara misyonerlerini göndererek onları doğru yola iknaya çalışsa da, bunlar kendi kendini yetiştirmiş Malakanlarla girdikleri tartışmalarda püskürtülüyorlardı. Bu sınır bölgelerinde dini tartışmış olmaktan dolayı kimse mahkûm edilmiyor, bu nedenle zarar görmüyordu. Ender örneklerden biri, Prigunılar’ın dini merasimler sırasında manevi yücelmeyi ifade için zıplamaya koyulmalarını engellemeye kalkışan yerel makamların tavrı nedeniyle Çar’ın Kafkasya’daki temsilcisini şikâyet eden bir dilekçe vermeye yeltenen Maxim Gavriloviç’in (1858) hapsedilmesiydi.

Malakanlar Kars ve Erzurum’da

Rus Emperyalizmi, Kafkasya’nın Ruslaştırılması, Malakanlar1830-1839 yılları arasında Kafkasya'da yeni Rusya sınırları boyunca Rus yerleşkeleri oluşturmak üzere Azerbaycan, Gürcistan, Ermenistan bölgesine iskân edilen Malakanlar 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı’na taraf olmadılar ve yerli halklarla çok iyi ilişkiler kurdular. Savaştan sonra Kafkasya’daki Rus yerleşimlerinin askeri garnizon ve yerleşim yerleri ve Kazak köyleri bulunduğu Kars’a ve biraz da Erzurum’a yerleştirildiler.

Malakanlar alçakgönüllü ve çalışkan olduklarından, Kafkasya’da yerleştikleri her yerde daha önce mevcut olmayan köyler kurmuşlar, daha önce o bölgelerde görülmemiş ürünleri ekip biçerek hem gıdalarını hem de demiryollarını ve her tür taşımacılığı kullanarak ürünlerini satıp geçimlerini sağlamışlardı. Bu dağlık bölgedeki her akarsuya bir değirmen kurmakta da gecikmediler. Yüzyıl sonlarında genellikle mali olarak kendi kendilerine yeter duruma gelmişlerdi. Aralarında değirmencilik ve tarım ticareti ile oldukça iyi konuma gelenler de vardı.

1889’da bölgedeki Malakanları derinden etkileyen olay, 1839’da orta Rusya’dan çıkarıldıklarında kendilerine garanti edilen askerlik affının üzerinden elli yıl geçmesiyle bu muafiyetin ortadan kalkması ve askerlik konusunun tekrar gündeme gelmesi oldu. Bu konu için bir araya gelen lider konumundaki yaşlılar aracılığıyla Rus hükümeti Malakanlara, 21 yaşına varan her gencin, herkes gibi beş yıllığına asker olarak hemen kaydının yapılacağını bildirdi. Her ne kadar yaşlıların vicdanı elvermese de bu kararı sükûnetle karşılayıp bu durumdan kurtulmak için yeni çare arayışına girdiler.

Rus Emperyalizmi, Kafkasya’nın Ruslaştırılması, MalakanlarBu arada Hazar Denizi kıyıları ve Türkistan’ı alan Rusya bu bölgede barışı sağlamak, bir yandan da buraları iskân etmek gereksinimi içindeydi. Bunu gerçekleştirmek için en uygun yapı Malakanlardı. Böylece buralara yerleşmeyi kabul edecek Malakanlara 10 yıllık askerlik muafiyeti vaat edildi. Yüzlerce Malakan ailesi bu teklifi kabul ederek Ermenistan, Gürcistan ve Kars bölgesinden toplanarak buralara taşındı. Kars bölgesindeki Meliköy ve Romanovka köylüleri ise 1900 yılının kışında, gece yarısı dua toplatıları düzenleyerek kendilerinin de askerlik görevinden muaf tutulmaları için Çar hükümetine dilekçe sunma kararı aldılar ve aralarından St. Petersburg’a gitmek üzere, Kars’tan Filip Şubin ve İvan Samarin, Erevan bölgesinden ise Simon Şubin ile İvan Holopof adında dört yaşlı kişiyi seçtiler. Bu kişiler uzun yolculuklar sonunda, 1900 yılının baharında olumsuz cevapla geri geldiler.

Kanada ve abd’ye göç

Bunun üzerine, Prigunılar Filip M. Şubin ile İvan G. Samarin’i, Postoyanıye denilen uyumlu Malakanlar ise Feodor T. Buçnef’i, 1000 kişilik bir göçmen gönderme talebiyle Kanada’ya inceleme yapmaya göndermek üzere seçtiler.5 Batum, sonra da Moskova’daki Kanada konsoloslukları vasıtasıyla ve Çardan aldıkları izinle İvan Samarin öncülüğünde göçe koyulan Malakan ve Duhoborlara Kanada’da 99 yıllığına askeri muafiyet tanınmış ve aile başına 160 akr toprak verilmişti.

1890 civarlarında ise askerlik görevi yine dayatılınca, Duhoborların üçte biri 1900 yıllarında Kanada’ya, ardından bazı Malakanlar ve çoğu Prigunı, aslında Kanada’ya gitmek amacıyla yola çıkmış olsalar da bir bölümü fikir değiştirerek Los Angeles’a (ABD) taşındı.6

Rus Emperyalizminin Karakteristikleri

Geleneksel olarak Rus emperyalizmi, askeri fetihler, siyasi-idari makamlar ve makro-ekonomik uyum ile belirlenen jeopolitik ve idari süreç olarak tanımlanır. Tarihçiler, merkezdeki Rusluğun sınır ötesinde de imparatorlukla aynı yönde hareket ettiğini öne sürerler. Birçok tarihçi Rus İmparatorluğu’nun genişlemesinde ve Rus egemenliğinin (siyasi, askeri, kültürel ve dilsel) sağlamlaşmasında, başka yerlerde zorla iskân ettirilen kesimler vasıtasıyla yayılan ulusal benliğin rolü olduğunda birleşirler. Rusya İmparatorluğu’na ait unsurlar olarak sınır boylarına göç etmiş olan milyonlarca yerleşimci, emperyal genişleme emellerinin farkında olmayarak çokuluslu, çokdinli bütün bir emperyal yapının inşaasında ve oluşumunda 9 etkin bir rol oynamışlardı.

Sınır bölgelerinin Rusya ile nasıl uyumlu olduğu ve kaldığı düşünüldüğünde gözden kaçan ve asıl anlaşılması gereken, bunun, Rusya’nın sınır bölgelerine taşınan ve orada imparatorluğun bir ucunda yaşayarak burada farklı halklarla iç içe, kültürel etkileşim içinde, yeni bir çevre, yeni bir ekonomik yapı, yeni bir toplum yapısı oluşturan göçmenlerin sayesinde olduğudur. Rus tarihçi Kluçevski, “Rus Tarihi Dersi” isimli çalışmasında, “Rusya tarihi, yerleşimler kurma tarihidir,” der. Solovlev ise, Rusya’nın Batı Avrupa karşısında geri kalmış olmasını, bir türlü olgunlaşamamasını sürekli koloniler oluşturma kaygısına ve bunu gerçekleştirme sürecine bağlar. Bu sürgünlerin ve yer değiştirmelerin bireysel olarak insanları nasıl etkilediği konusunda pek az bilgi vardır. Çünkü bol sayı ve yasa metinleri içeren kayıtlarda daha çok nüfus hareketinin demografik yönüne odaklanılmış, iskânolgusunun yerleşmeciler açısından ifade ettiği anlam ve neler yaşadıkları göz ardı edilmiştir. Devlet görevlileriyle yerli halk arasında bir alışveriş ilişkisinin ötesinde, Rus yerleşimciler aynı sahnenin hem aktörleri hem de üzerinde oyun oynanan üçüncü kol olarak yaşamsal bir rol oynamışlardı. Çarlık görevlileri bölgeyi yönetmek için sırtlarını bu “zararlı din karşıtları”na dayamak zorundaydılar; çünkü onların dışında Kafkasya’da Rusların sayısı çok azdı. Sürgün yerleşimciler ister istemez pek çok alanda Rusya’nın emperyalist amaçlarına hizmet etmiş oldular, karşılığında da bazı ayrıcalıklar elde ettiler. Bu ayrıcalıklara silah edinebilme, vergi indirimi ve bölge dışına seyahat ve ticaret izni dahildi. Sonuç olarak imparatorluğun ikinci sınıf unsurları Çarlık memurlarınca “örnek Rus yerleşimciler” sayıldı. Toplum dışına itilmiş kesimin örnek yerleşimcilere dönüştürülmesi gayreti değişimin yalnızca göçmenlere özgü olmadığını, Rus emperyalizminin de değişikliğe uğradığını ve Rusya’nın merkezi ile çevresinin çok hareketli bir sistemle karşılıklı etkileşim içinde olduğunu gösteriyor. İç gerilimi çevrede doğan sorunlarla azaltma girişimlerinin de sürekliliği olmadı çünkü Rus İmparatorluğu hiçbir zaman kendini istenmeyen topluluklardan tam olarak koparamadı. Rus kökenli yerleşimciler ve Kafkasya’nın yerlileriyle kurulan ilişkiler sonucunda Rus emperyalizmi biçim değiştirdi.10 Şu bir gerçektir ki, Rusya İmparatorluğu ve daha sonraki SSCB, devlet ajanları, yerli halklar ve Rus yerleşimciler arasındaki ilişkilerden doğmuş ve beslenmiştir. Bu üçlü model, koloniyal tezlerin günümüzde değerlendirilmesinde kolonize eden ve kolonize edilen arasındaki baskıcı, yok etmeye, kesip çıkarmaya dayalı eğilimlerin gözlendiği Avrupa tipi emperyalizmden farklı olarak, dünyada uygulanabilirliği ile ilgili araştırmalarda alternatif bir görüş olarak ele alınmaktadır.11

1905-12 yılları arasında savaştan yılmış olan ve özellikle de askerlik görevinden kaçmak isteyen büyük bir grup Malakan ile Prigunıların çoğu Amerika'ya göç etmiş, Los Angeles civarına yerleşmiştir.7 Türk-Rus savaşları nedeniyle çok karışık olan Kars bölgesindeki Malakanlar, Duhoborlar ve Prigunilardan yarısı göç ederken, Kars'ta bazı köyler nüfuslarının %10'unu yitirmişlerdi.

Malakanların İnanç Dizgesi

Dinsel inanç olarak Ortodoks (GrekRus) kilisesine yakın olmakla birlikte, yukarıda anlatıldığı gibi Stundistlerin etkisiyle gelişen bu mezhepte (Tevrat'ın 1. Bölümü) önceliklidir; Zion (Sion) erektir. Tevrat kaynaklı Eski Ahit, dini ilkeleri belirlemekte önemli bir dayanaktır. Kendilerini Gerçek Ruhani Hıristiyanlar olarak gören Malakanlar İsa’nın Sion dağına ikinci kez geleceğini vaaz eder. İkona ve temsili Tanrı resimlerine tapınmazlar, bunu sapkınca ve yaşamla ilişkisiz sayarlar çünkü Tanrı değil, bir fikir tarafından yaratılmış olduklarına inanırlar. Her insanın ruhunda var olan ve yaşamını insanların içinde sürdüren, her an, her yerde olan bir Tanrı fikrini vaaz ederler. Bütün tapınma araçlarının dinden çıkarılması gerektiğine, simgelerin kutsal olmadığına inanır ve bunları kutsamanın, onlara inanç beslemenin puta tapınma ve yaratıcıya küfür olduğunu savunurlar.

Rus Emperyalizmi, Kafkasya’nın Ruslaştırılması, MalakanlarYapmacık ritüellere ve yoldan çıkmış saydıkları papazlık sistemine kapalı oluşları, açık kiliseleri ve inanç dizgeleri nedeniyle ve de ibadetlerinde dini yorumlama, tartışma gibi usulleri olduğundan, bazı kaynaklarda Rus Ortodoksluğunun Protestanları ya da Baptistleri olarak değerlendirilseler de tek kabul ettikleri sıfat, ''Evangel''i (Kutsal Kitap: İncil) temel aldıklarıdır. İbadetleri ‘‘Sobraniye’’ (Toplantı) adı verilen ve uzun bir masa etrafında bir araya gelerek din kitaplarındaki ayetlerin, bapların, mesellerin okunmasına, anlatılmasına, özgürce yorumlanıp tartışılmasına dayanır. Bu ayinler sırasında şarkılar, ilahiler büyük yer tutar, ardından kutsal gün şölenle kutlanır, dans edilir, yenir içilir. Malakanların dini inancı içinde yer alan en önemli öğelerden biri de “yürüyüş” (Pohod) adı verilen yer değiştirmedir. Köyden köye misafirliğe gider, vardıkları evlerde, “yeniden doğuş” dua toplantıları düzenleyerek ibadetlerini sürdürürlerdi. Bu dualar sırasında "Pohod" “yürüyüş” konusundaki tebliğler ve vaat edilmiş sığınak/yurt konuşulurdu. Bu toplantılarda tüm Malakan Prigunı cemaati köyün bir başından öteki ucuna dek yürüyüş kolları halinde yürüyüp, dua evine dönerdi. Buna "Ruhsal Manevralar" adı verilirdi.

Dışa sakin ve uyumlu görünüm sergilemelerine karşın, Malakanlar içten içe huzursuzdular ve Kafkasya’daki ikametlerinin nihai olmadığını düşünmekteydiler. Bu ruhsal durumun da, son sığınaklarına (Ubezişça) gitmek üzere her an hazır olmaları gerektiğini anımsatmak üzere onlara ruhen verilmiş, peygamberler tarafından indirilmiş olduğuna inanırlardı. Kimse bu düşüncelerin anlamını çözememiştir: Sığınağın neresi olduğu ve Yürüyüş’e ne zaman geçileceği bilinmese de, ''Yürüyüş'' ve ''Sığınağa ulaşma'' konusu Kafkasya çapında yer yer düzenlenen toplu "Ruhani" (Dukhovnıy) ibadetlerde durmadan yinelenmekteydi. Bu toplantılar sırasında, halkın içinde yer etmiş korku, kaçış isteği ve huzur bulunacak bir sığınak özlemi ilahiler ve şarkılarla da dile getirilmekteydi.

Yeni Türkiye’de Malakanlar

1919'da Kars'ta bir yerel hükümet meclisi kurulmuştu. Bu hükümetin parlementosuna her 10 bin seçmene karşılık 1 milletvekili olmak uzere 64 milletvekili seçilmişti. Bunlardan 60'ı Müslüman, 3'ü Rum, biri ise Kafkasya doğumlu bir Malakandı.

Ancak bu arada 1917 devrimi sonrasındaki belirsizlik döneminde Rusların boşalttığı Kars'ın Türkiye sınırı içinde kalmış olmasıyla biraz huzura kavuşan Malakanlar başta umutlandıysalar da, bu kez burada Bolşeviklerle ilişkide olmakla suçlandılar ve 20 Ocak 1921 tarihine dek Türkiye'yi terk etmedikleri takdirde askere alınmaları meclis kararıyla sabitleşti.8 Çok sayıda Malakan ve Prigunı Rusya'ya Rostov bölgesine taşındı Diplomatik girişimler ve notalar sonucu Kars ve Ardahan'a yerleşmiş olan Malakanlar ve Duhoborlara 1926'da Rusya Rostov bölgesindeki kıraç Sal'ski steplerinde toprak teklif edildi. Bölgedeki Duhoborların tamamı, Malakanların ise yüzde 90’ı geri dönmeyi kabul etti. 1930'larda Türkiye’deki ulusalcı hareket sonucunda Türk adı taşımayan herkesin bir Türk soyadı edinmesi zorunlu kılındı.

Yine 1959-1962 döneminde Manyas civarında yaşamakta olan Kazak Staroverler ile birlikte gerisin geriye Rusya’ya (bu kez Stavropol bölgesine) dönüş yaşandı. Malakanların bir bölümü Rusya’ya, bir kısmı da ABD’ye göçse de 1962’ye kadar Kars çevresindeki Çakmak (Çalgavur), Arpaçay, Meliköy, Zöhrap, Kağızman, Susuz, Taşlıca, Karakala köylerinde yaşamlarını sürdürdüler. Kars'taki Malakan köyleri sonraki on yılda üç köye indi Yalınçayir, Atçılar ve bugün adı Çalgavur olarak değiştirilen Çakmak. 1962'de Türkiye ve Rusya hükümeti arasında varılan bir anlaşma ile Malakanlar Stavropol'skiy Kray bölgesindeki kolhozların bünyesinde ya da Astrahan, Stavropol gibi kentlerde kendilerine önerilen evlere taşındılar. 1962-1964 arasında son Malakanlar da bölgeyi terk edince, Kars'ta 1970'lerde çok az sayıda Malakan ailesi kalmıştı. İstanbul gibi büyük kentlere göç etmiş olanların dışında bugün Kars'ta halen yerlilerle evlilik yapmış olan birkaç Malakan ve üçdört aile yaşamlarını sürdürmekte.

Dipnotlar

1-RGIA f.379 op. 1043, 1830-1837 II.I-lob

2-Rusya’nın Kafkasya’ya Girişi “Korkunç İvan’dan Devrim yıllarına’’ Editörü: Taras Huncak, New Brunswick Rutgers University Press 1974; John F. Bradley, The Russian Conquest of the Caucasus, London, Longmans and co. 1908; Tadeusz Schwietochovski, Russian Azerbaijan 1905-1920, The Shaping of National İdentity in a Muslim Community, Cambridge University Press 1985.

3-Malakanların göçü, doğu ve güney Avrupada kitlesel göçlerin zirveye çıkmasıyla aynı döneme denk gelir. 19. yüzyıl sonu öncesinde ve 20. yüzyıl başlarında Yeni Dünya’ya göçenlerin çoğu İngiltere, İskandinav ülkeleri ve Almanya kökenliydi.

4-Aile tutanakları üzerinde yapılan istatistiklere göre, 1880 ortalarında dinsel muhalif gruplar Kafkasya’daki Rus nüfusun beşte birini oluşturuyordu. Geri kalanın çoğu askerler ve aileleriydi. 1890 ile 1900 yılları arasında bu dinsel cemaatlerin Kafkasya’daki bu nüfus oranı Ortodoks Rusların daha yoğun bir biçimde buralara yerleşmeye başlamalarıyla büyük ölçüde azaldı. Bkz. D.L. İsmailzade, Ruskoe Krestianstvo v Zakavkaze, konets XIX I naçalo XX. Veka (Moskova İzdatelstvo Nauka,1982), Firuz Mostashari, Çarlık Rusyası Kolonizasyon Siyaseti, Ekonomik Değişim ve Azerbaycan Ulusunun Yaratılması: 1828-1905, Doktora tezi, Pensylvania Üniversitesi yayını, 1995.

5-P.V. Young, Pilgrims of Russian Town 1932, yeniden basım 1967, reprinted 1998.

6-Bkz. Berokoff: Bölüm 1, The Migration (Göç).

7-Berokoff: Chapter 1, The Migration

8-Kazım Karabekir, Anılar ve Erkan Karagöz, ''Kars ve Çevresinde Aydınlanma Hareketleri''

9-Bu farkında olmama durumunun sonraları çok bilinen istisnaları da olmuştu Bkz. Willard Sunderlan, Making the Empire, Colonists and Colonisation in Russia, 1800-1850, İndiana Üniversitesi, Doktora tezi, 1997; The Russian Review 52, Ekim 1993 sayısında, “Çarlık Rusyası’nda Köylülerin Devlet Tarafından 1805-1830 Yıllarında Yeniden İskanı”.

10-Tolstoy’un Rus ordusunun Kafkasya seferini anlatan ve Türkçeye Kazaklar, Hacı Murad adları altında çevrilmiş romanlarında bu olgu çok belirgindir.

11-Edward Said “Oryantalizm” NY 1979 ve “Kültür ve Emperyalizm” NY 1993, Ann Stooler and Frederick Cooper, Between Metropole and Colony.

Ludmila Denisenko

 

Kuzey Kafkasya için 1917 ile 1920 yılları arası, çok uluslu bölgenin geleceğinin çeşitli siyasi güçlerin sert çatışmaları ortamında belirlendiği önemli bir dönem olmuştur. Oluşan atmosfer, halklar, sınıflar ve sosyal tabakalarda tarihi bir hareketlilik meydana getirirken, sosyal gelişimi etkilemiş, tarihi sürecin normal akışını değiştirmiş, toplumun bölünmesine ve siyasi kutuplaşmalara sebep olmuştur. Hükümeti ele geçirmek için çetin bir mücadele başlamıştır.

1917 yılının Ekim sonu ve Kasım başında Petrograd, Moskova ve Rusya’nın diğer büyük sanayi merkezlerinde idare Bolşeviklerin eline geçmiştir.

25 Ekim 1917 tarihinde V.İ. Lenin, geçici hükümetin yıkıldığını ve idarenin Sovyetlerin eline geçtiğini ilan ettiği “Rusya vatandaşlarına” seslenişini kaleme almıştır. Fakat Rusya’nın birçok bölgesinde iktidar geçici hükümet taraftarlarının elinde kalmaya devam emiş, diğerlerinde ise poliarşi söz konusu olmuştur.

Bu dönemde Kuzey Kafkasya’da ve özellikle Tersk bölgesinde gergin bir ortam oluşmuştur. Burada 1917 yılının sonbaharında Bolşevikler ve karşıtları arasında çatışmalar meydana geliyor; sık sık belirli siyasi güçler ve istikrarı bozmayı amaçlayan kişilerin kışkırttığı etnik temelli çatışmalar ortaya çıkıyordu. Ocak 1918'de Bolşeviklerin Anayasa Komisyonu'nu lağvetmesinden sonra ülkede artan istikrarsızlık yerli hükümeti, ya Bolşevik denetimine tabi olmaya; veya Rusya’da uygun bir hükümet ilan edilene kadar bağımsızlık sloganı altında ayrılıkçılığa zorlamaktaydı. Çok uluslu bir bölgede istikrarın olmaması, iktidarın sıkça değişmesi, zıt amaç ve misyonlu çok sayıda grup ve siyasi akımın mevcudiyeti sayısız sorunlar yaratmaktaydı.

Sadece Kabardey ve Balkar’ın dahil olduğu Tersk bölgesinin Nalçik vilayetinde Şubat 1917 devriminden Mart 1920 tarihine kadar iktidar yaklaşık on kere değişmiştir.

Beyaz ordunun ana güçleri olan Rusya’nın güneyindeki Denikin’in Silahlı kuvvetlerinin yenilgiye uğratılmasından sonra Mart 1920 tarihinde Beyaz ordu kısmen Kuzey Kafkasya’dan Kafkasötesine; kısmen de Nisan 1920’de Genel komutanlığı Vrangel’in devraldığı Kırım’a çekilmişti.

1920 yılının sonbaharında Kafkasya halkları temsilcileri dahil yüzbinlerce Rusyalı Vrangel’in Rus ordusu birlikleriyle birlikte yer değiştirmek zorunda kalmıştır. İç savaş döneminde oluşturulan ve Sovyet hükümetine karşı acımasızca “bütün ve bölünmez Rusya” sloganı altında savaşan Don, Kuban ve Kabarda Terek, Osetya, Çerkes ve Çeçen atlı tümenleri, Dağıstan ve İnguş atlı tugayı, Karaçay ve Kumuk atlı alayı, Kozak kolordu ve tugaylarının Kafkasya subayları, savaşın bitimiyle bitimiyle Avrupa, Türkiye, İran, ABD ve diğer ülkelere göç etmiştir. Aralarında daha sonra mültecilerin aktif militanları olan Çar hükümeti ve Beyaz Ordu askeri adamları da bulunuyordu: Osetinlerden Dmitriy Abatsi ve Yakov Habay, Lazar Biçerah ve Konstantin Agoy; Adıgelerden Fedor Bekoviç-Çerkaskiy ve Mudar Anzor, Sultan Kılıç Girey, Sergei ve Kuçuk Ulagay; Dağıstanlılar Mikail Halil ve Hacı Murat Aratshan; İnguş Safarbek Malsagov ve diğerleri.

Kardeşin kardeşi kırdığı iç savaş Rusya’ya telafi edilemez insani kayıplar verdirmiş ve milyonlarca insan ölmüştür. Ülkedeki sosyo-siyasi istikrarsızlıktan, Sovyet hükümeti fikrini kabul etmeyen yüzbinlerce Rusyalı yurtdışına göç etmiş, ülke sınırları dışında kalmıştır.

1919-1921 yıllarında eski Çar rejimi ve yerel hükümet organları bürokratları –Geçici hükümet yanlıları, ayrıca 1917-1921 yıllarında Kuzey Kafkasya’da varolan “bağımsız devlet kuruluşları” Bolşeviklerden gizlenerek önce Gürcistan ve Azerbaycan’a, daha sonra da Türkiye’ye çekilmiştir. “Savaş ganimeti” ve “zapt edilmelerin” bittiği noktada, karanlık ahlaki çöküş, yani zorbalık ve soygunculuk kapısı açılmaktadır.

Tüm bunlar, Kuzey Kafkasya ve tüm güneyde, iç savaşın halkın acıklı kaderini yeni gözyaşları ve kanla doldurduğu, askeri ve siyasi akım ve “renklerin” şuurları karmakarışık ettiği ve “kurtarıcı” ile “düşman” kavramları arasındaki çizginin defalarca değiştiği, Kızıllar, Beyazlar ve Yeşillerin rol aldığı tüm “Rusya tiyatrosunda” gerçekleşmiştir....

”Hakikatler vicdanımızın uyumasına izin vermeden ve bizi çok derin pişmanlığa ve daha ziyade eksiksiz ve samimi bir yeniden doğuşa sevk ederek pis kokulu yaralarımızı kanatsın” (2) diye yazmıştır Denikin.

Rusya’yı terk eden mültecilerin önemli bir kısmını, Bolşeviklerle “hesapları” olan kararlı ve uzlaşmaz karşıtlar oluşturmuştur. Avrupa ve Asya’ya giden Rusyalı mülteciler İngiliz, Fransız, Polonya, Almanya ve Türkiye gizli servislerinin ilgisini çekmişlerdir. Bazı ülke hükümetleri Rus anti-devrimciler yardımı ile Sovyet hükümetini yıkma umudunu kesmemişler ve mültecilere maddi ve manevi destek sağlamışlardır. Sınırlarında Beyaz Ordu mensuplarına sığınma veren Fransa, İngiltere, Almanya, Polonya, Finlandiya, Belçika, Romanya, Türkiye, İran, Çin, Çek ve Balkan ülkeleri dahil yabancı devletler, mültecilerin tüm ihtiyaçlarını karşılamışlardır. Bu ülkelerin çoğu zaman gizli servis birimlerinin aktif katılımı ile öncelikle Sovyet Rusya’sına karşı sarsıcı eylemler yapmak için mülteci örgütleri kurulmaya başlanmıştır.

XX. yüzyılın 20-30’lı yıllarında KGB servis görevlilerinin yürüttüğü “Trest”, “Sindikat-2”, “Tarantella” ve diğer operasyonlar, uzlaşmaz beyaz mültecilerin bazı ülkelerin, özellikle İngiltere, Fransa, Polonya, Romanya, Almanya, Türkiye ve hatta Japonya’nın gizli servisleriyle sıkı bağlantıda bulunduğunu tespit etmiştir (3). Kuzey Kafkasya temsilcilerinin katıldığı Bolşevik iktidarına karşı en saldırgan ve uzlaşmaz teşkilatlar şunlardır:

Silahlı “General Pokrovskiy örgütü” (OGP). 1921 yılında Bulgaristan’da Denikin ordusunda eski komutan olan 32 yaşındaki tümgeneral Viktor Pokrovskiy tarafından kurulan bu örgüt, Rusya’ya çıkarma yapmayı amaçlayan uzlaşmaz subayları birleştirmiştir. Yönetiminde Buryak ve binbaşı Zolotarevskiy de bulunmakta, istihbarat işlerini general Babkin yürütmekte, İstanbul temsilcisi ise Çerkes binbaşı Kuçuk Ulagay (iç savaş döneminde Çerkes atlı alay komutanı, Beyaz orduluların Kuzey Kafkasya’da yenilgiye uğratılmasından sonra ise Kızıl ordunun cephe gerisinde faaliyet gösteren Beyaz-Yeşil müfreze komutanı) idi. OGP’nin Kafkasya’ya çıkartma kuvvetleri indirme girişimleri farklı nedenlerden dolayı başarılı olamamıştır. Silahlı gruplardan biri Türkiye sınırlarında Trabzon civarında dağıtılmış, diğeri pusuya düşürülmüş ve ortadan kaldırılmıştır.

Çıkartma girişimlerinin haricinde OGP, mülteciler arasında VÇK-GPU ajanlarını tespit etmeye çalışmış ve “geri dönüş” hareketiyle mücadele etmiştir. 1922 senesinde Bulgar jandarmaları tarafından Pokrovskiy’nin öldürülmesinden sonra örgüt aktif faaliyetine son vermiştir (4).

Aynı 1921 yılında İstanbul’da Denikin rejimindeki eski ulusal bölge yöneticileri, “Kuzey Kafkasya Dağlı Halklarını Kurtarma Milli Komitesini” kurmuştur. Örgüt, “Kuzey Kafkasya Dağlı Halkları Kurtarma Milli Komitesi” (KOGNSK) veya “Dağlık Monarşi Merkezi” (DMM) isimleriyle de bilinmektedir.

“Merkeze” (veya “komiteye”) Kuzey Kafkasya kökenli generaller dahil edilmiştir. Başkan : Yakov Gabaev (namı diğer Beta Habaev, Osetin);

Sekretar ve Başkan “Yoldaşı” knez Tembot Bekoviç-Çerkasskiy (namı diğer Fedor, Kabardey);

Kuban Çerkesleri Kılıç Sultan Girey (namı diğer Sultan Keleç-Girey) ve

Ulugay (belgelerden general Sergei Ulagay mı yoksa binbaşı Kuçuk Ulagay’dan mı söz edildiği anlaşılmamaktadır);

 

Dağıstanlı Mikail Halil (namı diğer Mikail Halil Paşa) vd. (5)

DMM, Fransa’da bulunan Yüksek Monarşi Birliği (YMB) ile sıkı temaslarda bulunmuş ve fiilen Kuzey Kafkasya şubesi konumunda olmuştur. 1923 senesinde Antant güçlerin Türkiye’den ihraç edilmesinden sonra “Kuzey Kafkasya Dağlı Halkları Kurtarma Milli Komitesi”nin birçok üyesi Avrupa’ya taşınmış ve “komite” (merkez) bağımsız faaliyetine son vermiştir.

1922 yılının sonunda Türkiye sınırlarında “Azerbaycan ve Dağlık Kuzey Kafkasya’yı Kurtarma Komitesi” kurulmuş, kısa süre sonra Kuzey Kafkasya grubu, Bekoviç-Çerkasskiy, Halil, Ulagay, Sultan Klıç-Girey vd general ve subayların dahil olduğu yukarıda zikredilen general Habayev yönetimindeki “Kuzey Kafkasya Birleşik Dağlılar Birliği” ve Ahmed Tsalikov (Osetin), Pşimaho Kotsev (Kabardey), Visan-Girey Cabağiyev (İnguş) ve Dağlık Cumhuriyeti’nin eski bürokratlarından oluşan “Dağlık Komitesi” olarak iki yeni örgüt şeklinde dağılmıştır. (6)

Müttefiklerin İstanbul’dan tahliye edilmesinden sonra Rusyalı mültecilerin de önemli bölümü Avrupa ülkelerine taşınmıştır. Rusyalı siyasi mültecilerin yurtdışındaki merkezleri faaliyetlerini önemli derecede canlandırmıştır. Birçoğunun içinde yeni gruplanmalar olmuş, değer yargıları yeniden gözden geçirilmiş, öncelik ve açılımları değişmiştir. 

XX. yüzyılın 20’li yıllarının başından itibaren Rus üniversitesi ve diğer öğretim kurumlarının bulunduğu Çekoslovakya’da Kuzey Kafkasya kökenli kişiler eğitim görmüştür. 1923 senesinde Çekoslovakya’da öğrenim gören öğrenciler “Çekoslovakya Kafkas Dağlıları Birliğini” (KDB) kurmuş, yöneticileri seçmiştir. Takip eden 1924 senesinde KDB üyelerinin Prag toplantısında Rusya karşıtı, milliyetçi eğilimli grup üstünlük kazanmış ve yönetime Kuzey Kafkasya ile ilgili radikal görüşe sahip kişiler gelmiştir (7).

Kasım 1926 tarihinde KDB temelinde onun vizyonunu temsil eden ayrılıkçı “Promethe” hareketi kuruldu. 19 Eylül 1935 tarihinde SKNS Milletler Ligi XVI. Asamble Başkanı E. Beneş adına “Rusya’nın ezilen halkları protestosu” yazısını göndermiştir. Yazıyı Kabardey-Balkar kökenli Tausultan Şakmanov imzalamıştır (18).

30’lı yıllarda en aktif örgütlerden biri, 1934-1939 yılları arasında Paris’te yayınlanan “Kuzey Kafkasya” (“özgür ulusal düşünce organı”) baş redaktörü A. Kantemir (Osetin) yönetiminde kurulan “Kuzey Kafkasya Halk Partisi”dir.(19)

Yukarıda belirtilen örgütlerin yanı sıra XX. yüzyılın 20-30’lı yıllarında çeşitli ülkelerde şu birlikler kurulmuştur:

Kuzey Kafkasya’nın askeri temsilcilerinin katıldığı ve binbaşı N. Bigayev (Osetin) yönetiminde “Kafkas Kardeşliği” (Çekoslovakya’da 20’li yıllarda kurulmuş ve 40’lı yıllara kadar faaliyet göstermiştir) (20).

“Tersk Milli Komitesi” (1920’li yılların başında Fransa’da kurulmuş ve Mayıs 1940’daki işgale kadar faaliyet göstermiştir).(21) Fransa’daki Kuzey Kafkasya Tersk bölgesi kökenli bazı kişileri birleştirmiştir. Fakat örgütün aktif siyasi faaliyeti, amaç ve misyonu ile ilgili fazla bilgi bulunmamaktadır. Vakıf olarak kurulmuş olması muhtemeldir.

30’lı yılların sonunda, özellikle İkinci Dünya savaşının başlaması ile başta Avrupa’da olmak üzere Kuzey Kafkasyalı mülteciler arasında siyasi ayrılıklar derinleşmiştir. Faşist Almanya’nın SSCB ile yaklaşan savaş tehdidi Rusya diasporasında “uzlaşmazlar” (veya “bozgunculuk taraftarları”) ve “savunucular” dahil olmak üzere bazı kamplaşmalar oluşturmuştur. Hitler ile Sovyetler Birliği arasında yaklaşan savaş, sürecin “katalizatörü” olmuştur. Zira Avrupa’da (muhacirler dahil) pek az kimse çatışmanın yaklaştığından şüphe duymuş ve hatta İspanya ve Finlandiya şartlarında savaşın “genel provası yapılmıştır”. “Bozgunculuk taraftarlarının saflarına ROVS yöneticileri, faşist gruplar ve işgal öncesi tercihlerini yapan Sovyet hükümetine karşı çıkarak “Bolşeviklere karşı şeytanla bile olsa” anavatana gitmeye hazır olan “direnişçiler” katılmıştır.

Kuzey Kafkasya mültecileri arasında (Ukrayna, Kozak, Türkistan, Azerbaycan, Ermeni, Gürcü, Tatar v.d. milliyetçi gruplar arasında olduğu gibi) ayrışma biraz farklı prensibe göre gelişmiştir. Birçok milliyetçi siyasi mülteci teşkilatı, katılımcıları için temel taşı SSCB’ni etnik ve bölgesel bazda birkaç bağımsız devlet olarak parçalama fikri oluşturmuştur. 

Bununla birlikte mülteci temsilcileri, Sovyetlere zorla dahil edilen halkların kendilerine özgürlük ve bağımsızlık getiren “kurtarıcılara” her türlü yardımı yapacaklarını zannederek, Almanların Rusya’yı (SSCB) Bolşeviklerden kurtaracağını, Doğu’da kurtarma misyonunun yerine getirilmesinden sonra ise Almanların gideceğini ümit etmişlerdir. Önceden beri faal olan ve yeni kurulan mülteci teşkilatlarının birçok üyesi, SSCB’ni dağıtma ve kendi ulusal devletini kurma isteğiyle Nazilerle işbirliği yapmışlardır.

Rusyalı mültecilerin diğer bir kısmı “Rusya’nın savunulması gereken vatan olduğu” düşüncesini benimsemişlerdir (“savunucular”). Sovyet Rusyasının en sabit düşmanı general A.İ. Denikin bile savaşın başlaması ile SSCB aleyhine Almanlarla işbirliğine karşı çıkmıştır.

Dağlı mülteciler arasında da yeterli otoriteye sahip ve Bolşevikler olmadan Rusya’nın bütünlüğünü savunan teşkilat ve kişiler mevcuttu. Bu gruba Beyaz ordu bünyesinde savaşan bazı subaylar ve “Promethe” üyeleri dahil olmuştur.

Kabardeylerden Çar hükümeti generali Konstantin Nikolaevic Hagondokov (namı diğer Edig İsmailoviç Hagundokov, Edik İslamoviç) ailesi faşizmi kabul etmeyenlerin canlı timsali olmuştur.

İkinci Dünya savaşının başında Ahmed-Nebi Magoma’nın (Kuzey Kafkasya Avar bölgesinin eski yöneticisi) önderliğinde “Kuzey Kafkasya Milli Komitesi” (KKMK) kurulmuştur. KKMK bünyesine Alihan Kantemir ve Barasbi Baytugan (Osetya), A. Nebi Magoma (Dağıstan), Çar ordusu ve Beyaz ordunun eski subayları Adıge Sultan-Girey Keleç ve Ulagay Kuçuk, Fransız lejyonu subayları Daydaş Tukaev (Çeçenistan), Albogaçiev (İnguş), Murathan Nasruddin (Dağıstan) dahil olmuştur(22). 

”Komite” İkinci Dünya savaşı yıllarında Alman toplama kamplarındaki Sovyet askeri esirlerinin arasında bulunan Kuzey Kafkasya kökenlileri Almanların tarafına çekme konusunda aktif rol oynamıştır.

NOT

1 Kuzey Kafkasya ve Dağıstan Birleşik Dağlılar Birliği (1917-1918). Dağlık Cumhuriyeti (1918-1920):Vesikalar ve belgeler. Mahaçkala, 1994.
2 A.İ.Denikin. Güney Rusya’nın Silahlı Kuvvetleri (Rus isyanı). M., 1992, s. 390.
3 L.F.Sotskov. “Tarantella” operasyonu. M., 2001.
4 S.V.Volkov. Beyaz hareket. İç savaş ansiklopedisi. SPb., M., 2003, s. 376.
5 Federal Güvenlik Daire Arşivi, f. 5-6, l. 1, d. 37.
6 Kuzey Osetya tarihi. XX..yüzyıl. M., 2003, s. 299.
7 B.Baytugan. Kuzey Kafkasya’da milli kurtuluş hareketinin gelişim aşamaları // Tarih soruları. 2001. № 5. s. 20.
8 Y.İ.Murzahanov. Kuzey Kafkasya halkları bibliyografisi üzerine belgeler (1918-1941) // Canlı tarih. 1993. №3
9 B.Baytugan. Kuzey Kafkasya’da….s. 21.
10 a.g.m (adı geçen makale).
11 a.g.m., s. 22.
12 L.F.Sotskov. Bilinmeyen bölücülük : SD ve Abver hizmetinde / İstihbaratın gizli dosyalarından. M., 2003.
13 a.g.e. (adı geçen eser)
14 a.g.e.
15 a.g.e..
16 Federal Güvenlik Daire Arşivi, f. 5-6, l. 1, d. 122.
17 L.F.Sotskov. Bilinmeyen bölücülük
18 Y.İ.Murzahanov. Kabarda-Balkar, Karaçay-Çerkes ve Adıge bibliyografisi için belgeler (1918-1940) // Elbrus. 1999. № 2. s. 335-374.
19 a.g.m.
20 S.V.Volkov. Beyaz hareket... s. 48.
21 a.g.e. s. 372.
22 Kuzey Osetya tarihi... s. 308.

Kaynak: http://www.zapravakbr.ru/newfile_117.htm
Tercüme: Kafkasevi

Hakkımızda

ÇerkesyaCerkesya.org Çerkesler ve Kafkasya hakkında güncel haberler, Çerkes Kültürü ile ilgili her türlü görsel ve yazılı materyallerin bir arada bulunduğu, Çerkes Kültürünü gelecek nesillere aktarmayı amaç edinmiş hiç bir kurum ve kuruluşla bağı olmayan sadece Kuzey Kafkasya Halklarına taraf bir portaldır.

Çok Okunanlar

Çerkesler Türk mü?

Çerkesler Türk mü?

Ara 02, 2018 Rate: 0.00

Kafkasya Neresidir?

Kafkasya Neresidir?

Ara 10, 2018 Rate: 0.00

Kabardey Aile Armaları

Oca 25, 2019 Rate: 0.00

Son Twetler

https://t.co/z2AVKFGjVf
Adıge Cumhuriyeti'nin Kuruluş Yıl Dönümü Kutlu Olsun https://t.co/10PUan3hJA
RT @ajanskafkas: Mustafa Aydın Turan | Mehdi Nüzhet Çetinbaş yazdı https://t.co/bM0qHZIb6X https://t.co/LV5Nislevy
RT @gilahsteney: Bu hikayeyi daha önce de duymuştum bir dadeden çok araştırdım doğruluğunu Şorten Askerbiy'in Kazanokue Jabağı kitabında da…
Follow Çerkesya on Twitter

Post Gallery

Çerkes Parası ve Kaffed'in Kozmik Aklı

Çerkeslerin Mitolojik Kahramanı Nart Sosruko Mobil Oyun Oluyor

Eski Kafkas halkları, Amerikan yerlileri ve Sibirya halklarıyla akrabaymış

Belgesel Film Gösterimi-Çerkes Atının Öyküsü Şağdi

Hayriye Melek Hunç Anısına Kitap Günleri

Adıgey Halkı Anadilde Eğitim İstedi

Sarıkamış’tan Bir Şehit Öyküsü

Efsanevi Kabardey Atları Dörtnala Geri Dönüyor

Çerkes Kültürüne Son Bir Yaşam Alanı