Adige ve Abaza Dilleri

Aralık 28, 2018

Adığece ve Abazaca, Vubıhça ile birlikte Kafkas Dilleri''nin Kuzeybatı Kafkas grubunu oluşturur. Dilbilim literatüründe "Abhaz-Adığe Dilleri" olarak da anılır. Batı literatüründe Adığece için sıklıkla "Çerkesçe" terimi kullanılır. Adığece, Abazaca ve Vubıhça''nın bugün artık var olmayan tek bir anadilden türediği kabul edilir. Adığe, Abaza ve Vubıh dillerinde dilbilimcilerin ilgisini çeken en belirgin özellik ünsüzlerin zenginliği ve ünlülerin çok az olmasıdır. 

Kafkas-Rus Savaşı''ndan ve sürgünden önce, 19. yüzyıl ortalarında Kafkasya''da bu üç Kuzeybatı Kafkas dilini konuşanların sayısı, çoğu Adığe olmak üzere 1,5-2 milyon civarında tahmin ediliyor. Bugün Adığece Kafkasya''da yaklaşık 600 bin, Abazaca ise 130 bin kişi tarafından konuşuluyor. Kafkasya''dan 4-5 kat fazla nüfusun yaşadığı diyasporada ise (Türkiye, Ürdün, Suriye, İsrail, Avrupa ükeleri, ABD) dilin kaç kişi tarafından ve ne oranda konuşulduğu konusunda kesin bilgi yoktur. Vubıhça, konuşan son kişinin, Tevfik Esenç''in 1992''de ölümüyle artık ölü bir dil olmuştur. Vubıhların tamamı Türkiye''de yaşamaktadır ve uzun zamandan beri Adığece''yi ya da Abazaca''yı anadil olarak benimsemişlerdir. 

Adığece 
Adığece''nin Batı (Ç''ahe) ve Doğu (Şhağ) (veya Kabardey) olmak üzere iki lehçesi vardır. Batı lehçesi Abzah, Bjeduğ, Çemguy ve Şapsığ ağızlarından oluşur. Doğu (Kabardey) lehçesinin ise Büyük Kabardey, Besleney, Mozdok ve Kuban ağızları vardır. Bu iki lehçe Sovyet ve Rusya dilbiliminde akraba fakat ayrı iki dil kabul edilir ve Batı lehçesi "Adığey dili", Doğu lehçesi de "Kabardey-Çerkes dili" olarak adlandırılır. Batı lehçesi Adığey Cumhuriyeti''nde, Doğu (Kabardey) lehçesi de Kabardey-Balkar ve Karaçay-Çerkes cumhuriyetlerinde resmi dildir. Yazı ve edebiyat dili Batı Adığe lehçesinde Çemguy ağzı, Doğu Adığe lehçesinde ise Büyük Kabardey ağzı üzerine kurulmuştur. Bu ayrımdan dolayı küçük farklılıkları olan iki ayrı alfabe vardır. Batı Adığe alfabesinde üçü işaret olmak üzere 64 harf, Doğu Adığe alfabesinde de üçü işaret olmak üzere 59 harf vardır. Batı Adığe alfabesi 1938''den beri, Doğu Adığe alfabesi de 1936''dan beri kullanılmaktadır ve Rus-Kiril harfleri esas alınarak hazırlanmıştır. 

Abazaca 
Abaza dili ve lehçeleri konusuna girmeden önce bu halkın adı konusundaki terminoloji karışıklığını açıklamak gerekir. Türkiye''de ve Ortadoğu ülkelerinde genel olarak Abaza adıyla bilinen halk esas olarak üç gruptan, buna bağlı olarak dil üç ana lehçeden oluşur: 

1. Tarihi anavatanları Abhazya''da yaşayan Apsuvalar; 2. 13-14. yüzyıllarda Abhazya''dan Kafkas Sıradağları''nı geçerek kuzeye, Adığeler''in arasına yerleşen Aşuvalar; 3. Eskiden dağlık bölgelerde yaşayan, daha sonra (17-18.yy.) Kuzey Kafkasya''nın düzlüklerine inerek yerleşen Aşharuvalar. 

Türkiye''de genel olarak Abaza adıyla bilinmelerine karşın, bu ad Kafkasya''da ve literatürde sadece Kuzey Kafkasya''da (Karaçay-Çerkes Cumhuriyeti''nde) yaşayanlar, yani Aşuva ve Aşharuva grubu için kullanılmaktadır (Rusça''da Abazin). Ayrıca Aşuvalar için Osetler Tapanta, Adığeler (Kabardeyler) Bashağ, Nogaylar da Altıkesek Abaza adlarını kullanırlar. Abhaz ise Abhazya''da yaşayan ve kendilerini Apsuva olarak adlandıran gruba Gürcülerin verdiği ad olarak bilinir.

Sovyetler döneminde Abhazya''da Apsuva ve Kuzey Kafkasya''da Aşuva (Tapanta) lehçeleri ayrı ayrı yazı ve edebiyat dili haline getirilmişlerdir. Aşharuva ise yazı ve edebiyat dili olarak Aşuva (Tapanta) lehçesine dahil edilmiştir; Aşuva ve Aşharuva lehçeleri birlikte Abazaca olarak anılmaktadır. Bugünkü Rusya dilbiliminde Abhazca (abhazskiy yazık) ve Abazaca (abazinskiy yazık) iki ayrı dil kabul edilirler ve alfabeleri farklıdır. Dilbilimcilerin çoğu tarafından ise aynı dilin lehçeleri olarak görülürler. 

1936-1938 yıllarında Latin temelli alfabeler yerlerini genellikle Kiril temelli alfabelere bırakırken Abhazya''da Abhazca (Apsuva lehçesi), Stalin ve Beria''nın Abhazya''yı Gürcüleştirme politikasının sonucu olarak Gürcü alfabesine uyarlandı. Bu alfabe 1953''te Beria ve Stalin''in ölümüne kadar kullanıldı. Fakat 1940''ların ortasından itibaren Abhaz okulları Gürcü okullarına dönüştürüldüğü ve Abhazca yayınlar engellendiği için bu alfabeyle çok az şey yayınlandı. 1954''den itibaren, bir komite tarafından hazırlanan Kiril temelli alfabe kabul edildi. Bugün hala kullanılan bu alfabede 62 harf vardır. Yazı ve edebiyat dilinin temeli nispeten basit fonetik sisteme sahip Abjua ağzıdır. 

Rusya Federasyonu''na bağlı Karaçay-Çerkes Cumhuriyeti''nin beş resmi dilinden biri olan Abazaca (Aşuva lehçesi) için genel olarak kabul edilen ilk alfabe 1933 yılında Kubina-Elburgan ağzı esas alınarak Latin temelli olarak hazırlandı. 1938''de bugün kullanılan Kiril temelli alfabeyle değiştirildi. Alfabede üçü işaret olmak üzere 68 harf vardır. 

Kaynaklar: 
Chirikba, Viacheslav; Distribution of Abkhaz Dialects in Turkey, Proceeding of the Conference on Northwest Caucasian Linguistics, 10-12 October 1995, İstanbul (edited by A.Sumru Özsoy), Novus forlag, Oslo. 
Hewitt, George; Encyclopedia of the Languages of Europe (edited by Glanville Price). 
Turçaninov G.-Tsagov M.; Grammatika Kabardinskogo Yazıka, SSCB Bilimler Akademisi, Moskova-Leningrad 1940. 
Genko A.N.; Abazinskiy Yazık - Grammatiçeskiy Oçerk Nareçiya Tapanta, Moskova Nauk, 1955. 
Yazıki Narodov SSSR, IV. Tom, Akademiya Nauk SSSR. 
Adığebze Psalhalhe - Slovar Kabardino-Çerkesskogo Yazıka, Moskova 1999. 
Murat Papşu

Abhaz Edebiyatı

Aralık 14, 2018

Ahbaz Edebiyatı'nın kurucusu ve ilk şair - yazarı Dirmit (Gaç) Gulya'dır. Abhaz Dili ve Edebiyatı Gulya'ya çok şey borçludur.Ancak Gulya'dan önce yazılan bazı Abhazca metinler de vardır.

Abhazca ilk yazılı metinler, Baron Uslar'ın 1862 yılında, Bertomey'in 1865 yılında kaleme aldığı bazı yazılardır. Sonraki yıllarda Gulya devreye girer. Gulya'nın "Atasözleri ve Bilmeceler" kitabı 1907 yılında, "Üç masal" adlı kitabı 1909 yılında basılır. 

Daha sonraki yıllarda Abzıp Bölgesi'nden derlenen 100 kadar masal Petrograd'da bastırılır. Bu olay daha çok genç olan Abhaz Edebiyatı için sevindirici bir gelişmedir. 

İlk folklor derlemesi ise Apsnı gazetesi'nin 1918 yılında yayınladığı "Halk Poezyası"dır. Halk Poezyası iki yıl süreyle yayınlanmıştır.1935 yılında Gulya Araştırma Enstitüsü'nün uzun süren çalışmalarıyla "Abhaz Masalları" bastırıldı.. Gulya ve Bğosba "Abhaz Halkının Poezyası"nı 1941 yılında gelebileceği en iyi noktaya kadar genişletmişlerdir. Fakat bilimsel nitelikte bir kitap haline getirilemedi. Derlenen bu ürünleri ve "Abrıtskil" motifinin halk arasında unutulmak üzere olan parçalarını titizlikle birleştirerek günümüze ulaştıran Bagrat Şinkuba'dır. Bagrat Şinkuba "Abrıtskil Destanı"nı bilimsel bir anlayışla dünya edebiyatına kazandırmıştır.

Abhaz Edebiyatı'nın en renkli siması Dirmit Gulya'nın dinamik çalışmalarını biraz detaylandırmadan geçemeyiz. Şair araştırmacı, tiyatrocu, yazar, dilbilimci, eğitmen, gazeteci, halk önderi Gulya için yazılı Abhaz Edebiyatı'nın atası diyebiliriz. 

1892 yılında henüz 17 yaşındayken K. Maçavaryan ile birlikte, Abhaz alfabesini ve okuma kitabını hazırlayarak Gürcistan'da yayınlanmıştır. İlk şiirleri 1912 yılında yine Gürcistan'da yayınlanmıştır. 1918 yılında yazdığı "Yabancı Gök Altında" adlı öyküsü, ilk Abhazca düz yazı örneğidir. 1925 yılında bastırdığı "Abhaz Tarihi" ise çalışmalarını ölümsüzleştirir. Gürcistan Bilimler Akedemisi'nin, Abhaz Dili - Edebiyatı Tarihi Enstitüsünde, Abhaz Dili Akademisi Başkanlığı görevini uzun yıllar sürdürmüştür. D. Gulya sürgünde yaşayanları da unutmayarak "Şansı Yaver Gitmeyen insan" yazısını da yazmış bu arada bir çok Gürcü, Rus ve Oset yazarların yapıtlarını da Abhazca'ya kazandırmıştır.. "Yapıtlanmın hepsi ulusum üzerinedir." diyen Gulya dil, tarih, kültür, sanat çalışmalarıyla her alanda Abhaz halkının önderi olmuştur. 

Sert Gerçekçi anlatımıyla duygusallığı bağrında yaşatan sözlü Abhaz Edebiyatı'nın bu yapısı, yazılı edebiyata da yansımıştır. Bu özelliklerinde son dönem Modern Abhaz Edebiyatı'na göz attığınızda ise Bagrat Şinkuba'nın öncülüğü ile yol alındığını görüyoruz. Lirik edebiyatçılarımızın başında gelen Şinkuba, kendinden önce D. Gulya, Samson Çanba, Koğonya Yıwa gibi isimlerin dirilttiği Abhaz Edebiyatı'nı kendi ünüyle birlikte sınırlar ötesine, uluslararası bir düzeye çıkartmıştır. 

Şinkuba'nın ilk yazıları 1938 yılında "İlk Satırlar" adlı bir kitapta yayınlandı. 1939 yılında Gürcistan Bilimler Akademisi Filoloji Enststüsü'nde sürdürdü. En önemli yapıtlarından biri olan "Abhaz Şiirinin Yapısı"nı burada tamamladı. Özellikle savaş yıllarında verdiği yapıtlarda vatan sevgisi ağır basmaktadır. Dramatik motifleri katı gerçekçiliği ve lirizmi iç içe yaşatarak sunmanın en çarpıcı örneğini, savaş yıllarında yayınladığı "Ab (baba)" adlı yapıtında görmekteyiz.1943 yılında yazdığı "Güzel Gunda" ise, yine aynı özellikleri kapsamıştır. Nart Destanları'nın yurtseverlik içeriğini günümüz anlayışıyla bütünleştirmiştir. Savaş sonrasında "Ritsa" Çocuk", "Flüt" adlı yapıtları ve yazdığı ilk Abhaz nazım romanı yayınlanmıştır. Yine bu dönemde Abhaz halkının yaşamını şiirsel bir dille yazmıştır. Son yıllarında yazdığı şiirler genellikle felsefi temaları içerir. Yazar, bunu oldunluk çağı olarak nitelendirmektedir. Bagrat Şinkuba'nın en çok okunan kitabı Son Ubıh, konusu ve anlatımıyla Abhaz Edebiyatına adeta bir çığır açmıştır. Kitabın ünü Sovyetler Birliği sınırları dışına taşar. Son Ubıh, sürgünde yaşayan halklara ders verircesine bir halkın yok oluşunun trajedisini anlatır. Bir ağıttır. Rusçaya, İngilizceye, Almancaya, Belorusçaya, Gürcüceye. Arapçaya, son olarak da Khamokua Hamid tarafından Kabardeyce, Hayri Ersoy tarafından Türkçeye çevrilmiştir. 

Cumhuriyetteki eleştirmen ve yayımcı V.G. Belınski'nin dediği gibi, "Edebiyat literatürü, halkın bilinç düzeyinin bir göstergesidir" D.Y. Gulya'nın "Ahbaz Edebiyatı", diğer halkların edebiyatları arasında layık olduğu yeri almıştır. D.Y. Gulya'dan sonra bu kutsal görevi üstlenenler S.Çanba Y.Koğonya, L.Kuçniya, L.labahua, M.Lakırba, K Aaumaa, V.Agırba, S.Kuçberya, A.Laşariya, K.Çaçhalya, Ç.Conua vb. yazarlardır. Günümüz Abhaz Edebiyatı yazarları ise, Y.Ppaskir, B.Şinkuba, Ş.,Tücba, Y.Tarbua, A. Tonya,.K.Lomya, A.Açba gibi yazarlardır. Bugün Abhazya Yazarlar Birliği'nin 150'den çok üyesi vardır. Bunların Yüzde 65'i aynı zamanda Sovyet Yazarlar Birliği üyesidir. Edebiyatla uğraşanlar arasında; şairler, romancılar, tiyatro yazarları, eleştirmenler, edebiyat araştırmacıları vb. vardır. 
Değişik Sovyet halklarının dillerinden çevrilen romanların Abhazca okunması, edebiyatın gelişimini belgelemektedir. Örnek verirsek Rusça, Gürcüce, Ukranca gibi Sovyetler Birligi'nde yaşayan halkların dillerinin yanında; Sovyetler Birliği dışındaki halkların dilinden edebiyat eserleri Abhazca'ya çevrilmektedir. Abhaz okurları, A. Puskin, M.Lermontov , L. Tolstoy, A. Gorki, W.Shakespeare, J. -ondahn, Ş. Rustaveli, T. Şevçenko, N. Ostrovski, G.H. Anderson'un eserlerini Abhazca çevirilerinden okuyabilmektedirler. 

Son yıllarda Abhaz Edebiyatı büyük gelişmeler kaydetmiştir. Bunun bir kanıtı da D. Y. Gulya Edebiyat Ödülü'nün sahibi olan İ.Papaskir, B. Şinkuba, Y. Tarba, Ç. Conua. G. Gabliya, A. Gogua gibi değerli yazarlardır. 

Abhaz yazarların eserleri sinemaya da aktarılmaktadır. Örneğin Bagrat Şinkuba'nın romanı "Akhra aşöa -Yar sarkışı" senaryolaştırılmış, N. Dovjenko'nun adını Kiev'deki sinema stüdyosunda "Beyaz Başlık" adıyla filme alınmıştır. Ayrıca, N. Tarba'nın senaryosu ile "Gurizya Film'1 stüdyosunda çekilen "At Eğerleyen" fim vb. örnekler vardır. 

Aklif okuyucuları olmayan edebiyatlar gelişemez. Bu bakış açısıyla değerlendirdiğimizde, Abhaz edebiyatı dikkate değer özelliklere sahiptir. Aydınlar, öğrenciler, bilim adamları, işçiler, köylüler; toplumun her kesiminden, her yaşta insan ana dili olan Abhazca yazılan her türlü yayını yakından izlemektedir. Bu söylediklerimizi doğrulayan bir örnek verelim: Aatzı köyünden, 70 yaşını aşmış T. Aöyzba, Abhaz ulusal şair ve romancısı Bagrat Şinkuba'nın "Kış elmaları" adlı romanı" Alaşara" dergisi'de yayınlanmaya başlayınca, hiç aksatmadan okuduğu gibi yaşıtlarına hararetli bir şekilde yorumluyordu. Yaşıtları ise onu ilgi ve hayranlıkla izliyorlar hatta ona gizli kıskançlık duyuyorlardı. Aynı roman kitap haline getirildiğinde, T. Aöyzba tekrar okumuştur. Bugün bu türden örneklere sık sık rastlamaktayız. Son 12-15 yıldır anadille yazılan yayınları izlemek gelenek haline gelmiştir. Ayrıca, dernek gibi kültür kurumlarının toplantıları özellikle anadille yapılmaktadır. Bu türden edebiyat dernekleri, bugün Abhazya'nın bir çok köyünde çalışmalarını sürdürmektedir. Örnek verirsek Çılou, Kutol, Khuap, Aatzı gibi bir çok köy bu edebiyat derneklerine sahiptir. Yazarlar, köyleri dolaşıp eserlerini bizzat kendileri halka okumaktadırlar. 1964 yılında, kulanırkhua köyünde, yazarlarla okurların sohbetine tanık olan Avusturalyalı yazar Alan Marshall şöyle anlatıyor: "....Ozanlar içki masasının başındaydı. Şiirlerini büyük bir coşku ile okuyorlardı. Dizelerinde vatanını gönülden sevenlerin anlatımı vardı. Ve o halk; yaşlısı- genci, kadını -erkeği, her şiirin okunmasından sonra, şairini alkış yağmuruna tutuyorlardı. Böylesine muhteşem bir tablo içinde yer almatan büyük mutluluk duyduğumu söylemek isterim..." 

Sohum Devlet Tiyatrosunda tanınmış eski yazarların yanında yeni yazarların eserlerine de yer verilmektedir. Bu yazarlar Ş.Çkedya, N. Tarpha, Q. Gubliya, A. Gogua, R. Copua, C. Aöhba vb. Devlet Tiyatrosu'nun repertuarlarını da Abhaz yazarlarından başka, Rus ve dünya klasiklerinden örnekler de vardır. Abhazya Devlet Tiyatrosu, her yıl Abhazya'daki yerleşim birimlerini dolaşarak çeşiti oyunlar sergiler.

Abhazya dışında da eserler veren yazarlar az da olsa vardır. Örneğin Fazıl İskender dünya çapında üne sahip olan bir Abhaz yazardır. Eserlerini Rusça yazmasına karşın konularını hep Abhazya ve Abhazyalılardan seçmektedir. Toplumsal olayları hicvetmesiyle ünlenmiştir. Türkçeye çevrilen eserleri vardır. Bunlardan bazıları "Sandro Dayı (Cem Yayınevi - çeviren Mehmet Özgül), "Öyküler - (Cem Yayınevi - Ç ev. Mehmet Özgül) keçi Öküz Yıldızı (Hürriyet Yayınları), Güneşi Yiyen Keçi (bilgi yayınevi) dir. 

Türkiye'de de Abhazca yazanlar vardır. Ancak Türkiye'de yazanlar, geliştirilmiş bir Abhaz Latin Alfabesi olmadığı için Abhazya'da kullanılan Kiril Alfabesi'ni kullanmak zorunda kalmışlar. Dolayısıyla bu eserlerin matbu hale gelme şansı olmamıştır. Yalnızca Ömer Büyüka'nın bir şiir kitabı Abhazya'ya gönderilerek orada basılabilmiştir. (1991)

Kaynak: abhazya.org

Biblos ve Abhaz Kolonileri

Bölgede Kafkasyalılara ait somut kanıtların belki de en fazla karşımıza çıktığı yer eski Biblos kentidir. Biblos’un gelişmiş bir ticaret kenti olması ve Kafkasya’nın bakırına olan ihtiyacı Biblos ile Kafkasya arasındaki en önemli ticaret kaleminin bakır oluğunu ortaya koymaktadır. Yüzyılın başlarında bölgede yapılan kazılarda

Hakkımızda

ÇerkesyaCerkesya.org Çerkesler ve Kafkasya hakkında güncel haberler, Çerkes Kültürü ile ilgili her türlü görsel ve yazılı materyallerin bir arada bulunduğu, Çerkes Kültürünü gelecek nesillere aktarmayı amaç edinmiş hiç bir kurum ve kuruluşla bağı olmayan sadece Kuzey Kafkasya Halklarına taraf bir portaldır.

Çok Okunanlar

Çerkesler Türk mü?

Çerkesler Türk mü?

Ara 02, 2018 Rate: 0.00

Son Twetler

Yeni Zelanda’da yaşanan terör saldırısını şiddetle kınıyoruz. https://t.co/ZDhFNByiUK
RT @Cerkesya: https://t.co/0Lzg3J3EIN
RT @dergi_mizage: ” Barıştan savaşa geçme süreci çok zordu, ama gerçeği söylemek gerekirse, savaştan barışa geçme süreci çok çok daha zordu…
@hayatitekin55 @iyiparti55 @iyipartisim @SamsunCerkes Özür mü, yanlış anlaşılma mı?
Follow Çerkesya on Twitter

Post Gallery

Çerkes Parası ve Kaffed'in Kozmik Aklı

Çerkeslerin Mitolojik Kahramanı Nart Sosruko Mobil Oyun Oluyor

Eski Kafkas halkları, Amerikan yerlileri ve Sibirya halklarıyla akrabaymış

Belgesel Film Gösterimi-Çerkes Atının Öyküsü Şağdi

Hayriye Melek Hunç Anısına Kitap Günleri

Adıgey Halkı Anadilde Eğitim İstedi

Sarıkamış’tan Bir Şehit Öyküsü

Efsanevi Kabardey Atları Dörtnala Geri Dönüyor

Çerkes Kültürüne Son Bir Yaşam Alanı