Abhazya, uzun süren krallık döneminden sonra, 17.yüzyıldan itibaren Çaçba (Gürcüce Şervaşidze) hanedanından prensler tarafından yönetilmeye başlandı. Bu aileden ilk hükümdar Kvap idi. Onun halefleri ise Rosto, Levan ve Murza Han (Doğu Abhaz lehcesinde Murzadan. veya Murzakan) oldular. Kvap'ın ölümünden sonra Abhazya'yı büyük oğlu Rosto yönetmeye başladı. Yeni hükümdar Rosto bir kardeşi Levan' a Abhazya'nın Kodor' dan Ohurey'e kadar olan kısmını, yani Abjua'yı, diğer kardeşi Murzakana da Ohurey nehrinden İngura kadar olan kısmını udel olarak verdi. Abhazya'nın bu kısmı, o zamandan beri yöneticisinin adını taşımaya, Murzakan veya Samurzakan olarak adlandırılmaya başladı. Bu yönetim altında yaşayan Abhazlar da aynı şekilde Murzakanlar veya Samurzakanlar olarak anılmaya başladı.

Abhazya'nın farklı bölgelerinin böyle arazi isimleriyle anılması, konuyu iyi bilmeyen birçok etnografi ve yazarı yanılgıya düşürmüştür. Bu yanılgı, Dal, Tsabal, Bzıb. Samurzakan ve daha Abhazya' da ne kadar bölge varsa o kadar kavmin ortaya çıkması gibi saçmalığa yol açmıştır. Üstelik bunlar milattan yüzyıllarca önce ulusal çizgilerine sahiplermiş ve güya Abhazlardan ayrı olarak yerleşmişler. Bu şekilde Samurzakan Abhazları I.Nikola'nın "İlahi Lütfu(!)" ile (1840) adları değişerek "Samurzakan Kavmi" oldular. Samurzakan Abhazyası'na gönderilen Çar tezkeresinde "Dal'de düzenin sağlanması için milis kuvvetleriyle Dallilere karşı gösterdiği örnek cesaret için Samurzakan kavminden hoşnut olduğu bildiriliyor. Hükümdarın takdir ifadesi olarak devletin hizmetinde sadakatle ve gayretle kullanılması buyrulan birde bayrak verildi.

Bu bayrak ve tezkere, kardeşi kardeşe kırdırmak için hiçbir yolu denemekten cekinmeyen devlet için alçakça, rütbe, yaver kordonu, madalya ve başlarındakilerin haçı için soydaşları Dallilere kılıç çeken Samurzakan Abhazları için utanç vericidir. Rus despotizminin bu belgeleri bugün hala Samurzakan'ın merkezinde korunmaktadır.

"Kafkasya'yı Tanıma Kılavuzu" (Rukovodstvo k poznaniyu Kavkaza) kitabinin yazarı, 19.yüzyılın ilk yıllarında Kafkasya'ya yaptığı seyahat sırasında Guriya'yı, İmeretya'yı ve Mingrelya'yı geçerek Samurzakan'a geliyor. Tasvirine şöyle başlıyor:

İngur'dan itibaren Samurzakan toprakları başlıyor, bölge şimdi Rusyaya ait, ahalisi Mingrellerden tamamen farklı mizaca sahip. Bu ülke eskiden beri Abhazya ile Mingrelya arasında tartışmalıdır: Konumu, dili ve insanlarının kökeni itibarıyla Abhazya'nın ayrılmaz bir parçasıdır." Daha ileride yazar Prens Dadyan'ın Abhazya'nın bu bölgesi üzerindeki iddiasından bahsediyor:Mingrelya, Rusya'nın kendisine karşı sevgisini kullanarak bu ülkenin kendisine ait olduğunu onaylattırmaya çalışıyordu. Bunun yoluda ortaya çıktı. Başkomutan General Rozen Samurzakan' ı kuşkusuz atalarına ait olduğunu, fakat şartların ona ayrılmak ve Abhazya' ya katılmak imkanı verdiği iddiasındaydı. Samurzakan, Dadyan'ın sadakati karşılığında verilmiş bir ödüldü diye bitiriyor yazar.

Samurzakan'ın Mingrelya'ya bu şekilde ilhak edilmesinin aslı ve tuhaf nedeni şimdi açıkça anlaşılıyor. Elbette General Rozen, Prens Dadyan'ın Samurzakan'ın atalarına ait olduğu iddiasına dayanarak, onun Mingrelya'ya ilhakı için emir veremezdi, ki Dadyan Kabardey, Çeçenistan ve Dağıstan için de aynı iddiada bulunuyordu.

Burada sadece Rusya'nın emperyalist planları, Dadyan'ın 'iddia etmesini" ve "Rusya'ya sadakati için" Samurzakan ın Mingrelya'ya, ama aslında Rusya'ya ilhakını gerektiriyordu; çünkü Mingrelya da artık Rus Çarlığı'nın bir parçasıydı. Bu ilhakı halk acaba nasıl karşılamıştıı? Yazar devam ediyor:

Fakat Samurzakanlar yeniden kurulan bu hakimiyyetten hoşlanmadılar ve itaat etmediler. Dadyan'ın memurlarım döverek ülkelerinden kovdular."Biz Abhazız, Mingrel değiliz; niçin üzerimizde tanımadığımız ve tanımak istemediğimiz bir hakimiyet kuruluyor. Dadyan'ın yasaları kendi tebasını mutsuz etsin. onlar ona yeter. Ruslar bizim dağlarımıza hiç gelmesinler diyorlar. Bu hareketli zamanlarda Abhazların arasında bulunan yazar halkın öfkesini böyle tespit ediyor. Görgü tanığı yazardan alıntılara devam ediyoruz: "İngur nehrini geçerek Mingrelya'ya girerler. Zugdidi'ye kadar giderek Dadyan'ın sürülerine çevirirler ve insanları esir alırlardı. Kısacası kendileri Dadyan'a savaş ilan etmişlerdi. Bu tür yaramazlıkların sonu gelmiyordu. Dadyan ise sadece tehdit etmekle kalıyordu, çünkü Samurzaknaları cezalandıracak gücü yoktu.Samurzakanlar ise onun zayıflığına gülüyor ve Kılıçlarımızı kurşunlanmızı denemeye gelsin, birinciler keskin, ikinciler isabetlidir" diyorlardı. Taşkınlıklar arttı. Bu yüzden Ruslar, General Ahlestişev idaresinde sınırı geçerek derhal itaati sağladılar.

Samurzakanlar Rus gücü karşısında boyun eğerek ister istemez Dadyan'ı tanıdılar. Fakat Kesseniz de kendi özgürlüğümüzden başka hükümdar tanımayız: biz Abhazız, Mingrel değiliz" demekten vazgeçmediler.(Öğütlere, zora rağmen) Samurzakanların bu kararlılığı yüzünden bölge, Bediya'da yaşayan bir komiserin idaresi altında Rus oblastı yapıldı. "Rus işgalcileri içinde de istenen buydu. Abhazya' nın bu bölgesini ele geçirmek için kendilerine mazeret bulmuşlardı. Bundan sonra Ruslar Sarnurzakanları kardeşleri Dallilere karsı hareketlere zorlamaya başladı. Bundan 80 yıl önce tanık olduğu olaylar hakkında yazar şu ilginç bilgileri veriyor:

Rus Çan Samurzakahı öz vatanı gibi sevdi ve onu oblast (idari bölge) olarak adlandırdı. Halka birçok nişanın yanında bir bayrak ve sadakat nişanı verdi, şimdi Samurzakanlar Rus yasalarına göre yaşıyorlar ve Mingrellere dokunmuyorlar.

İşte tarihi diğer bütün Abhazlarla aynı olan, Abhazyanın doğu bölgesi halkının Çarın kançilarlayası tarafından nasıl "Samurzakan kavmi" yapıldığının kısa öyküsü.

Aslında ne tarih açısından, ne etnografya açısından ne de dil bilim açısından böyle bir kavim yoktur. Bu sebepler, Seleznev'in ifadesiyle bu "özgür ruhlu halkın" asimilasyonunu hızlandırmak için mevcut durumdan yararlanmak amacıyla saldırgan milliyetçiler tarafından yaratılmıştır. Rus çarlığının îngur'un öte tarafındaki yandaşlarının entrikaları, jurnalleri özgürlüğüne düşkün Samurzakan'ı, o zaman henüz bağımsız olan Abhazya'dan kopardı ve Rus Çarlığı'nın "Komiserliği" (pristavstvo) vaptı. bundan önce kovulan Dadva'nın memurları, din adamları, öğretmenler, yazıcılar, kazar askerleri vb... hepside artık komiserlik düzenini benimsemiş İngur' un ötesinde yaşayan kişilerdi. 

Abhazya ne Gruziya (Abhazya Gürcistan değildir) kitabının yazarı asimilasyonun bütün yöntemlerinin şaşılacak derecede sistemli, ısrarlı ve hızlı uygulanışını ayrıntılı olarak anlatıyor. Samurzakanlar yavaş yavaş anadilleri Abhazca'yı unutmaya başladılar; bütün memurlarla (komiserler. Kazak askerler ve din adamları) konuşmak için gerekli dili öğrenmek zorunda kaldılar. Abhazya Gürcistan değildir" kitabında ve K.Maçavariani'nin calışmasında, Samurzakan'da Abhazca soyadlarının Mingrelcevle değiştirilmesi konusunda ilginç saptamalar var. Bunu tamamen gözlemleyebilivoruz, üstelik bu soyadı değiştirmeîere bütün Abhazya'da da rastlanıyor. Örneğin:

Açba               : Ançbaya (Ançabadze

Çaçba             : Şaraşiya (Şervaşidze)

Marşan          : Marşaniya

Emha              : Emuhvarı

Çabalurhua   :Sotiiskua (Sotuşvili)

Dzapş-ipa      : Dzepşskua (Dzeyşvili)

İnal-ipa           : înaliskua (înalişvili)

Maan              : Marganiya

Lakr                : Lakerbaya

Jvan                : Jvaniya 

Akirta             : Akirtava

Eşba               : Eşbaya

Mikamba       : Mikambaya

Kilba               : Kilbaya

Vardan           : Vardaniya

Samba            : Şambaya

Kapba             : Kapbaya

Kakuba           : Kakubava

Zuhba             : Zuhbaya

Sakrıl              : Şakirbaya

Profesör Hakanov'un ve aynı fikri savunanların dikkatini bu konuya çekip şu soruları sormak gerekir:

Kim kimi asimile etti? Kimin "daha kıvrak dili" daha basit olanı yuttu? Bilim adamlarının, devlet adamları gibi ulusal gayeler uğruna diğer bütün kültürel ve bilimsel ideallerle tamamen çelişkiye düşmeleri esef vericidir. Bu şekilde saldırgan milliyetçilik Abhazya'da uygulandı ve hayret verici, üzücü bir hal aldı ki şimdi, ilerideki çözüm için en büyük dikkat ve özen, gerçek adalet gerekmektedir. Bu yüzden Abhazya' yı cumhuriyet olarak ilan eden Abhazya Devrim Komitesi (Revkom) bir kez daha bilgeliğini göstermek zorundadır.

Saldırgan milliyetçilik yanlıları Samurzakan' da nasıl bir çalışma yürüttüler? Rus devriminden sonra. Abhaz halkı, Gürcü Şovenistlerin hiç hoşuna gitmeyen ulusal kimliğini açıkça ortaya koydu ve Birleşik Dağlılar Birliği'ne girmek için Samurzakan halkıyla ağız birliği etti. Yerel din adamlarının (Ortodoks şeyhler ve diğer Tiflisli sovenistlerin ajanları) şikayeti üzerine Samurzakan'ın Abhazya'dan ayrılması ve Kutais Eyaletine, Eyalet Komiseri V. Çhikvisvili'nin yönetimine verilmesi kararı çıktı. Fakat bu yöre halkının protestosu ve dışarıdaki bir eyalet komiserinin emri altına girmeyi reddetmesiyle, iki ay sonra Samurzakan yine eski statüsüne döndürüldü. Bundan önce Samurzakan ruhban sınıfı Abhazya episkopluğundan ayrılmış ve Gürcistan kaolikosunu kabul etmişti. 

1918'de Sarnurzakan'ın bütün köylerinde Gürcü okulları açıldı. Abhaz halkının bütün isteklerine ve görüşlerine karşı sorumlu olan Abhazya Halk Konseyi birinci kongresi, saldırgan milliyetçilerin bütün bu çalışmalarına tamamen kayıtsız kaldı ve istediği şekilde tepki göstermeyi Samurzakan halkının kendisine bıraktı. Tiflisli bakanların toplum dışı bırakılmış birkaç "nuker' inden başka Samurzakan'ın bilinçli güçleri bundan hoşnutsuzluklarını açıkça ifade ettiler. Hepsi Samurzakanların Abhaz olduğunu, bu yüzden toprak ve kültür olarak Abhazya'nm bütününden koparılmalarının büyük bir haksızlık olduğunu söylüyorlardı. Ölçüsüzce çirkin milliyetçi amaçlara (gayelere) saplanan, bu yüzden de Abhaz ulusunun temel haklarını çiğneyen Tiflisli şovenistlerin densizliğini her yerde protesto ediyorlardı.

Mühendis Kakuba, avukat Zuhbaya, orman mühendisi Gamisoni, doktor V. Açba, Y. Eşba, N.Akirtava ve birçok üniversiteli, saldırganların Samurzakan politikasına kesinlikle katılmıyorlardı. Okulların millileştirilmesi sorunu da şovenistlerin vahşice girişimlerinden biridir. Abhazya'nın tüm milliyetlerinden çocukların öğrenim gördüğü Sohum Öğretmen Okulu da millileştirildi; dersler Gürcülerce Gürcüce, Abhazlarca Abhazca ve Rusça yapılıyordu. Samurzakanların çocukları ise Gürcüce okumak zorunda bırakıldılar.

 

Kaynak: Materyali po istoriyu Abhazii (Abhazya tarihi ile ilgili belgeler), Sohum, 1990'dan

Alaşara Dergisi Temmuz 1995 Sayı 4, Çeviren: Murat PAPŞU

Abhaz Tarihi

Aralık 08, 2018

Kuzey Kafkasya' nın batı yöresinde dağlarla deniz arasında uzanan, dört mevsimi bağrında barındıran, kıyılarında subtropikal bitki örtüsü, dağlarında bembeyaz karları eksik olmayan bu masal diyarına eskiden beri "Abhazya" (Apsnı), insanoğlunun yer yüzüne ayak bastığı en eski çağlardan beri insanların yaşadığı bu ülke halkına " Abhaz " ( Apsuva ) derler.

Küçük Asya' da yaşamış Hititlerle, Kuzey Kafkasya' daki Adigeler' in akrabası olan Abhazlar' ın adına ilk kez Prinç Dönemi' ne ait yazılı kaynaklarda " Abeşla " olarak rastlanır. Asıl atalarının " Apsil, Snig ve Abazg " denen antik dönem Abhaz boyları olduğunu bildiğimiz bu halklar Kafkasya' nın Karadeniz kıyılarında feodal beylikler kurdular. Bu beylikler kültürel olarak Bizans ve Roma uygarlıklarına yakın yaşadı. Bizanslılar o döneme kadar Diyoskurya ve Pitunt adında ticari merkezler kurdular. İsa' nın doğumuna dört- beş yüzyıl kala oluşan bu merkezlerde yerleşen kolonistler miladi yılların başlangıcında Roma lejyonerleri tarafında püskürtüldü. Diyoskurya harabelerinin üzerine Sebastopolis adıyla askeri bir kale inşa ettiler. " En büyük " dedikleri İmparatorOktavya' nın anısına buraya Avgust-Sebastos adını koydular. VI. Yüzyılda Abhazya, Bizans Kolonisi oldu. Aynı zamanda da bir Hristiyan ülkesi haline geldi. İşte ozaman yukarıda adını saydığımız Abhaz feodal beylikleri konsolidasyona geçti. VIII. Yüzyılda Abhazlar, tüm Kafkasya' yı titretecek Abhaz Krallığı' nı kurmuş oldular.

X. yüzyılın sonunda Feodisi adındaki Abhaz Kralı' nın çocuksuz oluşu, varis bırakamaması, onu; tahtına kızkardeşinin oğlunu oturtmak zorunda bıraktı. O III. Bagrat adıyla tarihe geçen kraldı. Babası Gürcü, annesi Abhaz olan bu kral dayıları tarafından yetiştirilmiş olduğundan uzun süre bu krallığa Abhaz Krallığı dendi.

Babasının Gürcü olmasına rağmen Bagrat hanedanlığının kurduğu krallığa " Abhaz Krallığı" denmesinin nedeni, bu krallığın temelinin Abhaz kralları tarafından atılmış ve desteklenmiş olmasıdır. XV. Ve XVI. Yüzyıllarda Abhazlar tekrar kendi krallıklarını kurup Abhaz-Gürcü Birleşik Krallığından ayırdılar. Ama bu kez Osmanlı İmparatorlığu' nun gölgesinde yaşamak zorunda kaldılar. Yüzlerce yıl Hıristiyan din kültürünü alan Abhazlar' ın önemli bir kısmı Müslüman oldu.

1810 yılında Abhaz Krallığı, Rusya' nın himayesine girdi. Çok geçmeden Kafkasya' da ulusal bilinçlenme güçlendi. Abhazlar da bu bilinç içindeydi. 47 yıl süren Kafkas Savaşları bitene dek silahlarını teslim etmediler. O yıllarda, yani 1864 yılından itibaren Rus Çarlığı Abhazya' nın batısında yaşayan Abhazlar' ı, Adigeler' le birlikte anayurtlarından sürdü. Abhaz Krallığı' na da son verdi. Abhazya bir uçtan öbür uca Kazak çizmesi altında ezildi. Halk nüfus kaybına uğradı.

1866 yılında Abhazlar bağımsızlık uğruna tekrar silaha sarıldı. Adeta intihar savaşına giriştiler. Ama ne yazıkki buna güçleri yetmedi. Ertesi yıl Ruslar silah zoruyla, kalan Abhazlar' ı da sürdü. Ülke boşaldı. On yıl sonra Abhazlar tekrar silaha sarıldı. Ulusal bağımsızlık adına verdikleri her savaşın ardından bir kez daha sürüldüler. Bu kez ulus tamamıyla yok olma tehlikesi geçirdi.

1918 yılında anayurdunda kalmayı başarabilen Abhazlar kaybettikleri " ulusal devlet " yaşamın dizginlerini yeniden ele geçirdiler. Ama demokratların başındaki Gürcü Menşevikler, dizginlerin yeniden elden kaymasına, ülkenin karanlığa gömülmesine neden oldu.

1921 yılında Abhaz gençleri, Rus Bolşevikleri' nden de destek alarak Abhazya' yı, can yurtlarını bağımsız kıldı. Abhazya, " Sovyet Sosyalist Cumhuriyet " oldu. Bağımsız devlet statüsüne kavuştur. Abhaz ulusu yeniden canlandı. Ama neyazıkki zamanla Abhazya' nın devlet olma konusundaki başarısı engellenmeye, hakları kısıtlanmaya başlandı.

1922 yılında Abhazya, Gürcistan S.S. Cumhuriyeti' ne yalapçalap bağlandı. On yılda böyle geçti.1931 yılında otonom cumhuriyet olarak Gürcistan' a bağlandı. Lakoba' yı öldürdükten sonra Abhazya sadece görüntüde bir otonom cumhuriyet haline geldi. Gerçekte bir otonomi hakkı bile kalmamıştı. Artık Abhazya Gürcistan' ın bir rayonu ( bölgesi ) gibi görülüyordu.

30' lu yılların sonunda Abhazlar' ın derdine tercüman olabilecek tüm Abhaz aydınlarını, gençlerini yok ettiler. Latin alfabesine dayalı Abhaz yazı dilini kaldırıp, Gürcü alfabesini ve dilini yerleştirmeye çalıştılar. Gürcistan' ın doğu bölgesinden insanları getirip Abhazya' ya yerleştirdiler. Savaş yıllarıydı, Sovyet halkının başı tutusa söndürecek hali ve vakti yoktu. Herkes kendi derdindeydi, Abhazlar'ın problemleriyle uğraşacak tek bir merci yoktu.

1944 yılında Abhaz okullarını kapatmaya, Abhaz çocuklarına ana dillerini unutturup, Gürcüce öğretmeye başladılar. Gürcü faşistleri, Abhaz yer adlarını ( toponim ) değiştirmeyi de ihmal etmediler. 1948 yılından 1951 yılına kadar Abhazya' da 147 yer ve köy ismi değiştirilip Gürcüleştirildi. Gürcüler asimilasyonu hızlandırmak, halkı yok etmek için akıl almaz yöntemler uyguluyorlardı.

Bu asimilasyonun ötesinde bir şeydi, adeta bir soykırım, bir ulusu yaşarken yok etme yöntemiydi. Abhaz ulusunun kökünü Abhazya' dan tamamen kazımak istiyorlardı. Abir grup Abhaz' ı II. Dünya Savaşı' nda Almanlar' a yardım etti diye karalayıp imha ettiler. " Abhazya, Sovyetlerden ayrılmak istiyor.", şeklinde provakasyonlar yaparak Abhaz tarihini saptırmaya çalıştılar.

İşte, Pavle İngorakva gibi fanatik teorisyenler " Antik Abhaz boyları olan Abasglar ve Apsiller Abhaz kökenli değil, Gürcü kökenlidir. Abhazlar' ın bunlarla hiçbir ilgisi yoktur. Abhazlar Abhazya' ya iki üç yüzyıl önce kuzeyden geldiler" gibi düzmece tarihlerle Abhazlar' ı yeniden yok etme teorileri üretmeye başladılar.

Abhazya 70 yıl Sovyet egemenliği altındaydı. Ama değişen bir şey yoktu. Her seferinde yeni bir ulusal sorun yaşıyorlardı. Sovyet döneminde Abhazlar, Abhazya' da nüfusun %18' ini teşkil edecek duruma düşürüldü. Her an başlarına kakılan nüfus azlığının nedeninin kendileri olduğunu, bir an olsun akıllarına bile getirmediler.

XIX. yüzyılda tüm Kafkas uluslarının kökünü kurutan sürgün dramını Abhazlar da ziyadesiyle yaşadı. Bu yüzden boşalan Abhaz toprakları yabancı uluslar tarafından yağmalandı. Bütün olumsuzluklara rağmen 1866 yılında Abhazya' da kalan Abhaz sayısı nüfusun % 60' ını teşkil ediyordu. Gürsüler ve Mingreller durmadan gelip yerleştiği halde onların sayısı o tarihlerde 26.000' i geçmiyordu.

Daha sonra Abhazya' da yaşayan Gürcü, Mingrel nüfusu 240.000' e ulaştı. Abhaz nüfusu ise kendi anayurdunda 100.000' e düştü. Bu yüzden Abhazlar demografik anlamda çok sıkıntılar çektiler. Her an karşılarına bir koz olarak çıkarılan bu problemin müsebbibleri, bunu ileri sürenlerden başkası değildi.

Doç. Dr. Valeri Beygua ABHAZYA TARİHİ
Abhazcadan Çeviren Papa-pha Mahinur Tuna As Yayın

Unutulmaz Anılar

Aralık 03, 2018

Unutulmaz anılarAs Yayın, anı dizisinin ilkini, Nestor Lakoba gibi önemli bir devlet adamı ve onun eşine ayırmakla Abhaz tarihinin belirli bir dönemine ışık tutmuş oldu.

Bu kitap, Abhazyanın Stalin ve Beria döneminde çektiği acıları, Nestor Lakobanın zehirlenerek öldürülüşünü

Abhaz Tarihi'nin İskeletiTarih kaynaklarının en önemlisi (En aldatmazı) Dil'dir. Kelimelerin etimolojileri ve başka dillerdeki karşılıklarıyla karşılaştırmayı doğru dürüst yapıldığı kadar tarihçi gerçekleri bulabilir. Bütün dillerin bütün kelimelerini böyle araştırmak mümkün olmadığından, bugün hiçbir milletin tarihi eksiksiz ve yanlışsız değildir.

Abhaz Tarihi

Kasım 27, 2018

Abhaz TarihiGüney Kafkasya'nın batısında, dağlarla deniz arasında uzanan, dört mevsimi bağrında barındıran, kıyılarında subtropikal bitki örtüsü, dağlarında bembeyaz karlar bulunan, Tanrı armağanı, masal diyarı "cennet" diye anılan bir ülkedir Abhazya. Bir zamanlar altın topuklu "Khi Şargutsa Sataney Guaşa" yaşamış, bu cennetin ırmaklarında,

Hakkımızda

ÇerkesyaCerkesya.org Çerkesler ve Kafkasya hakkında güncel haberler, Çerkes Kültürü ile ilgili her türlü görsel ve yazılı materyallerin bir arada bulunduğu, Çerkes Kültürünü gelecek nesillere aktarmayı amaç edinmiş hiç bir kurum ve kuruluşla bağı olmayan sadece Kuzey Kafkasya Halklarına taraf bir portaldır.

Çok Okunanlar

Çerkesler Türk mü?

Çerkesler Türk mü?

Ara 02, 2018 Rate: 0.00

Kafkasya Neresidir?

Kafkasya Neresidir?

Ara 10, 2018 Rate: 0.00

Kabardey Aile Armaları

Oca 25, 2019 Rate: 0.00

Son Twetler

Adıge Cumhuriyeti'nin Kuruluş Yıl Dönümü Kutlu Olsun https://t.co/10PUan3hJA
RT @ajanskafkas: Mustafa Aydın Turan | Mehdi Nüzhet Çetinbaş yazdı https://t.co/bM0qHZIb6X https://t.co/LV5Nislevy
RT @gilahsteney: Bu hikayeyi daha önce de duymuştum bir dadeden çok araştırdım doğruluğunu Şorten Askerbiy'in Kazanokue Jabağı kitabında da…
BBC News Türkçe - Kafkasya'nın incisi Abhazya'da seçim zamanı: Ülke küçük, yarış büyük - Fehim Taştekin https://t.co/bjR7eWQ8gt
Follow Çerkesya on Twitter

Post Gallery

Çerkes Parası ve Kaffed'in Kozmik Aklı

Çerkeslerin Mitolojik Kahramanı Nart Sosruko Mobil Oyun Oluyor

Eski Kafkas halkları, Amerikan yerlileri ve Sibirya halklarıyla akrabaymış

Belgesel Film Gösterimi-Çerkes Atının Öyküsü Şağdi

Hayriye Melek Hunç Anısına Kitap Günleri

Adıgey Halkı Anadilde Eğitim İstedi

Sarıkamış’tan Bir Şehit Öyküsü

Efsanevi Kabardey Atları Dörtnala Geri Dönüyor

Çerkes Kültürüne Son Bir Yaşam Alanı