Abazinler

Aralık 09, 2018

Abazin (Abaza) halkından söz açılınca Abhaz (Apsıwa) halkı akla gelir hemen. Her iki halk grubunun kökenindeki yakınlığa ilişkin yıllardır sürüp gelen bir tartışma vardır. Her iki halk, Kuzey Kafkasya'nın otokton halklarından olup, binlerce yıldan bu yana diğer Kafkas boyları ile yan yana, iç içe, kültür alış-verişinde bulunarak yaşaya gelmiştir.

Abazinler (Aşıwa-Aşkharıwa) ve Abhazlar ise (Apsıwa), Basğ, Sanıg veya Psıl adları ile de anılan aynı atalardan gelme olup zamanla farklı şive ve konumlar kazanmışlardır. Bugünkü Abhazya'da herhangi bir yaşlıya "Atalarınız nerelidir" diye sorulduğunda, "Apsnı" (Abhazyalı'dır) diye yanıt verir. Bu yanıt, Abazin Halkının ataları olan Zih'leri de kapsar. Bu durumda bir soru gelir aklımıza, "O halde Abazinler daha önce nerede yaşardı..'"

Psıl'lar, Abhazya'nın daha üst taraflarında, kuzeyde yaşarlardı. Onlara yakın olan dağınık bölgede de Misim-yan denen kabileler otururlardı. Psıl'ların güneybatısında, Karadeniz kıyılarında ise Basğ'lar otururdu. Bu halkın yurdu Bzıb Irmağı'na kadar uzanan yerlerdi. Bu bölgenin daha güneyinde de Psow suyuna kadar olan yerler Sanıg'ların yurdu idi. Zih'ler ise bu topluluğun batısında yerleşmişti. Saydığımız bu gruplar yaşam biçimi ve dil bakımından birbirlerine çok yakın idiler. Bilinen çağlardan bu yana Misimyan'ların yurdundan dağların kuzey yönüne, Kuban ve Terek Havzalarına gelen yollar açıktı. Bu yollar, Sançar Marıhu ve Kulhor dağ geçitlerinden Kuzey'e bağlanırdı.

Yukarıda saydığımız gruplar Abhaz ve Abazin gruplarının ortak atalarıdır. Bunlardan bugünkü Abazinlere en yakın olanlarının Zih'ler olduğu artık bilinmektedir. Zih'ler, Sanıg'larla yan yana yaşamışlardır. Tarihi araştır-malar ve destan incelemelerinden anlaşıldığına göre, bilinen ilk Abazin toprakları Abhazya'nın Kuzey-doğusundan başlayan ve Tuapse'de Karadeniz'e ulaşan bölgedir. Bugünkü Abazinlerin bir bölümünün, Abazinlerin ilk yerleşim bölgesinden ayrılarak, bugün Karaçay-Çerkes Cumhuriyeti sınırları içerisinde bulunan Teberda vadisine gelişlerini anlatan öyküler, yukarıdaki görüşü günümüze değin getirmektedir. Bugünkü Abazin halkının bir bölümü olan Aşkharıwa'larla Aşıwa'ların büyük bir grubunun Abhazya'nın kuzeybatısından ayrılarak bugünkü Karaçay-Çerkes Cumhuriyeti'ne gelişi bu öykülerde açıkça anlatılmaktadır. L. Lavrov'un yazılarından anlaşıldığına göre, Abazinler, Adler, Tuapse, Lazarev bölgelerinde yaşarlardı. Abazin köyleri, Soçi'nin kuzeybatısına kadar olan bölgelerde dağınık biçimde yerleşmişlerdi. Bu bölgelerdeki yer isimleri Abazinlerin, tarihin geçmiş çağlarında da bu bölgede yaşadığını kanıtlamaktadır.

L.N. Lavrov'a göre Aşkharıwa halkı Adler ile Gagra arasında yaşardı. Bunların kuzeybatısında ise T'ap'ant'a (Aşıwa'ların başka bir ismi) halkı otururdu. Birinci yüzyılın ikinci yarısında Karadeniz kıyılarında feodal toplum biçimi oluşmaya başladı. Bu çağlarda Abhazya'da krallık yönetimini ve Abhaz Kraliyet hanedanlarını görüyoruz. Psıl ve Sanıg kabilelerinin de Abhaz Krallığı'na bağlandıkları anlaşılmaktadır.

Konu üzerinde araştırma yapan bilimadamlarının açıklamalarına göre önce Apsıwa (Abhaz) toplumu oluşmaya başlamıştır. Daha sonra bu topluluktan ayrılan gruplar Abazin Halkı'nı oluşturmuşlardır. Z.V. Ançabadze adlı araştırmacı "Abasg ve Bazıg ismi Abhazlardan olan bir halk grubunun ismidir. Bunlar Abazinler'dir. şimdi büyük bir kısmı kuzeyde yaşamaktadır. Bu halk Aşıwa (T'ap'ant'a) ve Aşkharıwa kollarından oluşmaktadır." der. L.Lavrov ise bir başka görüş getirir. Lavrov'a göre Abazinler, Abhazya'da; Karadeniz kıyılarında, Abhazya'nın kuzeyinde yaşamışlardır. Lavrov şöyle yazmaktadır: "Abazin dilinin Abhazca'ya benzerliği, yüzyıllar boyunca Abazin halkının ataları ile Abhazların komşu olmasından kaynaklanmaktadır." L.Lavrov'un, "Kuzey-batı Kafkas Boylarının Ortaya Çıkışı Üzerine" adlı araştırmalarında şu sözler yer alır: "Abazinler, Karadeniz kıyılarında yaşayan, Abhazlarla komşu olan ve onlarla kaynaşmayan boylardandır." Abazinler XIV ve XV. yüzyıllarda dağların kuzey yüzüne göç ederek yerleşmişlerdir. Dilleri ile ilgili araştırma yapan bilginlerin yazılarına bir göz atmakta yarar vardır: S.H.Bğajba'nın yapıtı "Abhaz Dilinin Bzıb Dialekti" adlı yapıtında, Abhaz ve Abazinlerin dil kurgusu bakımından aynı, fakat konuşma açısından farklılık gösteren boylar olarak yan yana yaşadıkları vurgulanmaktadır. Aradan geçen yüzyıllar farklılıkları arttırmıştır. şimdi bile her iki dilde benzerlikler çoktur. Gramer açısından ve sözcükler bakımından benzeşim büyüktür. Bu benzeşime en uzak kalan T'ap'ant'a (Aşıwa) diyalekti ile konuşanlar bile Abhazlarla anlaşabilir.

Bu iki boyun dil benzerliği üzerine Gürcü araştırmacı Ketevana Lomatidze şöyle der: "Aşıwa konuşma biçimi, Aşkharıwa ve Apsıwa konuşma biçimlerinin gramatik gelişme üslubunu korumuştur. Aşkharıwa konuşma biçimi ise Apsıwa ve Aşıwa biçimlerinin her ikisine de yakındır, ikisi arasında yer alır." Abazin halkının dili ve tarihi üzerine çalışan A.Genko'nun yapıtı "Abazin Dili"nde, Abazin sözcüğü ile ilgili şöyle bir bölüm vardır: "Kuzey Kafkasya'nın diğer Çerkes boylarından olan Adığeler, güneybatı komşuları olan Karadeniz kıyılarına kadar uzanan boylara (Abaze, Abadze) derlerdi." Bu iki dil üzerine araştırma yapanlar, L.Lavrov'un "Dillerin benzeşimi, iki toplumun komşu olmalarından kaynaklanmaktadır" savını, yanlış bir değerlendirme sayarlar. Z.V.Ançabadze'nin şu sözleri de L.Lavrov'un savına uymamaktadır. "Dil birliğinin, halkın kültür benzeşiminden doğduğu kabul edilemez. Çünkü sözkonusu olan, dillerin benzeşmesi değil, gramer benzeşmesidir. Köken olarak sözcük benzeşimidir. Abazinlerin ve Abhazların dillerinde gramer ve sözcük birliği vardır. Bu benzerlik, komşuluktan ve kültür yakınlığından doğmaz." Lavrov dışındaki diğer araştırmacıların görüşleri de bu görüşe uymaktadır.

Abazinlerin atalarının Karadeniz kıyılarında, Soçi, Tuapse, Lazarev yörelerinde, Abhazya ile komşu olarak yaşadıkları doğrudur. Ancak bunlar, bu çağlardan önce Abazin ve Abhaz boylarının dil, kültür, yerleşim bölgesi olarak "aynı halk olmadıkları" sonucu çıkmaz, savı yaygındır.

Açıklamalardan da anlaşılacağı gibi Abazinlerin tarihini aydınlığa çıkarmakta Z.V. Ançabadze'nin görüşünü gerçeğe daha yakın olarak kabul etmekteyiz. Ancak, Abazinlerin toplum olarak kendilerine has bir düzen kurarak, Abhazlardan ayrıldıkları görüşüne de tam olarak katılmak mümkün değildir. XV. ve XVI. yüzyıllarda, Abazinlerin kalabalık gruplar halinde kuzeye göçerlerken de Abhaz dilinden ayrı olarak, Abazin dili oluşmuştu. Bu olgu, Ançabadze'nin savını az da olsa zayıflatmaktadır. Ançabadze'nin savını zayıflatan bir durum daha söz konusu olmaktadır. Bugün Adığey ve Abhazya'da yaşayan halklar içerisinde, diyalekt farklılığını yitirmemiş Abazin grupları ve köyleri vardır. Abazin halkının bir bölümünün dil özelliğini koruyarak Abhazlar arasında yaşaması, Ançabadze'nin savının tersine bir durum ortaya çıkartmaktadır. Bugün bile Abazin grupları Abhazya'nın Ahıçıps, Psıxhu, Psanman köyleri ile Adığey'in Kueşhable, Ulsk, Wılap köylerinde yaşamaktadırlar. Bu durum ise Abazinlerin kuzeye göç etmeden önceki yüzyıllarda da var olduklarını kanıtlamaktadır.

Bilimsel araştırmalara kaynak olan arşivlerde, bu savı doğrulayan bir belge daha vardır. 20 Temmuz 1864 tarihinde Varp yöresinde bulunan bir Rus birliğinin komutanı, üstlerine yazdığı bir mektuptaki "Psıhu halkından olan 105 ailenin, Huıj vadisine yerleşmek için izin istediklerini size duyurmayı görev sayarım" sözü, adı geçen ailelerin o zaman bu yöreye yerleştiğini göstermektedir. Nitekim bugün Karaçay-Çerkes Cumhuriyeti sınırları içerisinde bulunan Aşkharıwa kökenli Huıj Du (Büyük Huıj) köyünde, bu ailelere rastlanmaktadır. Bu köy, Yinciğ Irmağı vadisi içinde kurulmuş bulunmaktadır. Arşivlerde bir başka belge daha vardır. Bu belgede ise şöyle denmektedir: "Tuapse'de Abzekh'lerle birlikte yaşayan Abazinlerin Barakhey kolu, Çarlık Yönetimi yasalarına uyacaklarına ilişkin yeminde bulundular. 1826-1832 yılına kadar, Kafkas Dağlarında yaşayan boylardan söz eden etnografik ve istatistik belgeler, X. yüzyıla gelindiğinde bile Abazinlerin Adığe ve Abhaz boyları arasında yaşadıklarını göstermektedir. Bu belgelerden birinde şöyle denmektedir: "Apsnı'da (Abhazya'da) Abhaz ve Abazin adlarında iki toplum yaşamaktadır. Bu topluluklar kendilerini Abhaz ve Abazin olarak isimlendirmektedir."

Bu açıklamalardan sonra Abazinlerin toplum olarak ortaya çıkışlarını inceleyelim. Bu çıkış, 600'lü yıllardan önce olmuştur. Çünkü bu yüzyıllarda Abhazya'da ve diğer Karadeniz kıyısı topluluklarında feodal oluşum, henüz başlamamıştır. Bilindiği gibi toplumların doğuşu ve oluşumu sınıfsal toplumun oluşumuna bağlıdır. Kuzeybatı Kafkasya'da toplumların ortaya çıkışı, feodalizm ile başlamıştır. Zira bu bölgede yaşayanlar arasında eski köy cemaatlerinin oluşumu giderek feodal döneme ulaşmıştır.

VI. yüzyıl içerisinde feodal dönem öncesi yaşamının özelliklerine de rastlanmaktadır. VI. yüzyılın sonu ile VII. yüzyılda Kuzeybatı Kafkasya'da yaşayanlar (Zih'lerle birlikte) arasında feodal yapı oluşmaya başlamıştır. Daha sonraları VII., VIII. ve IX. yüzyıllarda Abhazlar, toplum olarak oluşumlarını tamamlamışlardır.

VIII. yüzyılda, kuzey Abazaları (Abazinler) arasında Ghambısta (Wıerkh), yani soylu sözcüğü ve bu sözcükle nitelenen sınıf ortaya çıkmıştır. Bu soylu ailelerin en büyük zenginliği hayvan sürüleri idi. Karadeniz kıyılarındaki dar şeritlerde ise kalabalık hayvan sürülerini doyuracak otlaklar yoktu. Abhaz, Gürcü ve Abazin soylularının sürülerine yetecek otlak bulunamayınca daha kuzeye göç etme zorunluluğu doğmuştur. Böylece Abazinlerin kuzeye göçüşü başlamıştır. Bu göç sırasında kimi Abhaz soyluları da Abazinlerle birlikte kuzeye göç etmişlerdir. Bugün, bu aileler Abazinleşmiştir. Örneğin; Xhrıps (Marşan) ve Daguna (Argun) soyları bugün Uzunyayla ve Sivas yörelerinde, Abazin köylerinde oturmaktadır.

Abazinlerin kuzeye göçlerinin nedeni ve göçün nasıl yapıldığı bugüne dek tam olarak aydınlığa kavuşturulama-mıştır. Çarlık dönemi araştırmacıları, Abazinlerin kuzeye toptan göç etmediklerini, peyder pey göç ettiklerini söylemektedirler. Bu konuda da bugüne dek sağlam bir görüş birliği oluşmamıştır. J.Guldenştayn, S.Boronevski, L.Lule, Abazinlerin XVII. yüzyılda kuzeye gittikleri savını ortaya atmışlardır. Bu savın yanlışlığı, bilinen bir olay ve belgelerle kanıtlanmaktadır. Yegebekhua (Gebekhua) Dudar adlı Abazin Prensinin 1555 yılında Khaberdey elçileri ile birlikte, bugünkü Karaçay-Çerkes yöresinin temsilcisi olarak Moskova'da Çar İvan Grozni nezdinde görevlendirildiği ve uzun süre Moskova'da kaldığı saptanmıştır.

XVI. yüzyılda Abazinlerin kuzeye, bugünkü Karaçay-Çerkes ve Adığey Cumhuriyetlerine yayıldıklarını belirten Ekaterini Kuşeva, "Kuzey Kafkasyalılar ile Rusya İlişkileri" adlı yapıtında, 1570 yılında yazılan bir belgeden söz etmektedir. Bu yazıda, "Büyük Khaberdey Prensi Temrıkhua, Abazinler ve Besleneylerin yardımına geldi", cümlesi yer almaktadır. O halde, XVII. yüzyıl tezinin doğru olmadığı açıkça ortaya konmaktadır. Diğer bir grup yazar, Abazinlerin Kuzeye göçünü daha eski çağlara götürürler. N.F. Yakovlev'e göre XI. yüzyılda Abazinlerin kuzeye göçü başlamıştır. A.N. Genko'ya göre ise Aşıwalar XII ve XIII. yüzyıllarda, Aşkharıwalar ise XIV. yüzyılda kuzeye gelip yerleşmişlerdir.

Arşiv belgelerine göre, 1239-1240 yıllarında Moğollar, Gürcistan üzerinden Kafkasya'ya saldırmışlardır. Saldırının ağırlığı karşısında sıkışan kıyı halkları, Moğolların ulaşamayacağı sarp dağ vadilerine çekildiler. XIV. yüzyılda da Timur orduları kuzeyden, steplerden gelerek Kafkasya'ya saldırmıştır. Saldırganların çekilmesinden sonra kuzeyde çok geniş yaylaklar ve otlaklar boş kalmıştır. Toprağı az olan deniz kıyısı halkının boşaltılmış geniş topraklara doğru uzanması olağandır. Abazinlerin Aşıwa kolunun XIV. yüzyıl sonu ile XV. yüzyılda peyder pey bugünkü Karaçay-Çerkes Cumhuriyeti'ne yerleşmiş olduklarını açıkça söyleyebiliriz. Aşkharıwa kolu ise XV. yüzyılın ikinci yarısı ile XVII. yüzyılın ilk çeyreğine kadar olan zaman dilimi içerisinde peyder pey kuzeye gelip yerleşmişlerdir. Daha sonraki dönemlerde de bu göçler sürmüştür. Örneğin; Barakhay kabileleri 1830'larda kuzeye gelmiştir. Dağı aşan Abazinler önce Teberda, Kubina, Yincig Irmakları kıyılarına, Gum ve Malka vadilerine yerleşmişler, daha sonra bugünkü Adığey ve Khaberdey yörelerine kadar dağılmışlardır. Bu dönemde Abazinler artık Aşıwa ve Aşkharıwa diyalektleri ile konuşan, iki bölümlü bir toplum olarak oluşumlarını tamamlamışlardır. Aşıwalar bu dönemde altı alt kola ayrılmakta idiler. Bu nedenle Tatar ve Osmanlılar Aşıwalar için "Altı Kesek Abaza" deyimini kullanmışlardır. Nitekim bugün bile Uzunyayla'da bulunan Aşıwa köyü(Lokıt veya Lokhuaje) Altıkesek ismini taşımaktadır.

Bu kollar şunlardır:

1- Loo'lar ve Loo'lara bağlı olan ailelerin oluşturduğu grup,
2- Bibard Grubu,
3- Darıkua Grubu,
4- Khılış Grubu,
5- Jantemir Grubu,
6- K'açüa Grubu,

Abazinler'in Aşkharıwa grubu kuzeye geldiğinde şu kollardan oluşmakta idi:

1- T'am Grubu,
2- Bağ Grubu,
3- Mısılbiy Grubu,
4- Khızılbiy Grubu,
5- Başılbiy Grubu,
6- Barakhay Grubu,
7- Şegerey Grubu.

Dağınık bir biçimde kuzeye yerleşen gruplardan Barakeyler'in çoğunluğu, Kızılbiy, Başıkbiy, Mısılbiy ve Şegereyler'in önemli bir bölümü, Siydı-Yismel ve Gebekhua (Yegebekhua) ailelerine bağlı olarak Osmanlı topraklarına göç etmişlerdir. Geride kalan aileler grup grup birleşerek bugünkü Huıj Du, Huıj Çık'un, Çagarya (Şegerey), Abaza Hable, Guım Lokıt, Kubina Lokıt, Yincig Lokıt, Bibardkıt (Albırğan), Psıjkıt (Darıkuakıt), Karapagua, Marakıt gibi köyleri kurmuşlardır. Geri kalanların bir bölümü ise Habaz Rayonu ile Adığey, Khaberdey bölgeleri ve Pyatigorsk kentine kadar dağılarak yerleşmişlerdir.

Abazinler, 1864 büyük göçüne kadar yurtlarında yukarda belirttiğimiz gruplar halinde yaşamışlardır. Daha çok at, sığır ve koyun yetiştirmekteydiler. Tarımla uğraşanlar ise buğday, arpa, mısır gibi tahıllar ile meyve yetiştiriyorlardı. Yetiştirdikleri ürünler ile el sanatı üretimlerini, kendilerinin imal edemedikleri mallar karşılığı olarak satarlardı. O devirden kalan istatistiklerden anlaşılacağı üzere Kuzey Kafkasya'da kalabalık yerleşme merkezleri çoğalınca, bu tür ticaret daha da genişledi. 1849 Nisanının 23'ünde, o zamanki adı ile Batalpaşinski (Çerkesk) kenti pazarında Abazinler'in 1000 post, 800 yamçı, 578 Çerkes Erkek Elbisesi, 400 çift yün çorap ve eldiven, 300 büyükbaş hayvan, 4500 at sattıkları anlaşılmaktadır. Karşılığında, 19044 som (altın para) almışlardır. Aynı gün satın aldıkları mal listesi de şöyledir: 15000 metre sırma sim, çok sayıda yatak ve masa örtüsü, semaver, 320 sandık, 280 ayna... Aynı şekilde Pyatigorsk, Georgievsk, Stavropol ve diğer kentlerde de pazarlar kurulur ve buralarda da Abazinler alış-veriş ederlerdi.

Büyük göçte anayurttan ayrılmak zorunda bırakılan Abazin grupları bugünkü Türkiye, Mısır, Ürdün, Suriye gibi ülkelere yerleştirilmişlerdir. Türkiye'de yaşayan Abazinler Uzunyayla bölgesinde; dört köy Pınarbaşı'na, dört köy ise Şarkışla'ya, Sivas'ın Yıldızeli ilçesi ve merkez ilçeye bağlı köylerle, Artova, Tokat, Havza yörelerine, Tufanbeyli, Yozgat-Sorgun, Çorum-Alaca, Eskişehir köylerine ve bir miktar da Ahlat-Adilcevaz yörelerine yerleştirilmişlerdir. Ankara, İstanbul, İzmir, Kayseri, Sivas, Eskişehir, Adana, Mersin gibi kentlere yerleşen Abazin aileleri de vardır.

Ekim Devriminden sonra başlayan dönemde yaşam biçiminin değişmesi ve kentleşme sonucu bugün anayurtta kalan Abazinler Karaçayevsk, Çerkesk, 
Yerkinşahar, Teberda, Yersokan, Nalçik, Pyatigorsk ve Maykop gibi kentlerde de diğer Çerkes grupları ile bir arada yaşamaktadırlar.

Özdemir Özbay “Dünden Bugüne Kafkasya” kitabından alınmıştır

Abazinlerin Kökeni

Aralık 08, 2018

Abazin (Aşıwa-Aşkarıwa) halkından söz açılınca Abhaz (Apsuwa) halkını anımsamak gerek. (1) Her iki halkın kökeni yakındır biri birine. Uzun çağlar aynı bölgede var olmuşlardır. 

Abazinler ve Abhazlar, Basğ (Bask), Sanığ veya Psıl adları ile anılan aynı atalardan türemedir. Bu günkü Abhazya'da herhangi bir yaşlıya ''ataların nerelidir'' diye sorulduğunda ''Apısnılıdır (Abhazyalıdır)'' diye yanıt verir. Bu yanıt Abazin halkının ataları olan Zighleri de kapsar. Bu durumda bir soru gelir aklımıza: ''O halde bu halk nerede yaşardı?''

Psıllar Abhazya'nın daha üst tarafında yaşarlardı. (2) Onlara çok yakın olan dağlık bölgede ise Misimyan denen kabileler otururdu. Psılların Güneybatı'sında Karadeniz kıyılarında ise Basğlar otururdu. Bu halkın yurdu Bzıb ırmağına kadar uzanırdı. Bu bölgenin daha Güneybatısı'nda ise Psou suyuna kadar olan yerler Sanığların yurduydi. Zıghler ise bu topluluğun batısında yerleşmişti. Saydığımız bu guruplar yaşam ve dil bakımından birbirlerine çok yakındılar.

Bilinen çağlardan bu yana Misimyanların yurdundan dağların Kuzey yüzüne gelen yollar açıktı. Bu yollar Sançar, Marıhu, Kulhor dağ geçitlerinden Kuzey'e bağlanırdı. Yukarıda saydığımız halk toplulukları Abhaz (Apsuwa) ve Abazin (Aşıwa-Aşkarıwa) halklarının ortak atalarıdır.

Başta da belirttiğimiz gibi Abazin halkının ataları Zighler, Sanığların komşusudur. Tarihi araştırmalar ve destan incelemelerinden anlaşıldığına göre bilinen ilk Abazin toprakları Abhazya'nın Kuzeydoğu'sunda başlayan ve Tuapse de Karadeniz'e ulaşan bölgeydi. Bugünkü Abazinlerin bir bölümünün Abhazya'dan ayrılarak Teberda vadisine gelişlerini anlatan öyküler, yukarıdaki açıklamayı çağımıza dek getirmektedir. Diğer halk destanları ve öyküleri ise bu günkü Abazin halkının bir bölümü olan Aşkarıwalarla bir küçük Aşıwa gurubunun Abhazya'dan ayrılarak bu günkü Karaçay-Çerkessk bölgesine geldiğini anlatır. L. Lavrov'un yazılarından anlaşıldığına göre Abazinler, Adler, Tuapse Lazarev bölgelerinde yaşardı. Abazin köyleri Soci'nin Kuzeybatı'sına kadar olan bölgelerde dağınık biçimde yerleşmişti. Bu bölgelerdeki yer isimleri Abazinlerin, tarihin geçmiş çağlarında bu bölgelerde yaşadığını kanıtlamaktadır.

Geçmiş çağlardan kalan belgelerden anlaşıldığına göre, Abhazlar ve Abazinler Basklarla (Basğ) aynı derecede yakındır. (Hatta Abzeghlerin bile bu yakınlıkta payı vardır.)

L. N. Lavrov'a göre Aşkarıwa halkı Adler ile Gagre arasındaki bölgede yaşardı. Bunların Kuzeybatı'sında ise T'ap'anta (Aşmaların bir başka ismi) kabileleri otururdu, Birinci yüzyılın ikinci yarısında Karadeniz kıyılarında feodal toplum biçimi oluşmağa başladı. Bu çağlarda Abhazya'da krallık yönetimini ve Abhaz kraliyet hanedanlarını görüyoruz. Psıl ve Sanığ kabilelerinin de Abhaz Krallığına bağlandıkları anlaşılmaktadır.

Konu ile ilgilenen bilim adamlarının anlattıklarına göre, önce Abhaz (Apsuvva) halkı ortaya çıkmıştır. Daha sonra Abhazlardan ayrılan guruplar Abazin halkını oluşturmuştur. Z. V. Ançabadze adlı araştırmacı ''Abazğ veya Bazğ ismi Abhazlardan olan bir halk gurubunun ismidir. Bunlar Abazinlerdir. Bunlar şimdi Kuzey Kafkasya'da yaşamaktadır. Bu halk T'ap'anta (Aşıwa) ve Aşkarıwa kollarından oluşmaktadır'' der.

L. İ. Lavrov ise başka bir görüşü savunur. Lavrov'a göre: ''Abazinler Abhazya'da yaşamamıştır. Karadeniz kıyılarında, Kuzeybatı'da yaşamışlardır. Lavrov şöyle yazmaktadır. ''Abazinlerle Abhazların dillerinin benzerliği, yüzyıllar boyunca Abazin halkının ataları ile Abhazların komşu olmasından ortaya çıkmıştır.''

'Kuzey-Batı Kafkasya halklarının ortaya çıkışı'' üzerine L. İ. Lavrov'un araştırmalarında şu sözlere de rastlanır. ''Abazinler, Karadeniz kıyılarında yaşayan, Abhazlarla komşu olan ve fakat onlarla kaynaşmayan halklardandır'' Abazinler 14 ve 15. yüzyıllarda Kuzey Kafkasya'ya (dağların Kuzey yüzüne) göç ederek yerleşmişlerdir. Bu nedenlerle, dilleri üzerine araştırma yapan bilginlerin yazılarına bakalım. S. H. Bğabja'nın yapıtı ''Abhaz dilinin Bzib diyalektinde Abhaz ve Abazin dillerinin karşılaştırılmasında yazar şöyle bir sonuca varmaktadır.'' Bu konuda bilinen, Abhaz ve Abazinlerin dil kurgusu bakımından aynı, fakat konuşma olarak farklılık gösteren halklar olarak yan yana yaşamakta olduklarıdır. Diyalekt ayrılıklar önceleri pek fazla değildi, Giderek arttı. Şimdi bile her iki dilde benzerlik çoktur. Gramer açısından ve sözcük olarak benzeşim büyüktür. Bu benzeşime en uzak kalan T'ap'anta (Aşıwa) diyalekti ile konuşanlar bile Abhazlarla anlaşabilir.

Bu iki halkın dil benzerliği üzerine K. V. Lomatidze şöyle der: T'apanta (Aşıwa) konuşma biçimi, Aşkarıwa ve Apsuwa konuşma biçimlerinin gramatik gelişme üslubunu korumuştur. Aşkarıwa konuşma biçimi ise Aşwa ve Apsuwa konuşma biçimlerinin her ikisine yakındır. Arada bulunan bir diyalekttir.'' Abazin halkının tarihi ve dili üzerine çalışan A. Genko'nun yapıtı Abazin dilinde Abazin sözcüğü ile ilgili şöyle bir bölüm vardır: ''Kuzey Kafkasya'nın diğer Çerkes halkı olan Adigeler Güney komşuları olan, Karadeniz kıyısında yaşayan bütün halklara (Abaza) derlerdi.''

Bu iki dil üzerine araştırma yapanlar, L. Lavrov'un ''dillerin benzeşmesi bu iki halkın komşu oluşundan dolayıdır'' savı yanlış bir değerlendirme sayarlar. Z. V. Ançabadze'nin şu sözleri de L. V. Lavrov'un savına uymaktadır. ''Dil birliğinin halkın kültür benzeşiminden doğduğu kabul edilemez. Çünkü, dil kültürün temelidir. Sorun, dillerin benzeşimi değil, gramer benzeşimidir, köken olarak sözcük benzeşimidir. Abazinlerin ve Abhazların dillerinde gramer ve sözcük birliği vardır. Bu benzerlik kültür yakınlığından doğmaz. ''Yukarıda sözünü ettiğimiz diğer araştırmacıların görüşleri de bu görüşe uymaktadır.

Abazinlerin atalarının Karadeniz kıyılarında, Soçi, Tuapse, Lazarevsk yörelerinde Abhazya ile komşu olarak yaşadıkları doğrudur. Ancak, bundan, bu çağlardan önce Abazin ve Abhaz halklarının dil olarak, kültür olarak yerleşme bölgesi olarak, aynı halk olmadıkları sonucu çıkmaz.'' demektedir, Z. V. Ançabadze.

Açıklamalarımızdan da anlaşılacağı üzere Abazin halkının tarihini aydınlığa çıkartmakta Z. V. Ançabadze'nin görüşünü gerçeğe daha yakın kabul etmekteyiz. Ancak, Abazinlerin halk olarak, toplum olarak kendilerine has bir düzen kurarak Abhazlardan ayrıldıkları görüşüne de tam olarak katılmamaktayız. 15 ve 16. yüzyıllarda, Abazinlerin kalabalık guruplar halinde Kuzey'e göçmeleri sırasında Abhaz dilinden ayrı olarak, Abazin dili oluşmuş durumdaydı.

Ançabadze'nin savını zayıflatan bir durum daha görmekteyiz: Bu gün Adigey ve Abhazya da, bu bölge halkları içinde diyalekt farklılığını yitirmemiş Abazin gurupları ve köyleri vardır. Abhazlardan kopma olduğu savunulan Abazin halkının bir bölümünün dil özelliğini koruyarak yine Abhazlar arasında yaşaması Ançabadze'nin savının tersine bir durumdur. Bu gün bile Abazin gurupları Aphazya'nın Ahçıps, Psanman, Psıxu, köylerinde ve Adigey'in Kuaş-Hable, Ulsk, Ulap köylerinde yaşamaktadır. Bu durum ise Abazin halkının Kuzey'e göç etmesinden önceki yüzyıllarda da var olduğunu kanıtlamaktadır.

Bu savı doğrulayan bir belge daha var elimizde: 20 Temmuz 1864 tarihinde Varp yöresinde bulunan bir Rus birliği komutanı kendi üstlerine yazdığı bir mektupta şu satırlar vardır: ''Psıhu halkından olan 105 ailenin Huıj vadisine yerleşmek için izin istediklerini size duyurmayı görev sayarım.'' Sözü geçen aileler bu gün Karaçay-Çerkessk Özerk Bölgesi'nde, Yinciğ ırmağı vadisinde Büyük Huıj köyünde yaşayan Abazinlerdir. (3) Arşivlerde saklı olan bir belge daha var, bu belgede de şöyle denmektedir: ''Tuapse de Abzeghlerle birlikte, Abazinlerin Barakey kolu (4) Çarlık yönetimi yasalarına uyacaklarına ilişkin yeminde bulundular.'' 1826 dan 1832 yılına dek, Kafkas dağlarında yaşayan halklardan söz eden etnografik ve istatistik belgelerinde, 10. yüzyılda bile Abazinlerin halen Abhazlar ve Adigeler arasında yaşadıkları anlaşılmaktadır. Bu belgelerden birinde şöyle denmektedir: ''Apsını'da (Abhazya) Abazin ve Abhaz adlarında iki halk gurubu yaşamaktadır. Bu halklar kendilerini Abhaz ve Abaze olarak isimlendirmektedirler''.

Şimdi Abazinlerin halk olarak ortaya çıkışını inceleyelim. Bu çıkış 600 üncü yüzyıllardan önce olmaktadır. Çünkü, bu yüzyıllarda Abhazya'da ve diğer Karadeniz kıyısı halklarında gördüğümüz gibi, feodal oluşum henüz başlamamıştı. Bilindiği gibi halkların doğuşu, oluşumu, sınıfsal toplum oluşumuna bağlıdır. Kuzey Batı Kafkasya da halkların ortaya çıkışı feodal yapılı toplumun doğuşuna bağlıdır. Zira bu bölgede yaşayanlar arasında eski köy cemaatlerinin oluşumu kölecilik aşamasından feodal döneme ulaşmıştır.

6. yüzyıl içinde feodal düzen öncesi yaşamının özelliklerine de rastlanmaktadır. 6. yüzyılın sonu ve 7. yüzyılda Kuzey Batı Kafkasya'da yaşayanlar (Zıghlerle birlikte) arasında feodal yapı oluşmaya başlamıştı. Daha sonraları 7-8 ve 9. yüzyıllarda Abhazlar halk olarak oluşumlarını tamamlamışlardır.

8. yüzyılda Kuzey Abazaları (Abazinler) arasında chambısta (soylu) sözcüğü ve bu sözcükle nitelenen sınıf ortaya çıkmıştır. Bilindiği gibi varlıklı soylu ailelerin hayvan sürüleri vardı. Karadeniz kıyılarındaki dar şeritte ise kalabalık hayvan sürülerini doyuracak otlaklar yoktur. Abhaz, Abazin ve Gürcü soylularının hayvanlarına yetecek otlak bulunamayınca, mera (otlak) sorunu, daha Kuzey'e göç etme zorunluluğunu doğurmuştur. Böylece Abazinlerin Kuzey'e göçü başlamıştır.

Abazinlerin Kuzey'e göçlerinin nedeni ve göçün nasıl yapıldığı bu güne dek tam olarak aydınlığa kavuşturulamamış ve tartışmalı kalmıştır. Devrimden önce Çarlık dönemindeki araştırmacılar Abazinlerin Kuzey'e toptan gelmediklerim peyder pey göç ettiklerini söylemektedirler. Bu konuda bu güne dek sağlam bir görüş birliği doğdu denemez. 
J. Guldenştayn, S. Boronevsky, L, Lüle, Abazinlerin 17. yüzyılda Kuzey'e geldikleri savını koymuşlardır. Bu savın yanlış olduğunu elimizde bulunan yazılı bir belge Yeğbağhkhue Dudarıkhua adlı Abazin prensinin 1555 yılında Kabardey elçileri ile birlikte bölgenin (Kuzey Batı Kafkasya) temsilcisi olarak Moskova'da, Çar nezdinde uzun süre kaldığım saptamaktadır.

16. yüzyılda Abazinlerin Kuzey'e (bu günkü Karaçay-Çerkessk Özerk Bölgesi) ve Adigey'e yayıldıklarını belirten Ekaterine Kuşeva'nın yazıları vardır. Kuşeva'nın ''Kuzey Kafkasya Halkları ile Rusya ilişkileri'' adlı yapıtında 1570 yılında yazılan bir belgeden söz edilmektedir. Bu yazıda: ''Büyük Kaberdey Prensi Temnkua, Abazinler ve Besleneylerin yardımına geldi'' cümlesi vardır. Bu belgeler yukarıda açıkladığımız yazarların ileri sürdükleri ''17. yüzyıl'' tezinin doğru olmadığını açıkça ortaya koymaktadır. Abazinlerin Kuzeye yerleşmelerinin bu yazarların belirttiği tarihlerden çok önce olduğu böylece kanıtlanmaktadır.

Diğer bir gurup yazar Abazinlerin Kuzey'e göçünü daha eski çağlara götürürler. N. F. Yakovlev'e göre 11. yüzyılda Abazinlerin Kuzey göçü başlamıştır. A. H. Genko'ya göre: T'apantaIar (Aşıwa) 12 ve 13. yüzyıllarda, Aşkarıwalar ise 14. yüzyılda Kuzey'e gelip yerleşmişlerdir.

Elimizdeki belgelere göre 1239-1240 yıllarında Moğollar Kafkasya'ya saldırmışlardı. Saldırının ağırlığı karşısında sıkışan kıyı halkları Moğolların ulaşamayacağı sarp dağ vadilerine çekildiler. O yıllarda Kafkasya'da halkları etkile yen trajik olaylar ve kıyımlar olurken, Abazinlerin göç açısından pek etkilendiklerini sanmıyoruz. Abazinler arkada bırakacakları otlak ve yaylaktan daha uygun bir yer bulup yerleşme zorunluluğu duyarak göç etmişlerdir. Kafkas dağlarının etekleri Moğol egemenliğine girerken, halk Moğol barbarizminden kurtulmak için dağlara sığınırken, bu faciayı göre göre Abazinlerin aynı bölgeye göç etmek isteyecekleri gerçeklere uymaz. Bu yer değiştirme olayı üzerine başka görüşler de ortaya atılmıştır. Z. V. Ançabadze Abazinlerin 13 ve 14. yüzyıllarda (AşıwaIar) Kuzeye yerleştiklerini söyler. Bu düşünce Abazin konuşma dilindeki kimi sözcüklere ve bunların karşılaştırılmasına dayanır. Abazince'de K'atan, (Pulluk) Abhazca'da ''K'utanı'' yani saban anlamına gelen bu sözcük 12. yüzyıla kadar Abazince ve Abhazca'da yoktu. Bu müşterek sözcüğe bakılarak Abazinlerin 12. yüzyıldan önce Kuzey'e yerleşmedikleri tezi savunulmuştur.

12, 13. ve hatta 14. yüzyıl sonuna kadar Kuzey'deki olaylar ve kargaşalık buraya bir halkı çekmez. Aksine, ürkütüp uzaklaştırır. Zira. 14. yüzyıl sonlarına doğru Orta Asyalı Timur'un orduları Kuzey Kafkasya'ya saldırmıştı. Acımasız bir fırtına, önüne geleni yok eden, taş taş üstünde bırakmayan bir yıkımdı Timur ordusu. Bu istila yıllarında Kuzey'deki yaşam güçlükleri karşısında Abazinlerin bu büyük saldırıyı göğüsleyerek Kuzey'e yerleşebilmeleri zordur. Saldırganlar 15. yüzyılın başlarında Kuzey Kafkasya'yı boşaltarak çok geniş yaylak ve yerleşim bölgeleri bıraktılar. Toprağı az olan, deniz kıyısında yaşayanların, boşaltılmış geniş topraklara göz koyması olağandır. Abazinlerin Aşıwa kolunun 15. yüzyılın başlarında bu topraklara yerleşmiş olmaları gerekir. Göç uzun bir zaman bölümü içinde peyder pey olmuştur. Aşkarıwa Abazinlerinin Kuzey'e göçü ise 16. yüzyılın sonlan ile 17. yüzyılın ilk çeyreğinde olduğu sanılmaktadır.

Aşkarıwaların bir bölümünün (Barakey kabileleri) o çağlarda eski yerlerinden henüz ayrılmadıklarını saptayan, 1882 yılında basılmış ''Russkaya Strarına'' gazetesinin 27. cildinde Berje'nin ''Kafkas İnsanlarının Göçleri'' makalesi vardır. Yine 1843 yılında basılan ''Abhazya'nın Tarihi'' adlı yapıtta, Apışını (Abhazya) toprağının nerelere dek uzandığı anlatılırken şöyle bir bölüme yer verilmiştir. ''Bzıb ırmağı kıyılarından olup da Huıj vadisine yerleşenlerin liderleri şöyle demiştir: Bzıb (Abhazya'da) kıyısından Huıj (Karaçay-Çerkessk'te) vadisine yerleşirken tüm mallarımızı kaybettik'' 1830 yıllarından 1860'lara kadar Abazinlerin nüfusu üç katma çıktığına göre, onların 17. yüzyılda Kuzey'e yerleştikleri savını nasıl kabul ederiz? (Buradaki müfus artışı yalnız AşkarıwaIarı kapsıyor).

650 Aşkarıwa sülalesinin göç edebilmesi için iki yüz yıl geçmiştir. Arşiv belgelerinden anlaşılacağı üzere 19. yüzyılda Kuzey'e göç edenlerin sayısı giderek artmıştır. Yukarıdan beri yaptığımız açıklamalar sonunda şöyle bir sonuca ulaşabiliriz. Aşıwa Abazinlerin 15 ve 16. yüzyıllarda Kuzey'e yerleşmişlerdir. Aşkarıwa Abazinlerinin ise 18. yüzyıl ortalarına kadar Kuzey'e göçlerini sürdürmüşlerdir. Son Aşkarıwa göçünün 1864 yılında yapıldığı bilinmektedir. Dağı aşan Abazinler önceleri Teberda, Kubina, Yinçiğ, vadilerine Guım ve Malka ırmakları kıyılarına yerleşmişlerdir.

Abazinler 18. yüzyılda iki diyalekt ile konuşan karma bir halktı. (Aşıwa Aşkamva) Aşıvvalar ayrıca 6 bölüme ayrılmaktadır. Tatar ve Türklerin (Altı Kesek Abaza) deyimini kullanmaları bu nedenledir. (5) Her gurup kendi prenslerinin aile ismini almıştır. Bu gruplar şunlardır.

1) Looğ: 18. yüzyıl ortalarında, kendilerine bağlı ailelerle birlikte Kubina, Guım, Malka, yörelerinde rastlanmaktadır. L. Lavrov'un yazılarına göre ''1802 yılında Guım kıyısında Looğlara bağlı 150 Abazin aile yaşamakta idi. ''Anlatılan olaylara göre Krasna-Vostok köyünün (eski adı ile Guım Looğkıt) kuruluşu şöyledir. Bu köy halkı önce Psitu yöresi, sonra Teberde vadisi, Kabardey bölgesinde Wuırda dağı etekleri, Proçnokopskaya yöreleri, Zolka suyu kıyıları, Aşkuakuan, Bakşıt yamaçlarını dolaştıktan sonra 1861 yılında Guım ırmağı kıyısındaki bu günkü köy yerini seçerek yerleşmişlerdir.

Kubina köyü (eski adı ile Kubina Looğkıt), yaşlıların anlattıklarına göre ilk yerleşme yerleri bunların da Guım ırmağı kıyısı idi. Daha sonra Kardanığ suyu kıyılarına gitmişlerdir. Oradan da ayrılarak Uçkul'a yerleştiler. Uçkul'u bıraktıktan sonra 1862 yılında bu günkü köyü kurmuşlardır. A. N. Genko'nun belgelerine göre Yineiğçıkum (Küçük Yinciğ) köyü Aşıwaları Gunahçır'dan ayrılarak Uçkul'a yerleşmişler, daha sonra 1861 yılında bu günkü yeri seçmişlerdir.

2) Bibard: (Bu günkü Albırğan köyünü Kuran Aşıwalar) Dağların Kuzey yamaçlarına gelince Önceleri Küçük Yinciğ ve Kubina kıyılarına yerleşmişlerdir. 1787 yılında iki guruba ayrılıp, bir gurubu Guım vadisine, diğer gurubu ise Marihu vadisine yerleşmişlerdir. Guım'a gidenler kısa bir süre sonra dönmüşlerdir. Marihu'ya yerleşenler 1831 yılına kadar orada kaldılar. Daha sonra her iki gurup birleşerek bu günkü Albırğan (Bibardkıt) köyünü kurdular.

3) Darıkua: Dağların Kuzey'ine geldiklerinde diğerleri gibi birçok yer dolaştıktan sonra şimdiki Psıjkıt (Darıkuakıt) köyünü kurmuşlardır.

4) Khıhç: 17. yüzyıl başlarında Küçük Yinçiğ ırmağı kıyılarına geldiler. Daha sonra 1787 yılında Guım vadisine göç ettiler. 1804 yılına kadar burada yaşadılar. 1805 yılında bir gurubu Guımlooğkıt'a göç ederek onlarla birleşti. Geri kalanlar ise bu günkü Psewuk'e Daxe (Khılıç kıt) köyünü kurdular. Genko'ya göre Khılıç gurubu bu günkü Khaçubiy rayonu sınırları içinde kalan Karamurzinskoe köyü yakınlarında yaşarlardı. Daha sonra diğer Abazin ve Kabardey köylerine dağılmışlardır.

5) Jantemir: Pyatigorsk yakınlarında yaşamakta idiler. 1794 yılında 6.264 kişilik bir gurubu Pyatigorsk'a yerleşmiştir. Jantemirlerin bir kolu ise 1746 yılında Guım ırmağının yukarı kısımlarında görülmektedir. (6)

6) K'açua: 18. yüzyıl başlarından itibaren diğer Aşrvva güruhları içine dağılmış ve bir kısmı da 1863 yılında Türkiye'ye göç etmiştir.

Yukarıda da açıkladığımız gibi Aşkarıwa Abazinleri daha geç çağlarda dağları aşarak Kuzey'e gelmişlerdir. Bağ, Tam, Mısılbıy, Kızılbiy, Başılbıy, Barakhey, Şegerey kollarına ayrılmaktaydılar. Bunlardan Barakheyler 18. yüzyılın ilk yarısında Kuzey Kafkasya'da yerleşik duruma geçmişti. Barakheylerin çoğunluğu, Khızübiy, Başılbıy, Mısılbıylerin bir bölümü 1861-1863 yılları arasında Sydı-Yismeyl-Gebehua adlı 3 sülalenin yönetiminde Osmanlı topraklarına göç etmişlerdir. (7) Geride kalan boylar birleşerek bu günkü Huıj Du (Büyük Huıj), Huıj Çıkuın (Küçük Huıj), Çagariya, Abaza Hable, Apsıua köylerini kurmuşlardır. Bir bölümü ise (özellikle Başılbiylerden geriye kalanlar) Adigey ve Kabardey bölgelerindeki köylere dağılmışlardır.

1860 yılında Kuzey Kafkasya'da kurulmuş olan Abazin köylerinde yaşayan Abazinlerin sayısını Rus subayı Korlokov belirtmektedir: Bu tarihte Huıjdu köyünde 1.532, Şegerey'de 1.188, Bibardkıt'da, 1.276, Darıkuakıt'da 1.594 Abazin yaşamaktaydı (kentlerde yaşayanlar hariç). Bu saydığımız köylerin halkı daha çok at, sığır ve koyun yetiştirmekteydi. Tarımla uğraşanlar ise daha çok buğday, arpa, mısır gibi tahıllar ve bahçe ziraatı, meyve yetiştirmekle meşguldü. Toprakla uğraşan nüfusun o zamanki sayısını bilmemekteyiz. Patates, fasulye tarımı yapanlar da vardı. Yetiştirdikleri ürünleri ve el sanatı ürünlerini, kendilerinin imal edemedikleri mallar karşılığı satarlardı. İstatistiklerden anlaşıldığı üzere Kuzey Kafkasya'da kalabalık yerleşme merkezleri çoğalınca, bu tür ticaret daha da gelişti. 1849 Nisan'ının 23 ünde Battalpaşinska (bu günkü Çerkessk kenti) pazarında Abazinlerin 1.000 post, 800 yamçı, 578 Çerkes elbisesi, 400 yün çorap, ve eldiven, 300 büyükbaş hayvan, 4.500 at, sattıkları anlaşılmaktadır. Karşılığında 19.044 som (altın para) almışlardır. Aynı gün satın aldıkları mal listesi de şöyledir: 15 bin metre sırma sim, çok sayıda yatak ve masa örtüsü, semaver, 3.200 sandık (8), 280 ayna...

Aynı şekilde Pyatigorsk, Georgiyevsk, Stavropol, ve diğer kentlerde de pazarlar kurulur ve buralarda da Abazinler alışveriş ederlerdi.

Ekim Devrimi'nden sonra yaşam biçimi değişmeye başlamış ve kentleşme hızlanmıştır. Bu gün Abazinler Karaçay-Çerkessk Özerk Bölgesi'nde, yukarıda saydığımız köylerde ve Karaçayevsk, Teberda, Çerkassk, Yerkenşahar, Yersokan gibi yerleşme merkezlerinde diğer Çerkes gururları ile bir arada yaşamaktadırlar.

NOT: DOROGOY SÇASTYA (Sbornik Proyzvedeniy Abazinskiy Avtorov- Çerkessk 1975) adlı derleme yapıt içinde bulunan Şenkaua Boyka'nın yazısından Türkçeleştirilmiştir.

1) Abazin ismi Abhazlar dışında Aşıvva-Aşkarıwa halk gurubu için kullanılmıştır (çevirmenin notu).
2) Bu gün bile Uzunyayla'daki Abazin Köyleri biri birleri için Psıl-barıpş adım kullanırlar (çevirmenin notu).
3) Ünlü Abazin yazarı Jır Hamid'in doğduğu köy, Haki Aşkarıwa diyalekti ile konuşur (çevirmenin notu).
4) Bu koldan ayrılıp Türkiye'ye gelen bir gurubun kurduğu, Eskişehir yöresinde Kovalca köyü vardır (çevirmenin notu).
5) Uzunyaylada Looğ'ların kurduğu bir Abazin köyü şimdilerde bile ''Altıkesek'' (Looğkıt) adını taşımaktadır (çevirmenin notu).
6) Bu guruba Kabardeyleşmiş şekilde halen Türkiye'de bulunan Kabardey köylerinde rastlanmaktadır. Örneğin Juğ, Yesan soyları gibi (çevirmenin notu).
7) Bu gurupların Türkiye'de kurdukları köyler şunlardır:

a) Kazancık-Borandere, Potuklu (Başılbiy) (Yoluhey) (Yismeylkıt) Bu üç Köy Kayserinin Pınarbaşı ilçesine bağlıdır.
b) Karacaören (Gebekuey, bu köyün bir kısmı Başılbeydir)
Demirboğa (Başılbey Tavladere -Başılbiy ve Mısılbiy karışıktır-). Bu üç köy Kazançık köyünden ayrılmadır. Bu köyler Sivas'ın Şarkışla ilçesine bağlıdır.
Yeniyapan (Siydkıt, Başılbıy, Barakey, Mısılbiy, Kızılbıy karışımıdır) Sivas'ın Şarkışla ilçesine bağlıdır. Yukarıda saydığımız üç köy 1868 yılında Kazançık'tan ayrılmışlardır
c) Sivas Yıldızeli yöresi, Halkaçayır, Cizözü, Çırçırköyleri Aşkarıwadır
d) Tokat -Artova-Erbaa yöresi, Bulamır, Alpudere, Fındıcak köyleri Aşkarıwadır (çevirmenin notu). 
e) Yozgat-Alaca-Çorum yöresi, Çerkes Osmaniye (Looğtut), GökÖren (Bzagaakıt) Osmaniye Sorgun'a bağlı olup Aşıwa'dır, Gökören ise Alacaya bağlı olup Aşkarıvva'dır.
f) Tufanbeyli yöresi Aşıwa, köyleri. 

8 ) Bu gün bile bu sandıklardan bol miktarda uzunyayla Köylerin de bulunmkatadır. (At derisi kaplı Sandıklar)

Şenkaua Boyka Çevirir: Yismeyl Özdemir 
Yamçı Dergisi, Mayıs 1977-Şubat 1978, s.86

Hakkımızda

ÇerkesyaCerkesya.org Çerkesler ve Kafkasya hakkında güncel haberler, Çerkes Kültürü ile ilgili her türlü görsel ve yazılı materyallerin bir arada bulunduğu, Çerkes Kültürünü gelecek nesillere aktarmayı amaç edinmiş hiç bir kurum ve kuruluşla bağı olmayan sadece Kuzey Kafkasya Halklarına taraf bir portaldır.

Çok Okunanlar

Çerkesler Türk mü?

Çerkesler Türk mü?

Ara 02, 2018 Rate: 0.00

Kafkasya Neresidir?

Kafkasya Neresidir?

Ara 10, 2018 Rate: 0.00

Kabardey Aile Armaları

Oca 25, 2019 Rate: 0.00

Son Twetler

RT @ajanskafkas: Mustafa Aydın Turan | Mehdi Nüzhet Çetinbaş yazdı https://t.co/bM0qHZIb6X https://t.co/LV5Nislevy
RT @gilahsteney: Bu hikayeyi daha önce de duymuştum bir dadeden çok araştırdım doğruluğunu Şorten Askerbiy'in Kazanokue Jabağı kitabında da…
BBC News Türkçe - Kafkasya'nın incisi Abhazya'da seçim zamanı: Ülke küçük, yarış büyük - Fehim Taştekin https://t.co/bjR7eWQ8gt
RT @Cerkesya: Abhazya Ulusal Bayrak Günü Kutlu Olsun. #Abhazya #Bayrak #Abkhazia https://t.co/FlUYIdyuRv
Follow Çerkesya on Twitter

Post Gallery

Çerkes Parası ve Kaffed'in Kozmik Aklı

Çerkeslerin Mitolojik Kahramanı Nart Sosruko Mobil Oyun Oluyor

Eski Kafkas halkları, Amerikan yerlileri ve Sibirya halklarıyla akrabaymış

Belgesel Film Gösterimi-Çerkes Atının Öyküsü Şağdi

Hayriye Melek Hunç Anısına Kitap Günleri

Adıgey Halkı Anadilde Eğitim İstedi

Sarıkamış’tan Bir Şehit Öyküsü

Efsanevi Kabardey Atları Dörtnala Geri Dönüyor

Çerkes Kültürüne Son Bir Yaşam Alanı