Çerkesler ve diğer Kafkas halkları bugün dünyanın birçok ülkesinde dağınık bir şekilde, milli ve tarihi değerleri, dilleri yok olma tehlikesiyle karşı karşıya bir yaşam sürdürmektedirler. Kafkasya gibi dünya medeniyetlerinin çarpıştığı, çatıştığı ve karıştığı bir noktada tarih sahnesine çıkan Çerkesler, bir anlamda kendi iradelerinin ve isteklerinin dışında bu güç savaşının içine çekilmişlerdir. Özellikle 15. asırdan sonra, bölgenin en büyük güçleri olan Osmanlı İmparatorluğu, Kırım, Rusya ve İran arasındaki mücadele Kafkas tarihini de büyük ölçüde etkilemiştir. Daha sonra bu güç dengelerinin içine Polonya, İngiltere ve Fransa girmiştir.

İngiltere’nin ve Fransa’nın Asya, Amerika ve özellikle Afrika’daki emperyalist politikaları genellikle İngilizlerin ifade ettiği üç C üzerinde kurulmuştur: Commerce, Christianity and Civilisation (Ticaret, Hıristiyanlık ve Medeniyet). Emperyalist ülkeler, geri kalmış halkların bütün doğal kaynaklarına el koyarak, ticari yönden tamamen dışa bağımlı bir hale getirirken Hıristiyanlık misyonerleri de onların yolunu izlemiş, hatta daha önden gitmiştir ve Kongo, Hıristiyanlığın özellikle emperyalist amaçlar için kullanıldığının en göze çarpan bir örneğini teşkil etmiştir.

Emperyalistler gittikleri her ülkede kültürel üstünlüklerini de kabul ettirmişler ve oralara kendi medeniyetlerini götürmüşlerdir. Bu yüzden Rusya’nın Kafkasya’yı işgal etme politikası, Avrupa’nın bu sosyo-politik ve ekonomik yapısı içinde değerlendirilmelidir.

Kafkas tarihinin gerçek bir analizinin yapılması ve Çerkeslerin neredeyse toplumsal bir intihar derecesine ulaşan bu direnmelerinin sebebinin bilimsel olarak araştırılıp anlaşılması gerekmektedir.

Bu konudaki kaynaklardan bir grubu, Çerkesler arasında yaşamış, Kafkasya’da o dönemde seyahat etmiş gezginlerin, maceracıların, doğabilimcilerin, askerlerin ve yazarların eserleridir. Bunlardan bazıları tarih sırasıyla şöyle sıralanabilir: P. S. Pallas (1794), J. Klaproth (1814), Taitbout de Marigny (1818-1824), R. Lyall (1825), E. Spencer (1838), Montreux de Dubois (1839), J. Bell (1840), J. Longworth (1840), M. Wagner (1856), Hommaire de Hell (1847), A. Dumas (1859) vb.

Bu anılarla savaşların en yoğun olduğu dönemlerin bir portresini çıkarmak mümkün olacaktır. Yukarıda adı geçen isimlerden özellikle J. Bell ile J. Longworth diğerlerinden ayrılmaktadırlar. Çünkü diğer yazarlar Rus makamlarının yardımıyla Kafkasya’da yolculuk yaparken bu iki İngiliz, doğrudan İstanbul’dan Çerkesya’ya gelerek onların arasında yaşamışlar ve bu arada başlarına Ruslar tarafından yakalanmaları için ödüller konmuştur. Bu iki yazar ile Taitbout de Marigny’nin anılarının Türkçe’ye kazandırılmasından sonra, Kafkas-Rus mücadelesinin gerçek yönleri ortaya çıkmaya başlamıştır.

Burada önemli olan, kaynakların karşılaştırmalı ve eleştirel bir metotla incelenmesidir. Bu açıdan Bell, Longworth, Wagner ve Dumas’ın seyahat anıları önemli birer kaynaktır.

Birer bilim adamı olan Wagner ile Lyall ve De Hell, dünyanın birçok bölgesine seyahatlerde bulunduktan sonra Rusya’ya da gelmiş, Kırım’dan yola çıkarak Kuban ve Terek kıyısı boyunca kurulmuş Rus kaleleri ve Kazak köyleri arasından geçerek Kafkasya’yı geçmişlerdir. Yazılarında son derece romantik bir üslup hakimdir. Bunda özellikle Almanya’da gelişmiş olan romantik tarih felsefesinin etkileri açıkça görülmektedir. Kitaplar 19. yüzyıldaki Avrupalı aydın kesime hitaben yazıldığı için yazarlar, sık sık Yunan mitolojisine atıflarda bulunarak karşılaştırmalar yapmakta, izlenimlerini oldukça duygusal biçimde ifade etmekte, tasvirlerini son derece canlı ve abartılı bir şekilde yapmaktadır. Bu ifade şekli, aslında o dönemde Avrupa’da hakim olan ve İngiliz savaş literatüründe Noble Savage (Asil Vahşi) olarak geçen kavramın canlılığını kanıtlamaktadır. Endüstrileşmiş ülkelerin subayları, uzak ve yabancı ülkelerde karşılaştıkları yerli savaşçıların kahramanlıklarına ve saf asaletlerine hayran olarak, onlara karşı düşmanlık ve sempati karışımı bir duygu geliştirmişlerdir. Örneğin, Pakistan ile Afganistan sınırındaki Peşaver dağlarında yaşayan özgür Puktun kavimleri ile İngilizler arasındaki bir çarpışma sonrasında barış yapılıyor ve İngiliz generali Puktunlara şöyle sesleniyor: “Bravo! Erkekler gibi çarpıştınız. Yoksa şu anda elinizi sıkmazdım!”

Wagner’in anıları, Terek ile Kuban Hattı’nın kuzey tarafında, özgür Çerkeslerin ve onların savaşlarının nasıl değerlendirildiği ve Çerkesler baskınlarının Kazak halkı üzerinde ne tür etkiler yarattığını ve Rusların Çerkesleri nasıl değerlendirdiklerini ifade etmesi bakımından son derece ilginçtir. Bu yüzden Hat’tın güney tarafında Çerkesler arasında yaşamış olan Bell ve Longworth’un yazdıkları ile Wagner’in anıları karşılaştırılınca gerçek daha kolay görülecektir.

Sedat Özden

Hakkımızda

ÇerkesyaCerkesya.org Çerkesler ve Kafkasya hakkında güncel haberler, Çerkes Kültürü ile ilgili her türlü görsel ve yazılı materyallerin bir arada bulunduğu, Çerkes Kültürünü gelecek nesillere aktarmayı amaç edinmiş hiç bir kurum ve kuruluşla bağı olmayan sadece Kuzey Kafkasya Halklarına taraf bir portaldır.

Çok Okunanlar

Çerkesler Türk mü?

Çerkesler Türk mü?

Ara 02, 2018 Rate: 0.00

Kafkasya Neresidir?

Kafkasya Neresidir?

Ara 10, 2018 Rate: 0.00

Kabardey Aile Armaları

Oca 25, 2019 Rate: 0.00

Son Twetler

RT @ajanskafkas: Mustafa Aydın Turan | Mehdi Nüzhet Çetinbaş yazdı https://t.co/bM0qHZIb6X https://t.co/LV5Nislevy
RT @gilahsteney: Bu hikayeyi daha önce de duymuştum bir dadeden çok araştırdım doğruluğunu Şorten Askerbiy'in Kazanokue Jabağı kitabında da…
BBC News Türkçe - Kafkasya'nın incisi Abhazya'da seçim zamanı: Ülke küçük, yarış büyük - Fehim Taştekin https://t.co/bjR7eWQ8gt
RT @Cerkesya: Abhazya Ulusal Bayrak Günü Kutlu Olsun. #Abhazya #Bayrak #Abkhazia https://t.co/FlUYIdyuRv
Follow Çerkesya on Twitter

Post Gallery

Çerkes Parası ve Kaffed'in Kozmik Aklı

Çerkeslerin Mitolojik Kahramanı Nart Sosruko Mobil Oyun Oluyor

Eski Kafkas halkları, Amerikan yerlileri ve Sibirya halklarıyla akrabaymış

Belgesel Film Gösterimi-Çerkes Atının Öyküsü Şağdi

Hayriye Melek Hunç Anısına Kitap Günleri

Adıgey Halkı Anadilde Eğitim İstedi

Sarıkamış’tan Bir Şehit Öyküsü

Efsanevi Kabardey Atları Dörtnala Geri Dönüyor

Çerkes Kültürüne Son Bir Yaşam Alanı