İnsanlar arasında iletişim ve anlaşma araçlarından en önemlisi "dil" dir. "Dil" i olmayan bir ulus düşünülemez. Çerkesler "Dilsiz ulus ölüdür.", "Dili olmayanların ulusu da olmaz." derler. Bir ulus kendine özgü kültürel değerleri, gelenek ve görenekleri "dil" aracılığıyla yeni kuşaklara aktarır.

"Dil" i yok olan bir halkın tarih sahnesinden silinmesi kaçınılmazdır. Tarihte dili, kültürü ve vatanıyla bağlantısı yok edilerek, asimile olup tarih sahnesinden silinen birçok ulus vardır.

Tarih sahnesinden silinmemek için geçmişte yıllarca mücadele eden Kuzey Kafkasya halklarının (ki, Türkiye'de Çerkeş genel adıyla tanınmaktadırlar), anavatan dışında yaşayan kesimlerinde gün geçtikçe yoğunlaşan "anadilin yok oluşu" sorunu yaşanmaktadır. Anadilin yok oluşu ile birlikte kültürel değerler, gelenek ve görenekler yok olmakta, giderek bir halkın tümüyle asimilasyonu gündeme gelmektedir. Özellikle iletişim teknolojisinin köylere kadar girmesi, hızlı kentleşme, dağınık yerleşim, eğitim vb. gibi doğal etmenlerin yanı sıra 2932 sayılı yasayla getirilen engeller, ülkemizde "anadilin yok oluşu" sürecini hızlandırmıştır. Bu sorunun diğer önemli bir nedeni de hiç kuşkusuz halkın , özellikle de aydınların bu konudaki dirençsizliği ve duyarsızlığıdır.

Anavatan dışında çeşitli ülkelerde yaşayan Çerkeslerin anadilleri yok oluş sürecinde iken, K.Kafkasya'da yaşayanların da, dışarıdakiler kadar olmasa da, "anadil'e ilişkin birtakım sorunları gözlenmektedir.

Çerkeslerde dil sorununa girmeden önce, bir dilin varlığını sürdürebilmesi ve gelişmesi için gerekli olan şartlara değinmek istiyoruz.

Anadilin Varlığını Sürdürme ve Gelişme Koşulları

Dillerin varlıklarını sürdürebilmeleri, gelişmeleri için gerekli şartlar bilimsel olarak şu şekilde açıklanmaktadır:

1) Bir dil o dilin konuşulduğu bir dil bölgesine sahip olmalıdır.
2) Bu dil bölgesi sağlam bir ekonomik temele sahip olmalıdır.
3) Dil, çalışma gününün ve yaşamın tüm alanlarında kullanılmalıdır.
4) Yazı dili oluşturulmalıdır.
5) Dil, kitle haberleşme araçlarında kullanılmalıdır.

Bu açıklamaya göre K.Kafkasya ve diğer ülkelerde yaşayan Çerkeslerin dil sorunlarını irdeleyecek olursak şunları söyleyebiliriz:

Çerkeslerde Anadil Sorunu

1) K. Kafkasya'da Çerkes dili (veya dilleri), Çerkeslerin yoğun olarak yaşadıkları bölgelerde hem okullarda öğretim dili olarak okutulmakta, hem de yaşamın tüm alanlarında kullanılmaktadır. Rusça devletin resmi dilidir ve halk Rus dilini de kullanmaktadır. Çerkes özerk yönetim birimlerinde ve çoğunluğunu Çerkeslerin oluşturduğu bölgelerde Çerkesce okutulması ve okunması zorunludur. Bu nedenle yeni kuşaklar zorunlu olarak kendi anadillerini öğrenmektedirler. Kendilerine yetebilen bir ekonomik yapıya da sahiptirler. Fakat gerekli yapı değişikliklerine gitmedikleri sürece mevcut ekonomik sistem ihtiyaçları karşılamakta zorlanacaktır.
Şüphesiz ekonomik yapı değişikliği, beraberinde birçok sosyal değişimi de getirecektir. Nispeten kapalı ve kendine yeten ekonomik yapının değişmesi, pazar ilişkilerine geçiş, "dil"de de bazı değişiklikleri getirecektir. İnsanlar kendilerine ekonomik bir yarar sağlamayan Çerkesce yerine İngilizce, Rusça v.b dilleri, öğrenmeye ağırlık verecek, dolayısıyla bugüne kadar ekonomik bir temel bulan anadil bir-iki kuşak sonra kendiliğinden yok olacaktır. Çünkü dil'e hayat veren ekonomik yapı ve pazar ilişkileri egemen dillerin lehine işleyecektir.
Kuşkusuz burada nüfus çok önemli bir etmendir. Pazarda arz ve talebi belirleyen nüfus oram, konuşulan ve gerekli olan dili de belirleyecektir. Sovyetlerde meydana gelen ekonomik yapı değişikliklerine kadar devletin ekonomik destekleriyle gelişen dil ve kültüre ilişkin çalışmalar, bundan böyle pazar kurallarına göre şekillenecektir. Kuşkusuz bu durum, bugünkü nüfus yapısı dikkate alındığında Çerkeslerin oldukça aleyhinedir. Yakın bir gelecekte anadilin yok oluş sorunu yaşanmasa dahi, uzak bir gelecekte "yok oluş sorunu" ciddi olarak gündeme gelebilecektir.
2) K. Kafkasya dışında Çerkeslerin yaşadıkları diğer ülkelerde dilin konuşulduğu toplu bölgeler yok denecek kadar azdır. Örneğin Türkiye'de Uzunyayla, bir ölçüde Düzce dışında toplu yaşanılan ve dilin tam olarak konuşulduğu bir bölgeye rastlamak mümkün değildir. Bu bölgelerde de sağlam bir ekonomik yapı olmadığından, kentlere hızlı göçler olmakta, bölge nüfusu sürekli azalmaktadır. Ayrıca yazılı eğitime dönüştürme olanağı bulunmayan Çerkes dilleri, yoğun yaşanılan bu bölgelerde dahi hızlı bir şekilde asimile olmaktadır. K.Kafkasya dışında hiç bir ülkede Çerkes dili bir bölgeye ve sağlam ekonomik temele sahip değildir.
3) Çerkesce K.Kafkasya'da köy tipi yerleşim birimlerinde (ki köyler 500-1500 hanelidir) çalışma gününün, yaşamın tüm alanlarında sürekli, kentlerde ise kısmen kullanılmasına karşın, diğer ülkelerde yaşamın ancak çok az bir kesiminde ve birçok yabancı kelime karıştırılarak kullanılmaktadır. Genellikle günlük yaşamda Arapça, Türkçe vb. kullanılmaktadır. Çünkü ihtiyaçlar ancak böyle karşılanabilmektedir. Bu dillerin bir ekonomik temeli vardır ve egemen dil olarak varlıklarını hissettirmektedirler. Kuşkusuz sürekli kullanılmayan bir dil de zaman içinde yok olacaktır.
4) 80 yılı geçkin bir süredir yazılı hale getirilerek yaşamın her alanında kullanılan Çerkes dili K.Kafkasya'da "edebiyat, tiyatro, müzik ve okul eğitiminde" kullanılarak kurumlaşmıştır. Kendi diliyle eğitimin ve kendi devletine sahip çıkmanın bir sonucu olarak Çerkes dilleriyle yapıtlar veren birçok sanatçı yetişmiştir. Dilin yazılı hale getirilme sinden bu yana yığınla sözlü kültür ürünleri derlenmiş ve yeni kuşaklara aktarılmıştır.
5) K. Kafkasya dışında anadiliyle okuma-yazma bilenlerin sayısı nüfusa oranla çok azdır. Özellikle ülkemizde anadil konusunda getirilen yasaklar okuma-yazma olanaklarını yok etmiştir. Örneğin Kafkas kültürünü yaşatmak amacıyla kurulan derneklerde Çerkesce okuma-yazma kursları açmak, yasal olarak, mümkün değildir. Yazıya dökülmeyen bir dilin sadece evde konuşulmasıyla (ki bir çok nedenler yüzünden bu da, ancak kısmi olarak yapılabilmektedir) varlığını sürdürebilmesi ve gelişmesi mümkün olabilir mi?
K. Kafkasya dışında sadece Ürdün ve İsrail'de Çerkesler kendi anadilleriyle öğrenim görebilmektedirler. Öğrenim hakları olmasına karşın oralarda da dilin konuşulma oranı düşüktür. Çünkü o ülkelerde de dilin ekonomik bir temeli yoktur. Dilin günlük ekonomik yaşamda bir işlevi yoktur. Okuma-yazmayı bilmesine karşın konuşamayan insanlara rastlamak mümkündür.
6) Radyo-TV., gazete vb. gibi kitle haberleşme araçlarında Çerkes dillerini kullanma olanakları K.Kafkasya'da belirli sistemlere ve yasal güvencelere bağlanmıştır. Her gün belirlenen sürelerde TV. ve radyolardan anadille programlar yayınlanmakta, günlük gazeteler çıkarılmaktadır, Diğer ülkelerde ise anadili kitle haberleşme araçlarında kullanma olanağı yoktur.

Yaptığımız bu değerlendirmeden Çerkes halkının K.Kafkasya'da anadilinin yok oluş sorunu olmayacağı gibi bir izlenim çıkmaktadır. Kuşkusuz bir-iki kuşak için bu söz konusu olmayabilir. Fakat uzun vadede bu nüfus yapısı değişmediği, yeni bir siyasal yapılanmaya gidilmediği takdirde orada da ciddi bir asimilasyon sorunu yaşanabilecektir. Özellikle, uygulanmaya konulan ekonomik ve siyasal sistem dilde ve kültürel yapıda ciddi asimilasyon sorunlarını gündeme getirebilir. Şu anda dahi Çerkes dilinin varlığını sürdürebilmesi ve gelişmesi için her türlü eğitim olanakları olmasına karşın yazışma ve konuşmalarda oldukça sık Rusça, Balkarca kelimelere Taşlanmaktadır. Yabancı kelime kullanma oranı Radyo, TV., ve gazetelerde daha da çoktur. Çerkes dili alanında eğitim veren kurumların ve dilbilimcilerin olduğu bir ülkede yabancı kelimeler yerine Çerkesce kelimeler üretilmesi çok zor olmasa gerektir.

Ayrıca aralarında çok az şive farklılıkları olan dillerin birleştirilmemesi de bir sorundur. Örneğin; (Abazin-Abhaz), (Abzegh-Bjedugh-Kaberdey-Shapsugh), (Çeçen-İnguş), (Diguron-Yiron) ve bazı Dağıstan şiveleri arasındaki farklılıkların giderilmemesi nedeniyle ileride bu dillerin hemen her birinin, özellikle de nispeten daha az nüfus tarafından konuşulan dillerin, yok oluş sorunları ortaya çıkabilecektir.

Özellikle her şeyin parayla ölçüldüğü serbest piyasa sistemine geçildiği bir ortamda, dil} ve kültürün gelişmesi de bir ekonomik pazar' sorunuyla birlikte ele alınacaktır. Yukarıda sözü edilen şive farklılıklarının ortadan kaldırılmasıyla anadille yazılan eserler daha çok alıcı-pazar bulacak, dolayısıyla satış olduğu sürece de o alanda yapıtlar çoğalacaktır.

Çerkeslerde anadil sorunu konusunda sonuç olarak şunları söyleyebiliriz:

1) K. Kafkasya'da anadilin yaşaması ve gelişmesi için var olan tüm eğitsel, yasal imkanlar yeterince kullanılamamaktadır. Anadili Çerkesce olan bir kimse "etki alanını" kendi ekonomik ve manevi çıkarlarına zararlı olacak şekilde sınırlandırmamak için (Adigece-Rusça olmak üzere) çift dilliliğe muhtaçtır. Şayet genelde devletin resmi dili olan Rusça’nın etki alanı büyür, Çerkesce'nin geçerlilik ve etki alanı bilinçli ve sistemli bir şekilde geliştirilmezse toplum giderek tek dile kayacaktır. Bu nedenle aydınlara, politikacılara, eğitimcilere, yazar ve yayıncılara çok görevler düşmektedir. Eldeki tüm olanaklar sonuna kadar kullanılmalı, Çerkesce'nin önündeki engeller kaldırıl-malıdır. Örneğin şive farklılıkları kaldırılarak tek dilli bir toplum oluşturma çabaları yoğunlaştırılmalıdır. K.Kafkasya'da Çerkes diline ilişkin sorunları çözebilecek güçte bir ulusal bilinç ve potansiyelin olduğuna inanıyoruz.
2) Diğer ülkelerde anadili sorunu çok ciddi boyutlardadır. Özellikle Türkiye'de anadil hızlı bir şekilde yok olmaktadır. Gerekli tedbirler alınmadığı takdirde 50 yılda anadilini konuşabilen çok kişi kalmayacaktır. Evet acı gerçek budur. Her türlü yasal engel kaldırılsa dahi dilin ve dolayısıyla halkın yok oluşunu kimse önleyemez. Çünkü Çerkes dilinin varlığını sürdürebilmesi ve gelişmesi için gerekli olan şartlar yoktur. Anayurt K.Kafkasya dışında Çerkesce, bir dil bölgesine, sağlam bir ekonomik temele sahip değildir. Peki bu şartlarda bu dil nasıl varlığını sürdürebilir ? Bu konuda neler yapılmalıdır ? Anadilin yaşatılması için bir umut ışığı var mıdır?

Anadilin Varlığını Sürdürebilmesi İçin Öneriler

Anadilin yaşatılması, kültürel varlığın sürdürülmesi her şeyden önce bir ulusal bilinç sorunudur. Sağlam bilince sahip olmayan bir kişi için bunların bir değeri yoktur. Bu bilince sahip olup da şartlar nedeniyle anadilini öğrenememiş, istekli insanlar da vardır. Gerek "kişi gerekse toplumsal düzeyde, bu sorunun çözümü konusunda yapabileceğimiz bazı şeylerin olduğu kanısındayım.

1) Anayurt K.Kafkasya dışında Çerkes halkının varlığını sürdürebilmesi uzak bir gelecekte kesinlikle söz konusu değildir. Sorunun radikal ulusal çözümü Anavatana dönmektir. Orada kendi topraklarında egemenliğini ilan etmiş, Birleşik K.Kafkasya Halkları Federasyonu şeklindeki bir devlet örgütlenmesi içerisinde varlığını sürdürmesi siyasal bir çözümdür.
2) Siyasal çözümlere uzun bir gelecekte ulaşabileceğimiz düşünülürse, o zamana kadar dilin yok olmaması için gerekli çabalar da sarf edilmelidir. Örneğin evlerde Çerkesce okuma-yazma öğrenebiliriz. Dili bilen büyüklerimizi zorlayarak sürekli anadille konuşmalarını sağlayabiliriz. İmkanlar ölçüsünde yaz aylarında çocuklarımızı Kafkasya'ya göndererek orada dil kurslarından geçirebiliriz.
3) Bütün Kafkas Kültür Dernekleri dil öğrenme kampanyası açabilir, dil yasağının kaldırılması konusunda girişimlerde bulunabilirler.
4) Türkçe - Çerkesce bir sözlük hazırlanıp yayınlanabilir.
5) K.Kafkasya'daki dilbilimcileri davet edilerek seri konferanslar verdirilebilinir.
6) Gençlik gruplarının turistik gezileri sağlanabilir. Bu gezilerde dil öğrenmeye ağırlık verilebilir.
7) K.Kafkasya ile mektuplaşmalar yoğunlaştırılabilir.
8) Sadece dil öğrenmeye yönelik geziler ter tip edilebilir. K.Kafkasya'daki yatılı okullardan, yaz aylarında yararlanmak suretiyle bu gezilerin ekonomik maliyeti ve külfeti azaltılabilir.

Çerkes dilinin yok olmaması için K.Kafkasya'da ve dışında yaşayan halka büyük görevler düşmektedir. Her iki kesimin yapabilecekleri katkılar vardır. Sorun bir halkın yok oluş sorunudur, tarih sahnesinden silinmesi sorunudur. Dolayısıyla her iki kesimi de ilgilendirmektedir. Çerkes dil ve kültürü evrensel dünya kültürünün bir parçası olması nedeniyle, "dilin yok oluş= sorunu" tüm uluslararası kültür kurumlarını da ilgilendirmektedir.

Çerkes dilinin yok olmasını istemeyen duyarlı insanlar, bir araya gelerek, bu ciddi sorunun çözümü konusunda kısa ve uzun vadeli planlar yapmalı, güçlerini birleştirmelidirler. Gerekli tedbirler alınmadığı takdirde, Çerkes halkı bir tarih olmaya, kazılarda anılmaya mahkûmdur.

L’ışşe Süleyman
Kafdağı Dergisi, Ağustos 1990-Ocak 1991, Sayı 43-48 Sayfa 7-8-9

Etnik adlara (etnonimlere) ilgi duyanlar için Kafkas halkları eşsiz bir örnek. Türkiye'de ve Sovyetler döneminde üretilen politik adlandırmaları, anlam kaymalarını bir yana bıraksak bile bu halklara dışarıdan verilen adlar, kendilerine ve birbirlerine verdikleri adlar ve bir de her birinin kendi içindeki alt grupların adları bir araya getirilirse kalın bir kitap ortaya çıkar. Gerçi böyle çalışmalar var. Bu yazıda bu geniş alanın küçük bir bölümünü, Çerkeslerin diğer halklara, etnik gruplara verdiği adları konu alalım.

En başta, etnik bir adın tarihte ve bugün farklı anlamları olabileceğini, bu adların bir kısmının bugün artık kullanılmadığını, bazılarının da bölgesel olduğunu belirtmek gerek. Çerkesçede aynı adın sıklıkla hem halkı hem de yaşadığı ülkeyi belirtmesi yaygın bir özellik (Mısır Mısır ve Mısırlı, Şam Suriye ve Suriyeli, Turk Türkiye ve Türk, İncılız İngiltere ve İngiliz, Kurcı Gürcistan ve Gürcü).

Abaze adı bugün Türkiye'de tüm Abazaları (Abhaz Abazin) kapsasa da, geçmişte farklı olduğuna dair belirtiler var. Çerkeslerle Abhazların (Apsuvaların) birlikte yaşadığı bölgelerde (Sakarya, Düzce, Eskişehir, Bilecik, Bursaİnegöl) daha çok yaşlıların bildiği Azığa, Abhazları (Apsuvaları) Abazinlerden (Aşuvalardan) ayıran bir addır. İngiliz gezginlerin ve bazı Rus araştırmacıların kitaplarında da rastlanır bu ada. Buna dayanarak geçmiş yüzyıllarda Çerkeslerin Abazeyi sadece kuzeydeki Abazalar (Abazinler) için kullandığı, Abhazları ise Azığa olarak adlandırdığı düşünülebilir. Kuzeyli Abazalar içinde de Aşuva/Tapanta/Altıkesek olarak bilinen grubu Kabardeyler ve Besleneyler Bashağ olarak adlandırır.

Meseleyi karmaşıklaştıran başka bilgiler de var. 19. yüzyılda yazan Lyulye'ye göre, iç bölgelerdeki Çerkesler (Çemguylar, Hatukaylar, Kabardeyler vd.) asıl Abazalardan başka, Karadeniz sahilinde yaşayan Abzeh, Şapsığ ve Natuhayları da Abazeçil (Abadzejıle) ('Abaza ahalisi') diye adlandırıyormuş. Sadece dağlık bölgedeki Ubıhlara Ubıh, sahildekilere ise Abadze diyorlarmış. Volkovada, belki Lyulye'ye dayanarak Çerkeslerin geçmişte Abadze (Abzeh, Şapsığ, Natuhay vd.) ve Adığe (Çemguy, Hatukay vd.) olarak ikiye ayrıldığını ileri sürüyor. Bütün bunlar geçmişte Abaza adının bugünkünden farklı bir kullanımı olduğunu düşündürüyor, Abhaz milliyetçilerinin ise kıyı boyu Adığelerinin aslında Abaza kökenli oldukları tezine hevesle sarılmalarına vesile oluyor.

Bulğar adının Bulgaristan ahalisi ve tarihte Kafkasya'yı iki kez ziyaret eden Bulgarlar dışında bir anlamı daha var. 20. yüzyıl başında Basarabya'dan gelip KabardeyBalkar ve Kuzey Osetya'ya yerleşen, Türkçe konuşan Ortodoks Gagavuzlar çevre köylerin (Nijni Kurp vd.) Çerkes ahalisi tarafından Bulğar olarak adlandırılıyor; Kafkasya genelinde ise Tukan olarak biliniyorlar.

Ermenilerin Çerkeslerdeki adı Yermelı. Literatürde Çerkesohay olarak bilinen Çerkesleşmiş Ermenilerin ayrı bir adı yok; yaşadıkları Armavir şehrinin adı ise Yermelhabl. Yahudilere verilen Jurt adı Kafkasya'da ortak gibi. Artık kullanılmayan Rum, Nogma'ya göre eskiden Romalıların ve İtalyanların adıymış. Çerkeslerin daha yakından tanışık oldukları Yunanlıların iki eski adı var: Ellig/Allig/Allicve Girge/Circe/Gerg. Unutulan bu adların yerini bugün Grek almış. Çerkesya kıyılarında koloniler kurmuş Cenevizlilerin adı ise Franc/Frang'mış.

Türkçede iki ayrı halk, hem Kırım Tatarları hem de Kazan Tatarları için kullanılan Tatar adı Çerkesçede sadece Kırım Tatarlarını işaret ediyor. Tataristan'da yaşayan Tatarların adı ise Kazan.

18. yüzyıl sonundan itibaren İran'da hüküm sürmüş Türkmen asıllı Kaçar hanedanının adı Çerkesçede Kajarolarak 'Fars' karşılığında karşımıza çıkıyor. Kafkasya'da sadece bu anlamı bilinirken Türkiye'de, Uzunyayla bölgesinde ise kajar 'köle' anlamına geliyor. Kafkasya'dan gelen Çerkeslerin, Türkiye'de derneklerin ve yayınların Çerkes halkına hitaben kullandığı 'hemşeri' sözcüğünü duyduklarında gülmesinin bir nedeni var; hemşeriyhalk dilinde 'Acem' (İranlı) demek…

Farklı anlamları olan etnonimlerden biri de Kuşha. 'Dağ' ve 'dağlı' anlamlarına gelen bu sözcüğü etnik ad olarakKabardeyler kullanıyor. Büyük Kabardey'de Balkarlar ve Karaçaylar Kuşha iken, Küçük Kabardey (Terek) bölgesinde Osetler Kuşha olarak adlandırılıyor. Gerektiğinde Balkar Kuşha, Karaşey Kuşha, Digor Kuşha diye ayırt ediliyor. Digor Kuşhanın yerini bugünkü dilde Asetin Kuşha almış. Türkiye'de ise Kuşha artıktamamen Osetlerle özdeşleşmiş. Etnik bir ad olmanın ötesinde Kuşha, Kabardeyler içinde birbiriyle akraba olmayan birçok soyun/sülalenin de adı. Yani Çerkeslerin Kuşha olarak adlandırdığı biri etnik olarak Karaçay, Balkar, Oset ya da Kuşha sülalesinden bir Kabardey olabilir. Kabardeylerde iki komşu halkın daha farklı adı var: İnguşlar Mışhış, Svanlar Sone.

Diğer etnonimler bilinen, küçük ses değişikliğine uğramış isimler: Çeçen - Şeşen, Karaçay - Karaşey, Gürcü - Kurcı, Nogay - Neğoy, Rus - Vurıs.

Kaynaklar
" Kokov C.N., "İz adıgskoy (çerkesskoy) onomastiki" (Adığe (Çerkes) Adbilimi), Nalçik, 1983.
" Lyulye L., "Çerkesya. 19. Yüzyıl Tarih ve Etnografyası", İstanbul, 2010.
" Nogmov Ş.B., "İstoriya adıheyskogo naroda" (Adıhe Halkının Tarihi), Nalçik, 1994. 
" VolkovaN.G., "Etnonimı i plemennıye nazvaniya Severnogo Kavkaza" (Kuzey Kafkasya'nın Etnonimleri ve Kabile Adları), Moskova, 1973.

NART DERGİSİ 84. SAYI

Adıgece Ders No:01

Aralık 17, 2018

Adıgece Ders No:02

Aralık 17, 2018

Adıgece Ders No:03

Aralık 17, 2018

 

Bu dilde fiillerin iki yapıda olduğunu ve çekimlenmelerinin de farklı olduğunu söylemiştik Birinci tür fiillerde mesela yenen şeyin konu bahsi edilmediği yapıdır.

Sadece benim senin onun beslenme eğlemi olarak  çekimlenen fiildir. Burada sadece benim senin onun yaptığı eylem sorgulaması vardır.  Yediğimiz şey konu bahsimiz değildir.    İkinci tür fiiller ise  yediğimiz şeyin konu bahsi yapıldığı yapıdır. Sanırım başka türlü anlatma olanağı bulamadığım bu yapının anlaşılmasında  güçlük çekilmez.

шхэн -- eylem olarak beslenme eylemini gerçekleştirmek.

Beslenme eylemini gerçekleştirmek olarak

 

шхын --- Birşey  yemek. Burada konu bahsimiz yediğimiz şey olduğundan başta söylensin söylenmesin  bir  ap  vardır. Yiyen ise figürandır. Şahıs eklerine dikkat ediniz.  Aradaki farklılıkları anlamaya çalışın. Bu yapı hemen hemen çoğu fiiller için geçerlidir.

Birşey yemek.

 

Bu yapılarda günlük konuşmalarda şahıs  zamirleri  özellikle belirtilmesi gerekmiyorsa söylenmez .Birinci tür fiillerde üçüncü çoğul şahıslarda  şahıs zikredilmediğinde fiil sonunaхэ çoğul eki gelmek durumundadır.

gibi.

Telaffuzları iyi öğrenilmesi gerekli anlam veya anlam ilgileri daha sonra anlatılacak sözcükler.

 


 

Hakkımızda

ÇerkesyaCerkesya.org Çerkesler ve Kafkasya hakkında güncel haberler, Çerkes Kültürü ile ilgili her türlü görsel ve yazılı materyallerin bir arada bulunduğu, Çerkes Kültürünü gelecek nesillere aktarmayı amaç edinmiş hiç bir kurum ve kuruluşla bağı olmayan sadece Kuzey Kafkasya Halklarına taraf bir portaldır.

Çok Okunanlar

Çerkesler Türk mü?

Çerkesler Türk mü?

Ara 02, 2018 Rate: 0.00

Kafkasya Neresidir?

Kafkasya Neresidir?

Ara 10, 2018 Rate: 0.00

Kabardey Aile Armaları

Oca 25, 2019 Rate: 0.00

Son Twetler

RT @ajanskafkas: Mustafa Aydın Turan | Mehdi Nüzhet Çetinbaş yazdı https://t.co/bM0qHZIb6X https://t.co/LV5Nislevy
RT @gilahsteney: Bu hikayeyi daha önce de duymuştum bir dadeden çok araştırdım doğruluğunu Şorten Askerbiy'in Kazanokue Jabağı kitabında da…
BBC News Türkçe - Kafkasya'nın incisi Abhazya'da seçim zamanı: Ülke küçük, yarış büyük - Fehim Taştekin https://t.co/bjR7eWQ8gt
RT @Cerkesya: Abhazya Ulusal Bayrak Günü Kutlu Olsun. #Abhazya #Bayrak #Abkhazia https://t.co/FlUYIdyuRv
Follow Çerkesya on Twitter

Post Gallery

Çerkes Parası ve Kaffed'in Kozmik Aklı

Çerkeslerin Mitolojik Kahramanı Nart Sosruko Mobil Oyun Oluyor

Eski Kafkas halkları, Amerikan yerlileri ve Sibirya halklarıyla akrabaymış

Belgesel Film Gösterimi-Çerkes Atının Öyküsü Şağdi

Hayriye Melek Hunç Anısına Kitap Günleri

Adıgey Halkı Anadilde Eğitim İstedi

Sarıkamış’tan Bir Şehit Öyküsü

Efsanevi Kabardey Atları Dörtnala Geri Dönüyor

Çerkes Kültürüne Son Bir Yaşam Alanı